Türk Mitolojisinin Kahramanları "Yeşim Taşı Efsanesi" İle Beyaz Perdeye Taşınıyor
Türk mitolojisinin pek çok karakterini ve motifini aynı evrende buluşturacak "Yeşim Taşı Efsanesi", yeni nesil üretim teknolojilerinin de kullanıldığı fantastik sinema projesi olarak izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor.
"Kronik Çocuk" etiketiyle yayımlanan Ömer Ünal'ın kitap serisinden esinlenilerek geliştirilen yapım, özgün senaryosu ve yeniden tasarlanan fantastik evreniyle Türk mitolojisini sinemaya taşıyor.
Proje, sinema, dijital oyun, mobil oyun, kutu oyunu ve farklı mecralara uzanan geniş kapsamlı bir anlatı evreni oluşturmayı hedefliyor.
Proje ve evren tasarımı Serdar Çetinkaya ile Murat Akkuş tarafından geliştirilen filmin yapımcılığını ve yönetmenliğini Çetinkaya, senaristliğini ise Akkuş üstleniyor.
Filmin merkezinde Oğuz, Umay ve Berk isimli üç arkadaş yer alıyor. Bilge Kağan'ın çağrısıyla "Yeşil Dünya"ya geçen üç arkadaş, kendilerini Yeşil Dünya ile Erlik Han'ın dünyası "Karanlık Dünya" arasındaki büyük mücadelenin içinde buluyor.
Yolculuk boyunca hem birbirlerini hem kendilerini tanımaya başlayan çocuklar, aynı zamanda kültürleri, geçmişleri ve değerleriyle de karşılaşıyor.
Filmde, fantastik maceranın yanı sıra dostluk, dayanışma, cesaret ve doğayla kurulan ilişki de temel unsurlar olarak ön plana çıkıyor.
"Türk'ü Türk anlatsın istedik"
Filmin yapımcı ve yönetmeni Serdar Çetinkaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, projenin çıkış noktasını kültürel bir anlatı oluşturma düşüncesinin oluşturduğunu belirtti.
Çetinkaya, "Biz sadece bir film yapmak istemedik aslında. Niyetimiz kültür endüstrisine hizmette bulunmaktı. Türk'ü Türk anlatsın istedik. Kendi hikayemizi, kendi çocuklarımıza ve dünya çocuklarına aktarmakla ilgili bir misyon üstlendik." dedi.
Projede, Türk kültüründeki doğaya, hayvanlara ve insan ilişkilerine bakışın da aktarılmasını önemsediklerini ifade eden Çetinkaya, bütün bunları Türk mitolojisini merkeze alan bir hikayeyle anlatmak istediklerini dile getirdi.
Ömer Ünal'ın eserinin bu konuda kendilerine geniş bir alan sunduğuna işaret eden Çetinkaya, kitabın Milli Eğitim Bakanlığının 100 temel eseri arasında yer aldığını, Anadolu Mektebi Projesi kapsamında Türk dünyasına tanıtıldığını hatırlattı.
Çetinkaya, "Yeşim Taşı Efsanesi"ni tek filmlik bir proje olarak tasarlamadıklarını, üç kitaptan oluşan serinin her kitabından üçer film uyarlanarak toplam 9 film yapılmasının planlandığını bildirdi.
İlk filmin daha büyük bir anlatı evreninin başlangıcı olacağını aktaran Çetinkaya, oluşturdukları yapıyı bir fikri mülkiyet ve evren tasarımı olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Bu nedenle projenin sinemayla sınırlı kalmayacağını belirten Çetinkaya, "Oyunlarımız, kutu oyunlarımız, dijital ve mobil oyunlarımız olacak. Bunların hepsinin, filmin vizyona girmesiyle beraber lansmanı yapılacak." diye konuştu.
Çetinkaya, yapımın farklı disiplinlerden isimlerin bir araya geldiği geniş bir ekiple hazırlandığını anlatarak, yardımcı yönetmen ve yapay zeka yönetmeni Sefa Özkan, yapay zeka yönetmeni Tayfun Tuna, senarist ve evren tasarımcısı Murat Akkuş, yapay zeka süpervizörü Anıl Tekin, kurgu yönetmeni Cihan Köse, seslendirme yönetmeni Altay Çapan ve müzik yönetmeni Dora Durak'a teşekkürlerini iletti.
"Farklı bir dünya tasarımı oldu"
Filmin senaristi Murat Akkuş da kitabın sinemaya aktarılması sırasında birebir uyarlama yöntemini tercih etmediklerini söyledi.
Ömer Ünal'ın eserindeki karakterler ile "Yeşim Taşı" mitolojisini çıkış noktası olarak aldıklarını aktaran Akkuş, "Yaşayan, sınırları ve halkları olan farklı bir dünya tasarımı oldu." dedi.
İzleyicinin ana karakterlerin yolculuğuna katılırken bu dünyanın farklı bölgelerini ve mitolojik unsurlarını da tanıyacağına işaret eden Akkuş, filmde özellikle Türk mitolojisinin az bilinen figürlerini görünür hale getirmeyi önemsediklerini vurguladı.
Bugüne kadar sinema ve popüler kültürde daha çok Batı mitolojisinden karakterlerin ön plana çıktığını belirten Akkuş, şunları kaydetti:
"Pegasus'u görüyoruz ama Pegasus'un Türk mitolojisindeki karşılığında Tulpar var. Çok fazla bilinmeyen mitolojik kahramanlarımızı göreceğiz. Burada çocuklarımız, aynı zamanda yetişkinlerimiz bu mitsel yolculukta karakterlerle tanışacak. Bugüne kadar çok fazla anlatılmayan, daha çok teorik olarak kitaplarda yer alan mitsel karakterleri, biz bu dünyada görsel olarak sunacağız."
Akkuş, bu yönüyle filmin çocukların Türk mitolojisini tanımasına ve kültürel karakterlerle daha erken yaşta ilişki kurmasına katkı sağlamasını amaçladıklarını ifade etti.
"Çok fazla detayı düşünüyoruz"
Yapay zeka yönetmeni Tayfun Tuna da filmin görsel dünyasının oluşturulmasında yapay zekanın yalnızca komut verilip sonuç alınan bir araç olarak kullanılmadığını söyledi.
Yapay zeka sistemlerinde sahneler arasında görsel tutarlılığı sağlamanın en önemli çalışma alanlarından biri olduğunu belirten Tuna, "Bizim için yapay zeka üretimi sadece bir kutucuğa prompt yazıp sonuç almak gibi bir şey değil. Sahnenin tonu, verdiği duygu, karakterlerin ifadesi, genel kompozisyon, renk ve ışık gibi çok fazla detayı düşünüyoruz. İçimize sinmeyen bir sonuç olduğunda, daha iyisini üretmek için tekrar tekrar çalışıyoruz." dedi.
Tuna, yapay zekadan film dışında oyun, internet sitesi ve diğer transmedya çalışmalarında da yararlanılacağını dile getirdi.
"Türkçe dudak senkronizasyonu için özel yöntem"
Yapay zeka süpervizörü Anıl Tekin ise yapay zeka tabanlı sistemlerde karşılaşılan teknik ve görüntüsel sorunların çözümü üzerinde çalıştıklarını anlattı.
Geleneksel bilgisayar tabanlı görüntü (CGI) yöntemleriyle karşılaştırıldığında yapay zekanın bazı üretim süreçlerinde süre ve maliyet avantajı sağladığını belirten Tekin, projede karşılaştıkları önemli konulardan birinin Türkçe konuşmalardaki dudak senkronizasyonu olduğunu söyledi.
Yapay zeka sistemlerinin İngilizcede daha başarılı sonuç verdiğine, Türkçede aynı performansın her zaman sağlanamadığına dikkati çeken Tekin, karakterlerin konuşmaları için fonetik temelli yöntemler geliştirdiklerini kaydetti.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.