Diriliş Postası'nın Haberine Göre: Altan Sancar’ın Güvenlik Soruşturması Olumsuz Çıktı.

Diriliş Postası'nın Haberine Göre: Altan Sancar’ın Güvenlik Soruşturması Olumsuz Çıktı.

CHP’li Murat Emir’in Adalet Bakanı Akın Gürlek’i hedef alan açıklamasını yazan kişinin, PKK propagandasından hükümlü Altan Sancar olduğu ortaya çıktı.

Diriliş Postası'nın haberine göre: Molotof kokteyli atılmış, 6 yıl 3 ay ceza verilmiş, propaganda hükmü kurulmuş… Sonra “beraat ettim” deyince her şey siliniyor mu?
**
Son günlerde bir cümle dolaşıyor ortalıkta:
“Ben beraat ettim.”
Sanki bir temizlik belgesi.
Sanki geçmişi sıfırlayan bir af kâğıdı.
Oysa dosyayı açtığınızda tablo başka konuşuyor.
Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin (CMK 250 ile görevli) 2008/187 esas sayılı dosyasında 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiş.
Altını çiziyorum: 6 yıl 3 ay.
Karar Yargıtay tarafından bozulmuş.
Dosya 2011/187 esasa kaydedilmiş.
Yeniden yargılama yapılmış.
Beraat kararı verilmiş ve karar kesinleşmiş.
Hukuki sonuç bu.
Peki dosyanın içeriği?
BİM Market.
Berrak Market.
Molotof kokteylleri.
Saldırı öncesi keşif.
Kaçış rotası planlaması.
Yüz kapatma.
Benzin dökerek yangını büyütme.
Olay sonrası ikinci hedefe geçiş.
Mahkeme kararına yansıyan beyanlar bunlar.
Yer gösterme tutanakları var.
Olayın nasıl icra edildiğine dair ayrıntılı anlatımlar var.
Ve hukuk çevrelerinde, bozma sonrası verilen beraat kararının dosya sürecinde sağlanan bilgilerle bağlantılı olduğu yönünde değerlendirmeler yapılıyor. Bu da kamuoyunda “itirafçı” tartışmasını beraberinde getiriyor.
Şimdi bütün bu tablo ortadayken biri çıkıp “Ben beraat ettim” diyor.
Yerim senin beraatini!
Hukuki teknik sonuç, atılmış molotofu tarihten silmez.
Keşif planını yok etmez.
Yer gösterme beyanlarını ortadan kaldırmaz.
Bir de ikinci dosya var.
Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nin (CMK 250 ile görevli) 2011/333 esas sayılı dosyasında “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan 10 ay hapis cezası verilmiş.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar verilmiş.
Karar kesinleşmiş.
HAGB beraat değildir.
Mahkeme suçun işlendiği kanaatine varır ama hükmü erteler.
Şimdi soruyorum:
6 yıl 3 ay ceza almış bir dosya…
Molotof kokteyli ayrıntıları içeren mahkeme tutanakları…
Propaganda suçundan HAGB kararı…
Bunların hepsi yaşanmışken, tek cümleyle “beraat ettim” diyerek kendine meşruiyet alanı açmak hangi ahlaki zemine dayanır?
Bu ülke molotofla yakılan marketleri gördü.
Bu ülke sokak terörünün bedelini ödedi.
Bu ülke örgüt propagandasının nelere yol açtığını yaşadı.
Beraat kağıdı, hafızayı sıfırlamaz.
Ve asıl mesele burada başlıyor.
Bugün bu geçmişe sahip bir isim, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bir grup başkanvekilinin en yakın danışman halkasında yer alıyor. Siyasi metin yazıyor. Kürsü konuşmalarının arkasında duruyor.
Ve o grup başkanvekili kürsüye çıkıp Adalet Bakanını hedef alan konuşmalar yapıyor…
Bu konuşmaları yazan da Altan Sancar…
Şimdi buradan doğrudan sana sesleniyorum Murat Emir..
Arabanın kapısını açan bu adamı yeteri kadar tanıyor ve kefil oluyor musun?..
Onun yazdığı metinlerle kürsüye çıkıyorsun..
Emin misin?..
6 yıl 3 ay ceza verilen bir dosyayı görmezden mi geliyorsun?
Molotof kokteylli saldırı anlatımlarını duymamış mı sayıyorsun?
Propaganda suçundan verilen HAGB kararını teknik ayrıntı mı görüyorsun?
Eğer ilke gerçekten ilkeyse, önce kapının önünü süpüreceksin.
Eğer temizlik gerçekten temizlikse, en yakından başlayacaksın.
Siyaset, başkasının sicilini okumak kolaycılığı değildir.
Siyaset, kendi kadronun yükünü taşıyabilme cesaretidir.
Beraat bir hukuki sonuçtur.
Ama siyaset yalnızca hukuki değil, ahlaki bir alandır.
Şimdi cevap zamanı Murat Emir:
İlke dediğin şey herkes için mi geçerli?
Yoksa sadece karşı taraf için mi?
Çünkü bu millet artık şunu çok net görüyor:
Seçici ahlak, ilke değildir.
Çifte standart, siyaset değildir.

hbsosvkamaawurd.jpg

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler