Prof. Dr. Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Küresel Siyasette Yeni Yaklaşım: Öngörülemezlik Doktrini?!

Prof. Dr. Seyithan Deliduman'ın Yeni Yazısı: Küresel Siyasette Yeni Yaklaşım: Öngörülemezlik Doktrini?!

Geleneksel uluslararası ilişkilerde devletler, hesaplanabilir stratejiler izler; diplomasi ise güven, süreklilik ve öngörülebilirlik üzerine kurulurdu.

Soğuk Savaş sonrası oluşan öngörülebilir diplomatik düzen, son yıllarda ciddi sarsıntılar yaşadı.
Özellikle 2025-2026’da yaşanan İran Krizi ve Körfez gerilimiyle birlikte, büyük güçlerin - özellikle ABD’nin - dış politika kararlarında hızlı değişimler, çelişkili açıklamalar ve beklenmedik hamleler öne çıktı.
Bu tablo, klasik diplomasi kurallarının ötesinde yeni bir yöntemin yükseldiğini gösteriyor: “Öngörülemezlik Doktrini”.
Klasik Diplomasiden Kopuş
Geleneksel uluslararası ilişkilerde devletler, hesaplanabilir stratejiler izler; diplomasi ise güven, süreklilik ve öngörülebilirlik üzerine kurulurdu.
Bugün ise durum değişti.
Dün reddedilen bir politika kısa süre sonra yeniden masaya gelebiliyor, sert açıklamaların hemen ardından yumuşama sinyalleri verilebiliyor veya müttefiklere söylenenlerle sahada yapılanlar örtüşmeyebiliyor.
Bu değişkenlik, özellikle ABD’nin Orta Doğu politikalarında belirgin hale geldi.
Öngörülemezlik Bir Stratejik Araç mı?
Belirsizlik, dış politikada bilinçli bir araç olarak kullanılabiliyor.
Rakibin bir sonraki adımı kestirememesi, karar alma süreçlerini zorlaştırır ve psikolojik baskı yaratır.
Ani tweet’ler, sosyal medya üzerinden yapılan beklenmedik açıklamalar veya farklı kurumların çelişkili mesajları, dışarıdan bakıldığında kaos gibi görünse de stratejik bir hesaplamanın parçası olabiliyor.
Dijital çağda diplomasi artık yalnızca kapalı kapılar ardında yürümüyor.
Liderlerin doğrudan kamuoyuna hitap etmesi, gündemin saatler içinde değişmesi ve anlık tepkilerin önemi, tutarlılığın yanı sıra “dikkat çekme” ve “gündem belirleme” yeteneğini de kritik kılıyor.
Sert çıkışlar, hem iç kamuoyuna hem de uluslararası aktörlere güçlü mesajlar gönderme aracı haline geldi.
Uzun Vadeli Riskler
Öngörülemezlik kısa vadede taktik avantaj sağlayabilir; ancak uzun vadede ciddi bedelleri var.
Sürekli değişen politikalar müttefiklerde güven erozyonuna yol açıyor.
Uluslararası hukuk, diplomatik teamüller ve ittifaklar aşınıyor.
Güvenin zayıflaması, kriz yönetimini daha zor ve riskli hale getiriyor.
Yeni Dönemin Temel Sorusu
Günümüz küresel siyasetinde esneklik ve hızlı manevra kabiliyeti giderek önem kazanıyor.
Peki bu belirsizlik üzerine kurulu siyaset tarzı ne kadar sürdürülebilir?
Asıl soru şudur: Devletler gerçekten kontrol edebildikleri bir belirsizlik mi üretiyorlar, yoksa zamanla kendilerinin de yönetmekte zorlanacağı bir düzensizlik ortamı mı yaratıyorlar
Sonuç
Öngörülemezlik yaklaşımı, günümüz uluslararası ilişkilerinde giderek daha belirgin hale geliyor.
Kısa vadede bazı stratejik kazanımlar getirse de uzun vadede güven, istikrar ve iş birliğini ciddi şekilde zedeliyor.
Kişisel kanaatim odur ki, belirsizliğin belirli bir dozajı tolere edilebilir; ancak fazlası, yapan tarafa faydadan çok zarar verir.
Çünkü öngörülemezlik yalnızca rakibi değil, failini de yalnızlaştırabilir ve uluslararası arenada izole edebilir.
Geleceğin küresel düzeni, belirsizliğin ne ölçüde yönetilebilir olduğuna bağlı olacaktır.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler