Prof. Dr. Mustafa Tözün'ün Yeni Yazısı: Elektromanyetik Alanlar ve Halk Sağlığı Açısından Çeşitli Boyutları
Bugün EMA’dan kaçabileceğimiz hiçbir köşe yoktur. Kenti terk edip kırsala gitmek, dağlara yönelip yaylalara çıkmak bizi EMA’dan uzak tutamaz. Uzak durmak isteyen kim ki?
Uluslararası 4. Enerji Tıbbı ve Sağlıklı Yaşam Kongresi 10-12 Nisan 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi. Kongrede konuşma yaptığımız konu “Elektromanyetik Kirlilik ve Halk Sağlığı” idi. Bugün konunun bilimsel detaylarından çok halk sağlığını ilgilendiren konulara ve teknolojinin çok hızlı ilerleyişi karşısında hem algılarımızda ve duygularımızda hem de düşüncelerimizde geri kalışımız üzerine bir yazı yazmayı düşündüm. Ayrıca halka yönelik elektromanyetik alanların (EMA) sağlık etkileri ve korunma tedbirleri açısından kısa bilgilendirmeler yapacağım.
Bugün EMA’dan kaçabileceğimiz hiçbir köşe yoktur. Kenti terk edip kırsala gitmek, dağlara yönelip yaylalara çıkmak bizi EMA’dan uzak tutamaz. Uzak durmak isteyen kim ki?
Bizim gibi 50’li yaşlarında olanlar için geriye dönüp baktığımızda 1980’li yıllarda siyah-beyaz televizyon dönemine yetişmiş ve renkli televizyona geçişin heyecanını çocukken yaşadığımız hatırlarız. Televizyon tek kanal ve kısıtlı saatlerde yayın var. Alternatifiniz ise yok. Televizyonda bir program varsa çekirdek aile bir araya gelip aynı programı seyrediyor, akşam saatleri. Yani günün teknolojisiyle demografik yapı değişimi arasında bir uyum var aslında. Toplum kentleşme hamlelerini yaparken feodal geniş aile yapısı, çekirdek aileye dönüşüyor, bir araya gelip meclis kurup sohbet edecek olan aile, yüz yüze iletişimi bırakmış ama yine de bir arada. Televizyon aile reisi olmuş, herkesi susturuyor ve kendisini dinletiyor. Her şeye rağmen bir arada duran bir çekirdek aile var.
1990’lar… Televizyonda özel kanallar, seyredilecek program alternatifleri çoğaldı, ancak evde bir adet olan televizyon etkisini sürdürüyor, aile içi çatışmalar başladı, herkes kendi istediği programın açılmasını istiyor. Nihayet çözüm eve ikinci bir televizyon almak.
Bu arada Türkiye bilgisayarların yaygınlaşması, internet cafelerin açılması sürecine giriyor. Uzmanların, eğitimcilerin okul çağı çocuklarına önerisi durun, bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirmeyin, internet cafelere lüzum yoksa gitmeyin, eve gelin, ev ödevinizi yapın ve kitap okuyun. Oysaki teknoloji kendi kendine gelişmiyor, demografik yapıyı ve yaşam tarzını da değiştiriyor. Geriye dönüş yok. Bir kuşak öncenin eğitimcileri de sağlıkçıları da geri kalıyordu. Sağlık adına, televizyon ya da bilgisayar ekranına uzun süre bakmanın görme kusuru yaratacağı söyleniyor, okul çağı çocukları için ebeveynler uyarılıyordu. Tutmadı. O dönem internet ve bilgisayar ile haşır neşir olan çocuklar, kurallara uyanların bir adım önüne geçtiler. Kendimden biliyorum. Benim bilgisayar ve internet ile tanışmam tıpta uzmanlık dönemine kadar uzadı, geri kaldığımı o zaman fark ettim. 2000’li yıllar gelmişti.
