Cüneyt Şaşmaz Yazdı: Lozan İhlal Ediliyor: Yunanistan Batı Trakya’yı Eziyor!

Cüneyt Şaşmaz Yazdı: Lozan İhlal Ediliyor: Yunanistan Batı Trakya’yı Eziyor!

“Bu antlaşma, Türk ulusu aleyhine, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış Büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasî zafer eseridir.”

Lozan’ın Zaferinden İhlale ve/veya Yunanistan’ın Batı Trakya Türk Azınlığına Karşı Stratejik Baskı Politikası?!

Dün bugün'ün gölgesinde.
Mustafa Kemal Atatürk, Lozan Barış Antlaşması’nı Nutuk’ta şu sözlerle tanımlamıştır:
“Bu antlaşma,
Türk ulusu aleyhine, yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı sanılmış
Büyük bir suikastın sonuçsuz kaldığını bildirir bir belgedir.
Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir siyasî zafer eseridir.”
Nitekim...
Bu zafer belgesi, karşılıklılık ilkesiyle azınlık haklarını da güvence altına almıştı.
Ancak bugün Yunanistan, Batı Trakya’daki Türk azınlığına karşı Lozan Antlaşması’nı ve uluslararası yükümlülüklerini sistematik olarak ihlal etmektedir.
Öncelikle...
İnsanlık tarihinin sicili en temiz ordusu olan Türk Ordusu’na dil uzatılıyor, alçakça iftiralar atılıyor;
Kıta sahanlığı tanınmıyor, FIR hattı sorunları çıkarılıyor;
Türk’e ait her değere küfrediliyor; Türkiye’ye düşman tüm terör örgütleri destekleniyor.
Hal böyleyken...
Lozan Antlaşması ve sonrasındaki mutabakatlara aykırı şekilde Türk okulları kapatılıyor.
En son Batı Trakya’daki Kardere, Mehrikoz ve Hasanlar köylerindeki üç Türk ilkokulu “öğrenci yetersizliği” gerekçesiyle kapatıldı.
20 yılda Türk okulu sayısı 210’dan 83’e düştü.
Hasılı:
Doğu Makedonya ile Trakya’da Müslüman Türk nüfusun imamını seçtirme hakkı gasp ediliyor; seçilmiş imam tanınmıyor, devlet tayin ediyor.
Türk azınlığın haklarını dile getiren ve savunan gazeteler, dernekler, siyasi oluşumlar ve kişiler her türlü baskı ve suikaste maruz bırakılıyor.
KKTC ve adadaki Türk varlığı tanınmıyor; KKTC’ye yönelik her kirli işin arkasında bulunuluyor.
Fener Ortodoks Rum Kilisesi, Türkiye’ye ve diğer Ortodoks halklara (Bulgar, Romen, Sırp, Rus) karşı kullanılıyor;
Bu kilise ve rahibi küresel güç haline getirilerek Türkiye aleyhine araçsallaştırılıyor.
Hülasa:
Doğu Akdeniz’de Güney Kıbrıs Rum bölgesi üzerinden Türkiye’nin münhasır ekonomik bölgesine uzanılıyor;
Uluslararası petrol şirketleriyle birlikte yasadışı arama çalışmaları yapılıyor.
Silahsız olması gereken adalar silahlandırılıyor, bir kısmı gasp ediliyor.
Aynı ittifak içinde olmasına rağmen Türkiye sürekli düşman ve saldırgan olarak gösteriliyor;
Adaların ekonomisi “ucuz tatil” sloganıyla Türk turistlerden toplanan paralarla ayakta tutuluyor.
Demem o ki:
Her halt karıştırıldıktan sonra “sütten çıkmış ak kaşık” muamelesi bekleniyor.
Başka?!
Daha az bilinen somut ihlaller ise şunlar:
Batı Trakya’daki Türk vakıflarını 1967’den itibaren devlet kontrolüne alarak mallarını ve gelirlerini gasp etmek,
Vakıf yönetimlerini Türklerden uzaklaştırmak;
1970’lerden itibaren “Türk” kelimesini dernek, okul ve kurum isimlerinde kullanmayı suç saymak,
“İskeçe Türk Birliği” gibi tarihi dernekleri kapatmak veya yasadışı ilan etmek (AİHM’ye taşınan davalara rağmen);
Müftüleri halk tarafından seçtirmeyip doğrudan devlet eliyle atamak,
Seçilmiş müftüleri tanımamak ve hukuki baskı uygulamak (AİHM’nin açık ihlal kararlarına rağmen uygulanmıyor);
Başka?!
Türkiye Cumhuriyeti’nin Batı Trakya Türk okullarına gönderdiği öğretmen kontenjanını tek taraflı olarak 35’ten 16’ya düşürmek;
Zorunlu anaokulu eğitimi getirerek çift dilli (Türk-Yunan) anaokullarının açılmasını engellemek ve asimilasyonu hızlandırmak.
Demem şu ki:
1920’lerde Batı Trakya nüfusunun yaklaşık %65’ini oluşturan Türkler, bugün %30’lara gerilemiştir.
Bu dramatik düşüş, baskı, asimilasyon, göç teşviki ve hak ihlallerinin doğrudan sonucudur.
Nüans?!
Yunanistan aynı dönemde Ege adalarındaki gerilimleri ve Türkiye karşıtı politikaları sürdürerek,
Adalara “ucuz tatil” sloganıyla Türk turist akınını sağlıyor ve ekonomisini bu gerilim üzerinden besliyor.
Silahlandırma ve hak iddiaları ise turizm gelirleriyle finanse ediliyor.
Demem o deme değil şu deme:
Lozan Antlaşması’nın azınlık hakları maddeleri (37-45. maddeler), karşılıklılık esasına dayanır.
Yunanistan bu ilkeyi kendi içindeki Türk azınlığa karşı çiğnerken, uluslararası arenada tek taraflı mağduriyet üretmektedir.
Netice:
AİHM kararlarının uygulanmaması,
Dernek özgürlüğünün kısıtlanması,
Kimlik inkârı ve eğitim haklarının aşamalı olarak zayıflatılması,
Uluslararası hukukun açık ihlalidir.
Bu tablo, Yunanistan’ın Türk varlığını hazmedemediğini, uzun vadeli bir asimilasyon stratejisi izlediğini göstermektedir.
Türkiye’nin bu ihlallere karşı diplomasi, uluslararası hukuk platformları,
Karşılıklılık ilkesi ve kamuoyu oluşturma alanında daha stratejik ve kararlı adımlar atması zorunludur.
Haklarını koruyan milletler, geleceğini de korur.
Derin uykuya devam etmek, sorunları çözmez.
Türk milleti tarih boyunca haklarını bildiği ve koruduğu için varlığını sürdürmüştür.
Ezcümle:
Bu ihlallerin farkına varmak ve gerekli tedbirleri almak, Atatürk’ün Lozan zaferini sahiplenmenin en somut yoludur.
Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler