Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN

Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN

Dünya Barış Günü (21 Eylül) Ve Bitmeyen Savaşlar

Dünya Barış Günü (21 Eylül) Ve Bitmeyen Savaşlar

Dünya Barış Günü 21 Eylül mü? 1 Eylül mü? Pek çoğumuz bunun cevabını 1 Eylül olarak biliyor olabiliriz. Çünkü ülkemizde de 1 Eylül olarak kutlanıyordu. Birleşmiş Milletler (BM) 21 Eylül kararı alınmadan önce, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı ülkeleri; Almanya'nın İkinci Dünya Savaşı'nı başlattığı tarih olan 1 Eylül'ü "Dünya Barış Günü" olarak kutlamaktaydı. Bugün de bazı çevrelerde bu tarih anılmaya devam etmektedir.
Asıl tarih ise 21 Eylül’dür. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 2001 yılında aldığı kararla her yıl 21 Eylül'ü resmi Uluslararası Barış Günü olarak kabul etmiştir. BM bugün de çatışmaların önlenmesi ve barışın tesisi konusunda küresel bilinç oluşturmayı amaçlamaktadır.

Her 21 Eylül'de BM Merkezinde Japonya tarafından yaptırılan "Barış Çanı" çalınır. Dünya çocuklarının bağışladığı bozuk paralarla üretilen bu çanın üzerinde "Yaşasın Tam Dünya Barışı" yazısı yer alır.
BM, 21 Eylül'ü kendi yıllık çalışma takviminin başlangıcına sembolik bir anlam yüklemek için seçmişti. Bugün (21 Eylül), dünya genelinde 24 saatlik küresel ateşkes ve şiddetsizlik günüdür. Amaç, çatışma bölgelerindeki silahların bir günlüğüne de olsa susması, insani yardımların ulaştırılması ve diyalog yollarının denenmesidir.

Çok insani görünüyor. BM, İkinci Dünya Savaşından sonra dünya barışının sürdürülmesi ve insan haklarının güvencesi için 1945’te teşekkül etmiştir.
Hiç de öyle olmadı. İkinci Dünya Savaşı'nın sonundan 2001 yılına kadar dünyanın 153 bölgesinde meydana gelen 248 silahlı çatışmanın meydana geldiği rapor edilmiştir. Bunların 201'i ABD tarafından başlatılmıştır.
İki kutuplu dünyada önemli savaşlar:
Kore Savaşı: Savaş sırasında 3 milyondan fazla sivil öldürüldü ve yaklaşık 3 milyon kişi mülteci oldu.
Vietnam Savaşı: 1955'ten 1975'e kadar süren savaşta 2 milyona yakın sivil öldü ve 3 milyondan fazla insan yerinden edildi.

Yugoslavya parçalandı ve Kosova Savaşı: Mart 1999'da Amerika Birleşik Devletleri önderliğindeki NATO birlikleri, Yugoslavya'yı 78 gün boyunca bombaladı. Savaşta 2.000'den fazla kişi öldü, 6.000'den fazla kişi yaralandı ve yaklaşık 1 milyon kişi mülteci durumuna düştü.

Afganistan Savaşı: Ekim 2001'de ABD ve NATO, El Kaide ve Taliban'la mücadele bahanesiyle Afganistan'ı işgal etti. 30 Ağustos 2021’de ABD uçaklarının Asya ülkesinin başkenti Kabil'den ayrılmasıyla "Amerikan tarihinin en uzun savaşı" sona erdi. ABD askeri operasyonları 100.000'den fazla sivili öldürdü ve yaraladı, yaklaşık 10 milyon mülteci yarattı. BM Dünya Gıda Programı 2021'de Afganistan nüfusunun %98'inin yeterli gıdaya sahip olmadığını rapor etti.

İnsanlık tarihi boyunca kaos bölgesi olan Ortadoğu!
Irak Savaşı: Mart 2003'te ABD ve müttefikleri, Irak hükümetinin kitle imha silahlarına sahip olduğu iddialarına dayanarak Irak'ı işgal etti. 2011 yılının sonunda, ABD, herhangi bir kitle imha silahı bulunamaması üzerine birliklerini Irak'tan çekti. Savaş, yaklaşık 200.000 ila 250.000 sivilin ölümüne yol açtı.
Suriye Savaşı: 2011 yılında Suriye iç savaşı başladı. ABD ve Batılı müttefikleri, Suriye hükümetini devirmeye çalışan muhalif silahlı güçleri güçlü bir şekilde destekledi. Eylül 2014'te ABD, IŞİD terör örgütüne karşı uluslararası bir koalisyon kurdu ve IŞİD'e yönelik hava saldırılarının kapsamını Irak'tan Suriye'ye genişletti. Suriye hükümetinin kimyasal silah kullanımını caydırmak gerekçesiyle Suriye'ye hava saldırıları düzenlendi. Suriye'ye askeri müdahale en az 350.000 can kaybına, 12 milyondan fazla insanın yerinden edilmesine ve 14 milyon sivilin acil insani yardıma muhtaç kalmasına neden oldu.

Dinler, dünyaya barış ve huzur getirmesi gerekirken din çatışmaları en önemli savaş nedeni oldu. Çoğu zaman emperyalist güçler ve hegemonya savaşları, bu kutsal değerleri ve mezhep farklılıklarını kendi stratejik çıkarları için birer araç ve kalkan olarak kullandılar. Günümüzde de süren Filistin Savaşı!
BM OCHA'nın (Office for the Coordination of Humanitarian Affairs / İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi) raporuna göre; Gazze'de halkın büyük çoğunluğu iç göçmen durumunda, zorlu yaşam koşullarında ve devam eden askeri saldırılara maruz kalıyor; bir araştırmaya göre, Temmuz ayı başlarında nüfusun %90'ı orta ila yüksek düzeyde su güvensizliği yaşıyordu; bu oran Haziran ayındaki %84'ten bir artış gösterdi. Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de yaralanan her dört Filistinliden birinin, omurilik veya beyin hasarı da dahil olmak üzere, yaşamı değiştirebilecek diğer rahatsızlıklarla yaşayacağı tahmin ediliyor; rehabilitasyon malzemeleri ve yardımcı ürünlerin girişi ise kısıtlı kalmaya devam ediyor.

Bunlar örnekler, bugün, dünyanın her yerinde, adını bile duymadığınız küçük ülkelerde dahi, etnik çatışma vb. nedenlerle savaşlar, çatışmalar, terör faaliyetleri sürüp gidiyor. Emperyalist, küreselci sistem bu savaşlarla buhranları çözüyor, dünyanın gelişmiş ülkelerinde, azınlık bir nüfus refah düzeyini sürdürürken bir savaş ekonomisi sürüyor. Savaşlar kendilerine sıçramasın diye insani yardımlarla yarattıkları kaosu kontrol altında tutmaya çalışıyorlar.

Dünyanın barış ve huzura ulaşması çok zor! Kendimizi kandırmayalım.
Sun Tzu’nun Savaş Sanatı kitabını sadece ismini zikredip geçeceğim. Günümüzden 2.600 yıl önceki bir kitap bize, sanki insanlığın savaşlarla yaşamak zorunda olduğunu ve ne yapılması gerektiğini öğretiyor. Savaş Sanatı kitabının 2. Bölümünde “Savaş bölümü” savaştan kazanç elde edilmesi üzerine öğütler yer alıyor. Savaş için gerekli olan harcamalar anlatılıp ordunun bu maliyetleri iyi kullandığı takdirde galip geleceği belirtiliyor. Savaşın kazançlı şekilde sona ermesi için bu maddenin önemli olduğu vurgulanıyor. İnsani erdemler açısından Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü aklımızdan çıkmıyor: “Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe savaş bir cinayettir.” ve “Yurtta sulh, cihanda sulh” sözü önemli.

Bugün cihanda sulh yok! Ülkemiz de her an savaş tehlikesi altında! Kısa vadede bütün dünyayı düzeltemeyiz!

Kur'an-ı Kerim'den öğüt niteliğinde bir ayeti hatırlayalım, aklımızda tutalım:
Bakara-11: “Onlara, "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın!" denildiğinde, "Biz ancak ıslah edici kimseleriz" derler.”

Kendisine “Barış Gücü” diyenler aslında barış (ıslah) getiriyoruz diyerek kendi çıkarları için girdikleri topraklarda kaos ve savaş çıkarıyorlar.

Evet, kısa vadede dünya barışını tesis etmek mümkün değil. Ülkemiz, savaşa girmemek üzerine dış politikasını sürdürmeli! Bununla birlikte, tüm afetlere olduğu gibi savaş afetine karşı da her zaman hazırlıklı olmalıdır! Vatandaşlarımızın savaş ve afetler konusunda bilgi, tutum ve davranış düzeyinin yükseltilmesi ve gerekli tatbikatların yapılması önemlidir.

Kaynaklar:
https://www.ntv.com.tr/dunya/dunya-baris-gunu-1-eylul-mu-21-eylul-mu-dunya-baris-gununun-tarihi,Zt55zavbbUeSAksthQo4aw
https://turkiye.un.org/tr/about/about-the-un
https://english.news.cn/20220902/735703a45cfd458791179d4c0a80e727/c.html
https://www.ochaopt.org/content/humanitarian-situation-report-14-august-2026 https://www.ochaopt.org/content/humanitarian-situation-report-14-august-2026https://www.ochaopt.org/content/humanitarian-situation-report-14-august-2026(Erişim: 10.09.2026).
Karaduman, T. (2018). SAVAŞ SANATI. Türk Dünyası Araştırmaları, 119(234), 235-236.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.