Prof.Dr.İ.Hamit Hancı Yazdı: Yıldırım Kemal

Prof.Dr.İ.Hamit Hancı Yazdı: Yıldırım Kemal

Yıldırım Kemal Tren İstasyonu, eski adıyla Küçükköy Tren İstasyonu. Düzağaç beldesine bağlı bu köyde TCDD'ye ait tren istasyonu.

Prof.Dr.İ.Hamit Hancı

Görev ve bilimsel etkinlikler sebebiyle Ankara ile İzmir arasında çok seyahat ederim. Elimden geldiğince de tarihi mekanlara uğrayıp geçmişi yad etmeye çalışırım.

Şimdiye kadar bilmemenin utancını yaşadığım tarihimizden bir yeri ve olayı 4 yıl önce öğrendim. Bu nedenle, bu sefer ki yolculuğumda da Afyonkarahisar Sinanpaşa İlçesine bağlı Düzağaç beldesinde Türk kahvemi içip direksiyonu iç kesimlere daha önce görmediğim yollara kırdım. Hedefim YILDIRIM KEMAL idi.

Tabi navigasyon kullanmadığım için önce kendimi daracık bir yolun sonunda kimsenin olmadığı bir trafo merkezinde buldum. Yaklaşık 15 dakikalık bir çalışmadan sonra aracı döndürüp, ve bu sefer navigasyonu açıp yola koyuldum.

Düzağaç kasabasından 16 km ama yollar mıcırlı ve tek şerit olduğu için yaklaşık 15 ila 20 dakika sürüyor.

Yıldırım Kemal Tren İstasyonu, eski adıyla Küçükköy Tren İstasyonu. Düzağaç beldesine bağlı bu köyde TCDD'ye ait tren istasyonu.

İstasyon, The Smyrna Cassaba Railway / İzmir - Kasaba Demiryolu (SCR) Şirketi tarafından İzmir-Basmane - Kasaba (Turgutlu) demiryolu için 1890 yılında inşa edilmiş.

SCR Şirketi, 1934'te TCDD tarafından satın alınarak feshedilmiş ve şirketin işlettiği demiryolu hatları ve istasyonları da TCDD'ye devredilmiş.

Diyeceksiniz ki eeee sadede gel. Tarihimiz açısından önemi ne?

Bunu da Sinanpaşa Kaymakamlığı’nın web sitesinden alıntılayarak aktarayım (http://www.sinanpasa.gov.tr/yildirim-kemal-sehitligi)

“…Süvari Üsteğmeni olan Kemal 57 inci Tümen ile Denizli, Çal, Afyon ve Sakarya Muharebelerine katılmış ve çok büyük yararlılıklar göstermiştir. Katıldığı son muharebede yaralanan bu şehidimiz tedavi görmekte olduğu Konya’daki hastahaneden Büyük Taarruzun başlayacağı haberini alınca iyileşmeyi beklemeden ve doktorların onayını almadan kaçmış ve Fahrettin Altay Paşa’nın bulunduğu cepheye gelmiş, paşa onu o sırada Küçükköy Tren İstasyonundaki Yunan birliklerini ortadan kaldırmak için savaşmakta olan İkinci Tümene bağlı olan 2.inci Alayına göndermiştir. Burada istasyonu müdafaa etmekte olan Yunan piyadelerine, birliği ile hücum ederek Küçükköy gibi Afyon bölgesindeki Yunan kuvvetlerinin İzmir’e ulaşması ve haberleşmesini sağlayacak olan önemli bir stratejik bölgeyi temizlemiştir.

En büyük arzusu mensup olduğu Süvari birliğinin başında İzmir’e girmek olan Yıldırım Kemal (1898-1922),Ayaşlı Rauf ,İstanbullu Selâhattin, Bayramiçli Lütfi ve Kırklarelili Azmi efendi ismindeki dört subay ve 30 erle birlikte şehit düşmüştür.

Topluca gömülen şehitlerin mezar ve anıtları 1966 da bugünkü biçiminde tanzim edilmiş 1996 da da yeni düzenlemeler yapılmıştır. Yıldırım Kemal’in mezarı mermer kare bir kaide üzerinde bir obelisk biçimindedir. Hayat hikâyesi ise obeliskin üzerinde eski yazı ile yazılıdır.

Kaide de ise şu ibare vardır: " Bu taş 26-27 Ağustos 1922 Muharebesinde Yunan ordusunun hatt-ı ric’atini kesen Türk Süvari kolordusunun bu civarda verdiği şehitler namına dikilmiştir. Kendilerine Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti niyaz olunur."

Şehit Zabitler: Alay 11’den Ayaşlı Rauf Efendi, Alay 2’den Mülazım İzmirli Yıldırım Kemal Efendi, Alay 3’den Mülazım İstanbullu Selahattin Efendi, Kolordu5’ten Muhafız Mülazım Bayramiçli Lütfi Efendi, Alay 5’ten Zabit vekili Kırklarelili Azmi Efendi.

Şehit Erler: 5 nci Kolordu Muhafızından Amasyalı Kamil, Kasım Çavuş, Keskinli Nur Ali, Kayserili Osman Avcı, Alay 3’ten Vanlı Şaban Mustafa, Mehmet, Beyşehirli Sadık İbrahim, Alay 5’ten Dinarlı Ahmet Ali, Keçiborunlu Rıza Mehmet, Alay 11’denSungurlulu Mehmet Osman, Taşköprülü Şükrü Süleyman, Bolvadinli İbrahim Ahmet, Aziziyeli Mustafa Ali, Ayancıklı Mehmet Şaban, Çankırılı Ahmet Bayram, Ahmet Ömer, Geyveli Ali Mustafa, Sungurlulu Abidin Beşir, Niğdeli Şükrü Ömer, Alay 14’ten Taşköprülü Hüseyin İbrahim, Koçhisarlı Niyazi Murat, Kemahlı Hasan Mevlüt, Mihalçıklı Kamil Ahmet, Çankırılı Mehmet Ahmet, Alay 21’den Çerkeşli Ömer Mustafa, Yozgatlı Kadir Abdurrahman, Kayserili Ahmet Sadık, Alay54’ten Konyalı Rıfat Hasan, Muğlalı İsmail Milli, Osmanoğlu Hüsnü, Beyşehirli Mehmet, Küttap Kamil” yazılıdır. Diğer kitabede de Türkçe olarak “Kurtuluş Savaşı şehidi Sv. Tgm. Yıldırım Kemal 1898-1922″… yazmaktadır.”

Şehitlik Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa İlçesine bağlı Yıldırım Kemal Köyü Tren İstasyonu binasının hemen yanında. Bu köyün eski adı Küçükköy iken Yıldırım Kemal’den ötürü "Yıldırım Kemal" ismini almıştır.

(Fotoğraflar:H.Hancı)

Şehitlikte durup sessizliğin sesini dinlerken, içimden bu topraklarda özgürce yaşamamızı sağlayanlara minnet duygularımı ifade ettim

Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü öğretim üyesi ve tarihçi Prof. Dr. Kemal Arı Ulusal Tıp Günleri için kaleme aldığı bir yazıda,

“İzmir özlemiyle yanan ve bir an önce İzmir'e girmek İsteyen Yıldırım Kemal’de, İzmir'e ulaşmayı ülkü haline getiren biridir. Büyük taarruz sırasında şehit olmuş, bu özlemini arkadaşı yüzbaşı Şerafettin yerine getirmiştir” der .

Arı hoca, Yıldırım Kemal’in, ölümünden önce Babasına yazdığı bir mektubunu sadeleştirerek paylaşır. Bundan bazı bölümleri aktarıyorum:

Saygıdeğer babam;

Kutsal tarihimizin derin sayfalarını karıştıracak olursak, oralarda bir çok yaldızlı kişilerin adlarını görürüz. Onlar hep yurtlarını seven ve o yolda yaşamlarını feda eden yüksek ruhlu adamlardı. Yaşamın her türlü zevkini ve güzelliklerini terk ederek, ancak amaçları için çalışmış; sonunda yaşamlarından olmuş, kaybolmuş ve yalnız adları kalmıştır. Dünya kurulduğundan beri nice insanlar gelip geçmiştir ki bunların hiç birisinin adı bile kalmamıştır. Yalnız yurdu için çalışan; uygarlık, insanlık, din ve ulusuna yardım eden adamların adları söylenmiş ve söyleniyor. İşte ben de yurdumun bugünkü acıklı halinde yaranmak ve ona yararlı bir hizmet etmek için henüz yaşamımın baharında, yani yirminci yılında diyarımı ve sevdiklerimi terk etmiş bir durumdayım.

..Bu mektubu yazarken, beni canı kadar seven ninemi düşündüm. Şimdi onun çürüyen ve toprak olmuş kemikleri sızlıyor. Evlatlarından ümit bekliyor. Ve diyor ki: beni Hasan, Mehmet, Mustafa yahut sevdiğim Kemal bu gazaptan kurtaracaktır.

Ben bu mektubu yazarken, geçmiş bütün kanlı facialarıyla gözlerimin önüne geliyor. Ağlayan saçı bitmedik günahsızlar; …vahşi bir tutsaklık altında inleyen günahsız Türkler.

..Ben bu mektubu yazarken vicdanım da bana sesleniyor: Ey Kemal, artık dinlenme zamanı bitti. Buna bir ihtiyaç kalmadı. Haydi, faaliyet sahasına!”... Ben de aldığım bu emirler üzerine Tanrı’nın yardımıyla, yarınki posta ile bu mektubu göndereceğim; ve ihtimal ki İzmir’e gelip sizi görünceye kadar hiç mektup yazmayacağım!”...

Ahmet Arslantaş hocadan öğrenmiştim; Kemal Bey’in adı İzmir’de bazı okullara verilmiş.(Yıldırım Kemal Bey İlkokulu Gibi).

Ancak Yıldırım Kemal adına yapılmış özel bir heykel ve yaşamını gelecek nesillere hatırlatacak bir kitabe yok. Bunu da yetkililere hatırlatalım

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler