Alp Kırıkkanat

Alp Kırıkkanat

İnsan Kalabilmek

İnsan ilişkilerinde çıkar ve menfaatin her dönemde etkisi olduğu bilinir. Bu bir dereceye kadar normal de görülebilir. Ancak, günümüzde hayatı; samimiyetten uzak, güç, para, hırs ve entrikalarla ördüğümüz bir ağ içinde yaşıyoruz. Bundan da memnun görünüyoruz. Geleceğe nasıl bir insani değerler manzumesi bırakacağız? Bu konuda en ufak bir kaygı duymuyoruz. Günümüzde hayatın her alanında yaşadığımız gerçekler bunlar.

Kısa süreli heveslerin, egoların, ihtirasların, aldatmaların, yalanların ve bunalımların hüküm sürdüğü depresif bir dünyayı kendimiz yarattık.

Dürüstlüğün, doğruluğun ve hakkın zayıflık görülmesi, iş bitiriciliğin marifet sayılması değerlerimizi altüst etti. Neoliberal rasyonalite ve küreselleşmenin yayılım temposu; yeni, sinsi ve sahtekâr bir arz ile bunu kabul etmeye meyyal azgın bir talep yaklaşımına neden oldu. Bu eğilim yukarı doğru çıktıkça insan ruhunu besleyen ve onu ayakta tutan değerler aşınmaya başladı. Bu durum kişisellikten öte kitleleri sürükleyen modeller üzerinden oyuna konuldu. Örneğin uluslararası siyasi bir konsorsiyumun bizlere pazarladığı ‘‘cemaat’’ illüzyonunun nelere mal olduğunu hep beraber gördük.

Bir zamanlar insan, hayvan ve bitki sevgisini bir arada harmanlayıp hayatı anlamlandırmaya çalışan bizler; suyu, havayı, toprağı, insanı ve değerleri kirleten başka bir ''şey'' olmaya başladık.

Ruhun aradığı sığınak…

Edebiyat, sinema, tiyatro, resim vb. sanat kolları biz insanları kendimize getirebilir mi? Cesareti göze alıp bu işleri hakkıyla yapacak insanlar bulunursa belki... Ancak, kısa cümleler yazıp ‘‘emoji’’ ile süslediğimiz manidar mesajlar dünyası bu kirlenmişliğin önüne geçecek ve bizi ayıltacak güçte değil.

Yüzyıllar önce yazılan şiirlerde sevdiği ile olan ilişkisini kuş, sümbül ve gül gibi sembollerle anlatan bir şair günümüzdeki ''love bombing'' gibi duygusal manipülasyonları görse ne düşünürdü acaba? Ormana baktığında ağacı değil, dozeri ve rantı gören insanı aslına nasıl döndüreceğiz? Dünya kirlendikçe her şey bir yağmaya dönüşüyor.

Anlaşılan yeni bir dünya düzeni sağlanamadıkça etik savurganlık daha da artacak. Bir sirkte ölüm duvarı üzerindeki bisikletin üzerindeyiz sanki. Düşmemek için daha da süratlenmek zorunda olduğumuz bir düzenek sunuldu bizlere.

Kamusal perspektifi çoğu yerde hiçe sayan ve dünyayı saran neoliberal çılgınlık; değerler ve inançlar dünyasını tarumar etmeye yetti.

Değerlerden çıkara…

Küresel bir ağın içinde çıkış arıyoruz. Günlük siyasetin buna çözüm bulması zor görünüyor. Alternatifler daralıyor. Artan taleplerin karşılanamayacağı ve problemlerin şişmeye başladığı bir dönemdeyiz. Yeni bir doğuşun ‘‘Big Bang’’ine mi yoksa sonumuzu getirecek farklı bir ‘‘Big Bang’’e mi doğru gidiyoruz?

Küresel sermayenin devletler ve siyaset üzerindeki artan hükümranlıkları bugün artık bölgesel krizlere ve savaşlara neden olabiliyor. Örneğin, ABD’deki iç siyasetin ve dinamiklerin dışa nasıl yansıdığını hepimiz görüyoruz. Dışa vurum bazen başka bir ülkedeki ilkokul çocuklarının hava bombardımanı ile katledilmesine kadar uzanabiliyor. Ahlakı, değerleri, inançları bozan bir düzen var. Tek yönden bakılamayacak kadar büyük bir sorun ile karşı karşıyayız.

Çözüm, sadece bizleri değil bizden sonraki birkaç nesle kadar uzanacak bir süreci kapsayabilir. Ancak, yabancı katkılardan uzak kendi çimentomuzla daha iyi bir ülke ve daha yaşanabilir bir dünya inşa etmeyi uluslararası bir kampanyaya çevirmek elimizde. Aklın sınırlarında gezmek pahasına da olsa, insanlığı yeni bir başlangıca taşıyacak riskleri üstlenme cesaretini gösterebiliriz.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.