Bu dönemde halk sağlığı açısından sedanter yaşam ve obezite ile mücadele ön plana çıkmış, ekran başında geçirilen vakit bu yönden sorgulanır olmuştu. Ayrıca internet ergen ve gençlerin vazgeçemeyeceği bir alandı. Çok renkliydi ve kitapların sıkıcılığına karşılık, çok hızlı uyaran değişimi, hızlı bilgiye erişim sunması ve eğlenceli olması nedeniyle gencin başından kalkamayacağı özelliğe sahipti. Halk sağlığı açısından, ergen-genç sağlığı konusu olarak internet bağımlılığı problemi doğmuştu. Bu bağımlılıktan gençler nasıl kurtarılacaktı? İlk etapta çözüm önerileri bir önceki televizyon dönemindeki gibiydi: Uzak durun. Bilgisayar başında geçirilen vakti kısıtlayın. Belki de yapacak bir şey yoktu ancak bugün geri dönüp baktığımızda ve literatürü taradığımızda internet bağımlılığından uzak durma tedbirleriyle kurtulunamadığı görülmektedir. Nick name alıp chat odalarında sohbetler başladı. Gerçek kimlik ortada değil, sosyal rollerinden sıyrılma ve istediğini söyleme özgürlüğü… Kısa zamanda siber zorbalık adı verilen yeni bir halk sağlığı, toplum ruh sağlığı sorunuyla karşı karşıya kaldık.
Görüldüğü gibi insanı çevresiyle bir bütün olarak ele alan halk sağlığı, sağlam kişilerin sağlığını korumaya yönelik tedbirler almaya çalışırken, elektromanyetik alanların etkilerini sadece fizik çevre tesiri ile fizik beden üzerinde görmedi. Sağlığın sosyal belirleyicileri var. Teknolojik gelişme, demografik yapıyı, insan ilişkilerini ve davranış kalıplarını etkiliyor. Yukarıda bunların örneklerini vermeye çalıştım.
Bir de fizik çevrenin etkilerine bakalım. Kablolu telefon kullanırken olmayan sorunlar cep telefonuna geçince konuşulmaya başlandı. GSM baz istasyonları kuruluyordu. Baz istasyonlarının ilk kurulduğu zamana, 1994 sonrası döneme geri dönelim. Hatırlayacaksınız. Her mahallede baz istasyonlarının kurulacağı dönemde sağlığa etkiler üzerine kaygılar oluşur ve halk baz istasyonu kurulmasını protesto ederdi. Bugün de bu konuda alınacak tedbirlere baktığımızda karşımıza şu bilgiler çıkar: Baz istasyonları, çocukların, yaşlıların ve hastaların yoğun bulunduğu okul, kreş ve hastane gibi hassas alanlardan uzak kurulmalıdır. Yerleşim planlaması yetkili kurumlar tarafından denetlenmelidir.
Kurallara uyuldu mu yeterince? Hayır. Ne oldu. İnsanlar cep telefonlarının hayatlarına getirdikleri kolaylıkları vazgeçilmez olarak kabul etti. Aslında cep telefonu bağımlısı oldu. Bugün cep telefonu yanında olmadan spor amaçlı yürüyüşe dahi insanlar çıkamıyor. Kırsal kesimde de böyle. Cep telefonu çekmediğinde sosyal yaşamında sorunlar yaşayan isnsanlar baz istasyonlarının nereye kurulduğu konusunu gündemlerinden çıkarıp bunu yetkililere bıraktı. Siz de öyle düşünüyor musunuz?
Cep telefonları:
Cep telefonları 1973 yılında icat edilmiş, Türkiye’de 1993 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Frekanslar analogdan dijitale evrilmiş ve kullanım hızla artmıştır.
SAR (Spesifik Emilim Hızı), elektromanyetik enerjinin dokularda emilim oranını gösterir. Türkiye’de cep telefonlarının SAR değerleri 0.1-1.11 W/kg arasında değişmekte, düşük SAR’lı cihazlar tavsiye edilmektedir.
Sağlık uyarıları: Uzun süreli kullanım çocuklarda ve hassas gruplarda risk oluşturabilir. Kullanımlar kısa tutulmalı, kulaklık tercih edilmeli ve cihaz vücuda yakın taşınmamalıdır.
Bununla birlikte literatüre baktığımızda; “Bazı çalışmalar cep telefonu kullanımının beyin tümörü, baş ağrısı ve yorgunluk gibi sağlık sorunları ile ilişkisini incelemiş, ancak kesin sonuçlar ve mekanizmalar halen tartışmalıdır.” Sonucuna ulaşıyoruz. Yani bilimsel çalışmalar sonuçları ortaya koyduğunda iş işten geçecektir. Bugün 5G teknolojisinin tüm dünyayı tehdit ettiğini, önemli sağlık sorunları yaratacağını en baştan söyleyenler var. Ancak 5G teknolojinin reklamı bunun çok üzerinde etki yapıyor, ne yazık ki böyle.
Bugün Halk Sağlığı açısından Elektrik ve Manyetik Alanların Kontrolü ve Korunma Yöntemleri konusunda neler söyleyebiliriz? BU koruyucu tedbirleri sunarak şunu düşünelim. İnsanlığı, sosyal yaşımı etkileyen bu teknoloji ürünlerinin yarattığı kolaylıklardan vazgeçemiyorsak, alternatif ve doğa ile uyumlu bşr yaşam mümkün değilse bu tedbirleri gerçekten uygulanmasını önemsiyor muyuz?
Ne demek istediğimi şöyle ifade edeyim: Tütün ve tütün üzrünlerinin zararlarını bilmeyen var mı? Ancak ülkemizde bu ürünlerin kullanımı salgın düzeyinde! Her türlü tedbire rağmen! Bugün, kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin kullanımı yasağının etkin uygulandığını görebiliyor musunuz? Ben göremiyorum. Elektromanyetik alan üreten kaynaklar açısından da durum böyle.
Elektrik ve Manyetik Alanların Kontrolü ve Korunma Yöntemleri:
Bireysel Koruma Yöntemleri:
Elektrikli cihazların kullanım süresi sınırlandırılmalı, cep telefonları kulaklıkla kullanılmalı, cihazlar vücuttan uzak tutulmalı ve gereksiz elektronik aletlerin fişi çekilmelidir.
Kurumsal Koruma Önlemleri:
Baz istasyonları ve elektrik hatları gibi kaynaklarda düzenli elektromanyetik alan ölçümleri yapılmalı, güvenlik mesafeleri uygulanmalı ve çalışanların sağlık kontrolleri düzenli olarak gerçekleştirilmelidir.
Topraklama ve Temas Akımlarının Azaltılması:
Elektrik akımı kaynaklı indüklenen gerilimlerin önlenmesi için tüm cihazlar ve metal objeler topraklanmalı, yüksek gerilim hatları altındaki metal aletler mutlaka topraklı olmalıdır.
Ekranlama ve Fiziksel Bariyerler:
Düşük frekanslı elektrik alanları metal perdeleme ile azaltılabilir; manyetik alanlar için aktif sistemler kullanılır. Alan yoğunluğu yüksek bölgelerde fiziksel bariyerler ve uyarı levhaları konulmalıdır.
Eğitim ve Bilinçlendirme:
Toplum ve çalışanlar elektromanyetik alanların etkileri konusunda bilgilendirilmeli, eğitim programları düzenlenmeli ve koruma yöntemleri hakkında farkındalık artırılmalıdır.
**
Şahsi görüşüm elektrikli cihazlar ve cep telefonları vb. için teknik açıdan alınan önlemler etkin olabilir. Bireysel tedbirler ve halkın sağlık eğitimi (az kullanalım, uzak duralım gibi) artık etkin bir şekilde işe yarayamaz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.