Cüneyt Şaşmaz Yazdı: Güç Yapıları ve Seçim?!

Cüneyt Şaşmaz Yazdı: Güç Yapıları ve Seçim?!

Siyasi ve medya aktörleri üzerinden gerilimler tırmandırılmış, Bazı isimler sert çıkışlarla süreci etkilemeye çalışmıştır. Girilen kritik süreçlerden çıkış zor olmuş, Ardından dijital mecralarda direniş ve tartışma sürmüştür.

“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk
...
Bugün aslında dün’dü.
Realpolitik doğası gereği sert ve pragmatiktir.
2007 öncesi dönemde;
Siyasi ve medya aktörleri üzerinden gerilimler tırmandırılmış,
Bazı isimler sert çıkışlarla süreci etkilemeye çalışmıştır.
Girilen kritik süreçlerden çıkış zor olmuş,
Ardından dijital mecralarda direniş ve tartışma sürmüştür.
Bu tutum, milli direniş olarak nitelendirilebilecek bir yaklaşım sergilemiştir.
Küresel siyasi iktidar,
Yerel seçim sistemlerini ve güvenlik mekanizmalarını da
Doğrudan biçimlendirmektedir.
Öncelikle…
BOP çerçevesindeki gelişmeler,
İstihbari ve jeopolitik bir oyun niteliği taşımıştır.
Uzun yıllardır yakından izlenen ve not edilen bu süreçler,
Bir günde bugünkü noktaya gelmemiştir.
Hapis süreleri dikkate alındığında bazı isimlerin sembolik önemi büyüktür.
Asıl mesele “kimin hangi amaçla harekete geçtiği” sorusudur.
İstihbarat dinamiklerinde bu tür süreçler stratejik önem kazanabilir;
İyi niyetli adımlar zaman zaman beklenmedik sonuçlar doğurabilir.
Küresel siyasi iktidarın etkisi,
Seçim sistemlerinin tasarımından sonuçların algılanmasına kadar uzanır.
Nitekim…
Günümüzün dijital çağında bilişim sektöründeki ivmeli gelişmeler,
Sosyal medyanın yaygınlaşması ve internetin küresel erişimi sayesinde bilgiye ulaşım,
Eşi benzeri görülmemiş bir hız ve yoğunluğa erişmiştir.
Bu dönüşüm geleneksel bilgi akışının hiyerarşik yapısını temelden sarsmıştır.
Yakın geçmişte;
Ulusal istihbarat birimlerinin günlerce süren çabalarla
Devlet başkanlarına sunduğu stratejik verilere,
İnternete erişimi olan herkes anlık olarak ulaşabilmektedir.
Bilginin “demokratikleşmesi” potansiyeli taşırken,
Aynı zamanda “hakikat” ile “yalan” arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığı
Yeni bir meydan okuma evresi başlamıştır.
Seçim güvenliği mekanizmaları da bu dijital ortamda hem güçlenmiş
Hem de yeni zafiyetlere açık hale gelmiştir.
Hal böyleyken…
Bazı gruplara ulusal güvenlik gerekçesiyle müdahale edilirken
Benzer durumlar başka çevrelerde farklı sonuçlar üretmiştir.
2007 döneminde öne çıkan isimler ve bağlantılar
Siyasi dengeleri derinden etkilemiştir.
Vatan ve millet için çaba gösteren yapılar korunurken
Bazı unsurlar dış dinamiklere göre şekillendirilmiştir.
Genişletilmiş Orta Doğu Projesi bağlamında Avrupa merkezli etkiler,
Küresel sermaye ilişkileri zamanla belirginleşmiştir.
Jeopolitik satranç tahtası her zaman çok katmanlı olmuştur;
Bu da algı ve yorumlarda sıkça karışıklığa yol açmıştır.
Seçim sistemlerinin etkileri,
Bu karmaşık yapı içinde kimin güç kazandığını belirleyen temel unsurdur.
Demem o ki:
Uzun zamandır söylendiği gibi “tango başka, kucak dansı başkadır”.
Bazı milliyetçi çevreler dış bağlantılarda daha yakın ilişkiler geliştirmiştir.
Almanya ve Avrupa etkisi siyasal tartışmaların önemli bir unsuru olmaya devam etmektedir.
2007 öncesi sert söylemler ile günümüz arasındaki farkın azaldığı gözlemlenmektedir.
BOP çerçevesinde küresel sermayenin Türkiye’deki bazı aktörleri ve yapıları
Hâlâ eleştiri konusudur.
Küresel siyasi iktidarın yerel seçim süreçlerine müdahalesi,
Sandık güvenliğinden oy sayımına kadar uzanan zincirde kendini gösterir.
Demem şu ki:
Siyasi süreçlerde “Erdoğan’ı mı destekliyorsunuz?!” sorusu sıkça yöneltilir.
Burada süreç analizi yapılmaktadır.
MİT’in belirli dönemlerdeki konumu ile Emniyet ve yargıdaki yaklaşımlar farklılaşmıştır.
2007 dinamiklerinin benzerleri 2026’da da görülmektedir.
Nüans?!
Muhalif tutumlar bazen daha rahat ilerlerken,
İktidar yanlısı duruşlarda kurumlar arası gerilimler yaşanabilmektedir.
Seçim sistemlerinin etkileri, bu gerilimlerin
Hem kaynağı hem de sonucu haline gelebilmektedir.
Demem o deme değil şu deme:
Üçüncü sınıf istihbari yaklaşımlarla birinci sınıf sorunlar çözülemez.
2007’den 2026’ya benzer döngülerin tekrarlandığı görülmektedir.
Eski 28 Şubat unsurlarıyla AK Parti çevresi zaman zaman karşı karşıya getirilmiştir.
Uzlaşı mümkün olsaydı bazı yapılar uzlaştırılıp kullanılabilirdi.
AB dışında net bir çözüm seçeneği bulunmamakta, tüm yollar risk taşımaktadır.
Bu nedenle büyük sermaye ve istihbarat bağlantıları sürekli tartışma konusu olmuştur.
Seçim güvenliği mekanizmalarının zayıflığı,
Küresel güçlerin yerel tercihlere nüfuz etmesini kolaylaştırmaktadır.
Hasılı:
İstihbarat mekanizmaları etkilendiğinde hangi siyasi partiden yana olunursa olunsun
Sonuçlar benzerlik gösterebilmektedir.
İş dünyasının, siyasetin ve bürokrasinin genel tablosu ortadadır.
Herkes görevini yapıyor gibi görünse de
Coğrafyanın yapısal alışkanlıklarıyla “yaparmış gibi yapmak”
Yaygın bir tutum haline gelebilmektedir.
O dönemde yıkım iddiaları ciddi olsaydı bazı kumpas süreçleri yaşanmayabilirdi.
BOP’ta siyasal unsurlar araçsallaştırılmıştır.
Saddam dönemi ve İran’ın uzun vadeli dış etkileri de
Bu oyunların parçası olarak değerlendirilmektedir.
2007’de MİT ve Genelkurmay’daki bazı isimler 28 Şubat’a mesafeli dururken
Emniyet İstihbaratı üzerinden izlemeler yapılmıştır.
15 Temmuz hadisesi bu yapıların boyutunu ortaya koymuştur.
Seçim sistemlerinin etkileri, bu istihbari ve jeopolitik oyunların
Meşruiyet zemini olarak kullanılmaktadır.
Hülasa:
Bu süreçlerde millî refleks ve zekâ unsurlarıyla zaman zaman oynanmıştır.
Meydan boş kaldığında manipülasyonlar kolaylaşmıştır.
Kısa vadeli avantaj peşinde koşanlar çoğalırken büyük resmin dengeleri değişmiştir.
Rusya, Çin ve İran yeni dengeler oluşturmuştur.
Milliyetçi isimler zor dönemler geçirirken genel tablo tersine dönmüştür.
Uzun ve zorlu bir yoldan gelinmiştir; final safhasındayız.
Bazı açıklamalar ve eski YAŞ kararları hâlâ tartışılmaktadır.
Temizlik operasyonları yapılmış ancak verilen sözler ve dengeler tam olarak tutmamıştır.
“Cıvata sökme” tartışmaları Türkiye’nin millî ve laik yapısını da etkilemiştir.
Tarihsel gerilimler sürmektedir.
Seçim güvenliği mekanizmalarının dijital çağdaki kırılganlığı,
Küresel siyasi iktidarın elini güçlendirmektedir.
Netice:
Gazi Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışı gibi kritik kararlar alınmasaydı
Dış bağlantılar Anadolu’yu riske atabilirdi.
O süreçlerden sonra Erdoğan dönemi ile küresel ve
NATO çevreleri arasında daha yakın ilişkiler gelişmiştir.
Bazı komutanların yükselme biçimleri ve bağlantıları eleştirilmeye devam etmektedir.
Ordu içi düzenlemeler yapılırken asıl soru şudur:
AKP’yi kimler dengelemedi ki, bölgesel dinamikler bu kadar etkili olmuştur?!
Verilen sözler tutulmadığında durum kritik hale gelmiştir.
Parçalanma riskleri konuşulmakta, çıkış olarak hâlâ AB gösterilmektedir.
2007’de AB köprüsü daha etkili çalışsaydı, Rusya ve Çin bu kadar güçlenebilir miydi?!
AB sürecini canlı tutmak için eski yapılar kullanılmıştır.
Erdoğan ne kadar zorlanıyorsa karşı taraf da o kadar sınırlı imkânlara sahiptir.
Büyük güç mücadelelerinde ezilen ise orta sınıf ve sermaye kesimi olmaktadır.
Dijital çağın sunduğu sınırsız bilgi erişimi ironik bir şekilde
“Hakikat” ile “yalan” arasındaki sınırı bulanıklaştırmış,
Manipülasyonun yeni ve karmaşık biçimlerine zemin hazırlamıştır.
Siyasi aktörlerin ve kontrol mekanizmalarının “sahiplerine” hizmet eden,
Gerçek özgürlüğü hedeflemeyen yapılarını bu yeni mercek altında daha net görebiliyoruz.
Seçim sistemlerinin etkileri ve güvenlik mekanizmalarındaki açıklar,
Küresel siyasi iktidarın yerel iradeyi yönlendirmesini kolaylaştırmaktadır.
Ateşin icadından Âdem ve Havva’nın sorgulayıcılığına uzanan
Kadim anlatılardan çıkarılacak ders şudur:
Bilgi yalnızca dışarıdan alınan bir veri değil,
Aynı zamanda insanın kendi içsel arayışıyla ulaştığı bir Hakikat’tir.
İnsanlık bu devasa yalan labirentinde kaybolmuş görünse de kendi “HÜ”sünü,
Yani Hakikat’ini yaratma gücüne sahiptir.
Algoritmaların bizi hapsetmeye çalıştığı bu çağda “kıymetlendirilmiş bilgi” arayışı,
Yalanın çirkinliği karşısında insanın kozmik isyanıdır.
İsrail-İran-ABD gerilimi ve Ankara NATO Zirvesi ertesinde,
Vatanın bütünlüğü adına kritik bir imtihan yaşanmaktadır.
Türkiye’den Atatürk çizgisi uzaklaşırsa,
Avrupa vitrininden nelerin etkileneceği net olarak görülmektedir.
AB kapısı ve eski yapılar hâlâ tartışma konusudur.
Fil hafızalı zamanlarda bir kez taviz vermek, bir daha taviz vermeyi kolaylaştırmaktadır.
Realpolitik’in gereği budur.
Güç yapıları ve seçim, bu gerçekliğin en görünür yüzüdür.
Ezcümle:
Milyonda biriz ve tek gerçek, kendini bilmektir.
Cüneyt Şaşmaz

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler