Dışişleri Bakanı Fidan, Antalya Diplomasi Forumu'nun Kapanış Töreninde Konuştu
İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir.
Quot; Global İletişim Ortağı olduğu, Belek Turizm Bölgesi'ndeki NEST Kongre Merkezi'nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026'nın kapanışında düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Fidan, Gazze'deki soykırımın değişik şekillerde devam ettirilmeye çalışıldığı gerçeğinin ortada olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:
Biz uluslararası toplum olarak bir araya geldik. Gazze Barış Planını uygulamak için, hayata geçirmek için yoğun çaba içerisindeyiz. Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) bu konuda Sayın Trump (ABD Başkanı Donald Trump) ve bölge liderleriyle başlattığı yoğun bir müzakere süreci var son bir yıldır. Ama buna rağmen İsrail'in asli niyeti olan Gazze'yi ister insanlarını öldürerek ister sürerek insansızlaştırmaya yönelik politikasının değişmediğini bütün herkes biliyor. Sadece söylemiyor.
Fidan, uluslararası toplumun, diplomasinin bütün imkanlarını kullanarak, bunu engelleme yolunda gereken adımları atma yönünde ciddi çaba ortaya koyduğunu söyleyerek, İsrail yayılmacılığı sorunu sadece bölgenin değil artık dünyanın bir güvenlik sorunu haline gelmiştir. Bu yayılmacılığın hangi yöntemlerle, nasıl uluslararası toplum tarafından durdurulacağı meselesi yine uluslararası toplumun kendi ana gündem maddelerinden biridir. dedi.
Süreç içerisinde olumlu gelişmeler olacağını düşündüğünü dile getiren Fidan, Bir araya geldiğimiz bütün aktörler aynı endişeyi taşıyorlar. İsrail'in bu yayılmacılığına artık kimse bahane bulabilecek durumda değil, sürdürülebilir de değil. Sürekli uluslararası krizlerin tetiklendiği ve uluslararası krizleri tetikleyen bir irrasyonel, fundamentalist bir hükümetten söz ediyoruz. Dünyanın başına bela olmuş durumda. diye konuştu.
Fidan, İsrail'in politikalarının sadece Türkiye'nin ya da bölgenin sorunu olmadığını vurgulayarak Dünyanın başına bela olmuş bir güvenlik sorunundan bahsediyoruz. dedi.
- Afrika'da terörle mücadeleye destek
Türkiye'nin diğer bölgelerde oynadığı arabuluculuk rolünü Afrika'da da oynamaya gayret ettiğini belirten Fidan, Özellikle çatışmaların sonlandırılması ve ulus devletlerin güvenlik sorunlarına, özellikle terörle mücadelede verebileceğimiz desteğin verilmesi konulu bir stratejimiz var bizim. Ekonomik, ticari, kalkınma, teknik işbirliği bunların hepsi var zaten. Ama stratejik olarak çatışmaların sönümlendirilmesi ve terörle mücadele, bu iki istikrarsızlık kaynağını özellikle çalışıyoruz. ifadelerini kullandı.
Fidan, bölgede metodolojik olarak ilerlediklerini belirterek, şöyle devam etti:
Somali'de devam eden terörle mücadele sürecinde Türkiye'nin desteği var. Aynı şekilde Nijerya'da bu konuda ortaya koyduğumuz bir işbirliği var. Bunu daha da ilerleteceğiz. Ülkenin istikrarı için bu gerekli. Diğer taraftan çatışmaların çözümlenmesiyle ilgili Somali ve Etiyopya arasında yaptığımız arabuluculuk Cumhurbaşkanımızın öncülüğünde bu fevkalade önemliydi. Aynı şekilde Libya'daki şu anda devam eden ülkenin bütünleşmesi çabalarına Türkiye'nin desteği tam. Sudan'daki devam eden iç savaşın durdurulması için elimizden geleni yapma gayreti içerisindeyiz. Ruanda ve Kongo arasındaki sorunlarla ilgili de yakından gözlemlerimiz devam ediyor. Şu anda zikretmek istemediğim birkaç tane çatışma konusu var, ihtilaf konusu var bölge ülkeleri arasında hassas. Onlara da yakından bakmaya devam ediyoruz.
