Nevzat Bingöl Yazdı: Özgür Özel’e Siyaset Yasağı Mı?

Nevzat Bingöl Yazdı: Özgür Özel’e Siyaset Yasağı Mı?

Güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş. Parti içindeki liderlik mücadelesi ne kadar sert olursa olsun, yönetim sisteminin değiştirilmesi konusunda geniş bir mutabakat olduğu görülüyor.

Nevzat Bingöl
Türkiye'nin gündemi son aylarda dikkat çekici bir şekilde değişti. Ekonomi, hayat pahalılığı, adalet sistemi ya da eğitim gibi toplumun doğrudan yaşamını etkileyen başlıklar geri planda kalırken, kamuoyu neredeyse tamamen CHP'de yaşanan "mutlak butlan" tartışmalarına odaklanmış durumda.

Bugün televizyon ekranlarında, gazete köşelerinde, sosyal medyada, kahvehanelerde ve ev sohbetlerinde konuşulan temel konu, CHP'nin geleceği, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekibinin parti içinde mücadeleye devam edip etmeyeceği ya da yeni bir siyasi oluşuma yönelip yönelmeyeceği tartışılıyor.

Buna karşın, CHP'deki iki farklı kanadın ortaklaştığı önemli bir başlık da bulunuyor: Güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş. Parti içindeki liderlik mücadelesi ne kadar sert olursa olsun, yönetim sisteminin değiştirilmesi konusunda geniş bir mutabakat olduğu görülüyor.

Tam da bu tartışmalar sürerken, aralarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in de bulunduğu çok sayıda milletvekili hakkında hazırlanan dokunulmazlık fezlekeleri TBMM'ye ulaştı. Burada siyasetin dikkat çekici bir ironisi ortaya çıkıyor. Bugün dokunulmazlıklarının kaldırılması gündeme gelen bazı CHP milletvekilleri, geçmişte dokunulmazlıkların kaldırılmasını kolaylaştıran anayasa değişikliğine "Yüreğimize taş basarak evet diyeceğiz" diyerek destek vermişti. Siyasette alınan kararların yıllar sonra nasıl farklı sonuçlar doğurabildiğine dair çarpıcı bir örnek...

Öte yandan CHP'nin 38. Olağan Kurultayı'yla ilgili süreç de devam ediyor. Ceza davası, hukuk davasındaki gerekçeli kararın beklenmesi nedeniyle eylül ayına ertelendi. Hukuk dosyasında yer alan iddialarda, Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultayda bazı delegelerin oy tercihlerini etkilemeye yönelik çeşitli menfaatler sağlandığı öne sürülüyor.

Dolayısıyla CHP 38 olağan genel kurulunun iptaliyle ilgili açılan “Ceza” davasında mahkeme heyeti bu gerekçeler nedeniyle Özel ve bazı CHP’lilere belirli bir süre için “Siyaset Yasağı” getirebilir.

Siyasi kulislerde en çok konuşulan ihtimallerden biri de, olası mahkeme kararlarının bazı isimler hakkında siyasi yasak sonucunu doğurup doğurmayacağıdır. Böyle bir tablo ortaya çıkması halinde, Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu eksenindeki yeni kadronun hareket alanı önemli ölçüde daralabilir. Bu durumda bugün dillendirilen "Parti içinde mücadele mi, yoksa yeni bir parti mi?" sorusunun anlamı da büyük ölçüde değişebilir.

Diğer tarafta ise Kemal Kılıçdaroğlu'nun farklı bir strateji izlediği görülüyor. "Arınma" söylemiyle parti örgütünü yeniden şekillendirmeyi, mahalle delegelerinden başlayarak üst kurullara kadar CHP'yi yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla anılan isimlerin etkisinden uzaklaştırmayı hedeflediği yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Ancak bunun kısa vadede tamamlanabilecek bir süreç olmadığı da açık.

Ak parti başta ekonomi olmak üzere adalet, savunma sanayi, dış politikada toparlanmaya giderken, Kılıçdaroğlu’na da CHP’yi İmamoğlu ekibinden “Arınma” fırsatı veriyor.

CHP 38 olağan kurultayı ceza davası, hukuk davasındaki gerekçelere göre Özel-İmamoğlu ve diğer bazı siyasilere siyaset yasağının gelmesi, CHP içerisindeki yeni kanadın gücünü sınırlayabilir. Bu durumda CHP içerisinde mücadeleye devam ya da yeni bir parti kurmak da hayal olabilir.

İktidar cephesine bakıldığında ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Bir süre önce erken seçimin 2026 sonbaharında yapılabileceği yönünde değerlendirmeler vardı. Ancak memur, emekli ve asgari ücret düzenlemelerinin ertelenmesi, seçim takviminin 2027'ye kayabileceği yorumlarını güçlendiriyor.

Bu süreçte dikkat çeken başka bir siyasi denklem daha var. Cumhur İttifakı ekonomi, adalet, savunma sanayii ve dış politika başlıklarında yeniden toparlanma sürecine odaklanırken, CHP ise büyük ölçüde kendi iç krizini yönetmeye çalışıyor. Bu tablo, siyasi kulislerde farklı senaryoların konuşulmasına neden oluyor.

Yeni süreçte Ak parti, CHP, MHP ve Dem partinin yeni bir anayasa yapma konusunda anlaşmaları olabilir. “Parlamenter sisteme geçiş” değişikliği öteden beri CHP’nin olmazsa olmazlarından birisiydi. Yeni anayasada yönetim sisteminin değiştirilerek parlamenter sisteme geçişe CHP, Barış sürecine ilişkin bazı değişikliklere de Dem parti ve MHP kayıtsız kalamaz. Böyle bir değişiklik hem Kılıçdaroğlu CHP’sinin hanesine bir “başardığı” yazılacak, hem de sistem değiştiği için Erdoğan’ın “başbakan” olarak ülkeyi bir dönem daha yönetme yolu açılacaktır.

Sonuç olarak Türkiye yalnızca CHP'nin iç hesaplaşmasını değil, aynı zamanda yeni anayasa, yönetim sistemi, yargı süreçleri ve seçim takvimi gibi birbirini doğrudan etkileyen çok katmanlı bir siyasi dönemece girmiş durumda. Önümüzdeki aylarda mahkemelerden çıkacak kararlar kadar, siyasi aktörlerin kuracağı yeni ittifaklar ve tercih edecekleri stratejiler de Türkiye siyasetinin yönünü belirleyecek. Asıl soru ise şu: Siyaset, kendi iç mücadelelerinden sıyrılıp yeniden toplumun gerçek gündemine dönebilecek mi?

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler