Ramazan’da Düaliteyi ve Furkan Kavramını Anlamak
Bugün 19.02.2026. İslam Alemi için Ramazan ayının ilk günü. Hayırlı Ramazanlar!
Bugün 19.02.2026. İslam Alemi için Ramazan ayının ilk günü. Hayırlı Ramazanlar! Biz de bu vesileyle son günlerin gündemini dolduran konular üzerine yapılan ezoterik okumaları ilgili vatandaşımızın doğru yorumlaması için bir yazı kaleme almak istedik.
Alim olmak zor, arif olmak daha zor. Bilgi edinmenin yolcusu olmak güzel. Sürekli öğrenme çabasında olmak güzel. Biliyormuş gibi yapmaktansa bilmediğini bilmek güzel. Cahillerin bir konuda sözü olmaz ama yarı cahilliğin sözleri bilgide sapmaya, dezenformasyona daha çok yol açıyor.
Kur’an’ın temel alınması ve onun kullandığı kelimelerle yola çıkmak, uzun ve “kaybolma” riski taşıyan bu manevi yolculukta esas olmalıdır. Çünkü, doğruluk ve bütünlük arayışında, referans noktası olarak Kur’an’ın kavramlarına ve diline başvurmak hem yolumuzu aydınlatır hem de sapmalardan uzak kalmamızı sağlar. Özellikle, dini konularda derinlikli düşünmek ve tartışmak isteyenler için Kur’an’ın rehberliği vazgeçilmezdir. Biz de ismi “Kur’an Rehberliğinde” diye başlayan kitapları bu nedenle yazdık (1,2). Bugün Kur’an’ın Ezoterik Yorumu isimli çalışmamızı yayımlamayı sürdürüyoruz. Gece Kitaplığı’ndan çıkan bu kitaplarda serinin 5 kitabı yayınlandı (3-7).
Bugünkü konumuz: Düalite.
Deccal:
Deccal ismi dijital kelimesiyle ilişkili sorusu üzerine bu konuda bilgilerimizi gözden geçirdik. Deccal ismi, Kur’an’da doğrudan geçmez. Ancak, İslam üzerine konuşulurken, Deccali ve Rahmani sistemler arasındaki karşıtlık üzerinden tartışmalar yapılır. Biz de bu karşıtlığı bildiğimiz için ilgili kavramları kullanıyoruz. Bu yaklaşım, düalite dinlerinin günümüze yansıması olarak görülür. Kur’an’ın özünde de yaşadığımız maddi alemin düalite içerdiği bilgisi mevcuttur. Yani, maddi dünyada karşıtlıklar ve zıtlıklar varlığını sürdürür; tıpkı Zerdüştilikte olduğu gibi: İki zıt ilke; Angra Mainyu ve Spenta Mainyu arasında sürekli bir mücadele vardır. Bu düalite anlayışının Hristiyan geleneğine yansıması ise Christ (Mesih) ve Anti-Christ (Deccal) kavramları ile olmuştur. Burada, iyi ve kötünün, hakikatin ve sahte olanın karşıtlığı üzerinden bir teolojik yapı oluşmaktadır (8).
Dabbe:
Kur’an’da “DABBE” kavramı yer almaktadır. Kur’ân’da on sekiz yerde geçen dabbe kelimesi, özellikle Neml-82. Ayette geçtiğinde “dâbbe” anlatılarına konu olmuştur (9). Neml-82 Meali: “Üzerlerine söz gerçekleştiği zaman, onlara yerden bir dabbe çıkarırız. Kuşkusuz o, onlara, İnsanların ayetlerimize inanmadıklarını söyler.” (Erhan Aktaş Meali) (10).
