Prof. Dr. Mustafa Tözün'ün Yeni Yazısı: "Dünya Çevre Günü (5 Haziran) ve Halk Sağlığı Görüşümüz"
Önce İnsan, Önce Yaşam: 5 Haziran’ı Bir "Kutlama" Değil, Vicdan Muhasebesi Yapma Gününe Dönüştürmek.
Önce İnsan, Önce Yaşam: 5 Haziran’ı Bir "Kutlama" Değil, Vicdan Muhasebesi Yapma Gününe Dönüştürmek
Tarihsel süreçte insanoğlu, doğanın hâkimi değil ancak ve ancak onun uyumlu bir parçası olduğunu unuttuğu an, kendi sonunu hazırlayan bir sürecin fitilini de ateşlemiş oldu. Bugün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü. 1972 yılında Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı’ndan bu yana yarım asırdan fazla zaman geçti. Ancak ne yazık ki modern dünya, bu anlamlı günü çevre sorunlarına köklü çözümler üretmek yerine, tüketim kültürünün bir parçası olarak "bir günlük yapay bir hatırlama" etkinliğine indirgemeye çalışmakta.
Halk sağlığı ve tıp etiği penceresinden baktığımızda, çevre sorunları sadece biyolojik ya da mühendislik terimleriyle açıklanabilecek teknik detaylardan ibaret değildir. Doğa ile insan arasındaki ilişki, tıp biliminin temelini oluşturan bütüncül sağlık yaklaşımının kalbidir. Havamızın, suyumuzun ve toprağımızın kirlenmesi; çarpık kentleşme, ormanların ve tarım alanlarının rant uğruna feda edilmesi doğrudan bir toplum sağlığı krizidir. Bizler derslerimizde ve her platformda hep şunu vurguluyoruz: Sağlıklı bir toplum, ancak sağlıklı bir ekosistem içinde var olabilir. Doğanın dengesini bozduğumuzda, tüberkülozdan kansere, pandemilerden kronik solunum yolu hastalıklarına kadar kitlesel sağlık krizlerinin kapısını aralamış oluruz. Dolayısıyla çevre mücadelesi; bir yaşam mücadelesidir, bir hak ve adalet mücadelesidir.
Çevre yönetimi; bir lütuf değil, devletin vatandaşına karşı en temel sağlık ve yaşam ödevidir.
Anayasamızın 56. maddesi devlete ve vatandaşa çok net bir görev yüklemektedir: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir."
Bu doğrultuda, devletimizin çevre sağlığı açısından acilen kurumsallaştırması ve hayata geçirmesi gereken temel adımları şöyle sıralayabiliriz:
- Sıkı ve Tavizsiz Denetim Mekanizmaları: Sanayi tesislerinin, maden işletmelerinin ve kentsel projelerin Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreçleri; ticari kaygılardan tamamen bağımsız, halk sağlığı uzmanlarının ve bilim insanlarının rehberliğinde, kamu yararı gözetilerek yürütülmelidir.
- Su ve Hava Hafızasının Korunması: Efemçukuru gibi kentsel içme suyu havzaları, Kaz Dağları gibi oksijen depoları ve İkizdere gibi dünya mirası vadiler, kısa vadeli ekonomik kazançların ötesinde "stratejik sağlık rezervi" olarak kabul edilmeli ve koruma statüleri hiçbir esnemeye izin verilmeyecek şekilde tahkim edilmelidir.
- Sürdürülebilir Kentleşme ve Yeşil Alan Politikaları: Kentlerimizin betonlaşmaya kurban edilmesini önlemek, kamuya ait yeşil alanları artırmak ve hava kalitesini sürekli izleyerek toplumla paylaşmak devletin yerel ve merkezi mekanizmalarıyla asli görevidir.
- Ekolojik Eğitim ve Bilincin Kurumsallaşması: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın Çevre Haftası etkinliklerinde hedeflediği çevre bilinci, sadece broşürlerle sınırlı kalmamalı; müfredatın temel bir parçası haline getirilerek erken yaşlardan itibaren bir yaşam kültürüne dönüştürülmelidir.
Kapitalist düzenin ve kontrolsüz sanayileşmenin getirdiği kâr hırsı, yeraltı su varlıklarımızı tüketirken yaşam alanlarımızı tehdit ediyor. Oysa devlet aklı ve idaresinden beklenen; doğaya tahakküm eden bir büyüme çılgınlığı yerine; insanı, doğayı, florayı ve faunayı merkeze alan rasyonel, planlı ve ahlaki bir kalkınma modelini inşa etmektir.
Bu 5 Haziran’da, sadece çevre sorunlarını konuşan değil; bilimin, mühendisliğin, tıp etiğinin ve hukukun ışığında sorumluluk alan bir devlet-millet vizyonuna ihtiyacımız var. Geleceğe köprü olacak şey; ortak evimiz olan bu toprakları, havasını ve suyunu koruma kararlılığıdır.
Unutmayalım; doğaya borçlu olduğumuz saygı, insana ve yaşama duyduğumuz saygının ta kendisidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.