SELÇUK ÖZDAĞ, TBMM BAŞKANI ŞENTOP'U GÖREVE ÇAĞIRDI "15 TEMMUZ DARBE RAPORUNU YAYINLA"
Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ ile düzenlediği sivil toplum kuruluşları kahvaltısında konuştuk.
Medyanın çok da rağbet etmediği toplantıda Özdağ'a bugüne kadar sorulmayanları sorduk. O da söylenmeyenleri açıkladı....
SELÇUK ÖZDAĞ TBMM BAŞKANI ŞENTOP'U GÖREVE ÇAĞIRDI:
15 TEMMUZ DARBE RAPORUNU YAYINLA, SİZDE YOKSA YENİDEN GÖNDERELİM!
MUSTAFA ŞENTOP MECLİS BAŞKANLIĞINI TAM YAP! İPE UN SERME!
Aynı zamanda TBMM'deki 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonunda önemli bir görev de yürüten Selçuk Özdağ, şu anda TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un, 'kayıp' dediği rapor ile ilgili Mustafa Şentop'u bu raporu yayınlaması için göreve çağırdı. Özdağ, 'rapor kayıp ise bizde var veririz'dedi.
Yakın zamanda Gelecek Partisi olarak hem Özgür Basın Çalıştayı hem de 15 Temmuz Darbesi ile ilgili bir çalıştay düzenleyeceklerini söyleyen Özdağ, 'FETÖ Terör Örgütü ile ilgili 15 temmuz öncesi ve sonrasında araştırma yapan yazı yazan 45 yazar ve gazeteciyi Başbakanımız ve Genel Başkanımız Ahmet Davutoğlu ile buluşturacağız. Onlar bu terör örgütü'nü gördü de devlet nasıl göremedi' diye konuşurken bir soru üzerine FETÖ ile ilgili tavır almanın suç sayılması miladının da dönemin Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'ün konuyu Milli Güvenlik Kurulu'na taşıdığı 2004 olduğunu söyledi.
Öte yandan son zamanlarda Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun FETÖ’cü olduğuna dönük suçlamalara da cevap veren Özdağ, ‘bu hukuki değil siyasi bir suçlamadır. Bir parti Davutoğlu ve bizi, diğer parti de Meral Akşener ve partisinin FETÖ’cü olduğunu söylüyor. Bu etik değil. Doğru hiç değil’ diye cevap verdi.
İşte Selçuk Özdağ'ın merak edilen sorulara verdiği cevaplar:
NURAY BAŞARAN: Gelecek Partisi olarak iki çalıştay yapacağınızı söylediniz. Öncelikle Özgür Basın Çalıştayı için bir gazeteci olarak teşekkür ederim. İkinci çalıştayınız çok ilginç geldi bana. '45 gazetecinin gördüğü FETÖ terör örgütünü devlet nasıl göremedi. Bunu sorgulayacağız' diyorsunuz. Sizce devlet görememiş midir? Devlet ve hükümet ayrı mekanizmalar ise ki öyle. Buna bağlı olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök 2004'te Milli Güvenlik Kurulu'nda FETÖ ile ilgili bir rapor sunduğundan ve hükümete uyarıda bulunulduğundan söz ediyor. Bu durumda devlet FETÖ'nün farkına varmış ama hükümet mi farkına varamadı diyeceğiz. Ayrıca siz TBMM'de 15 Temmuz Darbe Araştırma Komisyonundaydınız, sizin bu konuda görüşünüz nedir? Bu çerçevede FETÖ ile bağlantının suç sayılmasının miladı 17-25 Aralık olarak açıklanmıştı. Özkök Paşa'nın bu açıklaması ile bu milad 2004'e çekilebilir mi?
SELÇUK ÖZDAĞ: 2004 yılında FETÖ Milli Güvenlik Kurulu'nda gündeme geliyor. Türkiye'de o gün bu konuda çeşitli diyaloglar oluyor. 28 şubatta dine yaklaşımları müsbet olan subayların teslim edilmesi nedeniyle bu konunun üzerinde özenle durulmuyor. Hükümette olaya böyle bakıyor. 28 Şubat'ın etkisiyle hükümet konunun üzerine yeterince eğilmiyor. Oysa ki o gün de şöyle bakması gerekirdi ; ' evet bu konuları araştıralım ama ciddi araştıralım.
Burada en büyük problem şu, milli istihbarat teşkilatı ordunun içerisini denetleyemiyor efendim. Genel Kurmay Başkanı Hilmi Özkök'e darbe komisyonunda sormuştuk. Şöyle söylemişti :
Milli İstihbarat bana bilgi vermiyor!
Mit Müsteşarı Emre Taner'e sorduk; ' herhalde paşa kanunu bilmiyor yada unuttu biz askeriyede faliyet gösteremeyiz' dedi . Ben de o zaman şunu söyledim:
'İkiniz de devleti yöneten iki insandınız. Biriniz Genelkurmay Başkanı, biriniz MİT Müştarı'ydınız. Niçin başbakanla hep berabersiniz, Cumhurbaşkanıyla berabersiniz, niye bir yasa değişikliği yaparak bu konudaki yanlışlığı düzeltmediniz' dedim . ' Neden yasa teklifinde bulunmadınız?
Evet sizin de söylediğiniz gibi Nuray Hanım, böyle bir düşünceyi 2004 yılında da devletin bazı organları bu yapıyı görmüş. Aynen bazı yazarların gördüğü gibi ama birileri bunun görülen kısmına aldanmış. Okulundan yurduna, gazetesine, Türkçe Olimpiyatlarına aldanmış. Bir kısmı da görünmeyen kısmını görmüş, devletin bir kısmıda göstermek istememişler.
Melesa Ankara Emniyet Müdürü Cevdet Saral, o dönemin Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'la bir konuyu görüşmeye gitmişler. Kapıdan çıkarken, ' Sayın başbakan yardımcım bir konu var. Bu Feytullahcılar ile ilgili' demiş. Ta 1999 'da söylüyor bunu. Ve devam etmiş, ' Bir konuyu arzetmem lazım' diyerek , ' 70 sayfalık bir rapor düzenledim. Burası bir çete bir örgüt diyince' Yılmaz, ' Sayın Ecevit duymasın, onları çok sever. Bırak bu konuyu şimdi. Hükümeti bozarsın' diye susturuyor. Saral daha sonra bu konuyu gündeme getirdiğinde de, ' Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri çok tepki gösterdi' diyor. Saral'dan bunları bizzat dinledim.
Yani burada bazıları görmüş, bazıları görememiş ama bazıları da görmüş fakat bir şey yapamamış. Burada hükümet bunu görememiş, görmek istememiş olabilir veya biraz önce söylediğim gibi daha önce sayın başbakanı sayın cumhurbaşkanı kandırılmış da olabilirler. ' Kandırıldık 'diyorlar. Ya da devlet canlı bir şekilde çalışmamış, koordineli bir şekilde sekronizeli bir şekilde çalışmamış. Zaten Milli İstihbarat'ı ele geçirmeye çalışmışlar, geçirememişler. Sonra MİT'ten daha büyük bir binadan, daha büyük bir teknoloji ile milli istihbarat teşkilatını dinlemişler. ikinci olarak emniyet, mit ve ordu istihbarat koordineli çalışmamışlar, bir rekabet havası içinde birbirleriyle daima birbirlerinden devlet sırlarını saklamışlar. Bunları yapmışlar. Üçüncü olarak da emniyeti ve askeriyeyi ele geçirmişler. Eğer Muhafız Alayı TBMM'den çıkartılmamış olsa, bugün hiçbir milletvekili parlamentoya giremezdi . Bakın diğer Muhafız Alayının Cumhurbaşkanlığındaki tamamı Fetocüydü. Eğer Muhafız Alayı'nı parlamentodan çıkmamış olsaydı parlamentodan, o gece biz parlamentoya girip milletvekili olarak biz canlı yayın yapamazdık.
O nedenle burada hem devletin ihmali var, hem hükümetin ihmali var. Devletin bir kısmı görmüş , bir kısmı görmemiş . Devletin bir kısmını ele geçirmeye çalışmışlar, hükümet de bu konuda yanılmış.
HUKUKUN TARİHİ ZAMAN AŞIMIDIR
Sorunuzun ikinci bölümüne gelince; 17- 25 aralığa hep itiraz ettim. Hukukta bu gibi durumlarda tarih koyamazsınız. Hukukun tarihi, zaman aşımıdır efendim. 17- 25 aralık diyemezsiniz. Suç 20 yıl önce de suçtur bugün de suçtur. Yani 17- 25 aralık öncesi bir suç , suç olmaktan çıkar mı? 17 -25 aralıktan sonra bir suç, suç olmaya devam edecek mi ? 17- 25 aralıktan bir gün önce 16 aralık günü veya 24 aralık günü suç suç olmaktan çıkacak, bu doğru değildir. Hukukta zaman aşımı suçu suç olmaktançıkartır veya zaman aşımı yoksa suç suç olarak devam eder.
Bu tarihe (17-25 Aralık’a) ilk günden itiraz etmiştim. Raporlarımda da söyledim. Hem başbakana yazdım. Hem sayın cumhurbaşkanıma yazdım. Suç suçtur . Bir de bu yapıyla mücadele ederken, bu yapının gerçek örgütüyle mücadele etmek lazım. Bu yapıya Allah diyerek girenler var, Peygamber diye girenler var, sevap diye girenler var, okul diyerek girenler var, yurt diyerek girenler var bu yapıya. Türkiye olimpiyatları , Türkçe, din sevgisinden dolayı girenler var. Ama bunlarla öbür taraftı, örgütü ayırt edemezsen aynı torbaya koyarsanız, adalet mekanizması burada yanlışlık yaparsa, ilave yanlışlık yaparsa, bu yanlışı telefi edemezsiniz. Devlet düşmanı doğusursunuz. Esas bu darbeyi yapan darbeci örgütle mücadele edeceksiniz. Kaçaklar var, hala yayınlar yapıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti'nin yetkilileri, eğer onlar isterse alırlar. Nerede bulursanız alın gelin. MİT mi getirecek, sizin diplomasiniz mi getirecek, sizin hukukunuz, kırmızı bülteniniz mi getirecek... bir şeyler yapılmalı Feytullah Gülen ile ilgili. Mutlaka biran önce karar verilmelidir bu adamla ilgili. Gülen getirilmelidir. Türkiye Cumhuriyetinin mahkemeleri karar verdikten sonra da çok hızlı bir şekilde Türkiye'ye getirmenin yolları araştırmalıdır, bunu yapmalıyız. Eğer getiremiyorsanız da bu adam vatandaşlıktan atılmalıdır, bunu yapmalısınız. Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olamaz.
Kenan Evren ve arkadaşları darbeci olarak öldüler er rütbesiyle gidiyorlardı. Mahkeme sonuçlanmadan öldükleri için belki bu karar ilan edilmedi ama- hiçbir darbeci Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşı olarak yaşayamaz efendim- karar verilmeli, getirilmeli, Türkiye'de yargılanmalı.
MUHALEFET VEKİLLERİ KOMİSYONDA SORU SORMADI
NURAY BAŞARAN : 15 Temmuz Darbe Komisyonun raporunun kayıp olduğu açıklandı. Sizin bu konuda görüşünüz nedir? Raporunuz kayıp mı?
SELÇUK ÖZDAĞ: Raporu sunduk. Bu konuda çalışmalar yaptık. Burası bir atıştırma komisyonuydu. Benim muhalefet o zaman ki muhalefet partisi milletvekilleri ile tartıştığım nokta, şurası efendim; soru sormadılar. Gerek CHP, gerek MHP, gerek HDP, soru sormadılar. Çoğu AKP millet vekilleri soru sormadılar. Çoğunluğunu ben sordum. Melih Gökçek'inden, MİT'in başkanlarına, cumhurbaşkanına... Ben gücümün yettiği kadar çalıştım burada. Muhalefet milletvekilleri , o günkü muhalefet milletvekilleri, ' meclise gelsin' dediler. 'Araştırma komisyonuna davet edersiniz, gelir gelmez. Gelir sorulara cevap verir vermez.' dedim. Mesela Deniz Baykal'ı davet ettik, geldi. B-eş sayfa altı sayfa -on sayfa konuştu. Soruları soracağımız zaman , 'hayır soru almıyorum' dedi ve cıktı gitti. Mesut Yılmaz hiç gelmedi. Eski Genelkurmay Başkanı Özel geldi , sorularıma cevap verdi. Bazılarına vermedi. Hilmi Özkök geldi sorularımıza cevap verdi . Yaşar Büyükanıt sorularımıza cevap verdi. Çiller sorularıma cevap verdi. Ama bazı başbakanlar, MİT Müşteşarı geleceklerdi gelmediler. O zaman sorular sorulması lazımdı bunlara. Sorular sorulması lazımdı. Genelkurmaydan raporlar geldi bize. Biz raporladık. Eksiktir, yanlıştır, fazladır ama tamamladık raporlarımızı. İki üye ve TBMM Başkanı İsmail Kahraman Bey'e teslim ettik.
İlk defa Meclis Başkanı , 'böyle bir rapor elimizde yok' dediği zaman, ben itiraz ettim. ' Hayır biz görevimizi yaptık. Bize eksik yaptınız diyebilirsiniz tam yapmadınız da diyebilirsiniz ama raporunuzu teslim etmediniz' derseniz, ben bunu çocuklarıma anlatamam. Ben siyasetçiyim, ilerde Ankara ve Manisa sokaklarında dolaşamam. Türkiye'de dolaşamam. Niye raporu teslim ettim? Hatta ilerde hukuk benim hakkımda işlem yapar. 'Niye görevini yapmadın?' der. 'Neden raporunu teslim etmedin?' diye soruşturma açar. Bunun zaman aşımı falan da yok. O nedenle biz raporumuzu tamamladık ve meclis başkanına teslim ettik .
RAPORUN SORUMLULUĞU TBMM'DEDİR
İtiraz ettim ve sorumluluk meclise aittir. Türkiye Büyük Millet Meclisini yönetenlere aittir. Sorumluluğu kendi üzerinize alın. Meclis başkanı sonra rapor tamamlamamış ve basılamamış dedi. Hatta ' dosya bizde yoktur' dedi . Şimdiki meclis başkanı Mustafa Şentop’a sesleniyorum, rapor yarım da değil, tamamladık . Süremizi doldurduk, süre istedik ve rapor teslim edildi. Daha sonra muhalefet de teslim etti. Oraya CHP de, MHP de, HDP de muhalefet şerhlerini koydular. Bakmak veya bakmamak Türkiye Büyük Millet Meclisinin Başkanının yetkisine aittir, tasarrufuna aittir. Meclis Başkanı ipe un süremez, arabayı yokuşa sürmesin. Bize de iftira atmasın,
NURAY BAŞARAN: Sayın Şentop raporun tamamlanmadığını söyledi sanırım…
SELÇUK ÖZDAĞ: Biz süremizi doldurduk, raporu imzaladık, bütün üyeler olarak teslim ettik. Mustafa Şentop Meclis Başkanlığını tam yap! Mustafa Şentop doğru konuş ! Mustafa Şentop sorumluğunu benim üstüme atma! Tamamlanmamış tekamül edilmemiş bir rapor yok. Rapor elinizde. Rapor elimizde değil deme. O raporu komuoyuyla paylaş! Sorumlu onlardır, kendileridir, kendisidir. Ve , ‘ sorumluğu biz alıyoruz’ cesaretini göstermelerini bekliyoruz.
NURAY BAŞARAN – Yüzlerce şehit ve gazimiz olan 15 Temmuz’un raporu nasıl kaybolur? Kaybolabilir mi? Sizde örneğin bir nüshası yok mu? Bu kayboldu iddiasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
RAPOR BENDE DE REŞAT PETEK’DE DE VAR
DEVLETTE HİÇBİR EVRAK KAYBOLMAZ
SELÇUK ÖZDAĞ: Bir kere bu rapor kaybolmaz. Ben teslim ettim. Bu rapor hem bende hem başkanımız Sayın Reşat Petek Bey’de var . Ancak bu raporun yayınlanmamış olması resmi bir evrak haline dönüştürmez. Bunu basın munsuplarına söyledim, ‘ rapor budur elimizdedir’. ‘Reşat Petek’te de vardır ,elimizde vardır.’ dedim. Hatta bütün muhalefet üyelerinde var. O nedenle devlette hiçbir evrak kaybolmaz. Bu evrak birgün ortaya çıkar ve bir siyasetçi olarak söylüyorum, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı sorumluluğu almalı , ‘ben yayınlamıyorum ‘demeli . Ya da yayınlamalı ama sorumluluğu başkalarının üstüne atmamalı . Türkiye Büyük Millet Meclisi çok büyük bir kurumdur. Demokrasinin adeta miheng noktasıdır, olmazsa olmazıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi, Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının bize hediyesidir. O parlamentonun arkasında bir şey yazar, ‘ Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ Biz o milletin temsilcileri olarak görevimizi yaptık. Şimdi o Meclis’in başkanı da görevini yapmalı, doğru konuşmalı, Akif’in sözünü hatırlatırım ona, ‘ sözün odun gibi olsun doğru olsun!’ Yunus Emre’nin kırk yıl odun taşımasını anlatırım. Ben de parlamentoya doğru söz taşı derim veya ayetle anlatırım dosdoğru ol derim.
FETÖ’CÜ OLMAKTAN ÇOK SİZE FETÖ’CÜ DENMESİ ÖNEMLİ. O ZAMAN YANDINIZ
NURAY BAŞARAN – Son zamanlarda siyasi ayak çok tartışılıyor.Hatta yeni partiler kurulurken , Ak Parti’den ayrılmak için 100 milletvekili hazır ama siyasi ayak suçlamasıyla karşı karşıya kalmamak için istifaların gerçekleşmediği bir dönem Ankara kulislerinin önemli gündem maddesiydi. Hatta Gelecek Partisi Genel Başkanı Sayın Davutoğlu’nun da FETÖ’cü olduğuna dait iddialar var.
SELÇUK ÖZDAĞ: Birincisi bunun iddiası bile kötü. ‘Milletvekilleri korkuyor. FETÖ’cü olurum diye başka bir yere geçemiyor, insanlar korkuyor doğru. Biraz önce de söyledim, herkes her partiye üye olabilir Cumhurbaşkanı çağrıda bulunmalı, herkes düşüncesini söyleyebilmeli. ‘Türkiye özgür bir ülkedir, bütün partilere saygı duyuyorum, hepsi benim partimdir’ demesi lazım . Sayın cumhurbaşkanından milletvekilleri korkuyor mu, korkmuyor mu bilmiyorum ama millette şöyle bir korku var. Bu dava kapanmalı, bitmeli. Birilerinin FETÖ’cü olması önemli değil, size FETÖ’cü denmesi önemli. Eğer birisi size FETÖ’cü derse yandınız o zaman. FETÖ’cü damgasını yiyorsunuz. Oysa ki FETÖ’cü değilsiniz. Bu arada Milletvekilleri süreleri dolana kadar seçildiği partide olmalı. Süresi bittiğinde istediği partiye geçer. Süreç doğru işlerse, kimse kapımızı çalmasın. Transfer yapmak istemiyoruz.
HESAP SORMAYA GELİYORUZ
Bütün belediyelerin denetlenmesi lazım ve hesap sormak için geliyoruz. Bütün devlet daireleri denetlenecek. Kim kamunun kim bu milletin bir kuruşuna tenezzül etmişse hesabını sormazsak namerdiz. Hesabını sormamız lazım. Benim insanım en iyisine layık. Bütün samimiyetimle hesap sormaya geliyoruz. Diğer bir konuya gelince biz siyaseti şeffaf olarak yapıyoruz. Mesela Sayın Melih Gökçek’in darbe gecesine ilişkin üç ayrı yerde olduğu düşüncesi var. FETÖ’nün siyaset ayağı demek doğru değil. ‘FETÖ’nün siyasetci ayağı vardır ‘ demek doğru. Şimdi CHP’nin hepsini suçlayabilir miyiz? ‘ FETÖ’nün siyasi ayağı CHP, FETÖ’nün siyasi ayağı AKP, FETÖ’nün siyasi ayağı şu parti demek, doğru değil . FETÖ , iktidarlarla beraber olmuştur. Partilerle değil , iktidarlar sahesinde büyümüştür ama bütün partilere adam yerleştirmiş, küçük partilere de adam yerleştirmiş, büyük partilerede adam yerleştirmiş. Bu siyasetçi ayağını ayıklamamız lazım. Kripto bir yapı bu. Bu mücadeleyi yargı yapmalı. Bu mücadeleyi partiler, kendi bünyelerinde yapmalı. Biz partimizi kurduğumuzda elimizden geldiğince bunun için çaba sarfettik. Sayın Davutoğlu Dışişleri Bakanı olduğunda, sayın müşteşarı aradı ve dedi ki, bakın o zaman dışişleri bakanı olduğunda 2007 daha. ‘Bu Feytullah Gülen cemaetinden bir tek polisi benim korumam yapmayacaksınız’ dedi . O zaman gördü daha. Ve, ‘ bunlardan bir tane koruma istemiyorum’ dedi. Şimdi diyorlar ki, ‘Davutoğlu FETÖ’cü!’ Bir insan daha 2007 yılında , ‘ onlardan bir tane koruma istemiyorum’ der mi ? Sayın Davutoğlu FETÖ sevmez. İki polisimiz yatağında öldürürdüğünde, ‘bunlarla mücedele edip öleceğiz. Bir tek Arap, bir tek Kürt , bir tek Zaza , bir tek Türk ölmeyecek. Biz gerekirse şehit olacağız ama bu PKK denilen örgütü Türkiye sınırlarından temizliceğiz’ dedi. Bundan sonra ciddi bir mücadele başladı. Selatin Demirtaş, geçen gün mahkemede ifade veriyor, hatırlayın 4 ay önce ilk manifesto yayınladığında. Sayın Davutoğlu parlamenter sisteme atıfta bulundu , güçlü ayağa güçlü milletvekilliğine atıfda bulundu. Ve Selahattin Demirtaş diyor ki , ‘o adam diyor güçlü parlamento, güçlü milletvekilliğinden bahsediyor, onun döneminde biz içeri tıkıldık’ diyor. Yalancının burnu büyüsün mü ? Pinokya olsun mu? Yalancı ! 5 yıl önce tutuklandın. Biz 5 ay önce görevi bıraktık, 3 ay önce görevi bıraktık. Seni nasıl tutuklatacak? Binali Yıldırım görevde ama kuyruk acısı var. Onun için Sayın Davutoğlu diyor. Neden? Çünkü Kürtlerin muhafazakarları, dindar Kürtler Davutoğlu’nu seviyorlar. Kürt’ün sevdiği Türk, Türk’ün sevdiği kürt istemez egemen güçler. Sayın Davutoğlu’nu hem Kürtler, hem de Türkler seviyor. Çünkü dürüst adam , çünkü ahlaklı adam çünkü onların da bir kuyruk acısı var. Sayın Bahçeli de sevmiyor, laf yarıştıyor, bir şeyler söylemek istiyor ve hükümetin sözcüsü gibi davranıyor. Bu da doğru değil. Sayın Davutoğlu’nu milliyetçi gençler seviyor. Bu da güzel bir şey Türkiye’nin geleceği açısından, hem MHP tabanından oy kayması, hem de HDP tabanından oy kayması, Türkiye’nin bekasının sağlandığını gösteriyor. Geleceğinin sağlandığını gösteriyor. Teşekkür ediyorum. Türkiye’de siyasetçi ayağı vardır, ‘FETÖ’nün siyaset ayağı var’ derken de birileriyle hesaplaşmak adına, özellikle sürekli olarak bir partiyi göstermek, birileri tarafından bazı kişiler tarafından, Sayın Davutoğlu ve bizler gösteriliyoruz. MHP’nin bazı kurmay taraflarından da, Meral Akşener ile o parti gösteriliyor. Bu siyasi hesaplaşma! Bu hukuki hesaplaşma değil. Bu bir ahlaki hesaplaşma değil, bu doğru bir hesaplaşma değil! Bu doğru bir yarış da değil. Böyle bir şey de elinizde bilgi ve belge varsa, elinizde kimin hakkında belli olduğu halde savcılığagitmiyorsanız asıl suçlu sizsinizdir…
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.