Metin Külünk Yazdı: Olması Gereken Nedir?
Tartışmanın odağındaki Borsa, Takasbank ve SPK gibi kurumlarda hâlen görev yapan, Ankara’da üst düzey sorumluluk taşıyan bütün isimler görevlerinden istifa etsin ve Sayın Cumhurbaşkanımızı rahatlatsın.
Metin KÜLÜNK
TARTIŞMANIN ODAĞINDAKİ BORSA, TAKASBANK VE SPK GİBİ KURUMLARDA HÂLEN GÖREV YAPAN, ANKARA’DA ÜST DÜZEY SORUMLULUK TAŞIYAN BÜTÜN İSİMLER GÖREVLERİNDEN İSTİFA ETSİN VE SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZI RAHATLATIN.
ORGANİZE BİR ŞEKİLDE FONLAR ÜZERİNDEN SIRA DIŞI KAZANÇ ELDE EDEN, BUNU BİR ZİNCİR HÂLİNDE GERÇEKLEŞTİREN; KAMUOYUNCA BİLİNEN VE BİLİNMEYEN BÜTÜN İSİMLER, KAZANDIĞINIZ PARALARI LÜTFEN HAZİNEYE İADE EDİN. MİLLETTEN ÖZÜR DİLEYİP ADALETE HESAP VERİN.
OLMASI GEREKEN NEDİR?
Görevden istifa edin, Sayın Cumhurbaşkanımızı rahatlatın
Tartışmanın odağındaki Borsa, Takasbank ve SPK gibi kurumlarda hâlen görev yapan, Ankara’da üst düzey sorumluluk taşıyan bütün isimler görevlerinden istifa etsin ve Sayın Cumhurbaşkanımızı rahatlatsın.
Haksız kazançları Hazine’ye iade edin
Fonlar üzerinden organize biçimde sıra dışı kazanç elde eden ve bunu bir zincir hâlinde gerçekleştiren, kamuoyunca bilinen ya da bilinmeyen bütün isimler; kazandığınız paraları lütfen Hazine’ye iade edin. Milletten özür dileyin ve adalete hesap verin.
MİLLÎ GÖRÜŞ HAREKETİ
Anadolu irfanı ve millî bağımsızlık çizgisi
Merhum Erbakan Hoca, Cumhuriyet sonrasında Anadolu irfanı temelinde oluşan fikrî ve manevi muhtevanın inşa ettiği millî bağımsızlıkçı çizgideki hareketin lideridir.
Anadolu’daki baskıcı politikalara köklü itiraz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduktan sonra devlete, ardından hayatın bütün alanlarındaki kurumlara sızan çağdaş İngiliz-Siyonist aklın inşa ettiği, farklı renklerdeki paralel devlet yapılanmaları; Anadolu’daki Hanif Türklüğü hayatın bütün alanlarında tasfiye etmeye yönelik baskıcı politikalar izledi.
Anadolu irfanı, bu irfanın kurumları ve temsilcileri Anadolu’ya çekilerek Ankara’yı sızdıkları yerlerden kontrol etmek isteyen İngiliz-Siyonist aklın içerideki unsurlarına kökten itiraz etti ve büyük bir yürüyüş başlattı.
12 Eylül ve 28 Şubat’la millî siyaseti tasfiye girişimi
Milletin bu yürüyüşü 12 Eylül ihtilaliyle tasfiye edilmek istendi. Emperyalizmin etkin biçimde kullandığı FETÖ’nün önünün açıldığı 12 Eylül sonrasında, Türkiye’nin eksenini Tel Aviv ve Londra hattında sabitlemek amacıyla 28 Şubat süreci gerçekleştirildi.
Anadolu irfanı odaklı millî siyaset çizgisi tasfiye edilmek istendi. Türkiye’yi İsrail’e teslim etmeyi amaçlayan FETÖ’nün ve paraleli Kemalizm’in önü açılarak Türkiye, “ılımlı İslam” çizgisi adı altında sosyolojik olarak Siyonizmin projesine teslim edilmek istendi.
Erbakan Hoca ve millî siyaset çizgisi bir kez daha tasfiye edilirken bankaların içi boşaltıldı, ekonomi yaşanmaz hâle getirildi ve Türkiye zorlu bir döneme sürüklendi. Umutlar, “Bir başka bahara.” denilecek noktaya geldi. Millet, basiret ve ferasetle sessizce beklemeye başladı.
Millet yeniden Sayın Erdoğan’ın mücadelesiyle bütünleşti
Bütün bunların ardından, “Acaba yeniden bir toparlanma olur mu?” diye sorulduğunda milletimiz Sayın Erdoğan’ın mücadele çizgisiyle bütünleşti. Bu mücadele yalnızca Türkiye için değil; İslam dünyası ve mazlum insanlık için de bir ümit hâline dönüştü.
Türkiye’nin kazanımları ve bugün konuşulanlar
Aradan 25 yıl geçti. Bugün konuştuklarımıza bakalım. Türkiye’nin başardığı muhteşem işlerin yanında, küresel ölçekte artık Türkiye olmadan hiçbir şeyin şekillenmesinin mümkün olmadığının konuşulduğu ve kabul edildiği bir süreçteyiz. Peki, bugün Türkiye’de neleri konuşuyoruz? Kimleri konuşuyoruz?
Toplumun güven mekanizmasını darmadağın eden anlayış
İslam’ın men ettiği tefecilik, faiz, açgözlülük, tamahkârlık, sahtekârlık, sömürgecilik, yandaşçılık, kutsalsızlık ve kuralsızlık… Kur’an’ın reddettiği ne varsa hepsinin vücut bulduğu insan modellerinin kimi sızmış, kimi ikna edilmiş, kimi de nefsine yenik düşmüştür.
Parayı kul hakkını ve Hazinenin hakkını gözetmeden, kutsalsız ve kuralsız biçimde ele geçirmeyi esas alan bu modeller üzerinden toplumun güven mekanizması darmadağın edilirken Sayın Erdoğan’ın sosyolojisinin erime hızı yükseliyor. Türkiye’nin yeniden bir Zelenski üzerinden çağdaş İngiliz-Siyonist aklın kontrolüne teslim edilmesi için toplumda büyük bir savrulmanın kapısını açanlar…
Sorumlular istifa etmeli ve adalete hesap vermeli
Hangi koltukta olursanız olun, açık yüreklilikle söylüyorum: Borsa, SPK ve Takasbank dâhil Ankara’da görev yapan, bu kurumların yönetiminde sorumluluk üstlenmiş bütün kadrolar istifa etmelidir. Görev yerlerini terk etmeli ve adalete hesap vermelidir.
Ardından siyasetin, kamu yönetiminin ve sivil hayatın içinde bulunan; kamu kurumlarında yetkin konumlarda görev yapan isimler, bu işten elde ettikleri mal varlıklarını Hazine’ye iade etmeli ve adalete hesap vermelidir.
Bu ülkenin parçalanmasına izin verilemez
Şayet ölü taklidi yapılır, “Bunu da geçiştirelim.” denilirse bu ülkeyi ele geçirmek isteyen çağdaş İngiliz-Siyonist aklına ve Anadolu’yu paramparça etmek üzere kenarda bekleyen Kissinger Doktrini’ne inananlara büyük bir fırsat verilmiş olur.
Buna izin vermek mümkün değildir; buna eyvallah etmek de mümkün değildir. Herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirsin.
Sayın Erdoğan’ın yolunu açın
Kamuoyunca bilinen ya da bilinmeyen, adı geçen bütün isimler istifa etsin; aldıklarını iade etsin ve adalete giderek hesap versin. Sayın Erdoğan’ın yolunu açsın.
Bugün, bir haftadır Sayın Erdoğan’ın sosyolojisinin erime hızını artıran bu isimleri millet sırtında kambur olarak taşımak zorunda değildir
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.