Uzmanlara Göre, Küresel Başarı Kazanan Türk Dizilerinde Artık Stratejik Düşünülmeli
Öğretim Üyesi Ebulfez Süleymanlı: "Dünyada 170 ülkeye ihraç edilen dizilerimiz bir taraftan dünyada kültürel tanıtıma katkı sunarken bazı içerik tercihleri bu olumlu etkiyi zayıflatabiliyor.
Türkiye’nin dünya genelinde 170 ülkeye ulaşan dizi ihracatıyla elde ettiği "yumuşak güç" etkisi, bir yandan kültürel diplomasiye ve turizme katkı sağlarken diğer yandan bazı yapımlardaki içerik tercihleri nedeniyle Türk kültürünün yurt dışında yanlış tanınması riskini de beraberinde getiriyor.
Özellikle son yıllarda küresel ölçekte büyük bir popülarite yakalayan Türk yapımları, Türkçeye olan ilgiyi artırıp Türkiye’nin turistik cazibesini güçlendirse de senaryolarda işlenen "kaotik ilişkiler" ve "şiddet" gibi temalar kamuoyunda tartışmalara yol açıyor.
Üsküdar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebulfez Süleymanlı, Türkiye’nin en güçlü kültürel ihracat kalemlerinden biri haline gelen dizi sektörünün, "misafirperverlik ve hoşgörü" gibi temel değerleri gölgeleyen içerik tercihlerini ve bu durumun Türk imajına olumsuz etkilerini değerlendirdi.
- "İçerik tercihleri olumlu etkiyi zayıflatabiliyor"
Türk dizilerinin dünyada 170 ülkeye ihraç edildiğini ve Türkiye'nin uluslararası verilere göre dünyada en çok yapım ihraç eden 3'üncü ülke konumunda bulunduğunu belirten Süleymanlı, bu yapımların Türkçenin yaygınlaşmasına ve turizmin gelişmesine katkı sağladığını ve bu özellikleriyle "yumuşak güç" olarak değerlendirilebilecek önemli bir araç olduğunu ifade etti.
Özellikle Türk denilince dünyada akla gelen "misafirperverlik, hoşgörü, sevgi, saygı" gibi kişilik özelliklerinin pekiştirilmesi için bu yumuşak gücün kullanımının önemli olduğunu aktaran Süleymanlı, bazı dizi ve film yapımlarının bu özellikleri pekiştirmek yerine zarar verdiğini, yerine daha kaotik bir imajın çizilmesine yol açtığını söyledi.
Süleymanlı, dizi ve filmlerin tanıtıcı gücünün çok önemli olduğunu, bunu Hollywood gibi dev endüstrilerde görülebileceğini söylerken Türkiye'nin de kendi yumuşak gücü olan dizi ve film yapımlarının, kendisinden olmayan gündem ve konularla suni, doğru olmayan bir algıyla uluslararası arenada çevrelendiğini aktardı.
Özellikle Türkiye'nin bilinirliğiyle ilgili mafyatik dizilerin, çarpık aile ilişkilerini işleyen senaryoların veya kaotik konuları ele alan yapımların her ne kadar yurt dışında popüler olsa da Türk imajını olumsuz yönde etkilediğini söyleyen Süleymanlı, şu ifadeleri kullandı:
"Türk dizileri bugün Türkiye'nin en güçlü kültürel ihracat alanlarından biri haline gelmiş durumda. Artık bu yalnızca bir televizyon başarısı değil. Aynı zamanda kültürel diplomasi, turizm ve ülke imajı açısından da önemli bir başarıdır ve tabii ki Türk dizileri sayesinde artık bütün dünyada işte Türkçe kelimeler duyuluyor. Farklı şehirleri merak ediliyor. Türkiye geniş bir coğrafyada görünür hale geliyor ve bu yönüyle Türk dizileri önemli bir yumuşak güç aracı olarak yani şu an konumlanmakta. Ancak dünyada 170 ülkeye ihraç edilen dizilerimiz bir taraftan dünyada kültürel tanıtıma katkı sunarken bazı içerik tercihleri bu olumlu etkiyi zayıflatabiliyor. Özellikle aile içindeki toksik ilişkiler, ihanet, entrika, şiddet, mafyatik güç ilişkileri veya sürekli olarak kriz ve kaotik durumları öne çıkarıldığında, Türkiye'nin sıcak, samimi ve değer odaklı kültürel bilinirliği gölgede kalabiliyor"
- "Türk dizilerinin başarısı bizi stratejik düşünmeye de sevk etmelidir"
Yurt dışında izlenen Türk yapımlarının pek çoğunda bugün Türkiye'ye ait imgelerin görülmesinde zorlanıldığını ve hatta Türklere ait olmayan bir gerçekliğin, Türklerinmiş gibi işlenilmesinden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Süleymanlı, bugün yapımların ekseriyetle yalılarda, devasa yapılarda geçtiğini, kahramanların Türk aile gelenek ve göreneklerinden uzak bir çizgide rol sergilediğini, özellikle abartılı senaryolarıyla, yayınlandıkları ülkelerdeki aile yapısına olumsuz örnek teşkil ettiği yönündeki eleştirilere rastladıklarını söyledi.
Süleymanlı, 2025 yılında bir Rus psikolog ve sosyolog Raushan Birmagambetova'nın 'Türk dizilerinin aile yapılarını olumsuz yönde etkilediği' yönündeki açıklamalarını bu tartışmalara örnek olarak gösterirken "Türk dizilerinin aile yapısını bozduğu ya da geleneksel değerleri zayıflattığı gerekçesiyle eleştirilmesi bu açıdan dikkati çekicidir. Türk dizileri ne kadar güçlü bir etki alanı oluşturursa taşıdığı imgeler de o kadar dikkatle izlenir. Bu nedenle Türk dizilerinin yurt dışındaki başarısı bizi sadece gururlandırmamalı, aynı zamanda daha stratejik düşünmeye de sevk etmelidir." dedi.
Türkiye'nin hem tarihi ve kültürel hem de coğrafi ve sosyolojik açıdan pek çok kıymetli senaryoyu kendi içerisinde barındırdığını, dolayısıyla yumuşak güç olarak görülen bu alanda ülkenin doğru tanıtılabilmesi için daha seçici ve Türkiye'yi anlatan yapımların tercih edilmesi gerektiğini aktaran Süleymanlı, her geçen gün daha da global ve dijital bir yapıya bürünen dünyada dizi ve film sektörünün etkisinin göz ardı edilmemesi gerektiğini kaydetti.
Prof. Dr. Süleymanlı şöyle devam etti:
"Türk dizileri yaklaşık 170 ülkede 750 milyon insanla buluşuyor ve sektörün ihracat gelirinin 1 milyar doları aştığı belirtiliyor ve bu artık yalnızca bir televizyon başarısı değil, kültürel diplomasi, turizm ve ülke imajı açısından da son derece önemli bir başarıdır. Türkiye'nin imajının özellikle yurt dışındaki bu diziler üzerinden tasarlanan imajının da mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Yani şu an dediğim gibi çok önemli malzememiz var. Türkiye'nin iyi senaristleri var. Yapım şirketleri kendilerini çok geliştirdi. Yani dünyada 170 ülkeye ulaşmak kolay bir şey değil. Bunu daha güçlü, daha kültürümüze ve özümüze uygun senaryolarla, içeriklerle daha farklı bir yere taşıyabileceğimize tam eminim ben."
- "İzleyici, eski dizilerdeki sıcaklığı, yakınlaşmayı ve öğretileri ne yazık ki göremiyor"
Eski yıllarda Türk dizilerinin daha çok aile, erdemler, doğruluk, dürüstlük, şefkat, merhamet ve sevgi gibi temelleri ele aldığını, bugün ise daha çarpık konuların işlenmeye başlandığı yapımların görülmeye başlandığına dikkati çeken Ebulfez Süleymanlı, yurt dışındaki 'tehlike' kadar Türkiye'deki durumun da dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.
Özellikle silahların bu kadar görünür olmasına, şiddetin sınırsızca sergilenmesine ve bu kadar kaosun yer aldığı içeriklerin izleyenleri olumsuz yönde etkileyebileceğine işaret eden Süleymanlı, bu yapımlar konusunda yerel izleyenlerin de seçici davranması gerektiğini aktardı.
Dizi ve filmlerdeki bu anlatının değişmesinin hem Türkiye'de hem de dünyadaki Türk yapımlarının itibarına ve etkisine olumlu katkı sağlayacağını düşündüğünü belirten Süleymanlı, sözlerini şöyle bitirdi:
"Türkiye'nin kültürel hafızasından, köklerinden, tarihinden geleni dünyaya tanıtması, onu zenginleştirerek dünyadaki izleyici kitlesine ulaştırılması ve aynı zamanda kendi özüne aykırı olan tamamen hayal ürünü olan, işte Batı'ya özenti olarak ortaya çıkan birtakım toksik ilişkilerini reddetmesi, dizi sektörümüzü ve film yapım sektörlerini çok daha iyi bir hale getirecektir. Bu aynı zamanda Türkiye'nin yurt dışındaki kendine yakışır imajının olumlu anlamda oluşmasına çok büyük bir katkı sağlayacaktır diye düşünüyorum"
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.