AB Komisyonu Başkanı Von Der Leyen, İran'a Yönelik Yaptırımların Kaldırılmayacağına İşaret Etti
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, ABD ve İran arasında sağlanan mutabakatın ardından İran'a yönelik yaptırımların halihazırda kaldırılmayacağına işaret etti
Leyen ve AB Konseyi Başkanı Antonio Costa, Fransa'da düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında basın toplantısı düzenledi.
AB Komisyonu Başkanı von der Leyen, küresel ekonomik dengesizlikler, Orta Doğu, Ukrayna, yapay zeka ve çocukların çevrim içi güvenliği konularının gündemin ana başlıkları olacağını söyledi.
AB'nin İran'a yönelik yaptırımlarının iki temel unsuru bulunduğunu kaydeden von der Leyen, bunun birinin insan hakları ihlalleri, diğerinin ise kitle imha silahları olduğunu söyledi.
Ursula von der Leyen, "Yaptırımların temel ilkesi, kaldırılmalarını değerlendirebilmemiz için sahada gerçek bir değişimin olması gerektiğidir. Yaptırımlar, davranış değişikliği sağlamak için uygulanır. Dolayısıyla, eğer davranış güvenilir ve doğrulanabilir biçimde değişiyorsa yaptırımlar kaldırılabilir." dedi.
Bunun tersinin de geçerli olduğuna dikkati çeken von der Leyen, "Davranışta bir değişiklik olmadığı sürece, insan hakları ihlalleri ve kitle imha silahları nedeniyle yaptırımlar kaldırılamaz." ifadelerini kullandı.
Von der Leyen, ABD ile İran arasında varılan mutabakatı memnuniyetle karşıladığını yineleyerek temel önceliğin mutabakatın uygulanması olduğunu söyledi.
Mutabakatın daha geniş kapsamlı müzakerelerin önünü açması ve İran’ın nükleer ve balistik programlarının sona ermesine yol açması gerektiğini kaydeden von der Leyen, "Ayrıca şunu da vurgulamak isterim ki, Lübnan yanarken kalıcı bir barış mümkün değildir. Gerçek bir ateşkes çağrısında bulunuyoruz ve Lübnan’ın egemenliğine tam saygı gösterilmesini talep ediyoruz." mesajını verdi.
Von der Leyen ayrıca AB'nin Fransa'yla "Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE)" ortak savunma finansman programı kapsamında 15 milyar avroluk savunma kredisi imzalayacağını bildirdi.
Çin ile ticaret açığı 360 milyar avroya ulaştı
AB açısından 2025 yılının Çin ile ticarette bir dönüm noktası olduğunu belirten von der Leyen, ilk kez bütün AB üyesi ülkelerin Çin'e karşı ticaret açığı verdiğine dikkati çekti.
Von der Leyen, "AB'nin Çin ile ticaret açığı 360 milyar avro ile şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştı. Bunun sürdürülebilir olmadığı açıktır." değerlendirmesini yaptı.
Stratejilerinin ayrışmak değil, riskleri azaltmak olduğunu söyleyen von der Leyen, kendi üretim kapasitelerini hızla artırmak, dünya genelindeki serbest ticaret anlaşmaları ağlarını genişletmek ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmek istediklerini söyledi.
Von der Leyen, iç pazarı haksız uygulamalardan korumaları gerektiğine dikkati çekerek bu kapsamda son yıllarda koruma önlemlerinden sübvansiyon karşıtı tedbirlere kadar çeşitli mekanizmalar geliştirdiklerini anımsattı.
Kritik minerallerde Çin bağımlılığı uyarısı
G7 ülkeleri arasında birlik ve koordinasyonun hayati önem taşıdığını vurgulayan von der Leyen, "Hepimiz ekonomilerimizde benzer eğilimlerle karşı karşıyayız. Örneğin kritik hammaddeler konusu. Bu alanda yeterli ölçeğe ulaşabilmek için birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Bu nedenle G7 ve diğer ortak ülkelerle kritik ham maddeler anlaşması üzerinde çalışıyoruz." yorumunda bulundu.
Von der Leyen, kritik minerallerin Çin'de yoğunlaştığını, bunun kritik minerallere erişim ve bunların işlenme kapasitesinin büyük ölçüde Çin'de toplandığı anlamına geldiğini aktararak, geçen yıl kritik mineral ihracatına getirilen kısıtlamaların birkaç hafta boyunca Avrupa ekonomisini etkilediğine işaret etti.
Kritik minerallerde tek bir tedarikçiye aşırı bağımlı olunmaması gerektiğini vurgulayan von der Leyen, "AB'nin kendi kritik mineral potansiyelini geliştirmesi gerekiyor. Avrupa'da kayda değer bir potansiyel bulunuyor ancak bunun hayata geçirilmesi zaman alacaktır." dedi.
Von der Leyen, Orta Doğu'daki krizin önemli bir ders niteliği de taşıdığına dikkati çekerek "Enerji bağımlılığımızın bir kez daha bir silah olarak kullanılabildiğini gördük. Bu nedenle Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan taşımacılığa olan bağımlılığımızı nasıl azaltabileceğimizi de görüşeceğiz. Daha dayanıklı alternatif ihracat güzergahları oluşturuldu ve yenileri de inşa edilecek." ifadelerini kullandı.
Yapay zeka
Yapay zeka konusunun da gündemde olacağını anlatan von der Leyen, şöyle devam etti:
"Öncü (frontier) yapay zeka modellerinde etkileyici ilerlemeler görüyoruz. Bunlar bilim ve teknolojide büyük ilerlemeler sağlayacak. Ancak aynı zamanda riskleri de artırıyor. Bugünün temel sorusu, yeni modelleri güvenli biçimde nasıl devreye alacağımızdır."
Von der Leyen, bu modellerin hizmete girmeden önce test edilmesi konusunda G7 ülkeleri arasındaki işbirliğinin büyük önem taşıdığını belirtti.
Çocukların çevrim içi ortamda korunması konusuna da değinen von der Leyen, "Dijital dünyanın sunduğu fırsatlar açık olduğu kadar riskleri de açıktır. Tartışma, gençlerin sosyal medyaya erişip erişmemesi değil, sosyal medyanın çocuklarımıza ve gençlerimize ne zaman ve ne ölçüde erişebileceğidir. Bu riskler nedeniyle sosyal medyaya erişimin geciktirilmesi yönündeki argüman giderek güçlenmektedir." diye konuştu.
Çocukların hem çevrim içi hem de çevrim dışı ortamda bağımsız hareket edebilme becerilerini geliştirebilmeleri için onlara koruma, zaman ve gerekli imkanları sağlamaları gerektiğine işaret eden von der Leyen, "Teknoloji şirketlerinin de büyük sorumluluğu bulunmaktadır. Avrupa'da platformlar, tasarım gereği güvenli olduklarını kanıtlamak zorundadır. Bu ilke özellikle çocuklarımız ve gençlerimiz açısından büyük önem taşımaktadır." dedi.
"AB, Orta Doğu’da kalıcı barış için sağlam bir çerçeveye katkı sunmaya hazır"
AB Konseyi Başkanı Costa ise G7 Zirvesinin "belirleyici" bir anda gerçekleştiğini vurgulayarak, "Burada alacağımız kararlar harekete geçme, işbirliği yapma ve küresel istikrarın temelini oluşturan ilkelere bağlılığımız konusunda açık bir mesaj verecektir." değerlendirmesinde bulundu.
Hiçbir ülkenin mevcut zorluklarla tek başına baş edemeyeceğinin altını çizen Costa, uluslararası istikrar için barışın varoluşsal bir öncelik olduğunu söyledi.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin de zirveye katılacağını kaydeden Costa, "Bu çatışma artık Birinci Dünya Savaşı’nı bile geride bırakacak kadar uzun sürmüştür. Bu, büyük bir meydan okumadır ve çatışmaların giderek yoğunlaştığını biliyoruz. G7, kalıcı bir barışa yönelik bir anlaşmaya ulaşılmasına katkı sağlayabilir." görüşünü savundu.
Costa, bugün ayrıca Ukrayna’nın AB'nin entegrasyonu yönünde tarihi bir adım atacaklarını aktararak resmi müzakerelerin başlayacağını anımsattı.
Rusya'nın zamanın kendi lehine işlemediğini anlaması gerektiğini belirten Costa, zaman kazanma çabasının fayda sağlamayacağını kaydetti.
Costa, İran ve Orta Doğu’daki durumu da Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar gibi bölgesel liderlerin katılımıyla ele alacaklarını belirterek "AB, Orta Doğu’da kalıcı barış için sağlam bir çerçeve oluşturulmasına katkı sunmaya hazırdır. Bu gelişme umut açsa da Gazze’deki trajik insani durumu ve Batı Şeria’daki yasa dışı işgal konusundaki ciddi endişeleri unutturmamalıdır. Bölgede adil ve kalıcı bir barış için tek mümkün yol olan iki devletli çözüm doğrultusunda ilerlemek gerekmektedir." ifadelerini kullandı.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.