Özgür Özel’in Yeni Parti Kararına Bomba Yorum: “CHP Artık Yok Hükmünde”
Gazeteci Fatih Altaylı, Özgür Özel’in CHP’den ayrılarak yeni bir siyasi oluşum kurma kararını değerlendirdi.
Gazeteci Fatih Altaylı, bugünkü yazısında Özgür Özel'in ilan ettiği yeni parti ilanını değerlendirdi. Altaylı, "Ayrılanların kaybettiği bir şey olduğunu zannetmiyorum. Yüklerinden kurtuldular. Tekin gibi bagajı dolu isimleri arkalarında bıraktılar" diye yazdı.
"CHP’nin seçilmiş ve yıllar sonra ilk kez seçim kazanmış genel başkanı, daha doğrusu lideri Özgür Özel, dün grup toplantısında 'tarihî' bir konuşma yaparak Cumhuriyet Halk Partisi’nden kopacaklarını ve 'yeni' bir partinin çatısı altında Atatürk ve Cumhuriyet Halk Partisi ilkelerini benimseyerek siyaset yapmak için ayrılacaklarını açıkladı" ifadelerini kullanan Altaylı, şöyle devam etti:
"Konuşmayı başından sonuna kadar dinledim.
Yakın siyasi tarihimizin en iyi ve en heyecanlı konuşmalarından biriydi hiç kuşkusuz.
Özel’in uzun, detaylı ve anlamlı konuşmayı, hiçbir metne bakmadan yapması da ayrı bir değer kattı veda konuşmasına. İçtenliğinin, yürektenliğinin göstergesi oldu.
Her şeye “tarihi” kulpunu takmayı sevmem ama bu konuşma gerçekten tarihiydi.
Anladık ki, kurucular kurulu sadece milletvekillerinden oluşacak. Sayıları da 100’e yaklaşacak.
CHP’ye atanan ilk kayyum olan ve İl Başkanlığı binasına polis zoruyla giren Gürsel Tekin ayrılıkla ilgili ilk konuşan oldu. “Bazı ayrılıklar kayıp değildir, sadece yük hafifler. Bugün o günlerden biri” dedi.
Haklı. Ayrılanların kaybettiği bir şey olduğunu zannetmiyorum. Yüklerinden kurtuldular. Tekin gibi bagajı dolu isimleri arkalarında bıraktılar.
CHP’nin seçilmiş yönetimi, yükselebilmek için safra bıraktı demek daha doğru olur!
Yeni eve taşınırken, yıllardır kullanmadığınız, kimi demode olmuş, kiminin artık çöp olduğunu fark etmediğiniz, atmaya kıyamadığınız, işe yaramaz hale geldikleri halde bir köşede duran kırık dökük eşyaları arkada, belki birilerinin işine yarar diye bırakmak gibi.
Ayrılanların arkada bıraktığı bu birkaç kişi de mutlaka birilerinin işine yarayacak, çöpe atılmadan önce son olarak birileri tarafından kullanılacaklardır.
Yeni parti iş yapar mı, CHP’de başlattıkları iktidar yürüyüşünü burada sürdürebilirler mi?
İktidar yürüyüşü tarafını bilemem ama çevremde CHP’li diye bildiğim kim var ise, tamamının Özgür Özel’le birlikte hareket etmeye hazır olduğunu görüyorum.
Bu ayrılığın geçmiş ayrılıklardan net farkı da bu.
Girişte de söylediğim gibi CHP’den memnuniyetsiz bir grup ayrılmıyor, partinin ana gövdesi kopup gidiyor. Bu ayrılık ne Cumhuriyetçi Güven Partisi’nin CHP’den kopuşuna, ne de Demokratik Parti’nin Adalet Partisi’nden kopuşuna benziyor.
Bu ayrılığı ille de bir başka ayrılığa benzetmek gerekiyorsa, AK Parti’nin Fazilet Partisi’nden kopuşuna benzetmek mümkün. Orada Yenilikçiler denilen bir grup parti içinde iktidar yarışına girdiler, kazanamayınca ayrıldılar. Burada ise kazandıkları halde parti devlet gücüyle ellerinden alınınca ayrılmak zorunda kaldılar.
Her ikisinde de ayrılan taraf toplumda karşılığı olan taraf oldu.
MSP, Refah, Fazilet de köklü gelenekler değil miydi!
Ama “yeniliğe” karşı koyamadılar. Ki o zaman seçmende Fazilet Partisi yönetimine karşı büyük bir tepki falan da yoktu. Buna rağmen ayrılanlar başarılı oldu. Bu kez üstüne üstlük bir de seçmen tepkisi var ve aslında kopuşun motoru seçmenin ta kendisi oldu.
Özgür Özel ve ekibi Kılıçdaroğlu’nun iktidar eliyle oluşturulmuş liderliğini kabul edip partide kalsaydı, CHP’nin oyu 13-15 civarına geriler, muhalif seçmen İYİ Parti, Zafer Partisi gibi yerlere kayardı. Şimdi ise artık CHP’nin barajı geçme ihtimali kalmadı.
Özgür Özel ve arkadaşları büyük bir siyasi hata yapmadıkları sürece, CHP seçmen gözünde yok hükmünde olacaktır. Belki AK Parti’den alacağı bir miktar oyla bir varlık gösterebilir. Belki!
Peki ya CHP’de kalanlar!
Kimileri AK Parti döneminde ihale almayı sürdüren iş insanları. Murat Kurum’u alkışlayan CHP’lilere bakarsanız kim olduklarını anlarsınız.
Diğer grup tembeller. “Siyasi hayatımın sonuna gelmişim, şimdi yeni parti, yeniden koşturmaca, bir de iktidarın gadrine uğrama tehlikesi var, onla mı uğraşacağız, oturalım iki sene daha şurada. Sonra bakarız” diyenler.
Üçüncü grup ise “Bu Kılıçdaroğlu’ndan cacık olmayacağını herkes bilir. Burada kalayım, belki CHP bana kalır” diye bekleyenler. Ne yalan söyleyeyim, bunlar arasında Zeydan Karalar gibi değerli bulduğum, Muharrem İnce gibi geçmişte haksızlığa uğradığını düşündüğüm isimler de var. Ama yine de Kılıçdaroğlu’nun kendisine yaptıklarından sonra İnce’nin nasıl onun yanında kalabildiğini de anlamakta zorlanıyorum. Yine de belki de CHP’de kalmaları Türkiye açısından daha olumlu olabilir.
Bunların yanı sıra bir de Kılıçdaroğlu döneminin “hırsızları” da Özgür Özel’den yüz bulamadıkları için Kılıçdaroğlu’nun yanında kaldılar.
Kuşoğlu gibi, CHP’yle ne fikri ne de ahlaki hiçbir alakası olmadığı halde Kılıçdaroğlu’nun hem meslektaşı, hem yakın arkadaşı, hem de merkez sağdan fikirdaşı olup kalan da var. Ona söyleyecek hiçbir şey yok. O zaten CHP’li değildi.
Tüm bunlardan ayrı tuttuğum Enis Berberoğlu var. Onunki, bir minnet borcu. Sessiz ve sedasız biçimde Kılıçdaroğlu’nun yanında kaldı. Kişisel olarak yakışanı yaptı. Tek kelime eleştiremem.
Bundan sonra ne olur!
Şimdilik her şey iktidarın istediği şekilde ilerliyor gibiydi.
Kılıçdaroğlu CHP’yi doğrayacak, elindeki en kötü figürleri toplum önüne koyarak AK Parti’nin daha iyi olduğu imajını güçlendirecek, küçük bir grup da partiden kopacak ve iki zayıf parça oluşacaktı.
Ancak şu anda bu plan biraz sekteye uğradı.
Ana gövde koptu.
Bundan sonra gidenlerin işi de kolay değil.
Niyesini sonra anlatırız."
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.