ABD'den Türkiye'ye 100 Tarihi Eser İade Edildi: Aralarında 4 Bin Yıllık Horoztepe Buluntuları Da Var

ABD'den Türkiye'ye 100 Tarihi Eser İade Edildi: Aralarında 4 Bin Yıllık Horoztepe Buluntuları Da Var

ABD’den Türkiye’ye getirilen 100 kültür varlığı, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde düzenlenen programla tanıtıldı.

Anadolu topraklarından farklı dönemlerde yasa dışı yollarla çıkarılarak yurt dışındaki müze ve koleksiyonlara ulaşan tarihi eserler, uluslararası işbirliği sayesinde yeniden Türkiye’ye dönüyor.

ABD’den iadesi sağlanan 100 kültür varlığı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde tanıtılırken, eserlerin geçmişine ilişkin bilimsel araştırmalar ve yıllara yayılan takip süreci de paylaşıldı.

Program kapsamında, Burdur’daki Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan bronz heykellerin hikâyesini anlatan “Kaçış Yok: Boubon” sergisinin açılışı da gerçekleştirildi. Törende Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos da yer aldı.

100 ESERİN 40’I HOROZTEPE KÖKENLİ

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin kültürel mirasını korumak ve yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarılan eserleri geri kazandırmak amacıyla Manhattan Bölge Savcılığı ve Amerikan İç Güvenlik Soruşturmaları Birimi (HSI) ile yürütülen işbirliğinin sonuç verdiğini belirtti.

ABD’de faaliyet gösteren bir müzayede evinin mayıs ayında Anadolu kökenli eserleri satışa çıkarmaya hazırlandığının tespit edilmesi üzerine harekete geçildiğini aktaran Ersoy, bilimsel belge ve verilerin ilgili kurumlarla paylaşılması sonucunda satışın durdurulduğunu ve eserlerin Türkiye’ye iadesinin sağlandığını bildirdi.

İade edilen 100 eserin önemli bir bölümünü, Tokat’ın Erbaa ilçesindeki Horoztepe kökenli 40 parçanın oluşturduğunu belirten Ersoy, milattan önce 2300-2000 yıllarına tarihlenen eserlerin Erken Tunç Çağı Anadolu'sunun gelişmiş metal işçiliğini yansıttığını ifade etti. Törensel müzik aletleri, silahlar ve metal kaplardan oluşan eser grubunun, dönemin kültürel ve teknolojik birikimi açısından önemli bilgiler sunduğunu kaydetti.

Horoztepe buluntularının geçmişinin aydınlatılmasında Prof. Dr. Tahsin Özgüç’ün bilimsel çalışmalarından ve arşiv kayıtlarından yararlanıldığını dile getiren Ersoy, 1953 yılında gerçekleştirilen kaçak kazılara ve sonrasında kurtarılan eserlere ilişkin belgelerin, parçaların yurt dışına çıkarılma sürecinin ortaya konulmasına katkı sağladığını söyledi.

DÜVER’DEN 44 MİMARİ LEVHA GERİ GETİRİLDİ

Türkiye’ye iadesi sağlanan bir diğer önemli grubun ise Burdur’un Düver köyü kökenli 44 pişmiş toprak mimari levhadan oluştuğunu belirten Ersoy, eserlerin milattan önce 6. yüzyıla, Arkaik Dönem’e tarihlendiğini aktardı.

Dönemin yapılarında çatı ve kaplama düzenlerinde kullanılan levhaların bezeme, biçim ve üsluplarının bilimsel verilerle karşılaştırıldığını belirten Ersoy, eserlerin geçmişteki dağılımının arşiv ve koleksiyon kayıtları üzerinden takip edildiğini ifade etti.

Ersoy, daha önce 2022’de ABD’den, 2024’te Danimarka’dan ve 2025’te Virginia Güzel Sanatlar Müzesi’nden gerçekleştirilen iadelerin ardından, bu kez J. Paul Getty Müzesi’ndeki eser grubunun da Türkiye’ye kazandırıldığını bildirdi. Hazırlanacak projeyle iade edilen parçaların İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonundaki diğer örneklerle bir araya getirilmesi planlanıyor.

1976 TARİHLİ TUTANAK İADE SÜRECİNDE BELİRLEYİCİ OLDU

İade edilen eserler arasında Aphrodisias Antik Kenti kökenli bir portre de bulunuyor. Bakanlık uzmanlarının arşiv belgeleri ve geçmiş koleksiyon kayıtlarını karşılaştırarak portrenin kökenini ve yurt dışındaki koleksiyonlara uzanan geçmişini araştırdığını belirten Ersoy, 1976 yılında düzenlenen bir olay yeri tutanağındaki ifadenin yıllar sonra önemli bir kanıt niteliği taşıdığını söyledi.

Ersoy, söz konusu tutanakta yer alan “Tespit edilip belgelenenler dışında başka eserlerin de çalındığı yapılan incelemeden anlaşılmaktadır.” ifadesinin, Aphrodisias kökenli eserler üzerindeki Türkiye’nin haklarının savunulmasına ciddi katkı sağladığını vurguladı.

İade edilen 100 parçalık koleksiyonda bu eserlerin yanı sıra tiyatro maskları ve tanrıça heykelciklerinin de bulunduğunu belirten Ersoy, her bir parçanın ait olduğu toprakların tarihsel ve kültürel birikimini yansıttığını kaydetti.

BOUBON HEYKELLERİNİN İZİ YILLARCA SÜRÜLDÜ

Tanıtım programında açılışı yapılan “Kaçış Yok: Boubon” sergisi, Burdur’un Gölhisar ilçesine bağlı İbecik köyü yakınlarında bulunan Boubon Antik Kenti’nden kaçırılan bronz heykellerin izini ve Türkiye’ye iade sürecini konu alıyor.

Boubon Antik Kenti’ndeki Sebasteion Tapınağı’nda Roma imparatorları ve imparatorluk ailesi adına yapılan bronz heykellerin, 1960’lı yıllardaki kaçak kazılar sırasında parçalanarak yurt dışına çıkarıldığı belirtildi. Heykellere ait baş, gövde ve uzuvların birbirinden ayrıldığı, aynı eserin parçalarının farklı ülkelerdeki koleksiyonlara dağıldığı ifade edildi.

Eserlerin izinin sürülmesinde Prof. Dr. Jale İnan’ın yıllar önce başlattığı bilimsel çalışmaların önemli bir yere sahip olduğunu belirten Ersoy, İnan’ın yazıtları, kaideleri ve yurt dışındaki heykelleri birlikte değerlendiren araştırmalarının bugünkü iade çalışmalarına temel oluşturduğunu söyledi.

Gazeteci yazar Özgen Acar’ın da Boubon dosyasını uzun yıllar boyunca belge ve tanıklıklarla gündemde tuttuğunu aktaran Ersoy, The New York Times yazarları Graham Bowley ve Tom Mashberg’in araştırmalarının da sürece katkı sunduğunu dile getirdi.

KÖY SAKİNLERİNİN TANIKLIKLARI BİLİMSEL VERİLERLE DESTEKLENDİ

Boubon eserlerinin kökeninin belirlenmesi için İbecik köyü sakinlerinin tanıklıklarına başvuruldu. Köy halkının anlattıkları, eski fotoğraflar ve müze kayıtlarıyla karşılaştırılarak değerlendirildi. Prof. Dr. Şükrü Özüdoğru ve ekibinin bilimsel desteğinin yanı sıra Kibyra Kazı Evi de tanıklarla yapılan görüşmelere ev sahipliği yaptı.

Heykellerin ayakları ve kaidelerindeki bağlantı izleri üzerinde teknik incelemeler gerçekleştirildi. Marcus Aurelius heykelinin ayak kalıbı ile kaidesindeki oyukların birbiriyle uyumlu olduğunun belirlenmesi, araştırmanın önemli bulguları arasında yer aldı.

Ayrıca toprak ve kurşun izotop analizleriyle heykellerin bulunduğu alanla bağlantısı araştırıldı. Almanya’daki Curt Engelhorn Arkeometri Merkezi’nde yürütülen çalışmalar sonucunda Prof. Dr. Ernst Pernicka’nın hazırladığı rapor, Marcus Aurelius heykelinin Boubon kökenini destekleyen bilimsel veriler ortaya koydu.

Ersoy, Lucius Verus, Septimius Severus, Caracalla ve Marcus Aurelius'a ait eserlerin de aralarında bulunduğu Boubon kökenli kültür varlıklarının Türkiye’ye kazandırıldığını belirterek, antik kentte 2023 yılında yeniden başlayan kazıların sürdüğünü bildirdi.

NEW YORK’TA 6 BİN 452 ESER KURTARILDI

Manhattan Bölge Savcı Yardımcısı Matthew Bogdanos ise kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelenin uluslararası işbirliği gerektirdiğini vurguladı.

Irak ve Afganistan başta olmak üzere çatışma bölgelerinde edindiği deneyimlerin, tarihi eserlerin ülkelerinden koparılarak uluslararası kaçakçılık ağları üzerinden satışa sunulmasının yol açtığı tahribatı görmesini sağladığını belirten Bogdanos, kültürel mirasın korunmasının insanlığın ortak geçmişine sahip çıkmak anlamına geldiğini ifade etti.

New York'ta kurdukları Eser Kaçakçılığı Birimi aracılığıyla bugüne kadar 6 bin 452 yağmalanmış antik eserin kurtarıldığını açıklayan Bogdanos, bunlardan 276'sının Türkiye'den çıkarılan eserler olduğunu bildirdi.

Kültür varlığı kaçakçılığıyla mücadelenin yalnızca eserlerin ülkelerine geri getirilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğine dikkati çeken Bogdanos, müzayede evleri, galeriler, müzeler ve koleksiyoncuların satın aldıkları eserlerin geçmişini sorgulamasının önemine işaret etti.

Bogdanos, eserlerin yasal yollarla edinildiğinin belgelenmesi gerektiğini belirterek, uluslararası dayanışmanın sürdürülmesi ve kültür varlığı ticaretinin kendi kendini denetleyen şeffaf bir sisteme kavuşması çağrısında bulundu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler