Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN
İstiklal Marşımızın İlanı: 12 Mart. “Ulusun, Korkma!” Ne demek?
İstiklal Marşımızın İlanı: 12 Mart. “Ulusun, Korkma!” Ne demek?
Bugün 12 Mart 2026. İstiklal Marşımızın ilanının yıl dönümündeyiz. İstiklâl Marşı, hem geçmişi unutmadan geleceği kurmanın önemini hem de toplumsal hafızanın korunmasını vurgulayan önemli bir eserdir. Bugün, marşın TBMM tarafından millî marş olarak kabulünün 105. yıl dönümünü kutluyoruz.
TBMM tarafından 12 Mart 1921’de kabul edilen İstiklâl Marşı, milletimizin kimliğinin oluşmasında en önemli unsurlardan biridir ve gerçek bir millî mutabakat metni olarak toplumsal birlik ve beraberliğin simgesi olmuştur. Bu önemli yıldönümü, geçmişi anlama ve geleceğe ışık tutma açısından değerlendirilmeli ve toplumda milli değerlerin güçlendirilmesi için kapsamlı faaliyetlerin düzenlenmesi gerekmektedir. İstiklâl Marşı'nın taşıdığı ortak değerler, ulusal bilinç ve aidiyet duygusunu pekiştirirken, geçmişin hatırlanmasının geleceğin şekillenmesinde vazgeçilmez bir rol oynadığını ortaya koymaktadır (1).
Marşlar, toplumun ortak bilincini oluşturmak ve değerleri hatırlatmak için önemli araçlardır. Bu ezgiler, milletlerin karakterini yansıtır; İstiklal Marşı da Millî Mücadelede kararlılığı ve özgürlüğü vurgulamak amacıyla önce askerler arasında okunmuş, sonra halka sunulmuştur. Osmanlı’da 1921 yılına kadar, farklı padişahlar için çeşitli marşlar bestelenmiş olsa da ortak bir milli marş bulunmamaktaydı. Milli marş fikri ilk olarak 1909 yılında Sultan Reşat döneminde gündeme gelmiş, ancak bu girişim sonuçsuz kalmıştır. Yıl 1921, Maarif Vekâleti tarafından İstiklal Marşı için bir yarışma düzenlenmiştir. Yarışmanın ilan edilmesinin ardından toplam 724 şiir Maarif Vekâletine gönderilmiş, ancak bu şiirlerin hiçbiri dönemin ruhunu yeterince yansıtmadığı için kabul edilmemiştir. Bu süreçten sonra Maarif Vekili Hamdullah Suphi Tanrıöver, Mehmet Akif Ersoy’a başvurarak İstiklal Marşı’nı yazmasını talep etmiştir. Mehmet Akif Ersoy, ödül şartı olmaması koşuluyla bu teklifi kabul etmiş ve yazdığı İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde oylanıp millî marş olarak kabul edilmiştir. Millî Marş’ın İstiklal Marşı olarak resmî kabulünden önce, ilk kez Hâkimiyet-i Milliye ve Sebîlürreşad’da yayımlandığı bilinmekle birlikte, Açıksöz Gazetesi’nin de İstiklal Marşı’nı halkla buluşturan önemli bir yayın organı olduğu belirtilmektedir. Mehmet Akif Ersoy’un öncelikli olarak Açıksöz’ü tercih etmiş olması, gazetenin Millî Mücadele sürecindeki rolünü inceleme fırsatı sunmaktadır. Marş, toplumun motivasyon unsurlarından biri olarak, dönemin söylem yapısını yansıtarak Açıksöz Gazetesi’nde yer almış; gazete, Kastamonu’nun ilk neşir noktası olarak seçilmesine özel bir önem atfetmiş ve İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy’a teşekkür ifadelerine yer vermiştir. Mehmet Akif Ersoy’un kaleme aldığı şiir 12 Mart 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde milli marş olarak kabul edilince, bu şiire uygun bir beste oluşturulması amacıyla bir yarışma düzenlenmiştir. Yarışmaya toplamda 24 farklı beste sunulmuş, fakat o dönemin savaş şartları nedeniyle şiire gösterilen ilgi besteye gösterilememiştir. Maarif Vekaleti tarafından 1924 yılında oluşturulan bir heyet, Ali Rıfat Çağatay’ın bestesini birinci seçerek resmi milli marş olarak tüm yurtta ilan etmiştir. Ancak 1930 yılına dek ülkenin çeşitli bölgelerinde yarışmaya katılan diğer bestelerin de çalınıp söylendiği görülmüştür. Son olarak, 1930 yılında Ali Rıfat Çağatay’ın bestesi iptal edilerek, Osman Zeki Üngör’ün bestesi milli marş olarak kabul edilmiştir (2-4).
**
“Ulusun, Korkma!” Ne demek?
Bu kısa yazıda İstiklal Marşı’nda geçen bir dizeye işaret edilerek bilgi verilecektir:
“Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar?”
Harf inkılabının ardından İstiklal Marşı’nı yeni Türk harfleriyle okumaya başladık. Daha sonraki yıllarda “Ulusun” denildiğinde ne dendiği karışmaya başladı. “Ulusun, korkma!” denilince “ulu” kelimesi “yüce” anlamında kullanılıyor ve “ulusun”, “Yücesin, büyüksün, onlardan veya hiçbir şeyden korkma” anlamına mı geliyor? Yoksa “ulumak” fiilinden “Onlar köpekler gibi ulusun, bu ulumadan korkma” mı denmek isteniyor? Bu durumda korkulacak olan nedir? Cevap: “Tek dişi kalmış canavar”. Medeniyet, emperyalizm olarak karşımıza çıkmış ve bizim için canavar diye adlandırılan korkunç bir düşmana dönüşmüştür.
Bu durumda Mehmet Akif hangisini demiş olabilir? Edebiyat yönünden konuyu kısaca ele alalım.
Nef veya Kâf-ı Nûnî:
“Ulusun” kelimesi İstiklal Marşı’nın özgün formunda Osmanlıca yazıldığında, kelimenin sonundaki N sesi için “Nun” kullanılmıştır, Nef = Kâf-ı Nûnîharfi değil!
Nef, sağır kef, kêf-i Türkî veya Kâf-ı Nûnî olarak isimlendirilen bu harf Türkçe kelimelerdeki genizcil "N" (n/g karışımı) sesini veren ve üzerinde üç nokta bulunan özel bir harftir. Nûn harfi ise normal, dişsi "n" sesidir. Kâf-ı Nûnî, kelime başında bulunmaz, genizden okunur; Nûn ise kelimenin her yerinde bulunur ve normal n sesi çıkarır (5).
İstiklal Marşı Derneği’nin sayfasında konu açıklanmış:
“İstiklâl Marşı "ulusun, korkma" derken "sen ulusun, sen yücesin" manasında söylemiyor bunu. İstiklâl Marşımızı yazıldığı gibi okuyabilenler hemen fark edecektir ki; "o ulusun" diyor. Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar ulusun, diyor. Yani İstiklâl Marşımızda canavar olarak görünen kurdun ulumasından bahsediliyor.” (6).
Türk yazısında "sen ulusun" derken "ulusun" kelimesinin sonunda Kâf-ı Nûnî yer alır. "O ulusun” derken ise Nun harfi yer alır. İstiklal marşı’nda yukarıda söylediğimiz gibi Ulsuun derken “Nun” harfini görüyoruz.
**
Bununla birlikte her iki anlam birlikte verilmiştir ve bir edebi sanat da yapılmıştır, diye düşünülebilir. Hem millet uludur hem canavar olan medeniyet uluyor… Bu sanata Tevriye adı verilir.
Alıntı:
Tevriye: Yakın ve uzak iki anlama gelen kelimenin uzak anlamını kastetmek mânasında bedî‘ terimi. Sözlükte very kökünden türeyen tevriye “gizlemek, sözden ilk anlaşılacak mânayı gizleyip başka bir anlam kastetmek” demektir (7).
**
Bize düşen bugünün şartlarında İstiklal Marşı’mızı hissetmek! Yüzyıl önce emperyalizmin kirli emellerine “dur!” dedik. Bugün ülkemizin etrafı yine savaşlarla dolu. Tekrar “dur!” diyebilmek için, Ay-Yıldızlı al bayrağın göğe çekilmesinde ve İstiklal Marşı’nın okunmasında manevi gücü yanında hissedebiliyor musun?
“Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur” sözü günümüz Türk gençliğinde anlam kazanabiliyor mu?
Kaynaklar:
- Doğan, M. (2006). Mehmet Doğan: İstiklal Marşı'nı Hatırlatmalı mıyız?. Zaman.
- Çelik, F. (2024). İstiklâl Marşı’nı Anadolu’ya İlk Tanıtan Gazete: Açıksöz. İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi, (66), 190-203.
- Kalemli, H. (2022). ÖZGÜRLÜK VE BAĞIMSIZLIĞIN SEMBOLÜ İSTİKLAL MARŞI. Düşünce Dünyasında Türkiz, 12(58), 49-102.
- Sağer, T. (2010). İSTİKLAL MARŞI BESTELERİ. Adıyaman Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, (5), 214-226.
- Nef (Harf). https://tr.wikipedia.org/wiki/Nef_(harf) (Erişim: 12.03.2026).
- İstiklal Marşı Derneği. "Ulusun, Korkma". https://istiklalmarsidernegi.org.tr/IcerikDetay?Id=3&IcerikId=3170 (Erişim: 12.03.2026).
- Durmuş, İ. (2012). Tevriye. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.