YÖK üyelerinin istifası yetmez idari kadro da istifa etmeli

AK parti dönemi eğitim politikalarının iflas ettiğinin en önemli göstergesi YÖK’ün perişan halidir. Dünyanın birçok ülkesi yükseköğretim yolu ile ekonomik kalkınmayı sağlarken bizde tam tersi oluyor. YÖK denilen kurum yani Yükseköğretim Kurulu ekonomiye katkı sağlayamadığı gibi milletin değerlerine ihanet ettiği konusunda herkes fikir birliği içerisindedir.
Hem milletin sırtında bir kambur ve hem de milletin değerlerine ihanet eden YÖK kaldırılmalı mı bu ayrı bir soru. Ama en azından bu ekonomik krizde çare üretebilecekken, millete umut olabilecekken bırakın çare üretmeyi yurt dışında Türkçe eğitim yapılamaz kararı ile ihanet sarmalı içerisine düşmüştür.
Bu ihanetten sonra geçtiğimiz günlerde YÖK üyelerinin görevden alınmaları ve istifaları ile büyük bir çalkantı yaşandı. Görevden uzaklaştırılan YÖK üyeler bu hükümet tarafından atanmıştı yine bu hükümet tarafından alelacele görevlerine son verildi. Birkaç da istifa oldu. Eski YÖK başkanı Yekta Saraç Türkiye Cumhuriyeti eğitim tarihinin gelmiş geçmiş en başarısız ve Türkçeye ihanet eden bir başkan olarak tarihin tozlu sayfalarında yer aldı. Dolayısı ile ekibi de bu kaderin en müflis ortakları olarak tarihe geçecekler. Görevden alınan, istifa edenler YÖK üyelerinin yanında hala pişkin bir biçimde ısrarla görevde devam etmek isteyen bazı üyeler var onlar da yakında geldikleri gibi giderler.
Yeni YÖK Başkanı Erol Özvar ile ilgili yazdığımız her yazıda bu kadro ile çalışırsa davul boynunda tokmak ise Yekta’nın elinde olduğunu söylemiştik. Erol hoca öncelikle sessizce YÖK’teki ihanete şahitlik etti, gözlemledi ve bu kadro ile çalışılamayacağını anlamakta çok gecikmedi. Erol hoca göreve gelirken onu bu makama getirdiğini iddia edenler 2023 seçimlerine kadar kadroya dokunma dediler. Bunun sebebine değinmeden önce Erol hoca önce bu talebi makul karşıladı neticede beraber çalışacakları YÖK üyeleri AK parti tarafından göreve getirilmiş aynı ideale doğru giden insanlardı. Buraya kadar bir şey yok. Ama göreve gelip şöyle birkaç ay etrafı kolaçan edince YÖK’te kurulan tezgâhı gören Erol hoca istifa etmeye kadar işi götürdü. Bizim ilk gün dediğimiz davul Erol hocanın boynunda tokmak ise Yekta Sarac’ın elinde görüşümüz ile yüzleştiğinde iş işten geçmek üzere idi. Özel kalem müdürünü seçme iradesi bile verilmeyen Erol Özvar bu gidişe çok fazla tahammül edemezdi. Nitekim de öyle oldu ve Yekta’nın birebir çalışma ekibinde olan bazı üyeler görevden uzaklaştırıldı ve ya istifa etmek zorunda kaldılar ama hala o ekipten bazıları ısrarla gitmeme konusunda direniyorlar, gizli gizli Yekta ile buluşup durum değerlendirmesi yapıyorlar.
Mesela bunlardan biri de İngiltere’de doktora yaptığı için kendini Majestelerinin Türkiye temsilcisi zanneden ve yurtdışı Türkçe eğitim yasağını İngilizce ve İngiltere adına yasaklanmasında canhıraş çalışan bir zatı muhterem hala görevine devam ediyor. Eğer bu zatı muhterem istifa etmez ve Yekta’nın tokmağını YÖK’te sallamaya devam ederse gelecek yazılarımızda bu zatı muhtereme daha fazla yer vereceğiz.
Yönetim kurulunda bu istifalar olurken esas idari birimlerdeki Yektanın kadrolaşması tasfiye edilmelidir. Denklik birimi genel sekreterlik ve idari personel yetkilileri tamamen ve acilen değiştirilmelidir. E İmza şifreleri kimde olduğu belli değil, denklik biriminde bu şifre ile yüzlerce sahte denklik verildiği YÖK’ün çaycılarının bile konuştuğu bir konudur. YÖK’te yıllık yüz milyon eoruluk bir rant olduğunu pek kimse bilmez. Mesela pandemi sürecinde yurtdışından Türkiye’ye yapılan sahte öğrenci geçişleri başlı başına büyük bir yolsuzluktur. Hatta Yekta bunu bir konuşmasında ağzından kaçırmıştır. Bir tane savcıda çıkıp ne oluyor arkadaş diyemedi. YÖK’teki çaycının şoförün kapıcının bildiği bu gerçekleri savcıların bilmemesi mümkün değil. İdari personel üst düzey yöneticilerinin kirli ilişkileri Erol hocaya rapor edildiğinde o kibar o sakin insanın nasıl küplere bindiğini görenler hayret içerisinde kalmışlar. Mesela denklik birimindeki yolsuzluklar, kayırmalar, e imza şifresini eline geçirenlerin sahte evraklar düzenleyip sattıkları denklik diplomaları hakkındaki söylenceler ayyuka çıktığı artık herkes tarafından konuşuluyor. YÖK üyelerinin istifa etmeyen bazıları da istifa etmeli ve esas temizlik idari personelde yapılmalıdır. Erol hoca Türk yükseköğretimine hizmet etmek istiyorsa bunları acilen gerçekleştirmeli ve Yekta Saraç’ın ideolojik saplantısından, Milli Eğitim bakanlığı beklentisinde kaynaklanan Yurtdışı Türkçe Yükseköğretim yasağını bir an önce kaldırmalıdır. Bu Türk milletine yapılan ihanete bir an önce son vermelidir. Yekta hala kendini YÖK başkanı zannetmekte ona göre de idari personele talimatlar vermektedir.
Tabii sorun Yekta ile de bitmiyor Balkanlarda bir üniversitenin mütevelli heyeti başkanı olan ama aslında üniversiteyi ele geçiren bir zatı muhterem de YÖK’ten elini çekmelidir. Yekta’ya Milli Eğitim bakanlığı sözü vererek İngilizce eğitim yapan kendi okuluna menfaat sağlayabilmek için yurtdışında Türkçe eğitimi Yekta eli ile yasaklatan zatı muhterem Türkiye için bir beka sorunu haline gelmiştir. Kendi menfaati için Türkiye’ye Türk kültürüne Türk diline ihanet eden bu zatı muhterem cumhur ittifakının ruhuna zarar vermektedir. Türk milliyetçileri Cumhur İttifakının bileşenleri içerisinde böyle ihanetlere göz yumamaz, yummayacakta. Burada Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a 2023 seçimleri öncesi çok iş düşmektedir. Ya bu çürük elmaları temizleyecek ya da bu çürük elmalar ile beraber çürüyecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.