Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Alın Terinin Unutulan Vakarı

Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Alın Terinin Unutulan Vakarı

Yıllar bana öğretti ki; o çatlamış dudaklarda yoksulluk değil helal lokmanın bereketi, o nasır tutmuş ellerde mahrumiyet değil emeğin asaleti, o güneşten kavrulmuş yüzlerde ise çaresizlik değil üretmenin vakarı vardı.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Kurumuş ağızlar, çatlamış dudaklar, güneşten kavrulmuş yüzler, nasır tutmuş eller…

İlk bakışta birçok insana yoksulluğu çağrıştırabilecek bu manzara, bana ise emeğin, alın terinin ve üretmenin bıraktığı onurlu izleri hatırlatıyor.

Bugün bu manzaraya baktığımda çocukluk ve ilk gençlik yıllarım gözlerimin önünde canlanıyor. O yıllarda bu portreyle neredeyse her gün karşılaşırdım; tarlada, bağda, bahçede, harmanda… O zamanlar bana sıradan gelen, hatta çocuk aklımla bilinçaltımda kısmen acınacak bir hayatın yansıması olarak algıladığım bu yüzleri, bugün büyük bir özlem ve tebessümle yâd ediyorum.

Yıllar bana öğretti ki; o çatlamış dudaklarda yoksulluk değil helal lokmanın bereketi, o nasır tutmuş ellerde mahrumiyet değil emeğin asaleti, o güneşten kavrulmuş yüzlerde ise çaresizlik değil üretmenin vakarı vardı. Çocukken yoksulluk sandığım şeyin, aslında alın teriyle kazanılmış onurlu bir hayat olduğunu bugün daha iyi idrak ediyorum.

Toprağa dokunan el hiçbir zaman boş kalmaz. O el yalnızca ekin yetiştirmez; hayatı, bereketi ve geleceği de büyütür. Çatlamış dudaklar susuzluğun değil, çalışmanın; kavruk yüzler yorgunluğun değil, üretmenin izidir.

Ne var ki bugün bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız. Üreten insan azalırken tüketen insan çoğalıyor. Hareket yerini konfora, emek yerini kolaycılığa bırakıyor. Bedenler büyürken sağlık aynı oranda küçülüyor. Üretim azaldıkça yalnız ekonomi değil, insanın kendisi de zayıflıyor; irade, direnç ve dayanıklılık geriliyor.

Oysa insan bedeni, çalışmak için yaratılmıştır. Emek onu tüketmez; aksine doğru ölçüde yapıldığında güçlendirir. Hareket kası, kalbi ve iradeyi besler. İnsan bedeni, harcadığı enerjiyi yalnızca telafi etmez; çalışmaya uyum sağlayarak kendini yeniden inşa eder. Bu yüzden alın teri yalnız ekmeğin değil, sağlığın da mayasıdır.

Dünün insanı daha az imkâna sahipti; fakat daha dirençliydi. Çünkü emek onun için bir zorunluluk değil, hayatın doğal ritmiydi. Bugün teknoloji hayatı kolaylaştırırken insanı hareketsizleştiriyor. Güneşten, topraktan ve emekten uzaklaştıkça obezite, diyabet ve kalp-damar hastalıkları sıradanlaşıyor; sağlıklı yaşam ise giderek istisna hâline geliyor.

Bir milletin gerçek zenginliği kasasındaki para değil; tarlasında çalışan çiftçi, atölyesinde üreten usta, fabrikasında alın teri döken işçi ve emeğiyle değer üreten insandır. Çünkü üreten toplum ayakta kalır; üretmeyen toplum ise er ya da geç başkasına bağımlı hâle gelir.

Belki de bugün acınması gerekenler; bütün gün ekran karşısında oturup hem bedenini hem ruhunu yavaş yavaş tüketenlerdir. Çünkü insanı yoran emek değil, emeksiz yaşamdır.

Kim bilir…

Belki de yarın çatlamış dudaklar ve nasır tutmuş eller, yoksulluğun değil; kaybedilmiş bir üretim kültürünün ve unutulmuş bir hayat dengesinin sembolü olarak anılacak. O gün en çok özlenecek şey, çalışmanın insana kazandırdığı sağlık, huzur ve vakar olacaktır.

Ben ise çocukluk ve ilk gençlik yıllarımın o emek kokan insanlarını bugün hâlâ büyük bir özlem ve tebessümle hatırlıyorum. Onlar bize yalnızca ekmek üretmeyi değil; çalışmanın insanı eksiltmediğini, aksine bedeni güçlendirdiğini, ruhu olgunlaştırdığını ve hayata anlam kattığını öğrettiler.

Medeniyet rahat koltuklarda değil; nasır tutmuş ellerin, çatlamış dudakların ve alın terinin üzerinde yükselir. Bugünün küçümsenen emek manzaraları, yarının en kıymetli hatıraları olabilir. Belki de bir gün anlayacağız ki çatlamış dudaklar, yoksulluğun değil; alın teriyle yaşanmış onurlu bir ömrün tebessümüdür.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler