Alp Kırıkkanat Yazdı: Karadeniz’de Tehlikeli Gelişmeler ve Çözüm Arayışları

Alp Kırıkkanat Yazdı: Karadeniz’de Tehlikeli Gelişmeler ve Çözüm Arayışları

Her iki ülkenin karasuları açıklarında yaşanan bu saldırıların sorumlusu hakkında da kesin bir karar verilebilmiş değil.

Karadeniz’de tehlikeli bir girdabın içine doğru çekiliyoruz. Kıyıdaş ülkelerden Romanya ve Bulgaristan’da da ciddi endişeler başladı. Son bir ayda her iki ülkenin karasularının hemen dışındaki münhasır ekonomik bölgelerinde ticaret gemilerine dronlarla saldırılar düzenlendi. İçlerinde Türk sahipli bir gemi de bulunuyor. Saldırılarda can kayıpları yaşandı, denizciler yaralandı. Hayatını kaybeden denizcilere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum.

Her iki ülkenin karasuları açıklarında yaşanan bu saldırıların sorumlusu hakkında da kesin bir karar verilebilmiş değil. Şüpheler Rusya üzerinde yoğunlaşıyor. Ancak, Bulgaristan makamları olayın koşullarının henüz netlik kazanmadığını açıkladı. Romanya’nın resmî kaynakları bu konuda temkinli bir tutum sergilerken, Rumen açık kaynaklarında Rusya’nın sorumluluğuna ilişkin daha kesin değerlendirmelere rastlanıyor. İki ülke kendi aralarında istişare ve iş birliğine yönelmiş görünüyor.

Her iki ülke de Rusya konusunda şimdilik temkinli davranıyor. Karadeniz’de Rusya’yı doğrudan karşılarına almak istemeyebilirler. Tablo netleşmeden harekete geçmek istemedikleri izlenimini veriyorlar.

Ancak bu saldırılar da devam ediyor. Bu ülkelerin kamuoylarında çatlak sesler şimdiden çıkmaya başladı. NATO’nun ağır kaldığı ve verilen sözlerin yeterli olmadığı ifade ediliyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ise ittifakın Karadeniz’deki müttefikleriyle yakın iş birliğinin ve güvenlik ortamının izlenmesinin sürdürüleceğini, caydırıcılık ve savunma tedbirlerinin gerektiğinde güncelleneceğini bildirdi.

An itibarıyla kıyıdaş devletler arasında tehdit değerlendirmesi ve sorumluluk atfı konusunda açık bir belirsizlik bulunmaktadır.

Bazı açık kaynaklar, Türkiye'nin Karadeniz'e kıyısı olan ülkeleri toplayarak, ticaret gemileri için harp gemilerinin koruması altında güvenli bir koridor oluşturma planı üzerinde çalıştığı yönünde bilgiler veriyor.

Böyle bir koridor ya da koridorların oluşturulması hedefleniyorsa koordinasyonun Rusya ve Ukrayna’yı da kapsaması gerekecektir. Açık kaynaklarda, bu olaylarla bağlantılı olarak taraflarca ilan edilmiş belirli bir harp sahası tespit edilemiyor.

Bu nedenle; Ukrayna’nın 2022 ve 2023 yıllarında ilan ettiği Harp Riski Alanı (War Risk Area) ile Ukrayna Dışişleri Bakanlığının 2026 yılında Rusya’nın Karadeniz’deki münhasır ekonomik bölgesinde seyrüsefer tehlikelerine ilişkin resmî bir uyarıda bulunduğuna dair açıklaması dikkate alınmalıdır.

Koridor oluşturmada karşımıza birçok zorluk çıkabilir.

Olası koridorların kuzey tarafındaki koordinatları işin en zor kısımlarından biri olacaktır. Koridorların tarafların ilan ettiği riskli alanlarda devam eden uzantıları olacak mı? Olursa, taraflar kendi limanlarına giriş ve çıkışlara kadar bu sorumluluğu üzerlerine alacaklar mı? Yoksa bu koridorlar sadece kendi ilan ettikleri sahalara yakın ya da makul uzaklıktaki dışarıdaki bir mevkiye kadar mı devam edecek? Sonrası ne olacak? Tarafların harp kaçağı malzeme taşınma şüpheleri karşısında nasıl bir mekanizma kurulacak?

Diğer yandan tarafsız kıyıdaş ülkeler de kendi geçit ve liman yaklaşma sularında seyir emniyetini sağlamak maksadıyla; emniyetli seyir koridorları kurmak isteyebilirler.

Meseleyi bir de elimizdeki sayısal veriler ışığında ele alalım.

T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 01 Ocak-30 Haziran 2026 I. ve II. Çeyrek İstanbul Boğazı Gemi Geçiş İstatistik Özeti Tabloları dikkate alındığında; İstanbul Boğazı’ndan her iki yönde toplam 19.277 adet gemi geçişinin (yaklaşık günde 107 gemi) yapıldığı anlaşılıyor. Bu geçişlerin 11.148 adedi uğraksız geçiş olarak görülüyor. Sadece Boğazdan geçen gemilerin istatistiğini veren tablolar, varış limanlarını göstermediğinden kaç geçişin riskli bölgeye yöneldiği konusunda bir fikir vermiyor. Ancak bu ölçek bile bu trafiğin tamamının eskortlu konvoylarla korunmasının pratik olmadığını gösteriyor. Bu nedenle koridorların risk bazlı ve seçici olması gerekebilir.

Diğer yandan; ticaret gemilerinin birçoğunun içinde yer alacağı farklı gruplardan oluşacak konvoyların Türk, Bulgar ve Rumen deniz unsurlarından müteşekkil birleşik görev birlikleri ile korunması gündeme gelecektir.

Rumen savunma sektöründen AP’e (The Associated Press) konuşan ancak ismi açıklanmayan bir kaynak Rumen ticaret gemilerinde dron saldırılarına karşı hava savunma sistemlerinin bulunmadığını, harp gemilerinin bu gemilere refakat etmesinin yüksek risk oluşturacağını açıkladı. Bazı yabancı denizcilik şirketlerinin de gemilerini dron savar sistemleriyle donatmaya yöneldiği biliniyor. Bu, eskort modelini tamamlayan ama onun yerine geçemeyecek bir önlem.

Sonuç olarak bu işin dışarıdan bakıldığı kadar kolay olmayacağı ortadadır.

Saldırıların, tarafların farklı biçimlerde tanımladığı risk alanlarının dışına da taşabildiği bir ortamda, öncelikle gerilimin düşürülmesi gerekecek gibi görünüyor.

Ancak savaşan tarafların siyasi ve askeri hedefleri değişkenlik arz ediyor. Üstelik tarafların harekât komuta ve kontrol modelleri bilinenlerin dışında olup bu kapsamda hibrit harbin dikte ettiği yapılarla karşı karşıyayız. Bunu bir önceki yazımda Ukrayna örneği üzerinden işlemiştim. Bu durum dikkate alındığında; olası güvenlik koridorlarının belirli bir centilmenlik anlayışı içinde kabulü de zorlaşıyor. Ancak kıyıdaş ülkeler olarak bu konuyu dış müdahalelere gerek bırakmadan bir an önce çözüm üretmek zorundayız.

Fakat geç kalınmışlık hissi ağır basıyor. Geciktikçe farklı ve zor konular gündeme geliyor.

Örneğin; Rumen kamuoyunda şu sıralar ilginç bir konu tartışılıyor. O da Münhasır Ekonomik Bölge içinde yaşanabilecek bir saldırı karşısında NATO Antlaşması’nın 5. maddesinin işleyip işleyemeyeceği. Bu yorum, hukuki açıdan tartışmaya açık görünüyor. Münhasır Ekonomik Bölge, kıyı devletinin karasularındaki gibi tam egemenliğe sahip olduğu bir deniz alanı değildir. Diğer devletlerin seyrüsefer özgürlüğü, uluslararası hukukun öngördüğü şartlar çerçevesinde devam eder.

Ancak bu teoriyi ileri sürenler ticaret gemilerine yapılan saldırılar neticesinde gemi ve yükün Münhasır Ekonomik Bölgede yaratacağı kirlilik ve olası batıktan hareket etmiş de olabilirler. Su altında ekonomik katma değeri olan canlı ve cansız varlıklar ile varsa kablo ve boru hattı gibi unsurlara zarar verileceği sonucu çıkartılabilir. Bu konu deniz hukukçularının alanına girmekle beraber kirliliğin had safhada olduğu bir denizde bu hipotez ne derece geçerli olabilir kestiremiyorum.

Üstelik NATO Antlaşması’nın 4. maddesi, bir müttefikin toprak bütünlüğünün, siyasi bağımsızlığının veya güvenliğinin tehdit altında olduğunu değerlendirmesi hâlinde istişare mekanizmasının işletilmesine imkân tanımaktadır.

Öncelikle yangını kontrol altına almak gerekiyor. Zorlama yorumlarla ateşe benzinle gitmemek en iyisi. Tarafların iknası her alanda çok zor görünüyor. Örneğin, ABD Başkanı Trump, Ukrayna ile Rusya arasında enerji altyapılarına yönelik saldırıların durdurulması için sağlanan ateşkesin her iki tarafça da ihlal edildiğini açıkladı.

Sonuç itibarıyla; seyrüsefer emniyeti için denizde oluşturulması düşünülen güvenlik koridorları uygulanabilir. Ancak bu konuda savaşan tarafların mutabık kalabilmesi ve koridorun sürdürülebilirliği işin en zor yanı görünüyor. Koridorların coğrafi kapsamı, tehditlere karşı korunma yöntemi, müdahale yetkileri ve sürdürülebilirliği; kıyıdaş devletler arasındaki siyasi mutabakatla birlikte değerlendirilmelidir.

Çatışan tarafların iç dinamiklerinden ve dış aktörlere açık yönlerinden kaynaklanan sorunlar, komuta ve kontrol süreçlerinin dışarıdan etkilenmesine veya güvenlik politikalarının yönlendirilmesine zemin hazırlayabilir. Bu konuda tam bir netlik bulunmamaktadır. Nitekim son saldırılar karşısında Bulgar ve Rumen resmî makamları, saldırıların sorumlusunu kesin olarak açıklayamamıştır.

Dış destek gerekçesiyle Montrö Sözleşmesi hükümlerinin esnetilmesine kadar varabilecek girişimlere de dikkat edilmesi gerekiyor. Sözleşme, kıyıdaş olmayan devletlerin harp gemilerinin Boğazlardan geçişini, Karadeniz’deki tonajını ve kalış süresini sınırlıyor. Türkiye, 2022 yılında Montrö Sözleşmesi’nin ilgili hükümlerini uygulayarak savaş gemilerinin Boğazlardan geçişine ilişkin kısıtlamaları devreye sokmuştu.

Rutte’nin caydırıcılık ve savunma tedbirlerinin güncellenmesine ilişkin açıklaması, doğrudan böyle bir amacı ortaya koymasa da Karadeniz’deki askerî varlığın artırılması ve bunun Montrö rejimiyle ilişkisi konusunda yeni tartışmalara zemin hazırlayabilir. Olası kıyıdaşlar arası bir mekanizma, bu nedenle yalnızca güvenlik değil, sözleşme rejiminin korunması açısından da önem taşımaktadır.

Bu durumda, İstanbul’da tüm kıyıdaş ülkelerin katılımına açık bir deniz güvenliği koordinasyon mekanizmasının kurulması değerlendirilebilir. Karadeniz’de daha önce mayın tehdidine karşı yürütülen iş birliği ve tahıl taşımacılığına yönelik girişimler, farklı koşullarda da olsa, belirli sorunlar etrafında koordinasyon kurulabildiğini göstermiştir. Seyrüsefer emniyeti için erken uyarı, bilgi paylaşımı, arama-kurtarma, çevre koruma ve olayların takibi ortak bir çerçevede ele alınabilir. İHA, SİHA, füze ve mayın tehditleri de seyrüsefer emniyetini ilgilendiren uyarılar çerçevesinde bu değerlendirmeye dahil edilebilir.

Ancak öncelik, Rusya ve Ukrayna’nın barış zemininde buluşmasına verilmelidir. Koridorların işleyebilmesi çatışan tarafların siyasi ve askerî mutabakatına bağlıdır ve bu mutabakat, çatışmaların tarafların ilan ettiği riskli alanların dışına taşmamasını da güvence altına almalıdır. Ayrıca mutabakat, koridor planlamasındaki zorlukların bir kısmının aşılması için de bir ön koşul olabilir. Tarafsız kıyıdaş ülkeler bu sürecin kolaylaştırıcısı ve izleyicisi olmalıdır. Bu rol, mekanizmaya katılan ülkelerin görev yetkilerinin, müdahale kurallarının ve sorumluluk paylaşımının önceden netleştirilmesini ve Montrö hükümleriyle uyumun gözetilmesini gerektirir. Amaç, kontrolsüz tırmanmayı önlemek ve çatışma alanının genişleme riskini azaltacak tedbirleri en kısa sürede hayata geçirmektir.

Kaynaklar:

McGrath, Stephen, Toshkov, Veselin, ‘‘Drone strikes in the Black Sea raise fears of Russian escalation to test NATO’s response’’, AP, 16 Ekim 2026, https://apnews.com/article/black-sea-drones-shipping-romania-bulgaria-russia-866f21a940311b13abd9425457edf388 (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

‘‘Bulgaria, Romania Discuss Closer Cooperation after Black Sea Ship Attacks’’, Bulgarian News Agency, 13 Ekim 2026, https://www.bta.bg/en/news/1223815-bulgaria-romania-discuss-closer-cooperation-after-black-sea-ship-attacks (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

War Risk Area, NAVAREA III 0124/22, 19 Mart 2022, https://www.sealagom.com/navarea/3/message/16/0124-22-until-further-notice/ (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

‘‘Ukraine declares water area of Russian Black Sea ports as war risk zone’’, UKRINFORM, 05 Ağustos 2023, https://www.ukrinform.net/rubric-ato/3744699-ukraine-declares-water-area-of-russian-black-sea-ports-as-war-risk-zone.html (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

‘‘MFA Statement on Threats to Foreign Vessels Heading to and from Russian Ports in the Black Sea’’, Ministry of Foreign Affairs of Ukraine, 24 Temmuz 2026, https://mfa.gov.ua/en/news/zayava-mzs-shchodo-zagroz-dlya-inozemnih-suden-yaki-pryamuyut-do-ta-z-rosijskih-portiv-u-chornomu-mori (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

‘‘Türk Boğazları Gemi Geçiş İstatistikleri’’, T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 2026 Yılı I. ve II. Çeyrek İstanbul Boğazı Gemi Geçiş İstatistik Özeti, https://denizcilikistatistikleri.uab.gov.tr/turk-bogazlari-gemi-gecis-istatistikleri (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

Cook, Garrett, ‘‘Nakliye şirketleri Karadeniz saldırıları sonrası drone savunmasını artırıyor’’, Investing, 05 Ekim 2026, https://tr.investing.com/news/stock-market-news/nakliye-sirketleri-karadeniz-saldrlar-sonras-drone-savunmasn-artryor-93CH-4089481 (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

‘‘Pollution and solutions in Black Sea Basin-Handbook for everyone’’, Spirit BSB online, 2020, https://blacksea-cbc.net/wp-content/uploads/2021/03/BSB1064_BSB-Spirit-Online_Pollution-and-solutions-in-BSB-Handbook-for-everyone_ENG-TR.pdf (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

Çopur, Hakan, ‘‘Trump, Rusya-Ukrayna enerji ateşkesi anlaşmasını "her iki tarafın da" ihlal ettiğini savundu’’, Anadolu Ajansı AA, 13 Ekim 2026, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/trump-rusya-ukrayna-enerji-ateskesi-anlasmasini-her-iki-tarafin-da-ihlal-ettigini-savundu/4086690 (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

‘‘Turkey urges respect for Montreux Convention after closing Black Sea straits to warships’’, duvaR.english, 01 Mart 2022, https://www.duvarenglish.com/amp/turkey-urges-respect-for-montreux-convention-after-closing-black-sea-straits-to-warships-news-60489 (Son Erişim Tarihi: 17 Ekim 2026).

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler