Metin Külünk’ten Gündem Sarsacak Çıkış: “Fon Krizinin AK Parti’ye Ödettirdiği Bedelin Farkında Mıyız?”
AK Parti 26. Dönem İstanbul Milletvekili Metin Külünk, sosyal medya hesabından “Akşama ve tarihe not” başlığıyla kaleme aldığı çok sert ve çarpıcı değerlendirmede, son dönemde gündemi sarsan yatırım fonları krizine dikkat çekti.
Krizin sadece finansal bir kayıptan ibaret olmadığını vurgulayan Külünk, durumun AK Parti'nin sosyolojik tabanında ve devletin kurumlarına duyulan güvende derin yaralar açtığını belirtti.
“Kriz Yalnızca Ekonomik Değil, Güven Krizidir”
Metin Külünk açıklamasında, insanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufların eridiğine dikkat çekerek, bu tablonun toplumsal zihinlerde tehlikeli sorular doğurduğunu ifade etti:
“Bundan sonra kime ve hangi kuruma güveneceğiz?”
Tasarrufların erimesinden çok daha vahim olan hususun, devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılması olduğunun altını çizen Külünk, bu güvensizlik ortamının iktidara ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iradesine zarar verdiğini belirtti.
“Yönetim Zafiyetinin ve İhmallerin Hesabı Sorulmalı”
Süreç içerisinde sorumluluk makamında bulunanların görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmediğini savunan Külünk; yönetim zafiyeti, ihmal ve kişisel ihtirasların ağır bir tablo ortaya çıkardığını ifade etti.
Bedel Kime Kesilmeli?: Birilerinin ihtiraslarının, yetersizliğinin veya ihmalkârlığının bedelini ne milletin, ne AK Parti’nin sosyolojik tabanının ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ödemesi gerektiğini vurguladı.
Hibrit Müdahale Tehlikesi: Güvenin sarsıldığı her alanın, Türkiye’ye yönelik ekonomik, siyasi ve toplumsal operasyonlara zemin hazırladığını belirterek, durumun siyasal bir kırılmaya kapı aralayabileceği uyarısında bulundu.
“Devletin Adını Kullanarak Güven Devşiren Yapılara Dikkat”
Açıklamada, kamu bürokrasisindeki bazı isimlerin ve devletin gücünün arkasına sığınarak vatandaşların birikimlerini kendi çıkarları uğruna istismar eden yapılara da sert tepki gösterildi. Külünk, bu yapının üzerine kararlılıkla gitmenin hukuki ve idari birer görev olmanın ötesinde; bu topraklara, millete ve savunulan değerlere karşı bir borç olduğunu dile getirdi.
“Sözün İnandırıcılığı Tehlikede”
İnsanların alın teri, tasarrufu ve geleceği korunamadığı takdirde kul hakkından, ahlaktan, adaletten ve manevi değerlerden topluma söz etme imkânı kalmayacağını belirten Külünk, şu ifadelerle çağrısını yineledi:
“Söylediğimiz sözün inandırıcılığını, savunduğumuz değerlerin ise toplumsal karşılığını kaybederiz.”
Acil Adım Çağrısı
Metin Külünk, çağrısını somut adımların atılması gerektiği vurgusuyla sonlandırdı:
Sorumluların derhal tespit edilmesi,
İhmali bulunanlardan hesap sorulması,
Haksız kazançların üzerine gidilmesi,
Küçük yatırımcının kaybını giderecek adımların gecikmeksizin atılması gerektiği belirtildi.
Külünk değerlendirmesini şu çarpıcı cümleyle noktaladı:
“Bu mesele para meselesinin ötesinde; devletin itibarı, siyasetin ahlakı ve milletin geleceği meselesidir.”
Akşama ve tarihe not FON KRİZİNİN AK PARTİ’YE ÖDETTİĞİ BEDELİN FARKINDA MIYIZ? Fon krizi yalnızca ekonomik ve mali bir mesele değildir. Bu kriz, AK Parti’nin kendi sosyolojik tabanına çok ağır bir bedel ödetmektedir. İnsanların yılların emeğiyle oluşturduğu tasarrufları erirken zihinlerde çok daha tehlikeli bir soru büyümektedir: “Bundan sonra kime ve hangi kuruma güveneceğiz?” Tasarrufların erimesi kadar vahim olan, devlete ve kurumlara duyulan güvenin sarsılmasıdır. Oluşan bu güvensizlik ortamının AK Parti’ye ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu iradeye nasıl zarar verdiğinin farkında mıyız? Süreç içerisinde sorumluluk makamında bulunanlar; görevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemenin, yönetim zafiyetinin, ihmalin ve kişisel ihtirasların meydana getirdiği bu ağır tablonun hesabını nasıl verecekler? Birilerinin ihtiraslarının, yetersizliğinin veya ihmalkârlığının bedelini ne milletimiz ne AK Parti’nin sosyolojik tabanı ne de Sayın Cumhurbaşkanımız ödemelidir. Unutulmamalıdır ki güvenin sarsıldığı her alan, Türkiye’ye yönelik ekonomik, siyasi ve toplumsal operasyonlara yeni bir zemin hazırlamaktadır. Küçük yatırımcının parasını, milletin devlete olan güvenini ve ülkenin ekonomik istikrarını koruyamayan bir yönetim anlayışı, yalnızca mali bir krize değil, çok daha geniş çaplı bir siyasal kırılmaya da kapı aralar. Üstelik karşımızda; devletin, hükûmetin ve kamu bürokrasisinde görev yapan kişilerin adını kullanarak güven devşiren, ülke insanının birikimlerini kendi çıkarları uğruna istismar eden bir yapı bulunmaktadır. Bu yapının üzerine kararlılıkla gitmek; yalnızca hukuki ve idari bir görev değil, bu topraklara, milletimize ve savunduğumuz değerlere karşı borcumuzdur. Çünkü insanların alın terini, tasarrufunu ve geleceğini koruyamazsak; kul hakkından, ahlaktan, adaletten, dürüstlükten ve manevi değerlerden topluma söz etme imkânımız kalmaz. Söylediğimiz sözün inandırıcılığını, savunduğumuz değerlerin ise toplumsal karşılığını kaybederiz. Şimdi açıkça soruyoruz: Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ı ekonomik, toplumsal ve siyasi sonuçları ağırlaşan bir hibrit müdahale tehlikesiyle karşı karşıya bırakanlar, bunun bedelini nasıl ödeyecekler? Milletin alın teri de tasarrufu da güveni de sahipsiz değildir. Sorumlular tespit edilmeli, ihmali bulunanlardan hesap sorulmalı, haksız kazançların üzerine gidilmeli ve küçük yatırımcının kaybını giderecek adımlar gecikmeksizin atılmalıdır. Bu mesele para meselesinin ötesinde; devletin itibarı, siyasetin ahlakı ve milletin geleceği meselesidir @tcbestepe @RTErdogan @erkmacit @malikejder @Gulumser_Heper @betulsoysalb @onralpyilmaz @Oguzpolatbilek @Bilalsaygili @yeniakit @ErbayKucet_ @NO_haber35srb @nurtugbaaktay @ulkucuhareketr
— Metin KÜLÜNK (@mkulunk) September 22, 2026
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.