Erdoğan'dan BM'de Tarihi Konuşma! "Bir Üzüntümü İfade Etmek İsterim"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu toplantısında tarihi açıklamalarda bulundu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu toplantısında önemli açıklamalarda bulundu.
Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:
Bir üzüntümü ifade etmek isterim, Filistin Devleti’nin değerli Başkanı Mahmud Abbas, üst üste iki yıldır bu salonda yer alamıyor.
Filistinli kardeşlerimize yönelik bu haksızlık vicdanları yaralamaktadır.
Bilinmesini isterim ki, Sayın Abbas burada bulunamasa da bizler geçen sene olduğu gibi özgür ve egemen Filistin Devleti’nin sesi olacak, Filistin halkının bu mücadelesini bu kürsüden dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Filistin Devleti’ni henüz tanımamış ülkeleri bu kararlarını gözden geçirmeye davet ediyorum.
Geride bıraktığımız 12 ay, 60’ı aşkın çatışma ve savaşla son 30 yılın en kanlı dönemlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Gazze’den Ukrayna ve Rusya’ya, Myanmar’dan Darfur’a, İran’dan Lübnan’a, 250 bin insan hayatını kaybetti.
Çok daha fazlası tarifsiz acılar yaşadı. Yüz binlercesi doğduğu, büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kaldı.
Yalnızca Gazze’de son 3 yılda, çoğu çocuk ve kadın 74 bin kardeşimizi İsrail’in devlet terörüne kurban verdik.
Gazze halkı halen yıkıntıların altında sevdiklerini arıyor; eşlerinin, çocuklarının, anne-babalarının naaşlarını çıkarıyor.
İsrail’in saldırılarında ellerini-ayaklarını kaybetmiş masum yavrular, tahtadan yapılan protezlerle okullarına gitmeye, hayata tutunmaya çalışıyor.
Gazze’de çocuklar, güven içinde olacak. Filistinli yavrular gökyüzüne bakınca savaş uçaklarını, İHA’ları, SİHA’ları değil; özgürce süzülen uçurtmaları görecek.
Lübnan’da çocuklar gecenin bir vaktinde bomba sesleriyle uyanmayacak. Asyalı emekçilerin alın teri, vahşi kapitalistler tarafından sömürülmeyecek. Afrikalı kardeşlerimiz, geleceklerine en az müreffeh ülkelerin vatandaşları kadar güvenle bakacak, umutla bakacak.
Birleşmiş Milletlere güven, ancak bu şekilde yeniden sağlanabilir. 190’dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin keyfine bağlı olduğu bir yapı, kabul edelim ki, ne âdildir, ne de güveni tam manasıyla tesis edebilir. Güvenlik Konseyi “DÜNYA 5’TEN BÜYÜKTÜR” ilkesine göre mutlaka reforme edilmelidir.
Bugün kalbimle kelamım arasına yine perde koymadan bazı gerçekleri burada açık açık ifade edeceğim.
Kimse kusura bakmasın, gücenmesin, alınmasın, bu Tayyip Erdoğan’ın şahsi meselesi değildir, insani meseledir, hepimiz için vicdani meseledir.
Karşımızda öldürmeye doyamayan soykırımcı bir zihniyet var, karşımızda son derece vahim bir tablo var.
Yüreğinde insanlık, merhamet olan, insaf ve vicdan sahibi kimse bu tabloya gözlerini kapatamaz.
Bu manzaranın bize anlattığı şudur; bundan 81 yıl önce barış ve güvenliği korumak için kurulan BM, bu görevini icra edemez hale gelmiş, daha doğrusu getirilmiştir.
Teşkilat, kan kaybetmeye devam ediyor; Filistin, Lübnan, Sudan ve diğer kriz bölgelerinde umutlarını BM’ye bağlamış olanlar derin hayal kırıklığı içinde.
Bir gün herkes insanlığın ortak vicdanına sığınmak zorunda kalacak.
Bugün kendimizi güven içinde, refah içinde, esenlik içinde hissedebiliriz; çatışma ve kriz bölgelerinden uzakta konforlu yaşayabiliriz, fakat yarın ne olacağını başımıza ne geleceğini bilemeyiz.
Bunun için uluslararası sisteme duyulan güvenin yeniden tesisine odaklanan bu yılki Genel Kurul temasını fevkalade isabetli buluyorum.
14 yıllık zulmün ardından Suriye, 8 Aralık Devrimiyle birlikte yeni bir yola girdi.
Cumhurbaşkanı Şara’nın liderliğinde, Suriye’nin, her türlü iç ve dış tahrike rağmen, güvenli, huzurlu bir ülke olma hedefine doğru ilerlediğini görüyoruz.
Bu yolculuklarında kardeş Suriye halkının yanında olmaya devam edeceğiz.
Bir diğer komşumuz Irak’ta, devlet otoritesinin güçlendirilmesi ve istikrarın tahkim edilmesi çabalarına desteğimiz tamdır.
Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere, bölgemizin refahını artıracak stratejik ulaştırma ve enerji projelerinde Irak’la işbirliği içinde çalışıyoruz.
Rusya-Ukrayna savaşının ise Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanarak sona ermesi samimi arzumuzdur.
Karadeniz’de seyrüsefer emniyetinin yeniden tesisi, gıda güvenliğinin temini ve savaşın daha geniş coğrafyaya yayılmasını engellemek amacıyla taraflarla temaslarımı sürdürüyoruz.
Karadeniz’de ticari gemilere yönelik saldırıların, kim yaparsa yapsın, kabul edilemez olduğunu vurguluyorum.
Hürmüz’de seyrüsefer özgürlüğün korunması gerektiğine inanıyorum.
Gazze’nin yeniden inşasına vakit kaybetmeden başlamamız gerekiyor.
Bu konuda sizleri, İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmaya davet ediyorum. Şunu artık herkes anlasın ve kabul etsin:
Filistin Devleti’ni boğma girişimleri hüsrana uğrayacaktır.
1967 sınırlarında, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve toprak bütünlüğüne sahip Filistin Devleti’nin vücut bulacağı o güzel günleri, inşallah göreceğiz.
Türkiye; gelişen savunma sanayisiyle, şoklara karşı dirençli ekonomisiyle çatışmaların ortasında adeta bir istikrar adası olmayı sürdürmektedir.
Ülkemiz, Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası olarak, kıtanın refah ve güvenliğinin temininde önemli roller üstlenmektedir.
Temmuz ayında başarıyla ev sahipliği yaptığımız NATO Ankara Zirvesi, ortak güvenliğimize ilişkin kararlılığımızın somut bir nişanesi olmuştur.
Türkiye’nin, güvenlik mimarisinin dışında bırakıldığı bir Avrupa’nın daha güçlü, daha güvenli olması, açık söylüyorum, mümkün değildir.
Biz, Avrupa Birliği’yle geleceğimizi işte bu stratejik vizyonla şekillendiriyoruz. Aynı vizyonu Birlik’ten de bekliyoruz."
Sudan’da ateşkes ve kalıcı barış çabalarına; Somali’de güvenlik, kalkınma ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi gayretlerine desteğimiz tamdır.
Libya'da istikrar ve sükunetin korunması önceliğimizdir.
Gündemdeki uzlaşı sürecinin, Libyalıların liderliği ve sahipliğinde yürütülmesi zaruridir. Biz de, Türkiye olarak, bu sürecin başarısı için desteğimizi sürdürüyoruz.
Öte yandan, Yeniden Asya Girişimimizle, Asya-Pasifik’teki ortaklarımızla ilişkilerimizi geliştirmeye devam ediyoruz. ASEAN’la ilişkilerimizin Diyalog Ortaklığı düzeyine yükselmesini, bu yaklaşımın somut bir neticesi olarak görüyoruz.
Aynı şekilde, Latin Amerika ve Karayip ülkeleriyle ilişkilerimizi karşılıklı saygı, ortaklık ve kazan-kazan anlayışıyla geliştiriyoruz.
Bu yıl Kasım ayında Antalya’da COP 31 Zirvesine ev sahipliği yapacağız.
Zirvede özellikle iklim adaletinin öne çıkarılmasını sağlayacağız.
Avustralya’yla geliştirdiğimiz ortaklıkla, COP31'i finansman taahhütlerinin yerine getirildiği, teknoloji transferinin hızlandırıldığı ve verilen sözlerin somut adımlara dönüştüğü bir “Uygulama COP'u” haline getireceğiz. Bu fırsattan istifadeyle, sizleri COP31 Liderler Zirvesi'ne davet ediyorum.
Eşim Emine Erdoğan’ın 2017’de “Dünya Ortak Evimizdir” diyerek başlattığı Sıfır Atık Hareketi, o günden bugüne küresel bir farkındalık seferberliğine dönüştü.
Şurası bir gerçek ki; iklim kriziyle mücadelenin kuşkusuz pek çok yolu vardır. Sıfır Atık Hareketi, tüm bu yolların birleştiği en sağlam köprüdür. Sizlerin de desteğiyle bu köprünün daha da güçleneceğine inanıyorum.
Dünyamız hızla değişirken, insanlık da eş zamanlı olarak yeni sosyal tehditlerle yüzleşmeye başlamıştır.
Batıda veba gibi yayılan İslam düşmanlığı, bunların en başında geliyor. Bilhassa Müslüman kadınlar ve kız çocukları, son yıllarda ayrımcılığa daha fazla maruz kalıyor.
Kimi ülkelerin okullarda uygulamaya koyduğu başörtüsü yasaklarını, kadınların en temel haklarına yapılmış bir saldırı olarak görüyoruz.
Artan yabancı karşıtlığı, kültürel ırkçılık ve antisemitizm de kararlılıkla mücadele edilmesi gereken zehirli akımlardır.
Küresel cinsiyetsizleştirme bu politikaları, aile kurumuyla birlikte masum çocukları da hedef alan bir kuşatmaya dönüştüğünü bilmemiz lazım. Bu kuşatmayı, ancak kadın ve erkekten oluşan aileyi koruyarak kırabiliriz.
Türkiye, lobilerin saldırılarına rağmen aile ve çocukların korunmasında inisiyatif almaya devam edecektir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.