WSJ'de Açık Açık Yazıldı: 'İran'dan Sonra Türkiye Kontrol Altında Tutulmalı'

WSJ'de Açık Açık Yazıldı: 'İran'dan Sonra Türkiye Kontrol Altında Tutulmalı'

Dünyaca ünlü The Wall Street Journal’da yayımlanan makalede, ABD-İsrail’in İran’dan sonra Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiği savunuldu.

Dünyaca ünlü The Wall Street Journal’da yayımlanan makalede, ABD-İsrail’in İran’dan sonra Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiği savunuldu. İsrail yanlısı gazeteci Bradley Martin, İran’dan sonra ABD-İsrail’in Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiğini ve "NATO üyeliğinin gözden geçirilmesi gerektiğini" söyledi.

İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik emperyalist saldırıları ve son gelişmeler; Türkiye'den anbean takip edilmeye devam ediyor.

Son olarak ABD’nin en büyük gazetelerinden olan The Wall Street Journal’da (WSJ) kaleme alınan yazıda, ABD Savunma Bakanlığı ile ortak çalışan bir merkezde yönetici ve İsrail yanlısı gazeteci Bradley Martin, İran’dan sonra ABD-İsrail’in Türkiye’yi “kontrol altında tutması” gerektiğini savundu.

İsrail’e açık desteğiyle bilinen ve Trump’a en yakın medya kuruluşlarından Fox News’a da sahip olan Murdoch ailesine ait The Wall Street Journal’da, İsrail ve ABD’nin İran’dan sonra Türkiye’yi hedefe koymasını öneren bir makale yayımlandı.

''BOŞLUĞU TÜRKİYE DOLDURMAMALI''

Makalede İran’ın oluşturduğu iddia edilen “bölgesel tehdit” etkisi hale getirildikten sonra Türkiye’nin bu boşluğu doldurmamasının sağlanması gerektiği savunuldu.

"TÜRKİYE'NİN NATO ÜYELİĞİ GÖZDEN GEÇİRİLMELİ"

Türkiye’nin “ABD dış politikasının dışına çıktığı” iddia edilirken bu durum Ankara’nın “kontrol altında tutulup” Türkiye’nin NATO üyeliğinin “tekrar gözden geçirilmesi” gerektiğinin bir işareti olarak değerlendirildi.

''TÜRKİYE’NİN İRAN’IN YERİNİ ALMAMASI SAĞLANMALI''

İsrail yanlısı gazeteci ve ABD Savunma Bakanlığı ile ortaklıkları olan Yakın Doğu Stratejik Çalışmalar Merkezi Genel Müdürü Bradley Martin tarafından kaleme alınan yazıda şu ifadeler yer aldı:

“İran'ın oluşturduğu bölgesel tehdidi etkisiz hale getirirken, ABD ve İsrail, Türkiye'nin onun yerini almamasını sağlamalıdır.

Irak savaşından sonra İran, Saddam Hüseyin'in bıraktığı iktidar boşluğunu kullandı. İran, İslam Devrim Muhafızları teröristlerini sınırın ötesindeki Şii cihatçı grupları eğitmek için göndererek ABD'yi maliyetli bir işgale sürüklerken, İran'ın bölgesel etkisini genişletti.

Başkan Trump cumartesi günü yaptığı açıklamada, “İran güçleri Irak'ta yüzlerce Amerikan askerini öldürdü ve sakat bıraktı” dedi. “Rejimin vekilleri, son yıllarda Orta Doğu'da konuşlanmış Amerikan güçlerine, ABD donanma ve ticaret gemilerine ve uluslararası nakliye hatlarına sayısız saldırı düzenlemeye devam etti.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını uluslararası hukukun “açık bir ihlali” olarak eleştirdi. Erdoğan ayrıca, İran'ın eski dini lideri Ayetullah Ali Hamaney'in ölümünden “üzüntü duyduğunu” söyledi.

Ülkesinin Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) önemli bir üyesi olan Erdoğan, ocak ayındaki protestolar sırasında hayatını kaybeden binlerce masum İranlıya hiçbir sempati göstermedi. Türk hükümetinin, Türkiye'de İran rejimine karşı protesto eden kişilerin tutuklanması konusunda Tahran ile işbirliği yapmayı kabul ettiği bildirildi. NewsNation'ın haberine göre, tutuklananlardan bazıları daha sonra İran'da idam edildi.

Erdoğan, İslam dünyasına liderlik etmek istiyor ve kendisini İslam'ın koruyucusu, bir tür modern Osmanlı sultanı olarak görüyor. Bu, Türkiye'nin İran konusunda NATO için neden kötü bir ortak olduğunu açıklıyor. Ankara'nın 2012 yılında İran'a, İsrail için casusluk yapan ve İran'ın nükleer silah programı hakkında bilgi toplayan 10 İran vatandaşının kimliklerini ifşa ettiği bildirildi. İsrail Mossad'ın eski başkanı Danny Yatom, bu olayı İran'ın nükleer programı hakkında istihbarat toplamaya çalışan Batılı kurumlara yönelik büyük bir darbe olarak nitelendirdi.

2015 yılında ABD öncülüğündeki Delta Force'un İslam Devleti'nin mali işler sorumlusu Abu Sayyaf'ın bulunduğu tesise düzenlediği baskında, terör örgütü ile Türk yetkililer arasında inkar edilemez bağlantılar ortaya çıktı. O dönemde IŞİD, karaborsada petrol satarak ayda milyonlarca dolar kazanıyordu.

Türkiye, Suriye mülteci krizini de Avrupa Birliği'nden tavizler koparmak için kullandı. Buna örnek olarak, AB'nin Ankara'nın bloğa düzensiz göçü durdurma taahhüdü karşılığında Türkiye'ye 6 milyar avro yardım sağlamayı kabul ettiği 2016 AB-Türkiye anlaşması ve Erdoğan'ın Türkiye'nin artık mültecilerin Avrupa'ya girişini engellemeyeceğini açıkladığı 2020 sınır krizi verilebilir. Yunanistan hükümeti bu eylemi “şantaj diplomasisi” olarak nitelendirdi.

NATO, Türkiye ile ilişkisini sürdürmeli mi? İran rejimi düştükten sonra Orta Doğu'daki rolü ne olmalı? Bu soruları değerlendirirken ABD, Türkiye'nin ABD dış politikasına karşı çıktığını ve müttefikleri için baş ağrısı olduğunu unutmamalıdır.”

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler