Rüşvetin Belgesi Olur Mu? İmamoğlu Davasında Turan Aydoğan Da Çıktı... 200 Bin Dolarlık Ses Kayıtları Mahkemede!
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında eski CHP Milletvekili Turan Aydoğan'ın 200 bin dolarlık rüşvet trafiğine dair ses kayıtları mahkemede dinlendi.
"Rüşvetin belgesi mi olur?" ve "Perşembe günü parayı ben getireceğim" sözlerini kabul eden Aydoğan, ifadeleri espri ve baskı gerekçesiyle açıklamaya çalıştı.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasında sanık olarak yargılanan eski CHP Milletvekili ve Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı olduğu belirtilen Turan Aydoğan’ın, 200 bin dolarlık para trafiğine ilişkin mahkemedeki ses kayıtları dinlendi.
"SENİN TEK MUHATABIN BENİM" SÖZÜNÜ KABUL ETTİ
Aydoğan, "Senin tek muhatabın benim", "Perşembe günü ben o parayı getireceğim" ve "Rüşvetin belgesi mi olur?" şeklindeki ifadelerin geçtiği konuşmaların önemli bölümünü kabul ederken, sözlerini savunmasında farklı gerekçelerle açıklamaya çalıştı.
"RÜŞVETİN BELGESİ Mİ OLUR?"
Duruşmada Mahkeme Başkanı ve cumhuriyet savcısı, Turan Aydoğan ile Hüseyin Aydın ve Rahman Özdemir arasında geçen ses kayıtlarını tek tek açarak sanığa sordu. Kayıtlarda geçen "Rüşvetin evrakı mı olur ya?" ve "Rüşvetin belgesi mi olur?" ifadelerinin hatırlatılması üzerine Aydoğan, konuşmanın gerçekleşmiş olabileceğini kabul ederek bu sözleri "espri" olarak nitelendirdi. Aydoğan savunmasında, "O kadar kefalet baskısı altında kalınca espri yapmışımdır orada. 'Rüşvetin belgesini mi istiyorsunuz?' diye" ifadelerini kullandı.
"PERŞEMBE GÜNÜ BEN O PARAYI GETİRECEĞİM"
200 bin doların geri ödenmesine ilişkin kayıtlarda geçen "Sen bana güvenmişsin kardeşim, getirip teslim etmişsin. Senin tek muhatabın benim" ve "Ben Perşembe günü kendim o parayı getireceğim kardeşim" sözlerini de reddetmeyen Aydoğan, buradaki "kardeşim" ifadesinin okul arkadaşı Rahman Özdemir olduğunu söyledi.
Parayı bizzat almadığını iddia eden Aydoğan, muhataplığı üstlenmesini ise Özdemir'e parayı ödetmek için baskı kurma çabası olarak savundu. Mahkeme Başkanı’nın "Bir arkadaş arkadaşa 200 bin dolarlık senet vermez diyorsunuz da, konuşmada siz niye 200 bin doları 'Perşembe ben getireceğim' diye kabulleniyorsunuz?" sorusuna ise Özdemir’in ödeme yapacağına inandığı için böyle konuştuğunu öne sürerek yanıt verdi.
200 BİN DOLARLIK ANLAŞMAYI DOĞRULADI
Hüseyin Aydın’ın, Necmettin Şimşek’in hukuki probleminin çözülmesi amacıyla KİPTAŞ Genel Müdürü üzerinden siyasi güç kullanılacağı vaadiyle önce 500 bin dolar istendiği, ardından 200 bin dolara anlaşılarak paranın Aydoğan'a teslim edildiği yönündeki ifadesi okundu. Aydoğan, parayı teslim aldığını reddetse de anlaşmayı doğrulayarak, "Parayı kendileri götürdüler. Kendileri anlaştılar. Ödediklerini duydum. Ne şekilde ödendiğini bilmiyorum. Ama 200 bin dolara anlaştıklarını biliyorum" dedi. 500 bin dolarlık talebi ise "mübalağa" olarak tanımladı.
"PARAYI NİYE ÜZERİNİZE ALIYORSUNUZ?"
Duruşmada savcı, Aydoğan'ın sorumluluk üstlenen sözlerini hatırlatarak "Bu parayı niye sürekli üzerinize alıyorsunuz?" sorusunu yöneltti. Aydoğan, borcu olduğu için değil, Özdemir'e ödeme yaptırmak amacıyla bu ifadeleri kullandığını iddia etti. Ayrıca kayıtlardaki "Adam 50 bin dolar ödemiş. Ben bunu ödemek zorundayım. Ödemek zorundayız. Hepsini ödemek zorundayız" sözlerini kabul ederek 50 bin doların diğer paraya mahsup edilmek üzere ödendiğini belirtti.
"ÇİFT ANAHTARLI BİR KASADA" SÖZÜNE AÇIKLAMA GETİREMEDİ
Kayıtlarda geçen "Abi, çift anahtarlı bir kasada tamam mı? Bu arkadaşlar biliyor, anlatırlar sana" sözlerine ise net bir açıklama getiremeyerek konunun hukuki mütalaa alan bir grupla ilgili olabileceğini söyledi.
AYDOĞAN’DAN “KUMPAS” SAVUNMASI
KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt'u göreve geldikten çok sonra tanıdığını ve atanmasında rolü olmadığını savunan Aydoğan, tanık ve şüpheli ifadelerinin kumpas olduğunu öne sürerek "200 bin dolarlık senet insana her şeyi yaptırıyor demek" savunmasını yaptı.
DOSYADA "EYLEM 29" OLARAK YER ALDI
Soruşturma dosyasında "Eylem 29" başlığı altında yer alan olayda; Aydoğan'ın KİPTAŞ'taki tahliye meselesini çözme vaadiyle 500 bin dolar talep ettiği, 200 bin doların Hüseyin Aydın aracılığıyla teslim edildiği, sonuç alınamayınca senet düzenlendiği değerlendirildi.
Eylem 29 kapsamında Turan Aydoğan’ın "örgüt adına rüşvet alma", Rahman Özdemir’in "rüşvete aracılık", KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt’un rüşvete katılımı; Ekrem İmamoğlu ile Fatih Keleş’in ise örgüt yöneticiliğinden kaynaklanan sorumlulukları doğrultusunda cezalandırılmaları talep edildi.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.