Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Hukuk Hakkı mı Korur, Yoksa Hakkın Anlamlı ve Etkin Kullanımını mı?

Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Hukuk Hakkı mı Korur, Yoksa Hakkın Anlamlı ve Etkin Kullanımını mı?

Günümüzde hukuk yalnızca hakların teorik olarak tanınmasıyla ilgilenmemekte, aynı zamanda bu hakların bireyler tarafından anlamlı ve etkin şekilde kullanılabilmesini de gözetmektedir.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Hukuk devletinin temel amacı hak ve özgürlükleri güvence altına almaktır. Ancak burada çoğu zaman gözden kaçan önemli bir soru vardır:

Bir hakkın hukuk düzeninde yer alması, o hakkın gerçekten korunduğu anlamına gelir mi?

Şüphesiz ki bir hakkın anayasal veya yasal düzeyde tanınması, hukuk devletinin vazgeçilmez ve asgari şartıdır. Hukuken tanınmayan bir hakkın korunmasından söz etmek mümkün değildir. Bu nedenle hakların mevzuatta yer alması, hukuki korumanın başlangıç noktasıdır.

Ancak modern hukuk anlayışı bakımından mesele bundan ibaret değildir.

Günümüzde hukuk yalnızca hakların teorik olarak tanınmasıyla ilgilenmemekte, aynı zamanda bu hakların bireyler tarafından anlamlı ve etkin şekilde kullanılabilmesini de gözetmektedir. Başka bir ifadeyle hukuk, sadece hakkın varlığıyla değil, o hakkın hayattaki karşılığıyla da ilgilenmektedir.

Aslında bu yaklaşım yalnızca sosyal haklara değil, bütün temel hak ve özgürlüklere uygulanabilecek genel bir ilkedir.

Örneğin adil yargılanma hakkı bakımından mahkeme kapılarının açık olması tek başına yeterli değildir. Yargılamanın makul sürede sonuçlanması, tarafların iddia ve savunmalarını etkin şekilde ortaya koyabilmesi ve kararın adil olması da gerekir.

Eğitim hakkı bakımından okul binalarının varlığı yeterli kabul edilmez. Eğitimin erişilebilir, sürdürülebilir ve belirli bir kalite standardına sahip olması da aranır.

Mülkiyet hakkı bakımından da durum farklı değildir. Bir kişinin tapu sahibi olması tek başına yeterli görülmez. Mülkiyet hakkından fiilen yararlanabilmesi de gerekir.

Görüldüğü üzere çağdaş hukuk sistemlerinde hakların korunması, yalnızca şekli bir koruma anlayışına indirgenmemektedir. Esas olan, hakkın amacına uygun şekilde kullanılabilmesidir.

Bugün bu tartışmayı somutlaştırmak için emeklilik hakkı üzerinde durmak mümkündür. Bunun nedeni emeklilik hakkının toplumun çok geniş bir kesimini ilgilendirmesi ve sosyal devlet ilkesinin en görünür alanlarından birini oluşturmasıdır.

Emeklilik hakkı, uzun yıllar çalışma hayatına katılan ve sosyal güvenlik sistemine katkı sunan bireylere tanınmış temel sosyal haklardan biridir. Hukuk düzeni bu hakkı tanımakta ve belirli şartların gerçekleşmesi halinde kişilere emeklilik statüsü kazandırmaktadır.

Ancak burada şu soru gündeme gelmektedir:

Bir kişiye emekli aylığı bağlanmış olması, emeklilik hakkının tüm yönleriyle korunduğunu göstermeye yeterli midir?

İşte hukuki tartışma tam da bu noktada başlamaktadır.

Çünkü sosyal güvenlik hakkının amacı yalnızca belirli bir ödeme yapılmasını sağlamak değildir. Bu hakkın özünde, bireyin yaşlılık döneminde sosyal güvenlikten yararlanabilmesi ve insan onuruna uygun bir yaşam sürdürebilmesine katkı sağlanması düşüncesi bulunmaktadır.

Elbette hukuk, ekonomik politikaların yerine geçemez. Mahkemeler bütçe yapmaz, kamu kaynaklarını dağıtmaz veya ekonomik program belirlemez. Ancak hukuk devletinin görevi, hakların özünü korumak ve anayasal güvencelerin anlamını yitirmemesini sağlamaktır.

Bu nedenle mesele yalnızca emeklilik hakkına özgü değildir. Aynı ilke çalışma hakkı, eğitim hakkı, sağlık hakkı ve diğer temel haklar bakımından da geçerlidir.

Çünkü hukuk devletinde asıl amaç, hakları mevzuat metinlerine yazmak değil, onları bireyin hayatında gerçek bir güvenceye dönüştürebilmektir.

Sonuç olarak hukuk, elbette öncelikle hakkı korur. Ancak çağdaş hukuk devletlerinde korunan şey yalnızca hakkın adı veya mevzuattaki varlığı değildir. Asıl korunan, o hakkın birey açısından taşıdığı anlam ve etkin şekilde kullanılabilme imkânıdır.

Zira hukuk, hakları sadece tanımak için değil, yaşatmak için vardır.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler