Cinsiyet Değiştirme Kararından Pişman Olan İsviçreli Chris, Yaşadığı Pişmanlığı Aa'ya Anlattı
Yaklaşık 30 yıl trans kadın olarak yaşayan ve 2024'te cinsiyet değiştirme kararına ilişkin pişmanlığını kamuoyuyla paylaşan İsviçreli Chris Brönimann...
Almanya'da dünyaya gelen, çocukluk yıllarında ağır ihmal ve travmalar yaşadıktan sonra 7 yaşında İsviçre'de bir aile tarafından evlat edinilen Chris Brönimann, 19 yaşında tanıştığı trans bir kadının hayatından etkilenerek başladığı süreci bugün, "O zaman, 'Kadın olursam mutlu olurum.' diye düşündüm. Ölümcül bir yanılgıydı." sözleriyle anlatıyor.
İsviçre'de yıllarca "ülkenin en tanınmış trans kadını" olarak medyada yer alan, yaklaşık 30 yıl "Nadia" adıyla yaşayan ve Mayıs 2026'da resmi kayıtlarda da yeniden "Chris" adını ve erkek cinsiyetini kullandığını duyuran 56 yaşındaki Brönimann, çocukluk travmalarından cinsiyet değiştirme kararına, İsviçre medyasındaki görünürlüğünden geçirdiği ameliyatlara, yaşadığı psikolojik krizlerden detranzisyon sürecinde karşılaştığı zorluklara kadar hayatının dönüm noktalarını anlattı.
Çocukluğunda annesinin psikolojik ve alkol sorunları nedeniyle yeterli bakım göremediğini, ağır yetersiz beslenme sonucu hayatta kalma mücadelesi verdiğini belirten Brönimann, daha sonra çocuk yuvasına yerleştirildiğini söyledi.
7 yaşında İsviçre’de bir aile tarafından evlat edinildikten sonra da kendisini ait ve güvende hissedemediğini dile getiren Brönimann, yaşadığı travmalar için ihtiyaç duyduğu psikiyatrik desteği alamadığını, çocukluk ve gençlik yıllarında erkeklik rolünü "şiddet ve otorite", kadınlık rolünü ise "şefkat, bakım ve sevgi" ile özdeşleştirdiğini dile getirdi.
Brönimann, 19 yaşında tanıştığı ve mutlu bir hayat sürdüğünü düşündüğü trans kadını gördüğünde, kendi mutsuzluğunun da bedenini değiştirerek sona erebileceğine inandığını ifade etti.
- İsviçre televizyonu geçiş sürecini yıllarca takip etti
Brönimann'ın geçiş süreci kısa süre içinde İsviçre medyasının ilgisini çekti. İsviçreli yönetmen Alain Godet'nin Brönimann'ın hayatını takip etmesi sonucunda ortaya çıkan "Sex-Change - Wie Christian zu Nadia wurde (Cinsiyet değiştirme - Christian nasıl Nadia oldu?)" belgeseli İsviçre'nin resmi devlet televizyonu SRF'de 2004'te yayımlandı.
1998'de genital bölgede cinsiyet uyum ameliyatı geçirdiğini belirten Brönimann, ameliyat görüntülerinin bir bölümünün daha kapsamlı belgesel yayımlanmadan önce İsviçre televizyonunda prime time kuşağında gösterildiğini anlattı. Bu yayının ardından hayatının bir gecede değiştiğini dile getiren Brönimann, "Kelimenin tam anlamıyla bir gecede bütün İsviçre'de tanındım." dedi.
Televizyon programları, gazete ve dergi röportajlarının birbirini izlediğini, hayatının kitaplaştırıldığını söyleyen Brönimann, "Medya beni övüp durdu, beni sürekli her yerde gösterdi ve kısa sürede benim için 'İsviçre'nin en tanınmış trans kadını' sloganı oluşturuldu. Attığım hemen hemen her adım, olumlu ya da olumsuz olması fark etmeksizin, anında manşet olmaya değer hale geliyordu." ifadelerini kullandı.
Brönimann, o dönemde bu görünürlükten kendisinin de rahatsız olmadığını ve yaptıklarını toplumsal bir misyon olarak gördüğünü vurgulayarak, sözlerine şöyle devam etti:
"O dönemde doğru olanı yaptığıma inanıyordum. Trans geçmişi olan insanlara yönelik hoşgörü ve saygı konusunda insanları bilinçlendirdiğimi düşünüyordum. Dünyanın renkli ve çeşitli olduğunu göstermenin benim misyonum olduğuna inanıyordum."
Bugün geriye baktığında medyanın kendi hikayesini tek taraflı sunduğunu düşündüğünü ifade eden Brönimann, dışarıdan "renkli ve güçlü" görünen hayatının arkasındaki psikolojik sorunların aynı ilgiyi görmediğini savundu.
- "16 kez ameliyat oldum, çok sayıda komplikasyon yaşadım"
Tıbbi geçiş sürecinde çok sayıda cerrahi müdahale geçirdiğini belirten Brönimann, komplikasyonlar yaşamasına rağmen bunların nedenlerinin yeterince sorgulanmadığını dile getirerek, "16 kez ameliyat oldum, çok sayıda komplikasyon yaşadım ama hiçbir zaman gerçekten ciddi biçimde 'Neden?' ya da 'Burada tam olarak ne yanlış gitti?' diye sorgulanmadı." dedi.
Geçmişte medyada trans hareketinin görünür yüzlerinden biri haline geldiğini, kendisinin de bu rolü benimsediğini söyleyen Brönimann, "Aslında bir illüzyona hizmet ettim ve aynı zamanda bir illüzyon sattım. Bugün bundan gerçekten utanıyorum. Medyada ve kamuoyunda sesimi duyurabilmek gibi sahip olduğum ayrıcalığın beraberinde getirdiği sorumluluğu doğru biçimde anlayamadım." diye konuştu.
Brönimann, geçişin uzun vadeli ve olumsuz sonuçlarını gündeme getirmek yerine kendisinden beklenen "başarılı ve mutlu trans kadın" görüntüsünü sürdürdüğünü belirtti.
Geçiş kararından önce psikiyatrik değerlendirmenin zorunlu olduğunu ancak bunu aşmanın kendisi için zor olmadığını öne süren Brönimann, gerekli raporlardan birini karaborsadan satın aldığını, daha sonra görüştüğü bir uzmandan da kısa süre içinde onay aldığını anlattı.
Bugün çocukluğuna baktığında ise asıl üzerinde durulması gereken konunun bedeninden önce yaşadığı travmalar ve ruhsal sorunlar olduğunu düşündüğünü vurgulayan Brönimann, travma, çocuklukta istismar veya bazı psikolojik ve gelişimsel durumların da değerlendirme sürecine dahil edilmesi gerektiğini söyledi.
Brönimann, "Tam da burada daha dikkatli bakmak, gerçek nedenleri araştırmak, gençle bir değerlendirme sürecine girmek ve insanın tamamını değerlendirmek gerekiyor." yorumunda bulundu.
- "Geçişten sonra psikolojik olarak daha kötüydüm"
Chris Brönimann, geçiş sürecine başlarken bedenini değiştirmesinin kendisine psikolojik rahatlama sağlayacağına inandığını ancak sonraki yıllarda beklediğinin tersini yaşadığını anlattı. Geçişin ardından ruhsal durumunun istikrarsız hale geldiğini ve birkaç kez klinikte yatarak tedavi görmek zorunda kaldığını belirten Brönimann, şöyle konuştu:
"Umduğum özgürleşmenin aksine kendimi daha da fazla sıkışmış hissettim. Beni daha da az anladılar, ben de ruhsal ve psikolojik olarak kendimle daha da az başa çıkabildim. Bu o kadar aşırıydı ki, birkaç kez hastanede yatmam gerekti, 2006’da artık tahammül edemediğimi düşündüğüm için hayatıma son vermek istedim. Tüm bunlar geçiş sürecinden sonra yaşandı."
Yıllar ilerledikçe geçirdiği cerrahi müdahalelerin ve uzun süreli hormon kullanımının etkilerini daha fazla sorgulamaya başladığını anlatan Brönimann, bedeninde yaşadığı sorunların bir kısmının geri döndürülemez olduğunu kaydetti.
Sağlıklı bedene verdiği değeri ancak yıllar sonra tam olarak anladığını ifade eden Brönimann, "Ameliyattan önce sahip olduğum sağlıklı bedenimi sadece bir günlüğüne yeniden alabilmek için neler vermezdim. Ama aynı anda bütün sertliğiyle şunu fark ediyorum: Böyle bir gün artık hiçbir zaman olmayacak." dedi.
- "Detranzisyon yapmak, tranzisyondan çok daha zor"
Geçiş kararından pişmanlığını 2024'te kamuoyuyla paylaşan Brönimann, yaklaşık 30 yılın ardından yeniden erkek olarak yaşamaya başladı. Mayıs 2026'da adının "Chris", cinsiyet kaydının da erkek olarak resmileştiğini duyurdu.
Brönimann, ilk geçiş sürecinde karşısında kendisine cerrahi ve hormonal seçenekler sunan kapsamlı bir sistem bulunduğunu ancak geri dönmek istediğinde aynı desteği görmediğini savunarak, sözlerine şöyle devam etti:
"Detranzisyon (geri dönüş) yapmak, tranzisyon (geçiş) yapmaktan çok daha zordur. Sözde başarılı ve kapsamlı bir tıp sistemimiz var, geçiş sürecini teşvik ediyor ve insana tüm seçenekler yelpazesini sunuyor. Ancak geri dönüş söz konusu olduğunda aynı tıp sistemi ortadan kayboluyor. Aynı doktorlar artık orada değil ve size yardım etmek istemiyorlar."
- "Anlattıklarım yüzünden ölüm tehdidi alıyorum"
Brönimann, yaşadığı deneyim nedeniyle özellikle gençlerin tıbbi geçiş sürecine başlamadan önce ayrıntılı psikolojik değerlendirmeden geçirilmesi ve geri döndürülemez müdahaleler konusunda daha fazla korunması gerektiğini savundu.
Kendi yaşadıklarının bu konuda uyarıcı olması gerektiğini belirten Brönimann, “Neredeyse 30 yıl trans kadın olarak yaşadım ve 30 yılı aşkın süredir cinsiyet hormonları kullanıyorum. Bunun ne anlama geldiğini, ne tür etkileri olduğunu gençler bilmiyor. Söz konusu olan çocuklar ve gençler. Onların korunmaya ihtiyacı var." dedi.
Geçmişte savunduğu yaklaşımın bugün tam karşısında durmasının kendisi açısından kolay olmadığının altını çizen Brönimann, amacının özellikle geri döndürülemez tıbbi müdahalelerde "daha dikkatli ve kapsamlı değerlendirme" yapılmasını sağlamak olduğunu vurguladı.
Brönimann, bugün yaptığı açıklamalar nedeniyle yoğun tepki ve tehdit aldığına dikkati çekerek, "Ben sessiz kalmayacağım. Evet, trans aktivistlerin tüm öfkesini üzerime çekiyorum. Nefret mesajları, ölüm tehditleri alıyorum. Neden? Sırf bu çılgın konuda tüm sonuçların farkında olmamızı istediğim için." ifadelerini kullandı.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.