Prof. Dr. Mustafa Tözün Yazdı: “Efes Deneyim Müzesi ve Artemis” ile Selçuk Gezisinden Notlar:
Tarih 30 Haziran 2021’di. Bir gezimiz, İzmir Selçuk ilçesine yapılmış ve Şirince, Yedi Uyurlar, Meryem Ana Evi ve Efes Müzesi gezilmişti. Bu geziye ait yazımıza “Anadolulu Tanrı Apollon'un İzinde” isimli kitabımızda yer vermiştik.
Bu yazımız yine bir yaz tatili gününde, antik kent gezilerimizden biri üzerine öğrendiklerimizi ve hissettiklerimizi ele almak için kaleme alınıyor. Dünyadaki ve ülkemizdeki sıcak gündem ve savaş haberleri yerine, biraz dinlenip köklerimizi aramak, insanlık olarak neydik, nereye vardık sorusuna cevap aramak için bir iki gün rutin yaşama ara vermek sadece bir tavsiye değil, gereklilik gibi. Neyin mücadelesini veriyoruz, neyin rekabetini yapıyoruz ve neden savaşlar gündemimizden hiç düşmüyor? Bu sorulara verilecek cevapları düşünmek için bir tatil, ancak bu tatilde de sakin yerleri tercih etmek ve antik kent gezileri yapmak önemlidir, diye düşünüyorum.
Tarih 30 Haziran 2021’di. Bir gezimiz, İzmir Selçuk ilçesine yapılmış ve Şirince, Yedi Uyurlar, Meryem Ana Evi ve Efes Müzesi gezilmişti. Bu geziye ait yazımıza “Anadolulu Tanrı Apollon'un İzinde” isimli kitabımızda yer vermiştik (1).
Yıllar sonra 18 Ağustos 2026’da tekrar Efes’i gezme fırsatım oldu. Daha önceki gezimde, henüz açılmamış olduğundan dolayı yer almayan Efes Deneyim Müzesi’ni de ziyaret etme fırsatı buldum. Aslında Deneyim Müzesi’ni gezmek için biraz da gecikmiştim. İhmal ettiğimi kabul etmeliyim. Efes Deneyim Müzesi 9 Ekim 2023’de açılmıştı. Üç yıl kadar geçmiş.
Efes Deneyim Müzesi:
Efes Deneyim Müzesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Efes Antik Kenti içinde konumlanmış yenilikçi bir müzedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından projelendirilmiş, DEM Müzecilik tarafından işletilmektedir. Geleneksel müzecilikten farklı olarak, ziyaretçilere çoklu duyusal ve sürükleyici teknolojilerle aktif katılım deneyimi sunar. Sanal gerçeklik (VR), artırılmış gerçeklik (AR), üç boyutlu projeksiyonlar, hologramlar, özel ışık ve ses sistemleri ile koku destekli interaktif uygulamalar kullanır. Müzenin mimari konsepti Atelier Brückner tarafından, yerel uygulaması diStudio Mimarlık tarafından yapılmıştır. Yaklaşık 30-40 dakikalık sürükleyici bir gezide ziyaretçiler; Celsus Kütüphanesi'nde yürüyebilir, Artemis Tapınağı'nın atmosferini hissedebilir, Liman Caddesi'ndeki ticari yaşamı gözlemleyebilir, Yamaç Evler'deki gündelik hayata şahit olabilir ve antik tiyatrodaki gösterileri dijital ortamda deneyimleyebilir. Müzemiz, büyük bir başarıya da imza atmış ve 2024 yılında Mondo-Dr Awards tarafından "En İyi Müze" ödülüne layık görülmüştür (2).
Eleştirilerimiz: Aslında olumsuz bir eleştirimiz yok, ancak yabancı turistlerin de ilgisini çeken bu müzeye Müzekart’ıyla girilemediğini ve giriş ücretinin bana göre yüksek olduğunu söylemek isterim. Aklıma gelen düşünce kendi vatandaşlarımızın sadece ücret nedeniyle bu müzedeki deneyimi yaşamaktan mahrum kalacağıdır. Ancak tarihe ve antik kentlerimize ilgili vatandaşlarımızın bu ücreti karşılamaktan çekinmeyeceği de düşünülebilir elbet. O yüzden eleştirinin dozunu yükseltmiyorum, bu konuda bilgi vermiş olmakla yetiniyorum (3). Tavsiyem, gidin ve bu deneyimi yaşayın. Deneyimin son kısmında Artemis’in ağzından ne mesaj verildiğini dinleyin. Anlamaya çalışın. Bugün, kendi topraklarımızda yer alan Efes’in halkının, düşman saldırılarına karşı şehrin koruyucusu olan bir Anne şefkatine nasıl sığındıklarını hissedin.
Efes savaşçı olsaydı, merhamet sunan bir anne olarak Artemis’e sığınırlar mıydı? Tarihe bir bakalım. Lidyalılar Efes’i kuşatmak için gelmişlerdi.
Efes'in Krezüs'e Karşı Artemis Sığınağı:
Lidya Kralı Krezüs'ün Efes'e saldırması karşısında halkın izlediği zekice strateji ve sonrasını Tarihçi Tolga Mert anlatmış. Özetle diyor ki:
Savaşçı olmayan Efesliler, güçlü Lidyalılara karşı koyamazlardı. Tek kurtuluş yolları, Lidyalıların da saygı duyduğu tanrıça Artemis'ti. Artemis Tapınağı'nın alanı dokunulmazlık bölgesiydi; kim sığınırsa dokunulmazdı. Efesliler, kent surlarını gizlice Artemis Tapınağı'nın sütunlarına halatlarla (kırmızı renkli halatlar) bağladılar. Böylece kenti, Tapınağın koruma alanına dolaylı olarak dahil ederek dokunulmaz kılmayı umdular (Herodotos'a göre kent, Tapınak ’tan 7 stadion, yani yaklaşık 1.330 km uzaktaydı).
Ancak hesap tutmamıştı. Krezüs Efes'e kadar geldi ve kenti almayı başardı. Halatlara hiç dokunmadan şehri boyunduruğu altına aldı. Üstelik kenti almasının başlıca nedenlerinden biri, Artemis'e duyduğu saygı ve hayranlıktı.
Krezüs'ün Hediyesi ve Sonrası:
Kenti aldıktan sonra Krezüs, Artemis Tapınağı'na eşi benzeri bulunmayan 36 kabartmalı sütun kaidesini (columnae caelatae) hediye etti. Bu sütunların günümüze ulaşan tek örneği British Museum'da sergilenmektedir. Efes halkı bu hediyeden çok memnun oldu ve yeni krallarıyla iyi geçinmeleri gerektiğini anladı. Kısa süre sonra hayat normale döndü: Efes Tiranı, Krezüs'ün kız kardeşiyle evlendi (İ.Ö. 580). Halk mutlu yaşamına döndü; tek fark, Lidyalılara biraz vergi ödenmesiydi.
Yazar tarihçi Tolga Mert, bu tarihsel anekdottan yola çıkarak günümüze bir gönderme yapıyor: Halklar her zaman bu kadar şanslı olamaz. Ortadoğu'nun günümüzde "cehenneme dönmüş" durumuna dikkat çekiyor ve iyi yöneticiler çıkmazsa bu tür yerlerin dünyada giderek artacağını savunuyor.
"Belki halatlarımızı bağlayacağımız bir yerimiz dahi olmayacak…" (4).
Bu ifade, günümüzde insanların sığınacakları güvenli bir limanın bile bulunamayabileceği kaygısını dile getirmekte değil midir?
**
Selçuk gezisi ile ilgili “Anadolulu Tanrı Apollon'un İzinde” kitabına aldığımız bazı bilgileri bu yazımızda da özetle sunarak bitirelim:
Artemis Tapınağı:
Antik çağa ait dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağından bir sütun bizi Efes’in karşısında beklemektedir. Antik Yunan medeniyetine ve Yunan Mitolojisine aşina olmayanlar için bu sütun hiçbir şey ifade etmeyebilir. Ancak ayakta kalan tek bir sütun bile Antik çağa ve mitolojiye ilgili olanlara çok şey anlatacaktır.
Şirince Gezilmeden Olmaz:
Tarihi M.Ö. 5. Yüzyıla dayanan köy önce Küçük Menderes havzasında kurulmasına rağmen, sellerden etkilenmemesi için dağa taşınmıştır. İlçe merkezinden 8 km kadar yukarıya çıkıldığında köye ulaşılabilmektedir. Köy bir Rum köyüdür ve 1922’den önceki Rum evlerinin özelliklerini bugün de yansıtmaktadır. Köylülerin küçük pansiyon işletmeciliği, el sanatları ve şarap yapımıyla mikro turizme yöneldikleri görülmektedir.
Şirince’de 19. yüzyıla ait iki kilise de bulunmaktadır. Bu iki kilisenin adları Aya Yani (Aziz Yoannes) ve Aya Dimitri (Aziz Dimitrios)’dir. Her ikisi de “Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı” (1978) olarak Anıtlar Yüksek Kurulu’nca tescil edilmiştir (5). “Şirince-2012-Kıyamet” konusuna değinmiyorum bu yazıda.
Yedi Uyurlar:
Şirince’den Efes Harabeleri ve Yedi Uyurlar Mağarasına 10 km yol bulunmaktadır. Dağdan aşağıya doğru inerek varılır. Yedi Uyurlardan 6 km Bülbül Dağına doğru çıkılarak Meryem Ana evine varılır (6).
Meryem Ana Evi’ne çıkmadan önceki durağımız Panayır Dağı eteklerinde Yedi Uyurlar Mağarası’dır. Hıristiyanlığın ilk dönemine ait olan hikâye, Kuran’da Kehf Suresi’nde de (9.-26. ayetler) yer aldığı için mitolojik bir hikâye olmaktan çıkar. Başka bir deyişle İslam inanlıları için gerçekliği şüpheli bir olaydan çıkar ve imanın bir parçası haline gelir. Bu nedenle de gezmekte olduğumuz coğrafya dinlerin kesişim yerlerinden biri, çok önemli bir tarihi merkezdir.
Kitabımızda yer alan Ashab-ı Kehf hikâyesini bu yazımızda atlıyoruz.
Selçuk’taki Yedi Uyurlar’ın önünde yer alan gözlemeciler, turistler için önemli bir dinlenme yeri olmaya devam ediyor… Ayrıca faytonları da burada görmek mümkün… Özellikle Efes’in çevresinde faytonlarla bir gezi yapma imkânı da var…
Meryem Ana Evi:
Yedi Uyurlar’dan ayrılıp Bülbül Dağı’na tırmanışa çıkmadan önce Meryem Ana’ya ait büyük heykelin önünde hemen hemen tüm ziyaretçilerin yaptırdığı gibi fotoğraf çektirebilirsiniz.
Ata Nirun’un “Meryem, Bülbül Dağı’nın Sırrı” kitabında detaylı bir şekilde anlatılan Meryem Ana Evi’nin yerinin bulunuş hikâyesi Meryem Ana Evi’ne çıkıldığında karşımıza çeşitli dillerde yazılmış olan levhalarda özetlenmiştir.
“Rahibe Anne Catherine Emmerich Almanya’nın Munster Bölgesi’nde Flamsk’ta 8 Eylül 1774’te doğmuş ve 1824’de ölmüştür. Hastalıklarından dolayı yatağa bağımlı hale geldi. Stigmatik bir rahibeydi. Emmerich, vizyonlar görüyor ve bunları anlatıyordu. Bu vizyon anlatımları kayıt altına alınmıştır. Ölümünden sonra Emmerich, 1892’de Münster Piskoposu tarafından kutsandı. Konumuzla ilgili olarak Emmerich’in vizyonlardan biri de Meryem Ana’nın Efes yakınlarında olan Evi üzerinedir. 1850’li yıllardan itibaren Meryem Ana Evi’nin yeri aranmış ve tespit edilmiştir. 1903’de Papa Leon XIII, sonra Papa Pius X Meryem Ana’nın Efes’te yaşadığını savlayan Efes Tezi’ni desteklediler. Arkeolojik çalışmalarla Efes Tezine destek sağlandı. Amerikan Quatman Vakfı ve İsviçreli Dr. Gschwind tarafından Meryem Ana Evi’ne ciddi fonlar sağlandı. 6 Mayıs 1951’de İzmir Katolik Kilisesi’nin desteğiyle “Panaya Kapulu Restorasyon ve Yaşatılması Derneği (Bugünkü adıyla Meryem Ana Derneği)” kuruldu.” (7).
Efes Müzesi’nde Artemis:
Efes Müzesi’ndeki eserler içerisinde en etkileyici olanları Artemis’e ait büyük heykellerdir.
Şu yazıyı Efes Müzesi içerisinde görürüz: “Dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı’nda bulunan Artemis kült heykelinin Roma İmparatorluk Dönemi kopyaları Prytaneion kazılarında bulunmuştur. Efes Müzesi’nde sergilenen ve Efes Artemis’i olarak bilinen “Büyük Artemis” ve “Güzel Artemis” heykelleri elinde yay ve oklarıyla ormanlarda dolaşan, uçuşan elbiseler giyen, hareket halindeki avcı Artemis ikonografilerinden oldukça farklıdır.”
Bir makalemizde (8) Efes Artemis’i ile Hıristiyanlığın Meryem Ana’sı arasındaki benzerlikleri ele almıştık. Pagan bir toplumun tüm inanç yapısının yeni dinin içinde yaşatılmasına dair bir örneği Artemis’ten Meryem Ana’ya aktarılan özellikler ile incelemiştik. Burada kısaca değinelim:
“Artemis’e (Genel olarak (Ana Tanrıçalara) ait şu unvanlar ve özellikler Meryem Ana’da görülmektedir: a. Sevgili-oğul teması ve “Tanrı’nın Annesi” Unvanı, b. “Göğün Kraliçesi” Unvanı, c. “Ölülere Hayat Veren” ve “Günahların Bağışlayıcısı” Unvanı, d. “Stella Maris” (Denizyıldızı) Unvanı, e. Hayvanların Hanımefendisi Unvanı, f. Bakire olup doğum yapmak, g. Karanlık ve Siyah ile ilişkili olmak, h. Tanrıçanın “Toprak Ana” olması, i. Ay ile temsil edilme, j. Yılan ile temsil edilme, k. Şifa Vermek vb.” Bu Ana Tanrıçaya ait özeliklerin İslam’ın yayıldığı topraklarda Fatıma Ana’ya da geçtiğini söyleyelim.
**
Bir dünya zenginliği Efes hakkında bilgiler sunduğumuz bu yazıyı da burada noktalayalım. Görüşmek üzere.
Kaynaklar:
- Mustafa Tözün. Anadolulu Tanrı Apollon'un İzinde. İç: “İzmir Selçuk’ta Şirince, Yedi Uyurlar, Meryem Ana ve Efes Müzesi Gezisi ve Mitolojik Açıdan Hatırlattıkları ” Gece Kitaplığı, 1. Baskı, 2022.
- Hasan Kamacı. (2025). Efes Deneyim Müzesi. https://turkiyeturizmansiklopedisi.com/efes-deneyim-muzesi (Erişim: 20.08.2026).
- Oggusto. (30.07.2026). Dünyanın konuştuğu müze Selçuk’ta. Efes Demeyim Müzesi Hakkında Her şey. https://www.oggusto.com/sanat/eser-ve-muze-incelemeleri/efes-deneyim-muzesi-hakkinda-bilmeniz-gerekenler (Erişim: 20.08.2026).
- Tolga Mert. (15 Haziran 2016). Lidya’nın Efes’i fethi - “Kutsal Artemis’in Halatları “Lidya’nın Efes’i fethi “Kutsal Artemis’in Halatları”. https://efeslitolgamert.blogspot.com/2016/06/lidyanin-efesi-fethi-kutsal.html (Erişim: 20.08.2026).
- Kılıçaslan, Ç., Malkoç, E., Özkan, M. B., Tunçalp, G., & Aydın, A. O. (2012). Kentsel sit yerleşimlerinde dış mekan yaşantısının değerlendirilmesi: Şirince köyü, Selçuk. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi, 49(3), 265-274.
- Semenderoğlu, A., & Çakıcıoğlu, R. O. (2007). Şirince'de kültürel turizmin gelişimi. Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, (22).
- Nirun, A. (2016). Meryem, Bülbül Dağı’nın sırrı, Wizart Edutainment, İstanbul.
- Tözün, M. (2018). Ana Tanrıçanın Geri Dönüşü: Bakire Meryem ve Efes Konsülü ve Teôtokos. ESTÜDAM Mitoloji Dergisi. S. 1-26.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.