Yıldıray ONUKAR
Köy Enstitüleri.
Geyik yaparak başlayalım. Malum devir pek bi sulu. Herşeye itiraz var ahaliden.
İsim biraz manidar. O devirde nasıl anlaşıldı bilmiyorum ama ens-ti-tü bana söylem olarak tuhaf geliyor bugün. Ama enstitü sözcüğü cok yaygındı ben çocukken.
Mesela ""kız enstitüsü"!
Ve geyiğe boğdugunuz zaman böyle!
içeriği aynen yukarıdaki gibi feda edersiniz. Üstteki örneği kötü örnek olarak verdik. Kötülük yaptık kısacası, aynen bu enstitüleri sudan sebeplerle yıkanlar gibi.
...
Yaşam bana iyi davrandı. Pek çok köy enstitüsü mezunu insan ile tanıştım ve onların eserlerini birebir gördüm.
Bakın MEB ne diyor benim az önce sulandırdığım konuda (https://www.meb.gov.tr/meb/hasanali/
egitimekatkilari/koy_enstitu.htm) :
Eğitim alanında kırsal kesimde yaşayan halk ile kentliler arasındaki bozuk dengeyi eşitlemek ve köy halkına pratik bilgi vermek amacıyla 1936'ta Saffet Arıkan'ın Vekilliği döneminde Köy Eğitmeni projesi uygulamasına başlanır. Askerliğini onbaşı veya çavuş olarak yapan gençler, Ziraat Bakanlığı'nın işbirliğiyle, modern tarım tekniklerini uygulayan Mahmudiye Devlet Üretme Çiftliği'nde yetiştirilerek köylere gönderilir. Amaç, köye hem bir öğretmen hem de modern üretim araçları ve tarım yöntemleri sağlamak ve eğitimin mali yükünü hafifletmektir. İsmail Hakkı Tonguç yönetiminde başlanan bu projenin başarılı olması üzerine 1937 ve 1939 yıllarında çıkarılan yasalarla köy eğitmeni yetiştirme deneyimi yaygınlaştırılır. Kırsal kesime yönelik bu eğitim uygulaması hiç şüphesiz daha sonra kurulan Köy Enstitüleri için uygun koşullar yaratmış ve Köy Enstitüleri'ne geçişi kolaylaştırmıştır. Yücel, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde yaptığı konuşmasında Enstitülerin özelliğini ve daha önceki kuruluşlardan farklılığını vurgular: "Biz bu müesseselere köy öğretmen okulu demedik. Çünkü evvelce bu isimde müesseseler vardı. Bunları ona bağlamak istemedik. Bunlar yepyeni şeylerdir."
"Enstitü kelimesini biz frenklerin telaffuz ettiği tarzda aldık ve buna alıştık. [...] Biz köy enstitüsünü sadece içerisinde nazarî tedrisat yapılan bir müessese olarak almadık. İçerisinde ziraat sanatları, demircilik, basit marangozluk gibi amelî bir takım faaliyetler de bulunduğu için okul adı ile anmadık, enstitü diye isimlendirmeyi muvafık gördük." Köy Enstitüleri Kanunu'yla ilgili tartışmalar sırasında Yücel, bu hareketin toplumda kentten uzak kalmış yeni bir sınıf yaratacağı iddialarını şiddetle reddeder. Karşıt görüşte olanlar, bundan başka, Köy Enstitüleri'nin gerek kuruluş ve gerekse öğretim yöntemini eleştirmişlerdir. Bu bağlamda ifade edilen kaygı ve düşünceler, köylülerin parasız çalıştırılarak acımasızca istismar edileceği, kız-erkek bir arada eğitim görmelerinin ahlak anlayışına aykırı olduğu, Köy Enstitüleri'nin keyfi olarak geliştirilmiş bir model olduğu ve sonuçta da "yarım münevver" yetişeceğidir. Yoğun bir çaba göstererek bu projeyi gerçekleştirmeye çalışan Yücel ise, tutarlı bir eğitim uygulamasıyla Türkiye'deki öğretmen açığının 15 yıl gibi kısa bir zaman içersinde kapatılabileceğini vurgular. 17 Nisan 1940'ta Köy Enstitüleri Yasası çıkarılarak köy okullarında görev alacak olan öğretmenleri yetiştirmek üzere kent ve kasabalardan uzak, geniş arazisi bulunan uygun yerlerde Köy Enstitüleri kurulmaya başlanır. "Köy Enstitülerinde devletin az bir yardımı ile, öğretmen adayları, iş içinde çalışarak hem kendi barınaklarını, dersliklerini ve diğer gereksinimlerini, çalışma yerlerini yapmışlar; hem de gereken genel kültür ile meslekî bilgileri ve tarım çalışmaları yaparak köy için gerekli olan beceriyi kazanmışlardır. Bunlar, işi bilen öğretmen ve usta öğreticilerin rehberliği altında gerçekleşmiştir."
Çok doğaldır ki biri yeni bir şey yaptığında bir başkası eleştirecektir , bu doğal bir haktır. Biz buna takılmayalım. Sonuç? Sonuç bize bir fikir verir, yoksa geçmişin hayaletleri ile takılıp kalırsınız. Geçmiş; ders almak, iyiyi övmek, kötüyü yermek içindir. Bunu yapmayacaksak, ders almayacaksak niye yaşandı o günler iyisi ve kötüsü ile.
Şu bilgi çok anlamlı benim için. 1940 ta kurulmuş, 1954 te kapanmış. Topu topu 14 yıl. Pek çok ülkenin yüz yılda yapamadığı 14 yılda yapılmış.
Yapılmış mı?
Emin misiniz?
İnce noktayı kaçırıyoruz. YOLU AÇMIŞLAR.
Kanatları olmayan bir kertenkeleyi annesi yuvadan uçarabilir mi? Evet, kanat gerek. Her kanadı olan yavru uçamaz, bazıları kediye yem olacak ama! Kertenkele yavrusunu ağaçtan atın bakalım. %90 kedi yemi.
Köy Enstitüleri'nin başarısı doğru canlıya doğru ortamı hazırlamasıdır. O yüzden başarılıdır.
Pekiştirelim, tıknaz, enli bir anatomisi olan insandan koşucu çıkaramazsınız, halterci, güreşçi olur. Bir balığın yemek için tavşan kovaladığını düşünün. Daha güncel. Milyonlar harcayıp futbolu beceremezken sultanlar niye voleybolda başarılı. Tesadüf mü sizce? (Futbol özelinde; fiziksel değil kültürel uyumsuzluk var bence. Bunu bir kenara not edin.)
...
Daha fazla yormayalım okuru. Yaşamım boyunca herkesten köy enstitüleri üzerine hiç bir olumsuz şey duymadım. Bilakis hayranlık.
Yaşamım boyunca tanıdığım tüm köy enstitüsü mezunlarına hayran oldum, bu kadar çok şeyi nasıl bilebilir insan?
Peki bu kadar değerli bir eğitim kurgulayabilmiş ve bu kadar çok kuşu yuvadan uçurmayı başarmışken!!!!
Neden aynısını yine yapmıyoruz. Elimizi kim tutuyor?
Değerli kayınpederim Necatibey Köy Enstitüsü mezunu Cumhuriyet Öğretmeni Orhan Özcan anısına...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.