Ahmet Levent Öner Yazdı: Kendi Bahçesinde Dal Bile Değilken, Bahçenizde Ağaç Olmaya Heveslenenlerden Medet Ummayın!

Ahmet Levent Öner Yazdı: Kendi Bahçesinde Dal Bile Değilken, Bahçenizde Ağaç Olmaya Heveslenenlerden Medet Ummayın!

Danışanlardan adeta sihir ehli arayan insanlar, zen budizmden, büyücülere, büyücülerden astrologlara, astrologlardan falcılara, falcılardan sözde dindar şeyhler ve hocalara bel bağlayan tiplerdir.

Bu günkü denememe Özdemir Asaf ustanın çok güzel ve felsefi sözcüklerinden birisine atıfta bulunarak başlıyorum. Lütfen bunu mesleki bir kıskançlık gibi görmemenizi yazımın ilk başında belirtmek isterim. Zira gerek danışanlar yönünden, gerek danışmanlar yönünden yazacaklarım, adeta kan ile yazılmış ve 17 yaşımdan 77 yaşıma tam altmış yıllık gözlemlerimin bir özetidir. Gene en baştan elbette küçük istisnalar olabileceğini de kabul ediyorum. Lakin maalesef benim yakın tanıdığım on binlerce insanın dışında sadece küçük istisnalar olabilir hepsi bu!

Hayatta görerek teşhis ettiğim altı ayrı insan profilinden hareketle yazıma başlamak istiyorum:

  • Birinci ve ikinci zıt profiler, sonuç alıcı, iş bitirici, Zamanlarını iyi kullanan “Amaç Adamları” ve bu tipin tersi, detaycı hata bulucu, zaman bilinçleri yetersiz olan “Yöntem Adamlarıdır”
  • Üçüncü ve dördüncü biri diğerine zıt profiller, Bilim dışı her hurafeye kapılabilen “İnananlar” veya “Kanaklar” ile meraklı, deneyci ve kurcalayıcı, öğrendiklerini unutmayan, mevcutla yetinmeyen, “Araştıranlardır”
  • Nihayet beşinci ve altıncılar ise, “Çalışkanlar” ve “Tembellerdir”

Bu tiplerden hareketle önce danışanlar konusundaki deneyimlerimi sizlerle paylaşacağım.

Danışanlardan adeta sihir ehli arayan insanlar, zen budizmden, büyücülere, büyücülerden astrologlara, astrologlardan falcılara, falcılardan sözde dindar şeyhler ve hocalara bel bağlayan tiplerdir. Bu tip danışanlardan biraz daha ehven ve hallice olanlarsa, yaşam koçlarına veya mentorlara kucak açanlardır. Müsadenizle öncelikle bu tiplerden medet uman insanlar yani danışanlar hakkındaki izlenim ve deneyimlerimi paylaşacağım.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım tarzdaki insanlardan medet uman danışanların büyük bir çoğunluğunun, çalışkan değil görece daha tenbel, amaç insanı değil daha çok detay ve bahaneler insanı ve nihayet şüphe ederek araştırmak yerine inanan yani kanmaya açık tipler olmaları gerçeğidir.

Yeri geldikçe anlatmaya çalıştığım gibi, gene bu tarz insanlar genellikle olamadıklarını aramaya çalışan, olmadıkları ve heves ettikleri şeyleri kazanmak için çalışmayı araştırmayı öğrenmeyi daha da önemlisi öğrendiklerini deneyerek uygulamayı değil de şans ve şartları bekleyen tipler olduklarıdır. Bu tiplere ben, bilimden uzak teorisyenler yakıştırmasını yaparım. Zira gayretle değil de şart ve şanslarla ve kaval dinler gibi danışmanını dinleyip “tık” diye değişmeyi umarlar. Oysa hayatta öyle yağma yoktur. Değişmek dinlemekle değil yapmakla, gayretle olur. Dinlenen şeyler unutulur, yapılanlar pekişir.

Burada bir küçük açıklama daha yapmam gerekirse “Bilimden Uzak Teorisyenler” deme sebebim de genellikle bilimden yeterince nasibi olmamış laf ebelerinden birşeyler öğrenmeye çalışmalarıdır. Bu tipler deneyimli ve söylemleri eylemlerine uyan insanları deği de, kendilerine çok benzeyen, sanatçı, spiker, futbol antrenörü, gibi mesleklerden gelmiş danışmanların her türlü seminer ve oturumlarına katılıp olamadıklarını, olamamışlardan dinlemekten adeta mazohistçe bir zevk alırlar. Üstelik tembelliklerine rağmen bu işlerden medet umar ve asla vazgeçmez, bıkmazlar. İşte “Bilimden Uzak Teorisyenlikleri” de tam budur.

Laf ebesi danışmanların birçoğunda, danışman olarak, kendilerinde olması gereken “okuma açlığı” bir yana, hayatları boyunca okudukları lise veya üniversite haricinde elli tane kitabı okumamışları gördü bu gözlerim. İşin trajikomik yanı da şudur ki bunlar yeterince okuyup öğrenmeden, sığ ve bilim dışı bilgileriyle(!) popüler kültüre hitap eden bazı kitaplar dahi yazabilirler…

Gene mentorluk ve hayat koçluğu yapan bu danışmanların evlilik danışmanı olup, kendisinin bir evliliğini de değil, bir kaç evliliğinin hiç birini yürütememişleri gördüm. Psikolojik danışmanlık ve mentorluk yapan çok sayıda kişinin yapıları ve yaptıkları işler gereği analitik olmaları gerekirken hesap, kitap ve analizden çok uzak olduklarını acıyarak farkettim. Buna karşılık evrensel olmuş bir kaç klişe sözden hareketle işlerini yapmaya çalıştıklarını, sözel modalar ışığında dün söylediklerini bu gün unutanları da kaydetti benim hafızam…

Gene her zaman söylediğim ve yazdığım gibi, ucuz ve klişe sözlerle “boş motivasyon” yaratarak, “sen şöylesin, sen böylesin, sen bir mucizesin” diyerek kişilikleri bile tam oturmamış birçok insanı daha sonra ümitsizliğe düşürerek, de-motive ettiklerine de defalarca şahit oldum…

Dostlarım, siz siz olun önce kendi doktorunuz olun, sonra da yüz de değil, binlerce yıldır değişmemiş temel insan doğasına ters düşecek, olmadık ve geçici modalara kapılmış olan kendilerine dahi yar olamamış, komplo üreticilerini, uzaylılar geldiler, geleceklercileri, makalemin daha ilk başında bahsettiğim bilim dışı kalmış hurafeci danışmanlara danışarak vaktinizi öldürmeyin. Dünyada da ülkemizde de bu tür insanlar ömürleri nahak yere kemirerek kendi modaları da geçene kadar gün geçirmişlerdir.

Ahmet Levent ÖNER

Altıntepe

6 Ağustos 2026

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler