Bahçeli'den Fransa Uyarısı: Gençlerimizi Karanlık Hesaplarına Alet Etmeyi Planlayanların Oyunlarını Bozmalıyız"
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda iç ve dış gündeme dair çok sert değerlendirmelerde bulundu.
MHP lideri Devlet Bahçeli, TBMM'deki grup toplantısında yolsuzluk soruşturmalarından afetle mücadeleye ve Terörsüz Türkiye vizyonuna kadar kritik açıklamalarda bulundu.
BELEDİYELERDEKİ YOLSUZLUK SORUŞTURMALARI VE FON SKANDALI
Konuşmasında son dönemde adli makamların incelemesinde olan fon soruşturması ve belediyelerdeki usulsüzlüklere dikkat çeken MHP lideri Bahçeli, tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikenlere hukuk önünde en ağır yaptırımların uygulanacağını vurguladı.
"Fon soruşturmasından Türkiye ekonomisini hedef alan kanunsuzlukla manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar uygulanacaktır."
"İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat ve kamu harcamalarında oluşan çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendirdiği kadar bir ahlak yoksulluğudur. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir."
"Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır. Hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşülmemelidir."

"SİZ HANGİ AĞIZLARIN KELAMISINIZ? SİZ NEYİN MİLLİYETÇİSİSİNİZ?"
Türk milliyetçiliği fikrini etnik şovenizm ve ırkçılıkla kirletmeye çalışan devşirme odaklara yönelik tarihi bir çıkış yapan Bahçeli, gençliğin duygularını istismar eden gizli MHP düşmanlarını deşifre etti:
“Siyasi ikballeri için kendisine oturacak masa arayanlar, milliyetçiliğin mukaddesatını ise oturdukları masalarda meze yapanlar, siz neyin ve nerenin milliyetçisisiniz? Kökü dışarıda mahfillerin mutfağında hazırlanan söylemlerle Türk milliyetçiliğinin huzur ve güven iklimini kirletenler, siz hangi ağızların kelamısınız?”
TERÖRSÜZ TÜRKİYE VE AFETLERLE MÜCADELE MESAJI
Bahçeli, konuşmasının diğer bölümlerinde afet yönetimi ve bölgesel güvenlik başlıklarına da temas etti.
"İstanbul'da yaşanan sel ve yağışlarda altyapı ile imar disiplininin belirleyici olduğu ortadadır. Riskli alanların dönüştürülmesi ve afetlere hazırlık stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalıdır.
Sınırlarımızın ötesindeki silahlı yapılar komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz.
Kıbrıs Türk’tür ve Türk kalacaktır. Kıbrıslı kardeşlerimizi uyanık olmaya davet ediyorum."
Devlet Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan sözler:
Bu yeni haftanın başta Aziz Türk milleti olmak üzere tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını Cenabı Allah'tan niyaz ediyorum. Bugünkü toplantımızı yurt içinden ve yurt dışında televizyon ekranları radyo kanalları Ve sosyal medya platformları vasıtasıyla takip eden aziz vatandaşlarımıza gönül ve kültür coğrafyalarımızda huzurun ve adaletin tecelli etmesi için saf tutan bütün kardeşlerimize en iyi dileklerimi sunuyorum.
AFETLERLE MÜCADELE
İstanbul'la birlikte bazı şehirlerimize yaşanan aşırı yağış can ve mal kayıplarıyla birlikte çok sayıda vatandaşımızın yararlanmasına sebep olmuştur. Öncelikle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet yakınlarına ve sevenlerine başladığı diliyorum. Yağmur ve selden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum yaralı olanlara acil şifalar temenni ediyorum.
Canla başla afetle mücadele eden kurumlarımıza ve çalışanlarına şükranlarımı sunuyorum. Yağışın olağanüstü olduğu kabul edilmekle birlikte yaşanan tabloda altyapı ve imar disiplinin belirleyici olduğu ortadadır.
Yaşanan felaket planlama risk yönetimi ve önleyici tedbirlerle afetlere hazırlıklı olmanın neden önemli olduğunu bir kez daha aşağı çıkarmıştır. Afetlerle mücadele bütün kamu kurumlarını yerel yönetimleri, bilim çevrelerini ve toplumu kapsayan stratejik bir kamu politikası olarak ele alınmalı. Riskli alanların dönüştürülmesi doğal afetlerin zararlarının en aza indirilebilmesi temeline dayanmalıdır.
Afetten etkilenen vatandaşlarımızın uğradıkları zararın karşılanacağı ve benzer hadiseler yaşanmasın diye gerekli tedbirlerin alınacağına inanıyorum. Allah ülkemizi ve milletimizi her türlü afet ve musibetten esirgesin diyorum.
FON SORUŞTURMASI
Muhterem dava arkadaşlarım, geçtiğimiz haftadan bu yana hem fon soruşturması hem de başta İstanbul Büyükşehir Belediyesi olmak üzere belediyelerdeki yolsuzluklara ilişkin yargı süreçleri devam etmektedir. Sürdürülebilir büyüme ve fiyat istikrarını sağlamaya yönelik politikaların etkili olabilmesi, finansal sistemin sağlıklı bir şekilde işlemesine bağlıdır. Sermaye piyasalarının gelişimi, piyasaların yeterli derinliğe kavuşmasını, sermayenin tabana yayılmasını, aynı zamanda da tüm finansal piyasaların istikrar içinde işlemesi için gözetim ve denetim işlevinin eş güdüm içinde gerçekleştirilmesini gerektirmektedir. Fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığı anlaşılmaktadır. Milletimizin helal tasarrufuna göz dikenlere hukuk zemininde en güçlü yaptırımlar kuşkusuz uygulanacaktır. Nitekim suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğumuzu belirtmek istiyorum.
"MAHKEMELER, SİYASİ GÖSTERİLERİN YERİ DEĞİL"
Daha önce de vurguladığım gibi bunlar bir arınma, aklanma ve altında yatan nedenlere eğilme fırsatı olarak değerlendirilmelidir. Adalet, suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle, fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hak ve hukukunu savunurken adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak. Dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler mutlaka yapılacaktır.
3 Ekim 2026 tarihli yazılı açıklamada ifade ettiğim gibi, cümle halkın emek ve alın terinin hülasası olan devlet mülkünü omuzlarda taşımak büyük bir sorumluluktur. Devlet mülküne tasallut edenin adalet ve terbiyesi ise devlet ahlakındadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden başlayarak birçok belediyeye uzanan ihale, imar, ruhsat, taşınmaz, iştirak, personel ve kamu harcamaları gibi alanlarda oluşan her türlü çıkar ilişkisi, ceza hukukunu ilgilendiren bir problem olmanın yanında bir ahlak yoksulluğudur. Yargılama süreçleri devam ederken siyasi polemiklerle kişisel gündem oluşturmak yerine, yöneltilen iddialara hukuki zeminde cevap vermek ilgililerin hayrına olacaktır. Mahkemeler, siyasi gösterilerin değil, savunma hakkının esas alındığı yerlerdir. Milletimiz gelişmeleri yakından takip etmekte ve adaletin bir an evvel tecellisini beklemektedir.
"BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ SUÇ İŞLEME ÖZGÜRLÜĞÜ DEĞİLDİR”
Soruşturmalar kapsamındaki bir başka konu da basın özgürlüğü tartışmalarına yöneliktir. Özgür basının demokratik toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olduğuna, medyanın kamuoyunu bilgilendirme görevini özgürce yerine getirmesi gerektiğine inanıyoruz. Bununla beraber özgürlük kadar sorumluluğun, reyting kadar da hukukun kıymetli olduğunu düşünüyoruz. Basın özgürlüğü suç işleme özgürlüğü değildir, olmamalıdır.
Nitekim medya kuruluşları da diğer bütün kurumlar gibi hukuk karşısında sorumluluk taşımaktadır. Asıl olan, basın özgürlüğünü savunurken hukuka aykırı eylemlere göz yuman bir hukuksuzluğa düşmemektir. Çünkü basın özgürlüğü demokrasinin güvencesiyse hukuka bağlılık ve etik sorumluluk da bu özgürlüğün temel dayanaklarıdır.
Türkiye'nin ekonomik, siyasi ve diplomatik başarılarla öne çıktığı, Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerinin kuvveden fiile dönüştüğü, kanunsuzlukların üzerine gidildiği bir ortamda huzur ve güven iklimini sabote etmeye yönelik hiçbir girişim kabul edilemezdir. Sosyal medya üzerinden oluşturulmaya çalışılan algıya, FETÖ hesaplarından yapılan kışkırtıcılığa itibar edilmemeli, resmî açıklamalar doğrultusunda hareket edilmelidir. Türkiye'nin güvensizlik temelinde yönlendirilmiş toplumsal tepkilerle karşı karşıya bırakılması girişimlerinin mutlaka önüne geçilmelidir.
“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ MEŞALESİNİ TAŞIYORUZ”
Kıymetli milletvekilleri, değerli milletvekilleri, kıymetli misafirler, Milliyetçi Hareket Partisi, tarihin omuzlarına yüklediği bu mesuliyet şuuru ile Türk milliyetçiliği meşalesini taşımaktadır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün satırlarımızda yazılı olan o veciz ifadesiyle temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Cumhuriyetimizin 21. yüzyıldaki kutlu hedeflerinden biri de Türklüğün büyük bir medeni vasfının Anadolu topraklarından bütün cihana yayılacağı hamleyi gerçekleştirmektir. Çatışmaları sulha, ayrışmaları birliklere dönüştürecek Türk Barışı'nın coşkun akan ırmağı Milliyetçi Hareket Partisi'dir. Bu ırmağın ulaştığı menzil ise Türk ve Türkiye Yüzyılı vizyonuyla geniş ve derin Türk ummanıdır. Milliyetçi Hareket'in kadroları bunu gerçekleştirecek müktesebata haizdir. Türk milleti de Milliyetçi Hareket Partisi müktesebatı ile yürümeye hazırdır. Lakin yol çetin, hava sislidir.
"SİZ NEYİN VE NERENİN MİLLİYETÇİSİSİNİZ?"
12 Eylül darbesinden sonra Türk milliyetçiliği fikrine ve Milliyetçi Hareket Partisi'ne operasyon çekmeye çalışanlar, bugün de devşirme kavramlar ve nevzuhur odaklarla Türk milliyetçiliğinin temiz kuyularını zehirlemeye çalışmaktadır. Beşinci kol faaliyetleri ve ideolojik manipülasyonlar, Türk milliyetçiliğine yönelik sinsi saldırıların yegâne amacıdır. İkinci yüzyılında köksüz bir cumhuriyet hedefleyenlerin, milliyetçi ülkücü hareketi figüran olarak görenlerin sureti milliyetçi, fikri ve siyaseti gayrisahihdir. Türk milliyetçiliğini etnik şovenizme ve ırkçılığa mahkûm ederek Türk gençliğinin saf duygularını istismar edenlerin gizli ajandasında MHP düşmanlığı vardır. MHP düşmanlığının sergilendiği gölge oyununda Türk milliyetçisi iddiasıyla konuşanlar, yazanlar ve çizenler, siyasi ihtiraslarını, fikrî buhranlarını ve şahsi ihtiraslarını kelamlarını ve kalemlerini satarak tatmin etmektedir. Türk gençliğinin millî hassasiyetlerini tenha köşelerde pazarlık konusu yapanlar, sefil oyunları aşikâr olduğunda Türk gençliğinin öfkesinden nasibini elbet alacaklardır. Buradan soruyorum. Siyasi ikballeri için kendisine oturacak masa arayanlar, milliyetçiliğin mukaddesatını ise oturdukları masalarda meze yapanlar, siz neyin ve nerenin milliyetçisisiniz? Kökü dışarıda mahfillerin mutfağında hazırlanan söylemlerle Türk milliyetçiliğinin huzur ve güven iklimini kirletenler, siz hangi ağızların kelamısınız?
"HEDEFİMİZ SÜPER GÜÇ TÜRKİYE'NİN İNŞASIDIR"
Değerli milletvekilleri, Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar olduğu kadar önemli sınamalar da bulunmaktadır. O sebeple milletçe günübirlik tartışmaların ötesine geçen, aklı, ahlakı, devlet tecrübesini ve millî iradeyi birleştiren kapsamlı bir gelecek vizyonuna uygun hareket etmek mecburiyetimiz vardır. Stratejik hedefimiz, lider ülke ve süper güç Türkiye'nin inşasıdır. Tüm unsurlarıyla buna uygun bir kapasite oluşturmak ise ortak sorumluluğumuzdur. Kutadgu Bilig'deki üç ayak üzerine olan hiçbir şey bir tarafa meyletmez. Her üçü düz durdukça taht sallanmaz. Bu ifadeler devlet anlayışımızın temelini özetlemektedir. Bugün bu dengeyi yasama, yürütme ve yargı üzerinden kurmak, hukukun üstünlüğü, güçlü kurumsal kapasite, toplumsal dayanışma ve ekonomik istikrarla bağdaştırmak zorunluluktur. Bu husus, milliyetçilik anlayışımızın bize yüklediği Türkiye sorumluluğunun bir parçasıdır.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE SÜRECİ
Terörsüz Türkiye hedefi, bu büyük gelecek tasavvurunun en önemli başlıklarından birisidir. Bu süreçte kararlılık kadar akıl, güvenlik kadar hukuk, devlet otoritesi kadar toplumsal mutabakat ve güven de önemlidir. Sınırlarımızın ötesinde varlığını sürdüren silahlı yapılar, komşu ülkelerin istikrarını bozduğu ölçüde Türkiye'nin güvenliğini de tehdit etmektedir. Bu nedenle Terörsüz Türkiye hedefini terörsüz bölge vizyonundan ayrı düşünemeyiz. Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin hedefi, güvenliğini sağlamış, millî birliğini güçlendirmiş bir ülke olarak teknoloji üreten, yüksek katma değerli sanayisini geliştiren, tarımda verimliliği artıran, enerjide dışa bağımlılığını azaltan ve gençlerine yeni fırsatlar sunan bir güç hâline gelmektir.
Bu amaçla tüm kurumlarımızla birlikte üniversitelerimizin de bu hedefe odaklanması şarttır. Üniversitelerimizin, ülkemizin köklü sorunlarına ve milletimizin daha fazla refah beklentisine cevap verecek bilimsel çalışmalarını ülke yönetimine katkı sağlayacak bir yapıya dönüştürmesi gerekmektedir.
KIBRIS MESELESİ
Kıbrıs Türk’tür ve Türk kalacaktır. Kıbrıslı kardeşlerimiz uyanık olmaya davet ediyorum.
Milletvekillerimizden bütçe sürecine pozitif katkıda bulunmalarını bekliyorum.
"FRANSA GİBİ TAHRİKLERE KAPILMAMALI"
Bizim gözümüzde her Türk genci korunması gereken bir emanet, her evladımız tek başına millî bir servettir. O sebeple gençlerimizi karanlık hesaplarına alet etmeyi planlayanların oyunlarını bozmalıyız. Gençlerimiz; ne Fransa'da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa'ya yayılan, kaos ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışıldığı karanlık senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır. Vatanın bütün ümidinin kendi anlayış, bilgi ve enerjilerinde olduğunu unutmadan; bilimin ışığında Türk istiklali ve istikbali için kendilerini yetiştirmeye odaklanmalıdır."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.