Cüneyt Şaşmaz Yazdı: CHP’nin Sessiz Çöküşü

Cüneyt Şaşmaz Yazdı: CHP’nin Sessiz Çöküşü

Özgür Özel’in “yeni parti” hamlesi, Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla dönüşü ve ikisinin de uzlaşmayı reddetmesi, CHP’yi tarihinin en ağır kurumsal kırılmalarından birine sürükledi.

Bu kriz, salt iki ismin egosu değil; Türkiye’de muhalefetin yargı eliyle yeniden biçimlendirilme denemesinin, parti içi meşruiyet krizine dönüşüp sonunda Atatürk’ün partisini fiilen ikiye bölen dramatik bir hikâyedir.
Özgür Özel’in “yeni parti” hamlesi, Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla dönüşü ve ikisinin de uzlaşmayı reddetmesi, CHP’yi tarihinin en ağır kurumsal kırılmalarından birine sürükledi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün on yıllar öncesinden bugüne seslenen o keskin uyarısı, yaşananların en çarpıcı özeti gibidir:
“Bir milleti yok etmek için onu bölmek yeter.
Birlik ve beraberlik olmadıkça hiçbir işte muvaffak olunamaz.”
CHP’de Mayıs 2026’daki “mutlak butlan” mahkeme kararıyla başlayan kriz, Temmuz 2026’da Özgür Özel ve yaklaşık 91 milletvekilinin istifa edip Yeni Parti’yi kurmasıyla fiili bölünmeye dönüştü.
Bu, Türkiye siyasetinde nadir görülen bir yargı müdahalesi + parti içi uzlaşmazlık kombinasyonudur.
Aşağıda soruna olgusal, tarafsız bir çerçeve sunuyorum:
- Kısa arka plan (olaylar zinciri)
• 4-5 Kasım 2023’teki 38. Olağan Kurultay’da Özgür Özel genel başkan seçilmişti.
• 21 Mayıs 2026’da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi bu kurultayı (ve sonrasındaki tüm işlemleri) “mutlak butlan” ile iptal etti; Kemal Kılıçdaroğlu ve eski yönetimi geçici olarak göreve iade etti.
Gerekçe: usulsüzlük ve rüşvet iddiaları.
Bu, bir siyasi partinin seçimli kurultayının yargı yoluyla iptal edildiği ilk örnek oldu.
• Özel tarafı kararı “siyasi müdahale” olarak gördü, olağanüstü kurultay ve 2 milyon üyeyle yarış çağrıları yaptı.
Kılıçdaroğlu tarafı ise kararı uyguladı, örgütlerde değişiklikler yaptı.
• Uzlaşı sağlanamayınca 21 Temmuz’da Özel CHP grup toplantısında “yeni partimizi kuruyoruz” dedi; 24 Temmuz’da 91 milletvekiliyle birlikte istifa edip Yeni Parti’yi kurdu.
Yeni Parti Meclis’te ana muhalefet konumuna geçti, CHP 40’lı vekil sayısına düştü.
Soru şu:
Özgür Özel neleri “yanlış” yapıyor/yapmış olabilir?!
Eleştirenler şunları öne sürüyor:
• Mahkeme kararına rağmen partiyi “korumak” yerine ayrılmayı tercih etmek, Atatürk’ün kurduğu partiyi zayıflattı.
• Örgütü tutamamak:
Paylaşımda bahsedilen 20 belediye başkanı + bazı milletvekillerinin AK Parti’ye geçmesi, tabanın ve yerel kadroların dağılması.
• “Şaibeli” çevreler ve kutuplaştırıcı dil.
Özel ve destekçileri ise şöyle bakıyor:
• Karar meşru değil, yargı üzerinden muhalefeti “kontrol altına alma” girişimi.
Kurultay yolu tıkanınca (imzalar toplanmasına rağmen) partide kalmak “kontrollü muhalefet” anlamına geliyordu.
• Erken seçim veya yerel süreçlere hazırlıksız yakalanmamak için ayrı bir yapı zorunlu hale geldi.
Yeni Parti’yi “CHP’nin ruhunu taşıyan” devam olarak tanımlıyorlar.
Objektif olarak:
Ayrılma bilinçli bir tercihti (uzun süredir “felaket senaryosu” olarak konuşuluyordu).