Dabbe kelimesi, debelenen, hareket eden, canlı bir varlık anlamında kullanılmıştır. Bu kavram, günümüzün teknoloji çağına bakıldığında, dijitalleşme, bilgisayar, internet ve yapay zekâ gibi modern gelişmelerle ilişkilendirilebilecek şekilde yorumlanabilmektedir. Ancak, bu tür bir ilişkilendirme kesin bir bilgi olarak ortaya konamaz; bu sadece bir yorumdur. Kur’an’ın kavramlarını bugünün teknolojik imkanlarıyla anlamaya çalışırken, yorumlara başvurmak gereklidir fakat bu yorumların kesinliği yoktur; “kesin böyledir” diyemeyiz. İçinde bulunduğumuz dönem, dijital çağ olarak adlandırılmaktadır. Fakat bu çağ da bir gün sona erecek ve insanlık yeni bir teknoloji dönemine geçiş yapacaktır. Bu yeni dönemde, teknolojinin dijital biçimi ortadan kalkacak; bunun yerine örneğin düşünce gücüyle teknolojik araçların kontrol edildiği, daha farklı bir teknoloji anlayışının ortaya çıkacağı öngörülmektedir. Aslında bu öngörüler, mevcut bilgiler ve teknolojik gelişmeler ışığında yapılan bir değerlendirmedir. İlgilileri tarafından bilinen, sıkça dile getirilen bilgilerden söz ediyoruz. Farazi veya hayali değil.
Düalite ve Furkan Olmak:
Bir çağdan diğerine geçiş, bir teknolojiden başka bir teknolojiye evrilme sürecinde, dönemin baskın gücü yalnızca teknolojiyi değil, insanların düşünce biçimlerini ve bakış açılarını da şekillendirir. Bu noktada, hemen “Şeytan aklı” ya da benzeri kavramlara başvurmanın kolaycılığına kapılmamak gerekir; çünkü aslında böyle düşünmemizi isteyen bir yapı da mevcuttur. Tarih boyunca önde gidenler, arkadan gelenlere birtakım ipuçları bırakmış, bu ipuçlarıyla onların bir adım ileriye gitmesini sağlamışlardır. Geriden gelen insanlar, kendilerine sunulan bu işaretleri bulduklarında, bunu büyük bir keşif olarak görürler. Örneğin, “DİJİTAL=DECCAL” şeklinde bir ipucu sunulduğunda, insan ilk anda şaşırıp “Nasıl görmemişim?” diye düşünür. Halbuki bu tür bağlantılar, bir çağın sona erip yeni bir dönemin başlamasını simgeler. Özellikle Deccal kavramı üzerinden yapılan bu tür işaretlemeler, kıyametin kopuşu, yani mevcut dijital çağın bitip yeni bir teknoloji çağına geçilmesiyle ilişkilendirilir. Bu bağlamda, sıkça gündeme getirilen “Tanrıyı kıyamete zorlama” olgusu da insanlığın teknolojik ilerlemeleriyle yeni döneme geçiş arzusunun bir tezahürü olarak değerlendirilebilir.
Kıyamet?
Rehber olarak Kur'an’ı okuyacağız demiştik. Kur’an’ın rehberliğiyle, kıyamet kavramının yalnızca fiziksel bir son mu, yoksa çağların ve dönemlerin bitişinin de bir kıyamet olarak mı görülmesi gerektiği tartışılmaktadır. Küçük kıyamet, büyük kıyamet vb isimlendirmelerle her biri kabul edilir. Kur’an’a göre, kıyametin saatini sadece Allah’a bilir; insanlar bu bilgiye sahip olamazlar ve bu noktada kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. Aynı şekilde, Kur’an’da İblis’e kıyamet gününe dek mühlet verildiği açıkça belirtilir. Bu bilgi, düalite dünyasında karşıtlıkların, yani pozitif ve negatif unsurların varlığının devam edeceği anlamına gelir. Zıtlıklar, insanlık tarihi boyunca yok edilememiştir; çünkü nihai son, maddenin ve karşıt ilkelerin Allah tarafından sonlandırılmasıyla gerçekleşecektir.
İblis, Şeytan, Baal ve Deccal gibi figürler, insan var oldukça varlığını sürdürecektir. Bu varlıkları fiziksel olarak yok etmeye çalışmak ya da sembolik eylemlerle, örneğin Baal putu yapmak veya Şeytan taşlamak, onların etkisini ortadan kaldırmaz. Asıl önemli olan ise, bir müminin kendi bilincini en üst seviyede tutarak Hak ile Batıl’ı ayırt edebilmesidir. Furkan olmak, yani doğruyu yanlıştan ayıran bir bilinç geliştirmek, bu ezeli mücadelede müminin asli görevi olarak öne çıkmaktadır.
‘Furkân’ kavramı Kuran’da yedi kez tekrarlanır. Müslüman bilginler, 'furkân' kelimesinin Arapça kökenli ve 'ayıran' anlamında olduğunu kabul ederken; Oryantalistler bu kelimenin Aramca veya Süryanca kökenli olduğunu ve Arapçaya sonradan geçtiğini iddia etmektedirler. Bazı oryantalistler ise İbranice'den alındığını öne sürmektedir. Hacımüftüoğlu’nun Furkan kavramı üzerine görüşü şöyledir: “Biz, özet olarak, Müslüman bilginler gibi ‘furkân’ kelimesinin öz Arapça bir kelime olduğunu, ‘f-r-k’ kökünden türediğini ve fakat ‘gerçek/ doğru (hakk) ile sahte/ yanlış (bâtıl)’ olanı vb. ‘ayıran’ anlamı yerine ‘gerçeği temsil eden grup/ fırka (fırka)’ ile ‘sahteyi temsil eden grubu/ fırkayı (fırka)’ yani ‘ehlu’l-hakk’ ile ‘ehlu’l-bâtıl’ı ‘ayıran hüküm’ veya onlar hakkındaki ‘ayrılma hükmü’ anlamına geldiğini düşünüyoruz.” (11).
Şimdi yukarıdaki bilgiler üzerinden bazı ezoterik sembollere verilen anlamlardan örnekler sunalım ve Furkan olmanın ne olduğunu kavramaya çalışalım.
Bazı ezoterik semboller ve anlamları üzerine:
Bütün ilkeler, bütün dini semboller düalite gereği “iki” anlama çıkar. Sembolün bir anlamı Hakk’a bakar, Şeytan da vazifesi gereği bu anlamı zıttına dönüştürüp sunar. Böylece aynı sembol BATIL’a bakar. İkisi arasındaki farkı anlamak ve ne yapacağına karar vermek çok güç ama mümin’in görevidir.
BAAL'in boynuzları: Hilal şeklinde. Yönü değiştiğinde şekil değişmiyor ki. Mehmet Akif ne yazmış Çanakkale şiirinde "Bir HİLAL uğruna Ya Rab, ne güneşler batıyor". Biraz bu konuda çalışsanız İslam'ın ilk zamanı “Hilal” yoktu dendiğini görürsünüz. Ne demek yani? “Baal tapınımı Hilal olarak İslam'a sokulmuştur, Hilal Kabe'deki Hubal putudur.” mu diyelim? Böyle deniyor zaten. Ortalık karışıyor. Oysaki Hilal bir semboldür ve hakka da bakar batıla da. Siz Furkan olup sembole verilen anlamı ve niyeti okuyacaksınız. Hem bilginizle hem kalbinizle!
HERMES'in çift yılanlı asası: Hermes'in tanrılara haber taşımasını sembolize eden kanatları ve asaya sarılmış çifte yılanlar Baphomet'tir, deniyor. Doğrudur, Baphomet'e, yani Şeytan’a çevrilmiştir. Çevrilebilir. Ancak aslında insan bedenindeki güneş-ay enerji kanallarını yani sempatik-parasempatik sinir sistemini anlatır çifte yılanlar, Hint tıbbında.
Kadüs, Hermes (Roma mitolojisinde Merkür) tarafından taşınan, iki yılanın sarıldığı ve üstünde kanatların bulunduğu bir asa şeklindedir. Kadüs, Yunan mitolojisinde tanrıların habercisi Hermes'in sembolüdür ve ticaret, elçilik, aldatıcılık ve iletişimi temsil eder.
Tıp sembolü olarak Kadüs'ün kullanımı, Amerikan Ordusu Sağlık Birliği tarafından 1902'de benimsenmiş, ancak bu seçim aslında mitolojik anlamından dolayı tıp için yanlış bir tercihtir. Kadüs sembolü, estetik ve simetrik yapısı nedeniyle tıp ile ilişkili bazı endüstrilerde, özellikle ilaç ve hastane malzemelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Aslında tıp sembolü olan Kadüs değil; Bir asa’ya sarılı tek yılandır, bu yılan Sağlık Tanrısı Asklepius’a aittir.
Hermes Antik Yunan Tanrısı olarak bilinse de biz onu İdris olarak da biliriz.
Sembolün bütün bu anlamlarını şifacılık-tıp ve iki zıt kavramın anlatımı olarak görebildiğiniz gibi, Baphomet üzerinden Şeytani aklın sembolü olarak da ele alabilirsiniz. Yılan hem HAYAT enerjisidir, hem dişil bir semboldür, dişil olarak su elementiyle ilişkilidir hem de sonradan Şeytan ile ilişkilendirilmiştir.
Beş köşeli yıldız: Ana tanrıçadır, Venüs’tür. Ana tanrıça İslam’ın Batıni yorumunda “Rahim” esmasına bakar aslında. Tanrının yaratıcı, büyütücü, esirgeyici gücünün sembolüdür. Aynı sembolü Şeytani akıl ters çevirir veya köşelerindeki düzenliliği bozar, böylece beş köşeli yıldız Şeytan'ın bir sembolü haline dönüşür.
Sonuç: Bu yazıdan çıkarılacak sonuç bilgi sahibi olup FURKAN olabilmektir. Bu mesaj Fatiha'da verilmiş. SIRAT (Doğru yol) ve DALLİN (Delalet, sapkınlık). Sapkınlıklar içerisinde çok yönlü düşünüp gerçeğe ulaşmak gerek. Ne yazık ki pozitif bilimler yol gösterici olup ışık tutsa da gerçeğe ulaşmak kalbin temizliği ve tasdiki ile oluyor. Manevi yönümüzün de güçlü olması şart.
Kaynaklar:
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an Rehberliğinde Kendini Bilme Yolculuğu, Gece Kitaplığı, 2018.
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an Rehberliğinde Ezoterizm ve Mitoloji, Gece Kitaplığı, 2020.
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an’ın Ezoterik Yorumu-I, Gece Kitaplığı, 2024.
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an’ın Ezoterik Yorumu-II, Gece Kitaplığı, 2024.
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an’ın Ezoterik Yorumu-III, Gece Kitaplığı, 2025.
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an’ın Ezoterik Yorumu-IV, Gece Kitaplığı, 2025.
- TÖZÜN, Mustafa. Kur’an’ın Ezoterik Yorumu-V, Gece Kitaplığı, 2026.
- BIYIK, Mustafa. Hıristiyan teolojisinde Deccal ve Yecüc-Mecüc kavramları üzerine bir değerlendirme. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2007, 6.11: 53-79.
- BAŞER, Hatice Merve Çalışkan. Sûre-Konu Bağlamının Dikkate Alınmasının Anlam Üzerine Etkisi: en-Neml 27/82 Örnekliğinde “Dâbbe” Konusu Üzerine Bir İnceleme. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2023, 10.2: 874-896.
- Neml-82. https://acikkuran.com/neml-suresi/82-ayet-meali (Erişim: 19.02.2026).
- HACIMÜFTÜOĞLU, Halil. Kur'an'daki 'Furkân' Kavramına Dair Farklı Bir Yaklaşım. Kader Kelam Araştırmaları Dergisi, 2012, 10.1: 81-106.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.