Avrupalı Uzmanlara Göre AB'nin Geleceğinde Türkiye'nin Rolü Büyüyecek
Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman'ın 9 Mayıs 1950'deki konuşmasında sunduğu ve kendi adıyla anılan barış, entegrasyon ve işbirliği planının üzerinden geçen 76 yılın ardından AB'nin, güvenlik alanında yeteri kadar gelişemediği belirtiliyor.
Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman'ın 9 Mayıs 1950'deki konuşmasında sunduğu ve kendi adıyla anılan barış, entegrasyon ve işbirliği planının üzerinden geçen 76 yılın ardından AB'nin, güvenlik alanında yeteri kadar gelişemediği belirtiliyor.
Düşünce kuruluşu Avrupa'nın Dostları'ndan (Friends of Europe) Barış, Güvenlik ve Savunma Grubu Lideri Thomas Van Vynckt ve Uluslararası Kriz Grubu Kıdemli Analisti Marta Mucznik, AA muhabirine yaptıkları değerlendirmelerde, AB'nin karşılaştığı güvenlik tehditleri, aşırı sağın yükselişi ve genişleme sürecine ilişkin görüşlerini paylaştı.
Uzmanlar, AB'nin ekonomik bir güç olmasına rağmen savunma kapasitesinde yetersiz kaldığını ve ABD güvenlik garantisinin belirsizleşmesiyle Türkiye gibi ülkelerin stratejik öneminin arttığını vurguladı.
Van Vynckt, Avrupa'nın şu anda karşı karşıya olduğu en büyük zorluğun bir yandan güvenlik ortamının kötüleşmesi, diğer yandan bunlara karşı koymak için diğer aktörlere çok bağımlı olması olduğunu söyleyerek, "Rusya, Ukrayna ile kinetik bir savaşa girmiş durumda, ancak yıllardır Avrupa ve Avrupa Birliği ile savaş eşiğine varmayan hibrid çatışma türü bir senaryoya girişiyor." dedi.
NATO ile AB’nin transatlantik ilişkilerde, geçmişte de krizlerle karşılaştığını fakat bugünkü krizin özellikle daha da derin olduğunu kaydeden Van Vynckt, "ABD'nin Almanya'dan asker çekme kararı ve uzun menzilli füzelerin konuşlandırılması planlarını askıya alması, bu gerginliği daha da artırıyor.” diye konuştu.
NATO'nun caydırıcılık mesajı sarsıldı
Van Vynckt, NATO'nun bir bütün olarak işlevinin caydırıcılık olduğunu ancak son 18 ayda bu caydırıcılık mesajının sallantılı olduğunu belirterek, "ABD Başkanı Trump'ın NATO'yu 'kağıt kaplan' olarak nitelendirdiği açıklamaları, NATO'nun güvenilirliğini ve İttifak'ın sergilediği birliği olumsuz etkiledi. Avrupalılar, güvenlik alanında ABD dışındaki seçeneklere daha fazla yöneliyor. Asıl mesele, Avrupa'nın NATO'ya bağımlı değil ortak olacak kadar güçlenip güçlenemeyeceği." değerlendirmesinde bulundu.
Van Vynckt, son altı ayda Ukrayna'nın gücünü Körfez'e kadar yayabilecek bir ülke konumuna geldiğini belirterek, Ukrayna'nın ciddi bir savaş tecrübesi kazandığını ve bunun yanı sıra Birleşik Krallık, Norveç ve Türkiye'nin de farklı alanlarda önemli askeri tecrübelere sahip olduğunu kaydetti.
Ukrayna, Türkiye ve Birleşik Krallık'ın merkezinde yer aldığı yenilenmiş bir Avrupa güvenlik mimarisine duyulan ihtiyacı dile getiren Van Vynckt, "Türkiye, savaş tecrübesi olan devasa bir kara ordusuna, Baykar sistemleri insansız hava araçlarına ve diğer savunma teknolojilerinde güçlü bir askeri-sanayi kapasitesine sahiptir. Türkiye, transatlantik güvenliğin temel bir direğidir ve son 12 hafta boyunca kendisini Orta Doğu ile Avrupa'nın kesiştiği noktada kilit bir aktör olarak konumlandırmıştır." ifadelerini kullandı.
"AB ekonomik güce sahip ama askeri araçlardan yoksun"
Mucznik, AB'nin Soğuk Savaş'tan bu yana en tehlikeli güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu söyleyerek, "AB, bu belirsiz jeo-stratejik ortama tutarlı ve kararlı bir şekilde yanıt vermek için gereken askeri ve siyasi araçlardan hala yoksun." dedi.
AB'de Türkiye'nin artan stratejik önemine ilişkin farkındalığın giderek güçlendiğini belirten Mucznik, Avrupa'nın güvenlik ve savunma alanındaki ortaklıklarını çeşitlendirme ihtiyacının da her zamankinden daha fazla hissedildiğini söyledi.
Mucznik, "Avrupa'nın güvenliği uzun yıllar boyunca, ABD'nin NATO'ya tam bağlılığını sürdüreceği varsayımına dayanıyordu. Bu varsayım uzun süre sorgulanmadı. Ancak özellikle Trump yönetimiyle birlikte artık bu bağlılığın eskisi kadar kesin olmadığı görülüyor. Avrupa da bu yeni gerçekliğe nasıl uyum sağlayacağını anlamaya çalışıyor." diye konuştu.
Aşırı sağın, dünyanın diğer yerlerinde olduğu gibi Avrupa'da yükselişte olduğunu söyleyen Mucznik, "Aşırı sağ partilerin çoğu AB sisteminin içinde varlık göstermeyi sürdürüyor. Sistemden ayrılmaya çalışmıyorlar, sadece sistemi içeriden değiştirmeye çalışıyorlar. Asıl soru Avrupa siyasetinin ağırlık merkezi giderek aşırı sağa kaydığında ne olacağı?" ifadesini kullandı.
Mucznik, Ukrayna'daki savaşın AB genişlemesi konusundaki tartışmayı tamamen değiştirdiğini belirterek, "Ukrayna'daki savaştan önce bir 'genişleme yorgunluğu' duygusu vardı. Ukrayna'daki savaş bu momentumu değiştirdi ve Ukrayna'nın işgalinden sonra AB; Ukrayna, Moldova ve Gürcistan'a aday statüsü vermeye karar verdi. Ancak katılım müzakereleri yıllar, hatta on yıllar alıyor." değerlendirmesinde bulundu.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.