- (Azerbaycan-Ermenistan) Bu anlaşma inşallah hayata geçer ve şu ana kadar ortaya koymuş çabaların tamamlanmasını görürüz
Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki barış sürecine ilişkin şu değerlendirmede bulundu:
Bu anlaşma inşallah hayata geçer ve şu ana kadar ortaya konmuş çabaların tamamlanmasını görürüz. Biz şimdiden aslında çatışma olmayışının barışın olduğu bir anın ve getirdiği nimetlerin bölgedeki etkilerini görüyoruz. Nihai anlaşmayla beraber ülkeler arası normalleşme, Türkiye-Ermenistan normalleşmesi, Azerbaycan-Ermenistan normalleşmesinin bölgede hem bağlantısallık konusunda hem ekonomik, ticari, enerji güvenliği konusunda çok ciddi sonuçları getireceğini şimdiden öngörüyoruz.
Türkiye'nin bölgedeki bağlantısallığını güçlendirmesi açısından da Zengezur Koridoru'nun önemli olduğunu belirten Fidan, Bu konuda Avrupa Birliği bağlantısallık projeleriyle yakın çalışmalarımız var. Sayın Marta Kos'la (Avrupa Birliği Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi) bu konularda yakından görüşülüyor. İnşallah barış anlaşması imzalanınca göreceksiniz, hem bağlantısallık hem ekonomik kalkınma konusunda bölge ülkeleri büyük bir olumlu gelişme görecekler. Buna çok yakınız. ifadelerini kullandı.
Türkiye'nin Rusya-Ukrayna Savaşı'ndaki müzakerelerde ev sahipliği yapması ve arabulucu rolüne ilişkin sorusuya Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin yakından takip edildiği gibi, Rusya- Ukrayna müzakerelerinin de takip edildiğini vurguladı.
Fidan, Türkiye'nin süreçte gerektikçe rol aldığını vurgulayarak savaşın bitmesi gerektiğini ve çok fazla maliyet ürettiğini söyledi.
Savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksandığı belirten Fidan, Bu aslında hem Ukrayna hem Rusya için iyi bir durum değil. Barış çabalarını arttırarak devam ettirmemiz gerekiyor. Türkiye olarak bu konuda bizim vizyonumuz, çabamız ortada. Tarafları geçen yaz 3 defa İstanbul'da bir araya getirdik. Tekrar getirmeye hazırız. İster teknik düzeyde, ister liderler düzeyinde. ifadelerini kullandı.
İki ülkenin başka başkentlerde de bir araya geldiğini anımsatan Fidan, İran ile ABD arasındaki müzakerelerin ve savaşın, Ukrayna'daki barış müzakerelerine ve Gazze'deki barış planına dünya kamuoyunun ilgisinin azalmasına neden olduğunu kaydetti.
Bakan Fidan, Bunun bir yansıması olarak burada birtakım aksamalarla karşılaşmayı açıkçası biz stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bunun olmaması için tarafları şimdiden uyarıyoruz. Tekrar tekrar diyoruz ki buralardan bizim dikkatimizi dağıtmamamız lazım. Hem Ukrayna hem Gazze meselesi oldukça önemli. Bu iki konudaki de dikkatimizi devam ettirmeliyiz ve buna kapasitemiz var. değerlendirmesini yaptı.
- Güney Kafkasya'daki durum
Türkiye'nin, Güney Kafkasya'daki barışın temini için çok ciddi çabası olduğunun altını çizen Fidan, bölgeye istikrar getirmek istendiğine değindi.
Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın baştan beri ortaya koyduğu dış politika vizyonunun ve yönteminin belli olduğunu belirterek Bir bölge için ne istiyorsak, diğeri için de aynısını istiyoruz. Her yerde barışı, istikrarı, önceleyen bir duruşumuz var ki bunun üzerine kalkınmayı, refahı inşa edebilelim. Ermenistan'la Azerbaycan arasında yürüyen görüşmelerde çok önemli mesafeler kat edildi. değerlendirmesini yaptı.
Azerbaycan ile Ermenistan arasında ABD'de yapılan törene atıfta bulunan Fidan, barış anlaşmasına nihai imzanın atılması için gereken birkaç adım olduğuna işaret etti.
Fidan, şimdiye kadar yapılan çalışmalarla iki tarafın da barışı arama konusunda oldukça samimi ve ileri adımlar atma konusunda istekli olduğunun görüldüğünü belirterek aktörlerin riskleri alabildiğini kaydetti.
İki ülke barışına dünya kamuoyunun da inanılmaz bir teveccühü ve desteği olduğuna dikkati çeken Fidan, Türkiye'nin her zaman Azerbaycan'ın yanında olmaya devam edeceğini ve bunun ortak kader olduğunu dile getirdi.
Fidan, Azerbaycan ile Ermenistan'ın yapacağı barış neticesinde bölgenin çok daha istikrarlı olacağına inandıklarının altını çizerek Bu bütün bölge halkları için fevkalade önemli. dedi.
- Lübnan meselesi
Türkiye'nin Lübnan halkıyla büyük bir dayanışma içinde olduğuna dikkati çeken Fidan, Ankara'nın, bu ülkede krizde olan bölgelere yönelik insani yardım faaliyetlerine devam ettiğini söyledi.
Bakan Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı:
Maalesef Lübnan bir kez daha savaşın acımasız pençesine kurban gidiyor. Kendi içinde zaten etnik ve mezhebi, dini parçalanmışlığın içerisinde boğuşurken diğer taraftan son aylarda İsrail işgaliyle karşı karşıya kalması ve bu işgal neticesinde 1 milyondan fazla insanın evinden olması ve yetmiyormuş gibi, İsrail'in tekrar tekrar yaptığı ilanlarla, Gazze'de uyguladığı bölge uygulamalarını, işgal politikalarını burada da uygulamaya başladığını görüyoruz. Burada hem bölge kamuoyu hem dünya kamuoyu oldukça endişeli durumda. Sadece insani gerekçelerle değil, bölge istikrarını çok ciddi etkileyecek bir işgaldir bu.
Devam eden İran-ABD müzakerelerinin, Lübnan'daki durumu biraz gölgede bırakmış gibi gözüktüğünü aktaran Fidan, İsrail, bu fırsattan istifadeyle olayı bir oldubittiye getirmeye çalışıyor. Buna müsaade edilmemesi lazım. Bunun için elimizden geleni yapacağız. dedi.
- Kıbrıs'taki durum
Fidan, Türkiye'nin, bölge ülkeleriyle işbirliği içinde olduğunu ancak askeri işbirliği hususunda NATO ile ittifak olunduğunu belirterek Yunanistan'ın da NATO üyesi olduğunu hatırlattı.
İsrail-Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) bir araya gelerek askeri ittifak kurması ve somut birlikler oluşturması durumda, tehdit önceliğinin Türkiye ve diğer ülkeler olduğu değerlendirmesini yapan Fidan, şunları söyledi:
Bunun başka türlü bir izlenim oluşturmasını da kimse bekleyemez. Bunun aksi yönünde bize ne öncesinde ne sonrasında bir güvence veya beyan verilmedi. Kimse biz bu ittifaklar oluşturulurken bize 'ya biz bunu size karşı yapmıyoruz' demedi. Tam tersine bu ittifakın oluşturulduğu seremonide liderler yan yana iken İsrail Başbakanının hem Yunanistan Başbakanının hem Kıbrıs Rum Kesimi liderinin bulunduğu yerde yaptığı beyanlar var. Bu ittifakın ruhunu tanımlayan. Neden yapıldığını. Şimdi bu gerçekler ortadayken ben bizim ortaya koyduğumuz tepkinin Yunanistan'la aramızda yürüttüğümüz müzakere sürecinden dolayı az bile olduğunu düşünüyorum.
Fidan, bu işbirliği ruhunun hiçbir zaman için rahatsız etmek istenmediğini söyleyerek Ama o toplantıda İsrail Başbakanı'nın söylediği şeyler, ortada somut askeri yapılanmalar var, askeri işbirlikleri var. Şimdi bunu görmemezlikten gelemeyiz. Hani Yunanistan bunu başka türlü anlatabilir, saklayabilir. ifadesini kullandı.
Bakan Fidan, Avrupa'da, Yunanistan dışında bu türden bir askeri işbirliği veya ortak birlik kurma anlaşması imzalayan başka bir ülke olmadığına dikkati çekti.
Bunun sadece Türkiye'nin sıkıntısı olmadığını vurgulayan Fidan, Söylemiyorlar ama bölgedeki bütün Müslüman ülkeler ciddi endişe içerisindeler ve soru soruyorlar. dedi.
Fidan, İsrail'in son zamanlarda bölgedeki işgalci ve yayılmacı politikasına atıfta bulunarak bu nedenle Türkiye, burada gereksiz yere endişe üretiyormuş gibi söylemlerde bulunmanın doğru olmadığına dikkati çekti.
Ortada gerçeklerin ve bölge ülkelerinin endişelerinin olduğunu kaydeden Fidan, Türkiye, kendisini koruyacak nitelikte ama bölgede daha zayıf nitelikte olup bu askeri ittifaka endişeyle bakan ülkeler var. dedi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.