Ahmet Levent Öner'in Yeni Yazısı: "İşletmeler Büyürken Akıllar Küçük Kalırsa…"
Aklın yetmediği hallerde yiyecek içecek gibi en temel ve vazgeçilmez ihtiyaçların satıldığı işletmeler bile küçülür, sürekli el değiştirir veya borçalanarak batıp yokolurlar.
İŞLETMELER BÜYÜRKEN AKILLAR KÜÇÜK KALIRSA…
İşletmelerin çoğu bir girişimci tarafından kurulurlar ve girişimci yeterli kabiliyete sahipse bir aile şirketine dönüşürler. Aile şirketleri (Ortaklıkları) kurucunun kardeşleri, evlatlar ve diğer aile efradı ile büyümeye çalışırlar. Bu aile işletmesi küçük bir market hatta bakkalsa bile akılla yani bilimsel metotlarla yönetilmelidirler. Aklın yetmediği hallerde yiyecek içecek gibi en temel ve vazgeçilmez ihtiyaçların satıldığı işletmeler bile küçülür, sürekli el değiştirir veya borçalanarak batıp yokolurlar.
Çevremize bakmayı biliyorsak, bahsettiğim tarzada onlarca hatta yüzlerce işletme görebilirsiniz. Kurulan bir işletmeyi ayakta tutup, sürdürmenin ilk ve basit yolu, büyümenin gerekli olup olmadığını farketmekle başlar. Gerek yatırılacak sermayenin yeterli olup olmadığı, gerek yardımcı olarak işe başlatılacak aile efradının ilgili işi yapmaya yeterli ve hevesli olup olmadıkları sorusu da mutlaka sorulmalıdır.
Aile işletmelerindeki hatalar ve akıl dışı uygulamalar, aile efradının özellikle de çocukların yetiştirilme tarzlarından kaynaklanan yanlışlıklar ile devam eder. Bir baba evladını objektif olarak doğru değerlendiremiyorsa ki maalesef bu çoğunlukla böyledir, sorunlar başlar. Ben, kurucu olan babanın gerçek bir girişimci ve iş adamı mayası taşıdığı, fakat evladın bu niteliklere sahip olmadığı nice hüsrana uğramış işletme tanımaktayım. Evlat eğer “zengin çocuğu” dediğimiz kolaycı ve şımarık tarzda yetişmişse, gelir gider dengesini kuramaz, yapılan ciroyu kazanç / kâr zanneder, sabah vaktinde erkenden işe gelmez, eş, dost arkadaşına gereksiz ve fazla ikramlarda bulunur, sonuçta baba ile “papaz olsa da” gene babalık damarı kabarması sonucu çoğunlukla hoşgörülür… bu da ilgili işletmenin hızlıca bataklığa sürüklenmesinin sık rastlanan bir sebebidir. Evladın iyi niyetli ve disiplinli olduğu, saydığım hataları yapmadığı fakat kişilik yapısının girişimci ve yönetici yapısında olmadığı işletmeler de başarı şanslarını yitirebilirler.
Çocuklar / evlatlar asla kurulan işte çalışmaya zorlanmamalıdır. Evladın kendisi istiyorsa bir dereceye kadar başarı olanağı vardır. Yeter ki bir üstteki paragrafta anlattığım hatalara asla göz yumulmasın.
Aile şirketlerinin bu basit ve temel başarısızlık sebeblerinden başka şu yazdıklarım da işletmeleri zora sokar: Yukarıda bahsettiğim şekilde büyüme tercihi ve kararı çok önemlidir. Her girişimci yapısı gereği büyük ölçüde amaç ve sonuç adamı tarzına sahiptir. Bu tarzdaki insanlar ne yazık ki “plan mı pilav mı?” sorusuna klasik olarak pilav cevabı veren sistem kurmaktan biraz uzak tarzdaki insanlardır. Durum böyle olunca gerek plan yapmak konusunda gerek mali konularda yeterince duyarlı olmayabilirler... oysa mali konuları bilmenin ötesinde bunlara hakim olmak şirketleri büyütmrk için vazgeçilmez şartların önde gelenlerindendir. Mali konulara hakim olmayan girişimciler muhasebecilerinin iki dudağı arasındaki çoğu zaman çok cılız bilgilerle karar verirler.
Cirolarının arttığını gören girişimci, ya piyasadaki tedarikçilerine hesapsızca borçlanarak ya da banka kredisi temin ederek büyümeye çalışır. Ben bu yaşıma gelene kadar ciroyu kâr zanneden o kadar çok “iş insancığı” tanıdım ki. Ciro arttıkça çoğu zaman tehlike de aynı hızla artar. Bunun sebebi daha fazla mal verilen müşterilerin nakit vermekten kaçınarak, giderek vadeli çalışmaya başlamaları gerçeğidir. Bir yandan da satılmaya veya üretilmeye çalışılan ürün çeşidi arttıkça maliyet takibi de stok takibi de zorlaşmaya başlar. Pilav yapmayı plan yapmaya tercih eden girişimci de kronik olarak kan kaybetmeye başlamıştır bile.
Küçük işletmeler ve aile işletmelerinin bir başka akıl dışı uygulaması da pareto analizini bilmemeleri, bunun sonucunda da çokluk içerisinde boğulmalarıdır. Çok ürün, çok stok, artan müşteri sayısı pareto analizi bilmeyen, azınlıkta da olsa bilip de uygulamayan girişimciler için adım adım yok olmaya gidişin başka bir sebebidir.
Pareto anlayışından ve pareto analizi yapmaktan uzak girişimciler, müşteri sıralaması yapmadıkları için “C” grubu müşteriye de “A” grubu müşteriye de aynı zamanı harcar hatta üç kuruşluk ürün alacak “C” grubu müşteriye fark etmeden daha çok zaman dahi harcarlar… stok takibinde ciddi sıkıntılar yaşayarak bir ürün varken “yok satmaktan” yokken de “var diyip müşteriye boynu eğik kalmaktan” kurtulamazlar oysa bu iki durum da kalite zaafıdır. Benzer şekilde tedarikçiler de paretoya göre sıralanmadıkça müzakere zamanları başta olmak üzere benzer vakit kayıplarına sebep olurlar. Oysa hatırlamamız şart olan şey zaman paradır. Daha da önemlisi zaman ömürdür ve gitti mi gider…
Üretim yapan aile işletmelerinde, baştan beri saydığım zaaflar daha ciddi şekilde ortaya çıkar ve zararları da o denli büyük olur. Üretim al sat işine göre daha fazla bilgi ve beceri ister ve girişimi başlatan baba kadar aile efradında bu beceriler yeterli olmayabilir. Üretim işi pareto bilmek kadar planlama yapmayı da gerektirir. Üretim işi büyüdükçe planlama tedarikten, stoklamaya, stoktan satışa çok ciddi bir plan yapmayı gerektirmektedir. Üretim yapan işletmelerde plan yoksa veya yetersizse yapılan yatırımlar da verimli kullanılamaz, eşek yükü para ile alınan tesisler tam yüklenerek kapasiteleri doldurulmazsa ayak bağı olur, verim ve karlılığı hızla aşağılara çeker.
Aile şirketleri akılcı davranıp zamanında organize olamazlarsa adeta bir itiş kakış ve kaos içerisine düşebilirler. Sonucunda aile efradı birbirine düşer, sadece tanış olmak veya güvenilirlik(!) tuzağına düşülerek istihdam edilen eş, dost akraba ile de küslükler oluşabilir. Beni bağlayan ve üzen ise, küçülen, zarara girerek batan veya maalesef “yabancılara yok pahasına satılan” her işletmenin milli servetimizi de küçülterek ülkemin de fakirleşmesidir.
Can dostlarım ve arkadaşlarım, özetlersem lütfen:
Aile bağları, hatta arkadaşlık bağları ile işi ayırın.
Kesinlikle liyakatli ve işe uygun elemanlar seçin.
Maliyet bilincinizi artırın ve mali konuları öğrenin.
Şirketiniz on kişiyi bulmuşsa vizyon ve misyonunuzu tekrar düşünerek mutlaka organize olun.
Planlamanın ve sistemleşmenin başarının anahtarı olduğunu unutmayın, ustaca planlar yapın.
Pareto Analizini hayatınızın her alanında uygulayın.
Bu yazdığım temel konulara dikkat ederseniz işletmenizin büyüyüp yarınlara kalacağından lütfen emin olunuz. Dünyadaki nice işletme, önce girişimci bir insan tarafından kurulmuş, sonra aile işletmesine dünüşmüş işletmelerdir. Fakat doğudan batıya, kuzeyden güneye, günümüze kalmış ve devleşmiş işletmelere bakar ve gelişimlerini incelerseniz bu makalemdeki uyarılarıma dikkat etmiş işletmeler olduğunu siz de mutlaka görürsünüz.
Ahmet Levent ÖNER
27 Haziran 2026
Altıntepe
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.