Partiyi bilinçli olarak “bölmek” mi, yoksa “mahkemeyle ele geçirilmiş yapıdan kurtulmak” mı tartışması tamamen bakış açısına bağlı.
Özgür Özel ve birlikte hareket eden milletvekilleri ne yapmaya çalışıyor?!
Kendi ifadelerine göre: İktidar yürüyüşünü sürdürmek, Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ı geride bırakmamak, “kontrollü muhalefet” modelini reddetmek.
Yeni Parti sosyal demokrat, Kemalist, pro-Avrupacı bir çizgide konumlanıyor ve Meclis’te ana muhalefet olarak hareket ediyor.
Amaç, CHP markası altında kalamayacakları bir ortamda seçmen desteğini koruyup büyütmek.
Kılıçdaroğlu mahkeme kararıyla başa gelmekle yanlış mı yaptı?!
İki bakış var:
• Evet diyenler: Mahkeme kararıyla gelmek, partinin demokratik meşruiyetini zedeledi.
Hemen olağanüstü kurultay çağırıp üye/delege iradesine gitmek yerine örgütlerde tasfiye yoluna gidilmesi bölünmeyi hızlandırdı.
“Butlancı” eleştirisinin kaynağı bu.
• Hayır/zorunluydu diyenler: Mahkeme kararı bağlayıcıdır; uygulamamak hukuka aykırı olurdu.
Kılıçdaroğlu “partinin iç tartışmaları beni ilgilendirmiyor, halkın sorunlarıyla ilgileniyorum” çizgisinde kaldı.
Büyük hata olup olmadığı, sürecin sonunda CHP’nin ve muhalefetin toplam oyuna bakılarak değerlendirilecek.
Şu an net olan: Kararı kabul edip hızla demokratik bir yenilenme yoluna girmemek, ayrılmayı kolaylaştırdı.
Soru şu:
Kılıçdaroğlu’na yakışan hareket ne olmalıydı?!
Birçok analiste göre en az hasarlı yol:
Kararı uyguladıktan hemen sonra (veya arabulucular aracılığıyla) kısa sürede olağanüstü kurultay tarihi açıklamak, her iki tarafın da aday olabileceği açık bir yarış düzenlemek ve kaybedenin siyaseti bırakması gibi iddialı bir taahhüt.
Böylece “yargı dayatması” algısı zayıflar, parti içi meşruiyet güçlenirdi.
“Arınma” ve örgüt temizliği de kurultay sonrası yapılabilirdi.
Hal böyleyken...
Bütünlüğü bozulan CHP nasıl toplanır, ayağa kalkar?!
• Kısa vadede:
Kalan kadroların (yaklaşık 40-45 milletvekili) yerel örgütleri tutması, belediyeleri koruması ve “Atatürk’ün partisi” kimliğini vurgulaması.
• Orta vadede:
Gerçek bir kurultay + üye iradesine dayalı yeni liderlik seçimi.
Polarizasyonu azaltıp ortak muhalefet gündemine (ekonomi, yargı bağımsızlığı, yerel yönetimler) odaklanmak.
• Uzun vadede:
Yeni Parti ile rekabet veya ileride olası ittifak senaryoları.
Tarihte CHP birçok kez bölündü ve toparlandı; ama bu sefer yargı boyutu işi daha zorlaştırıyor.
Bu bağlamda cevap'ını arayan bir diğer soru şu:
Partiyi bu hale düşüren/“ihanet eden” kim?!
Tek bir “ihanetçi” aramak yanıltıcı.
• Yargı kararı süreci tetikledi (siyasi boyutu tartışmalı).
• İki tarafın da uzlaşmaz tutumu (Özel’in “tanımıyoruz” çizgisi + Kılıçdaroğlu tarafının kurultayı ertelemesi/tasfiyeler) bölünmeyi kesinleştirdi.
• Her iki lider de kendi meşruiyetini koruma refleksini parti bütünlüğünün önüne koydu.
Netice:
Bu, “kim hain?” sorusundan ziyade kurumsal zayıflık + dış müdahale + liderlik rekabeti hikâyesi.
Ezcümle:
Muhalefetin toplam gücü şu an ikiye bölündü; bunun siyasi faturası önümüzdeki seçimlerde görülecek.
Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler