DOSYA: Küçük Yaş, Büyük Suç
Türkiye'de suça sürüklenen çocuk sayısı 2022'de 176 bin 128'e, 2023'te 177 bin 174'e ulaştı.
Ankara
Son 10 yıldaki veriler değerlendirildiğinde suça sürüklenen çocuk sayısı yüzde 17,47 artış gösterdi. 2025'te suça sürüklenen çocukların ağırlıklı olarak karıştıkları suç tipleri kasten yaralama, hırsızlık, hakaret, tehdit, mala zarar verme olarak sıralandı.
Adalet Bakanlığı verileri Türkiye'de son yıllarda suça sürüklenen çocuklar konusunda dikkat çekici bir artış olduğunu gözler önüne seriyor. Verilere göre, 2015'te suça sürüklenen çocuk sayısı 158 bin 560, 2016'da 146 bin 737, 2017'de 145 bin 210, 2018'de 157 bin 96, 2019'da ise 161 bin 378 olarak kayıtlara geçti.
Türkiye'de yılda ortalama 180 bin çocuk suça karışıyor
"Küçük Yaş, Büyük Suç" başlıklı dosyasının ilk haberinde Türkiye'de suça sürüklenen çocuklara ilişkin soruşturma dosyalarına yansıyan istatistikler ele alındı.

Adalet psikolojisi üzerine uzun yıllar üniversitelerde eğitim veren avukat Cemalettin Gürler, özellikle Kovid-19 döneminden sonra suç oranının yükselişe geçtiğine dikkati çekti.
Çetelerin kirli oyunlarına bulaşan çocuklar ifadelerinde pişmanlıklarını anlattı "Küçük yaş, büyük suç" başlıklı dosya haberinin bu bölümünde, sosyal medya platformlarında, "lüks yaşam, silah, para, alkol ve uyuşturucu madde" paylaşımlarıyla 18 yaşından küçük çocukları radarlarına alarak ağlarına düşüren suç örgütleri düzenlenen operasyonlarla deşifre ediliyor.
Örgüt elebaşları ve yöneticileri hakkında davalar açılırken, özendirme ve kandırma yöntemiyle örgüte dahil edilen 18 yaşından küçük çocuklar, "suça sürüklenen çocuk" statüsünde ayrı dosyalarda soruşturuluyor.
![]()
Söz konusu örgütlerin talimatlarıyla suça bulaşan veya henüz eyleme geçemeden yakalanan çocukların bazılarının savcılık dosyalarına yansıyan ifadeleri, çeteleşmenin ve sosyal medyanın negatif etkilerinin doğurduğu sonuçları da gözler önüne seriyor.
Çocuklardan suçlu yaratan çetelerin karanlık organizasyonları iddianamelere yansıdı
Yaşı 18'den küçük bireylerin karıştığı suçlarda son zamanlarda yaşanan artış gündemdekini yerini korurken, özellikle suç örgütlerinin çocukları bilinçli ve sistematik biçimde nasıl örgütleyerek kullandıkları ve hangi suçlara yönlendirdikleri savcılık iddianamelerine yansıdı.
İddianamelerde yer alan ifadeler, ailevi sorunlar, ekonomik yoksunluk ve denetimsizlik içinde kalan çocukların, kamu güvenliğini tehdit eden silahlı eylemlerde maşa olarak kullanıldığını, bu sürecin ise bilinçli, planlı ve süreklilik arz eden bir çete düzeniyle yürütüldüğünü gözler önüne seriyor.

Suç örgütleri çocukları sınırlı cezai sorumluluk nedeniyle "araç unsur" olarak kullanıyor
İstanbul Emniyet Müdürlüğünün saha çalışmaları sonucu elde ettiği tespitlere göre, özellikle 15-18 yaş grubundaki çocuklar sınırlı cezai sorumlulukları nedeniyle suç örgütleri tarafından "yaralama", "hırsızlık" ve "uyuşturucu" gibi eylemlerde "araç unsur" olarak kullanılıyor.
Suç şebekeleri, çocukları daha çok sosyal medya üzerinden etkileyip suça sürüklerken örgütsel yapılarını da güçlendiriyor.
Hukukçular adalet sisteminde "suça sürüklenen çocuk" kavramını değerlendirdi
Dosya haberin bu bölümünde, adalet sisteminde suça sürüklenen çocuklara verilen cezaların niteliği, süresi ve caydırıcılık konusu uzmanlarca değerlendirildi.
Cezaları artırmanın çözüm olmadığının altını çizildiği haberde, önemli olan hususun bu çocukların suç işleyip cezaevine girdikten sonra orada ıslah olabilmeleri ve topluma tekrar kazandırılmalarına yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması, ceza infaz kurumlarında eğitim ve meslek edindirmeye yönelik çeşitli faaliyetlerin icra edilmesi gerektiği kaydedildi.

Hukukçular adalet sisteminde "suça sürüklenen çocuk" kavramını değerlendirdi
Dosya haberin bu bölümünde, adalet sisteminde suça sürüklenen çocuklara verilen cezaların niteliği, süresi ve caydırıcılık konusu uzmanlarca değerlendirildi.
Cezaları artırmanın çözüm olmadığının altını çizildiği haberde, önemli olan hususun bu çocukların suç işleyip cezaevine girdikten sonra orada ıslah olabilmeleri ve topluma tekrar kazandırılmalarına yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması, ceza infaz kurumlarında eğitim ve meslek edindirmeye yönelik çeşitli faaliyetlerin icra edilmesi gerektiği kaydedildi.
İstanbul'da suça sürüklenenlerin bazı dosyaları çocuk ağır ceza mahkemelerinde görülüyor
Dosyanın bu bölümünde, İstanbul adliyelerinde yargılanan 18 yaşını doldurmamış ve suça karışmış çocuklar hakkında düzenlenen iddianamelerde, "kasten öldürme", "silahlı terör örgütüne üye olma", "uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama", "tehdit" ve "mala zarar verme" gibi suçlamalar yer alıyor.
Soruşturma dosyalarından derlediği bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 18 yaşından küçükler hakkında geçen yıl 2 bin 220 iddianame hazırlandı.
Hazırlanan iddianamelere göre, toplam 1661 SSÇ'nin 2161 kez suç işlediği, 118'inin ise 132 kez "uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama" iddiasıyla yakalandığı tespit edildi. İddianamelerde, 2025 yılında, 11 SSÇ'nin 27 kez "tasarlayarak öldürme" eylemine, 39 SSÇ'nin 58 kez "kasten öldürmek" eylemine katıldıkları yer aldı.
Erken yaşta madde kullanımı çocukları suç sarmalına itiyor
Dosya haberin bu bölümünde, uyuşturucu madde kullanımının çocukların suça sürüklenmesindeki etkisi ele alındı.
Sosyal bilimler ve suça sürüklenen çocuklar alanında çalışmaları bulunan Doç. Dr. Elif Ergüne, Türkiye'de çocuk ve ergenlerde madde kullanım yaşına ilişkin kesin ve net bir sayı vermenin zor olduğunu, yapılan araştırmalar neticesinde ilk kullanım ve deneme aşamasının 10-11 yaşlara kadar gerilediğini söyledi.
Bu yaş grubunda çocukların daha çok kolay temin edilebilen çakmak gazı ve bali gibi maddelere yöneldiğini belirten Ergüne, bağımlılık düzeyindeki kullanımın ise genellikle 13-15 yaş bandında seyrettiğini kaydetti.

TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı Durgut, yol haritalarını anlattı
Dosya haberin bu bölümünde, TBMM Suça Sürüklenen Çocuklara İlişkin Araştırma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Müşerref Pervin Tuba Durgut, suça sürüklenen çocuklara ve komisyon çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Uluslararası araştırmaların, risk faktörlerinin suça sürüklenmeyi artırdığını gösterdiğini belirten Durgut, komisyon olarak çok katmanlı konunun risk faktörlerini analiz etmek amacıyla müdahale ve politika önerilerine yönelik yol haritası belirlediklerini bildirdi.
Akademisyenleri, sivil toplum kuruluşlarını, kamu kurumlarını, bakanlıkları ve konunun tüm paydaşlarını komisyona davet ettiklerini aktaran Durgut, "Suça sürüklenmiş çocukları kapsayacak şekilde bir anket çalışmasıyla risk faktörlerini analiz edeceğiz. Tespit ettiğimiz verilere yönelik bir eylem planı, politika önerileri paketi sunacağız. Bilimsel temelli, disiplinli bir çalışma yürütüyoruz." diye konuştu
Çocuklarda siber zorbalığın önlenmesi için ailelere "denetim" uyarısı
Dosya haberin bu bölümünde, son dönemde artan şiddet olaylarıyla birlikte gündeme gelen "suça sürüklenen çocuk" kavramı kapsamında çocukların bilgisayar oyunları, sosyal medya veya dijital platformlarda maruz kaldığı siber zorbalığın önlenmesine yönelik tedbirler ele alındı.
TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Burcu Özgülük Üçok, konuya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, akran ve siber zorbalık üzerine hem Türkiye'de hem de dünyada uzun zamandır araştırmalar yapıldığını, siber zorbalığın akran zorbalığından en önemli farkının zaman ve mekan sınırının olmaması olduğunu söyledi.
Siber zorbalığa maruz kalan bir çocuğun üzerindeki etkilerin devam edebileceğini aktaran Üçok, bunun daha yıkıcı ve uzun süreli olabileceğinin altını çizdi.
Siber zorbalık dahilinde yapılan olumsuz davranışların kalıcı olabileceğini ve yaygınlaşabileceğini ifade eden Üçok, "Buna maruz kalan çocuğun kendini bundan sıyırmasının iyice zorlaştığını görüyoruz." dedi.

Çocuklar şiddeti sanal ortamdaki oyun ve içeriklerden öğrenebiliyor
Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Şeniz Özhan, akıllı telefonlar, sosyal medya ve çevrim içi platformlarla geçirilen uzun saatlerin aile içi iletişimi zayıflattığını belirtti.
Çocukların dijital içeriklerinin mutlaka takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Özhan, "Çocukların hangi oyunları oynadıkları, hangi dijital platformlarda vakit geçirdikleri ve neleri izlediklerinin takip edilmesi son derece önemli. Önlem alınmadığında çocuklar şiddet içerikli oyunlara ve programlara maruz kalabiliyor." dedi.
Özellikle ilkokul çağındaki çocukların şiddeti sorgulayabilecek yaş ve bilinç düzeyinde olmadığını dile getiren Özhan, şiddete maruz kalan ya da tanık olan çocukların bu durumu olağan bir davranış biçimi olarak algılayabildiğini ifade etti.
Suça sürüklenen çocukları "kayıp kuşak" riskinden koruma çağrısı
Dosya haberin bu bölümünde, Hazar Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen "Suça sürüklenen 'Çocuklar': Fail mi Kurban mı?" adlı çalıştayın sonuç raporunda yer alan, çocukların suça sürüklenme süreçlerini besleyen yapısal risk alanlarına, mevcut sistemde karşılaşılan uygulama sorunlarına, ulusal ve uluslararası örnekler ışığında geliştirilebilecek çözüm önerilerine, erken müdahale, diversiyon, onarıcı adalet ve ceza sonrası destek mekanizmalarına ilişkin politika başlıklarına yer verildi.
Raporda, mevcut çocuk adalet sisteminin, bilimsel gerçeklik ile toplumsal tepkisellik arasında tarihsel bir tıkanıklık yaşadığı ifade edilerek, "Fail mi, kurban mı?" ikileminin artık sadece hukuki bir tartışma değil, devletin koruma zincirindeki "koordinasyon felcinin" bir yansıması olduğu aktarıldı.
Çocuk suçluluğu kavramının, tarihsel süreçte cezalandırıcı bir paradigmadan, çocuğu gelişimsel bir özne olarak kabul eden koruyucu ve rehabilite edici bir yaklaşıma evrildiğini, bu evrimin terminolojideki "suçlu çocuk" ifadesinin yerini "suça sürüklenen çocuk" kavramına bırakmasıyla somutlaştığı aktarılan raporda, suça sürüklenme sürecinin nörobiyolojik gelişim, travmatik geçmiş ve yapısal şiddetin kesişim kümesini meydana getirdiği, bu katmanları anlamadan üretilen her politikanın, semptomları tedavi etmeye çalışırken hastalığı derinleştirdiği ifade edildi.
![]()
Nezarethanedeyken aldığı kararla bağımlılıktan kurtulup kendini uyuşturucuyla mücadeleye adadı
Dosya haberin bu bölümünde bağımlılıktan kurtulup uyuşturucuyla mücadeleye destek veren F.Ö'nin hikayesi anlatıldı.
Arkadaş çevresinden etkilenerek 16 yaşında uyuşturucu kullanmaya başlayan F.Ö, aradan geçen sürede bağımlılığın etkisiyle hem ailesinden hem de sosyal çevresinden uzaklaşmaya başladı.
Yaşadığı zor süreçte üç kez intihar girişiminde bulunan F.Ö, üzerinde uyuşturucu yakalanması nedeniyle girdiği nezarethanede bağımlılıktan kurtulmaya karar verdi.
Çocuğu şiddetten korumanın ilk yolu onu gerçekten dinlemekten geçiyor
Toplum Ruh Sağlığını Geliştirme Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Bülent Coşkun, hayatın içindeki olumsuzlukların medya ve internet aracılığıyla daha görünür hale geldiğini söyledi.
Yapımcıların "Hayatta var olanı yansıtıyoruz" yaklaşımına değinen Coşkun, "Dizilerde kısa sürede olumsuz davranışlar sunulabiliyor. Elbette bunun da etkisi olabilir. Bu içerikler aile bireyleriyle izlenirse onların artı ve eksi taraftarları konuşulursa olumsuz etkisi görece daha azalabilir. Olumsuz etkisi yok demek gerçekçi olmaz." dedi.
Bağımlılık nedeniyle suça karışan çocuklar sanatla topluma kazandırılıyor
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığınca alkol veya madde kullanımı nedeniyle yükümlülük altına giren 15-18 yaş grubundakilere yönelik hazırlanan Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığından Arınma (SAMBA) Programı çerçevesinde sanatla terapi çalışmaları sürdürülüyor.
Program kapsamında çocuklar, 1 yıl boyunca belli aralıklarla "sanatla terapi" programına katılarak, resim ve heykel gibi sanat dallarıyla ilgileniyor.
Programla, suça karışan çocukların alkol ve madde konusunda bilgilenmesi, değişim motivasyonu ve öfke kontrolü sağlamasıyla bağımlılıkta yinelemeyi engelleyecek becerileri kazanması amaçlanıyor
![]()
Van'da "akran anneleri" çocukları için bir araya geliyor
"Akran Anneleri Buluşuyor" adı verilen proje kapsamında kentte eğitim gören 9-10. sınıf öğrencilerinin anneleri için okullarda çeşitli etkinlikler düzenleniyor.
Bu kapsamda belirlenen periyotlarda organize edilen etkinliklere davet edilen anneler, belirlenen konularda psikologlar, öğretmenler ve farklı meslek gruplarından eğitmenler tarafından bilgilendiriliyor.
Projeyle, çocukların olumsuz alışkanlıklardan korunmasında en önemli unsurlardan biri olan annelerin bilinçlendirilmesi, aile kurumunun korunması ve güçlendirilmesi, çocukların aileleriyle geçirdiği nitelikli zamanın artırılması, aile içi iletişim, akran zorbalığının önlenmesi, dijital risk ve tehditlere yönelik önlemlerin alınması hedefleniyor.
"Çevrim içi oyunlar örgüte eleman kazandırılması ve çocukların kandırılması için kullanılıyor" uyarısı
Dosya haberin bu bölümünde, Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Mehmet Saydam'ın suç örgütlerinin çocukları ne şekilde suça sürüklediklerine ilişkin görüşlerine ve bunun önlenmesine yönelik çözüm önerilerine yer verildi.
Doç. Dr. Saydam, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "yeni nesil suç örgütleri"nin çocukları suçta kullandıklarını ve onlar üzerinden ciddi suç geliri elde ettiklerini hatırlattı.
Ceza kanununda çocukların 0-12, 12-15 ve 15-18 yaş grupları olarak üçe ayrıldığını aktaran Saydam, 0-12 yaş grubunun ceza sorumluluğunun olmadığını, 12-15 yaş grubundaki çocukların fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılanmadığına bakıldığını, 15-18 yaş grubunda en ağır suçu işleyen çocuğun da 18 yıl ceza aldığını kaydetti.
![]()
Suça sürüklenen çocuklar "onarıcı infaz" anlayışıyla topluma kazandırılıyor
Dosya haberin bu bölümünde, suça sürüklenen çocuklara (SSÇ) yönelik müdürlüklerdeki sosyal rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yapılan faaliyetler ele alındı.
Bu kapsamda, 12-18 yaş arası çocuklara yönelik çok sayıda nitelikli rehabilitasyon projesi düzenleniyor.
SSÇ'lerin yeniden topluma kazandırılması amacıyla, ülke genelindeki denetimli serbestlik müdürlüklerinde çocuk hizmetleri büroları aracılığıyla eğitim ve iyileştirme odaklı faaliyetler yürütülüyor.
Suça sürüklenmekten manevi değerler ve spor sayesinde kurtuldu
Çorum'da yurtta kalıp devlet korumasından çıktığı dönemde suç işlemenin eşiğine gelen Murat Özsoy, Kur'an-ı Kerim'in rehberliği ve sporun etik değerleri sayesinde suçtan uzak kalarak güzel bir aile kurmanın mutluluğunu yaşıyor.
Suça sürüklenen çocuklarla ilgili haberleri gördükçe çok üzüldüğünü dile getiren Özsoy, "Kaybedecek hiçbir şeyimiz yoktu ama insan mücadele ettiği zaman, Allah'ın gösterdiklerini görebildiğinde, iyiye, güzele niyet ettiğinde hayat insanın elinden mutlaka tutacaktır." dedi.
Aşırı baskı ve sınırsız özgürlük çocukları suça sürükleyebilir
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Psikiyatri ve Ruh Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Evrim Özkorumak Karagüzel, "Kuralların açık, net ve öngörülebilir olduğu, çocuğun sınırları bildiği ancak aynı zamanda anne babanın ilgi ve sevgisinin olduğu aile ortamı oluşturmak önemli." dedi.
Çocukları suça iten ya da koruyan çevresel faktörler arasında ailenin yer alabildiğini, bu etkinin ele alındığı birçok çalışmanın bulunduğunu dile getiren Karagüzel, aileyle ilgili değişkenlerin süreç üzerinde etkili olup olmadığının belirlenmesi ve müdahale edilebilecek alanların araştırılması gerektiğini ifade etti.
Ailenin yapısal özellikleri, işlevlerini yerine getirip getiremediği, çocuğa sıcak ve tutarlı bir ortam sunup sunamadığının önemli unsurlar olduğuna dikkati çeken Karagüzel, çocuğun duygusal ve fiziksel ihtiyaçlarının karşılanma düzeyinin de belirleyici olduğunu aktardı.
Siber zorbalıkta aile temelli müdahaleler en güçlü koruyucu faktör
Sakarya Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Enes Sarıgedik, siber zorbalığın ergenlik döneminde artış gösterdiğini, tedavi ile önleyici faaliyetlerde en güçlü faktörün aileler olduğunu belirtti.
Doç. Dr. Sarıgedik, Kovid-19 salgını sonrası teknolojik gelişmelerin artmasıyla siber zorbalıkta artış görüldüğünü, geleneksel akran zorbalığının buz dağının görünen, siber zorbalığın ise görünmeyen kısmı olduğunu söyledi.
Geleneksel akran zorbalığının fiziksel ya da sosyal farklılıkları kapsadığını ve belirli ortamda geliştiğini belirten Sarıgedik, siber zorbalığın ise teknolojinin olduğu her yerde 7/24 hayatın içerisinde olduğunu kaydetti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.