“AI Yeni AK-47’dir”: Teknoloji ve Şiddetin Toplumsal Analizi
“AI yeni AK-47’dir” ifadesi, ilk bakışta abartılı ya da kışkırtıcı görünebilir. Ama unutmayalım ki sloganlar, doğruluk iddiasından çok farkındalık üretme işlevi görürler.
Prof.Dr.İ.Hamit Hancı- Dr.Av.Alp Aslan
Adli Bilimciler Derneği
*AI (Artificial Intelligence/Yapay Zeka)
“AI yeni AK-47’dir” ifadesi, ilk bakışta abartılı ya da kışkırtıcı görünebilir. Ama unutmayalım ki sloganlar, doğruluk iddiasından çok farkındalık üretme işlevi görürler.
Bu ifade de tam olarak bunu yapmakta. Yapay zekâyı bir ilerleme anlatısının içinden çekip, güç, erişilebilirlik ve sonuçlar ekseninde yeniden konumlandırır.
Sorun, yapay zekânın “iyi” ya da “kötü” olması değil; kimin elinde, hangi ölçekte ve hangi denetimle kullanıldığıdır.
AK-47 Metaforu ne anlatır?
Baktığınızda AK-47, teknik olarak en sofistike silah değildir.
Ancak tarihsel olarak:
Ucuzdur,
Kolay öğrenilir,
Dayanıklıdır,
Devlet-dışı aktörlerce hızla yayılabilir.
Bu özellikler, onu modern çatışmaların simgesine dönüştürmüştür.
Sloganın ima ettiği paralellik ise şudur: Yapay zekâ da giderek yüksek teknik eşikler gerektirmeyen, demokratikleşmiş ama denetimsiz bir güç aracına dönüşmektedir. Bugün bir devletin propaganda aygıtı için gereken kapasite, bir dizüstü bilgisayar ve doğru modelle bireysel ölçekte üretilebilir hale gelmiştir.
Ana akım söylem, yapay zekâyı kaçınılmaz bir ilerleme olarak sunmaktadır: “Gelişiyor çünkü gelişmek zorunda.”
Bu yaklaşım, sorumluluğu teknolojinin kendisine yükleyerek siyasal ve etik kararları görünmez kılar. Oysa AK-47 örneği bize şunu öğretir: Silahın teknik özellikleri değil, yayılım biçimi tarih yapar. Yapay zekâda da belirleyici olan algoritmanın zekâsı değil, dağıtım rejimidir.
AK-47 bedeni hedef alır; yapay zekâ ise giderek algıyı, kararı ve iradeyi hedef almaktadır. Dezenformasyon, mikro-hedefli propaganda, otomatik itibar suikastları ve kitlesel manipülasyon, klasik şiddet tanımlarını aşan bir etki üretir. Bu bağlamda slogan, “yapay zekâ öldürür” dememektedir; “yapay zekâ yönlendirir, çarpıtır ve felç eder” demektedir.
AK-47’nin yaygınlaşması, devlet tekelindeki gücün çözülmesini hızlandırmıştır. Yapay zekâ da benzer biçimde, devlet-dışı aktörlere stratejik kapasite kazandırmaktadır. Bir birey, bir şirket ya da bir örgüt; devletlerin geçmişte yıllar ve büyük bütçelerle yaptığı işleri bugün günler içinde yapabilmektedir. Bu durum, klasik güvenlik, hukuk ve egemenlik kavramlarını aşındırmaktadır.
Normalleşme ve Körlük: En tehlikeli nokta, bu gücün hızla normalleşmesidir. AK-47, bir noktadan sonra haber değeri taşımamaya başlamıştı; yapay zekâ da benzer bir eşikten geçmektedir. “Herkes kullanıyor” cümlesi, eleştiriyi susturan bir kalkan haline gelir. Slogan tam da bu körlüğe karşıdır: Normal olanın masum olmadığını hatırlatır.
Karşı Argümanlar ve Sloganın Bilinçli Sertliği
Elbette yapay zekâ, silah değildir; tedavide, bilimde ve kamusal hizmetlerde büyük faydalar sunar. Ancak sloganın amacı, dengeleyici bir şok üretmektir. Teknolojiyi romantize eden anlatıya karşı, onun yıkıcı potansiyelini görünür kılmak polemiğin doğası gereğidir. Bu sertlik bilinçlidir; çünkü yumuşak uyarılar, hız çağında duyulmaz.
Sonuç: “AI yeni AK-47’dir” ifadesi, bir kehanet değil; bir politik ikazdır. Yapay zekânın geleceği, teknik yol haritalarından çok toplumsal irade tarafından belirlenecektir. Denetimsiz yayılım, etik dışı kullanım ve güç yoğunlaşması engellenmediği sürece, bu slogan bir metafor olmaktan çıkıp tarihsel bir tespite dönüşebilir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.