Külliye’den Geçiş Sürecinin Bilinmeyenlerine Nokta... FETÖ, İnfaz Tartışmaları Ve "Tutsak" Söylemine Sert Uyarı...

Külliye’den Geçiş Sürecinin Bilinmeyenlerine Nokta... FETÖ, İnfaz Tartışmaları Ve "Tutsak" Söylemine Sert Uyarı...

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, süreç yasasıyla ilgili tartışılan konuları kaleme aldı. Külliye’den yapılan kapsamlı değerlendirmede terörün tasfiyesine yönelik özel kanunun FETÖ gibi yapılara emsal oluşturmayacağı vurgulandı.

Türkiye’nin yakın siyasi ve hukuki gündeminde geniş yankı uyandıran ve sistematik terörün kesin olarak tasfiye edilmesini amaçlayan 7595 sayılı “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”, geçiş sürecinin yol haritasını belirlemeye devam ediyor. Konuya ilişkin bilinmeyenleri ve tartışılan başlıkları netleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, kaleme aldığı analizle sürecin sınırlarını ve kırmızı çizgilerini net bir şekilde çizdi.

AYM'YE BAŞVURU İHTİMALİ ÇOK DÜŞÜK

Uçum, 367 milletvekilinin teklifi ve 467 milletvekilinin kabulü ile yasalaşan düzenlemenin soyut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi'ne götürülme ihtimalinin zayıf olduğu belirtildi.

FETÖ ÇETESİNE VE DİĞER ÖRGÜTLERE ALAN AÇILMAYACAK

7595 sayılı Kanun’un, sistematik terörün kesin ve devamlı surette tasfiyesi için çıkarılmış müstakil, geçici ve sadece o duruma özgü işlev görecek özel bir kanun olduğunun altı çizilen raporda, bu düzenlemenin genel bir af veya emsal niteliği taşımadığına dikkat çekildi.

Uçum, infaz sistemine ilişkin tartışmalar yürütülürken, FETÖ'ye alan açacak yaklaşımları zorlamanın hatalı olduğuna dikkat çekti. Uçum "Tüm bunlar tartışılırken başta FETÖ çetesi olmak üzere diğer terör ve suç örgütlerine alan açacak yaklaşımları zorlamak ciddi sorunlar üretir. İster iyi niyetle ister kötü niyetli hesaplarla bu yola tevessül edenler çıkarsa bunlara imkân verilmeyeceği dikkate alınmalıdır. İnfaz sistemine ilişkin talepler öncelikle meşruiyet açısından ele alınır. Meşruiyeti zedeleyecek hiçbir talebe olumlu yaklaşılmaz" dedi.

ŞARTLI AF SİNYALİ

İnfaz sistemine yönelik reform ihtiyaçlarının her zaman gündeme gelebileceği, cezaevlerindeki kalabalıklaşma gibi pratik gerekçelerin tartışılabileceğini belirten Uçum bu durumun suiistimal edilmesine asla izin verilmeyeceğini vurguladı. Uçum "Cezaevlerindeki kalabalıklaşma konusu açısından da bir infaz düzenlemesi elbette tartışılabilir. Ancak tüm bunlar tartışılırken başta FETÖ çetesi olmak üzere diğer terör ve suç örgütlerine alan açacak yaklaşımları zorlamak ciddi sorunlar üretir. İster iyi niyetle ister kötü niyetli hesaplarla bu yola tevessül edenler çıkarsa bunlara imkân verilmeyeceği dikkate alınmalıdır. İnfaz sistemine ilişkin talepler öncelikle meşruiyet açısından ele alınır. Meşruiyeti zedeleyecek hiçbir talebe olumlu yaklaşılmaz" ifadelerini kullandı.

'ZEHİRLİ DİL' UYARISI

Geçiş sürecinin tamamlanma aşamasına geldiği bu dönemde kullanılan dilin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Uçum, geçmişte de gündeme gelen kavram yanılgılarına ve ideolojik nitelemelere sert tepki gösterdi. Pozitif hukukun değişim ihtiyacına ilişkin doğru bir zemin oluşturulabilmesi için yürürlükteki hukukta yeri olmayan nitelemelerin bir kenara bırakılması gerektiğini ifade etti:

"Hem siyasi tutsak deyip hem hukuk reformu bir arada konuşulamaz. Çünkü ideolojik-politik yaklaşımlarla nitelemeler yapılırsa yürürlükteki hukukta yeri olmayan bu nitelemeler üzerinden pozitif hukukun değişim ihtiyacına ilişkin söz söylemek mümkün olmaz. Dil konusunda elbette herkesin üzerine düşen bir sorumluluk vardır. Ancak geçiş sürecinde devletin diyalog yürüttüğü muhatapların daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiği de açıktır. Devlete karşı 'düşman' dili kurup sonra da devletle ve milletle bütünleşme süreci yürütülemez. Artık bilinmelidir ki yurt dışındakiler 'sürgün' değildir. Tutuklu ve hükümlüler 'tutsak' değildir. Türkiye Cumhuriyeti 'düşman' değildir, hepimizin tek ve meşru milli devleti Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türkiye’nin Kürtleri Gazze’deki Filistinlilere benzetilemez. Türkiye Cumhuriyeti soykırımcı İsrail Devleti ile eş tutulamaz. Sapma olarak kullanılan bu zehirli dilin bir an önce ve tamamen geride kalması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır."

SİLAHA DÖNÜŞ DİLİNİN TAMAMEN TERK EDİLMESİ BEKLENİYOR

Toplumun tüm kesimlerinde güven tesis etmek ve endişeleri gidermek için terör ve şiddet siyasetinin gayrimeşru olduğunun açıkça ifade edilmesinin şart olduğu belirtildi. Açık ya da örtük hangi şekilde kullanılırsa kullanılsın, silaha dönüş dilinin tamamen terk edildiğinin vurgulanması gerektiği, toplumun en temel beklentisinin bu yönde olduğu dile getirildi.

7595 sayılı Kanun’un gereklerinin eksiksiz yerine getirilmesi amacıyla yürütülen diyalog sürecinin farklı manalara çekilmesinin zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramayacağı ifade edilerek, tespit, teyit ve taahhüt döngüsünün sürecin sorunsuz ilerlemesini sağlayacağı aktarıldı.

'YENİ ANAYASA İÇİN REFERANDUMA GİDİLECEK'

Uçum, 7595 sayılı Kanun’un ardından gündeme gelen yeni anayasa tartışmalarına ilişkin de önemli değerlendirmelerde bulundu. Yeni anayasa yapımında 400'den fazla oyla Meclis'ten geçse bile referanduma gidilmesinin toplumsal, siyasal ve hukuksal meşruiyet açısından mutlak bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Uçum, sürecin muhtemelen 29. Dönem TBMM'si eliyle şekilleneceğini belirtti.

Kanun'un yüksek bir oyla geçmesinin ardından gündeme gelen "400’den fazla milletvekiliyle yeni anayasa yapıp halkın onayına sunmadan yürürlüğe koyma" fikrinin asla kabul edilemez olduğu vurgulayan Uçum şu noktaların altını çizdi:

Mevcut Anayasa'ya göre anayasa değişiklikleri 400 ve daha fazla oyla kabul edildiğinde zorunlu referandum bulunmasa da, niteliksel olarak bir anayasa değişikliği yasası ile sıfırdan yapılan yeni anayasa birbirinden tamamen farklıdır.

Yeni yapılan anayasa, halkın iradesiyle devletin ve milletin siyasi birliğini hukuk sistemi olarak ifade eden kurucu bir kanundur. Anayasa değiştiren yasa ise mevcut Anayasa içinde yapılan kural ve kurum düzenlemeleridir.

Halkın onayı, yeni anayasa yapımında doğrudan demokratik meşruiyeti sağlamanın tek yoludur. Tarihteki darbeciler bile referanduma gitmek zorunda kalmıştır. Seçilmiş demokratik irade bu kuraldan kaçınamaz

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve AK Parti yetkililerinin baştan beri yaklaşımının da referandumlu yeni anayasa yapımı yönünde olduğu hatırlatıldı. Ancak takvimsel olarak 28. Dönemde tamamlanmasının güç görünmesi nedeniyle, Türkiye'nin muhtemelen yeni anayasasını bir sonraki yasama döneminde yani 29. Dönem TBMM eliyle yapacağı öngörüldü.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler