Prof. Dr. Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Ateşin Kıyısında Türkiye!

Prof. Dr. Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Ateşin Kıyısında Türkiye!

Ateşe yakın olmak, yalnızca ısınmayı değil, yanma ihtimalini de kabullenmektir. Bugün içinde bulunduğumuz coğrafya, bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.

Ateşin Kıyısında Türkiye ve/veya Kaçınılmaz Risklerle Yüzleşme Zamanı?!

Ateşe yakın olmak, yalnızca ısınmayı değil, yanma ihtimalini de kabullenmektir.
Bugün içinde bulunduğumuz coğrafya, bu gerçeği tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermektedir.
Küresel güç mücadelelerinin sertleştiği, diplomatik kanalların daraldığı ve barış ihtimalinin her geçen gün zayıfladığı bir dönemde Türkiye, kendisini ateşin tam kıyısında bulmaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile İran arasında giderek derinleşen gerilim, artık geçici bir kriz olmaktan çıkmış; süreklilik arz eden, yapısal bir risk alanına dönüşmüştür.
Bu gerilim hattına coğrafi olarak yakın olan Türkiye’nin ise bu sürecin dışında kalma lüksü bulunmamaktadır.

Çünkü mesele sadece ateşe bulaşmak değil, ateşe yakın olmaktır.

Ve çoğu zaman asıl belirleyici olan da budur.

Barış ihtimalinin giderek azalması, risklerin geçici değil kalıcı olabileceğine işaret etmektedir.

Bu çerçevede Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Türkiye’nin büyüme beklentisini aşağı yönlü revize etmesi, yalnızca ekonomik bir veri güncellemesi değil; aynı zamanda jeopolitik risklerin ekonomik alana yansımasının somut bir göstergesidir.

Küresel aktörler, bu coğrafyayı artık geçici dalgalanmaların yaşandığı bir bölge olarak değil, uzun vadeli belirsizliklerin merkezi olarak değerlendirmektedir.

Bu tablo, Türkiye açısından daha temkinli, gerçekçi ve proaktif bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır.

Mevcut riskleri küçümsemek veya aşırı iyimser varsayımlarla hareket etmek, gerçeklikten kopmak anlamına gelir.

Aksine, artan gerilimin enerji maliyetlerinden enflasyona, dış ticaretten yatırım ortamına kadar geniş bir yelpazede baskı oluşturacağı gerçeğiyle yüzleşmek gerekmektedir.

Özellikle Hürmüz Boğazı gibi küresel enerji akışının kritik noktalarında yaşanabilecek herhangi bir aksama, Türkiye’nin ekonomik dengeleri üzerinde doğrudan ve ağır etkiler doğuracaktır.

Enerji fiyatlarındaki olası artışlar, üretim maliyetlerini yükseltecek ve bu durum zincirleme biçimde enflasyonist baskıları tetikleyecektir.

Bu, yalnızca ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda önemli sosyal sonuçları olan bir süreçtir.

Küresel belirsizlik ortamı, yatırımcı davranışlarını da derinden etkilemektedir.

Risk algısının yükseldiği dönemlerde sermaye, daha güvenli limanlara yönelirken; gelişmekte olan ekonomiler bu dalgalanmalardan genellikle daha fazla etkilenir.

Türkiye’nin karşı karşıya olduğu tablo, mevcut verilerin ötesinde, beklentiler ve algılar üzerinden de şekillenen çok katmanlı bir baskı içermektedir.

Güvenlik boyutunda ise riskler daha karmaşık bir nitelik taşımaktadır.

Bölgesel bir çatışmanın derinleşmesi, vekâlet savaşlarının yayılması, terör faaliyetlerinin artması ve düzensiz göç dalgalarının hız kazanması gibi sonuçlar doğurabilir.

Türkiye, geçmişte bu tür gelişmelerin doğrudan etkilerini yaşamış bir ülke olarak, bu sürecin potansiyel sonuçlarını en iyi bilen aktörlerden biridir.

Bütün bu risklere rağmen Türkiye’nin önemli avantajları da vardır.

Jeopolitik konumu, diplomatik tecrübesi ve çok yönlü dış politika kapasitesi, krizleri yönetme ve dengeleme imkânı sunmaktadır.

Ancak bu imkânlar, ateşe yakın olmanın doğurduğu riskleri ortadan kaldırmaz; yalnızca onları daha yönetilebilir kılabilir.

Sonuç olarak, bugün karşı karşıya olduğumuz tablo ne görmezden gelinebilecek ne de hafife alınabilecek bir durumdur.

Barış ihtimalinin zayıfladığı, ekonomik beklentilerin aşağı yönlü revize edildiği bir ortamda tedirginlik, bir zafiyet değil; tam tersine sağduyunun ve sorumluluğun bir gereğidir.

Çünkü artık mesele, ateşe bulaşmak değil; ateşe yakın olmanın kaçınılmaz sonuçlarıyla yüzleşmektir.

Ve bu yüzleşme, ancak gerçekçi bir bakış açısı ile güçlü ve kararlı bir hazırlıkla başarıyla yönetilebilir.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler