Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN

Prof. Dr. Mustafa TÖZÜN

Dünya Mülteci Günü, 20 Haziran, Suriyeli Göçü Ve Göçmen Sağlığı Hizmetleri

Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen ve 2001 yılından bu yana her yıl 20 Haziran'da anılan Dünya Mülteci Günü, dünya genelinde yerinden edilmiş milyonlarca insanın mücadelesini ve cesaretini onurlandırmayı amaçlayan uluslararası bir farkındalık günüdür.

Bir halk sağlığı uzmanı olarak baktığımızda, bu zorunlu göç hikayelerinin arkasında sadece sınır geçişleri değil; parçalanmış hayatlar, temel sağlık hizmetlerine erişim mücadeleleri, salgın hastalık riskleri ve derin psikolojik travmalar görürüz.

Savaşların, çatışmaların ve zulmün gölgesinde ülkelerini terk etmek zorunda kalan insanların hayata tutunma mücadelesini hatırladığımız bu özel gün, sadece bir anma takvimi değil; aynı zamanda küresel vicdanın, siyasi iradenin ve insan haklarının masaya yatırıldığı bir ayna olmalıdır. Bugün, mültecilerin ve sığınmacıların sadece biyolojik olarak sağ kalmak değil; temiz suya, güvenli barınmaya ve koruyucu sağlık hizmetlerine erişerek insan onuruna yaraşır bir şekilde "yaşayabilmelerini" sağlama sorumluluğumuzu bizlere yeniden hatırlatıyor. Çünkü biliyoruz ki, mülteci sağlığı güvenceye alınmadan küresel halk sağlığından bahsetmek de mümkün değildir.

Yazıyı çok uzatmadan ülkemizin yaşadığı Suriye göçü ve yaşananları hatırlayalım:

Suriyeli Göçü ve Geçici Koruma Statüsü:

Kitlesel Göç Dönüşümü: 2011 yılında Suriye'de barışçıl gösterilerle başlayan süreç, rejimin sert müdahalesiyle hızla bir iç savaşa evrilmiş ve Türkiye'ye yönelik kitlesel bir göç dalgası başlatmıştır.

Statü Değişimi: Başlangıçta Türkiye'de "misafir" olarak nitelendirilen Suriyeli sığınmacılar, geçici koruma rejiminin uygulanmaya başlamasıyla birlikte resmi olarak "geçici koruma statüsü" kazanmışlardır. Bu durum barınma, topluma entegrasyon ve sağlık politikalarını doğrudan şekillendirmiştir.

Sağlık Hizmetleri ve Mevzuat Gelişimi

Mevzuat Altyapısı: Suriyeli sığınmacılara yönelik destek faaliyetleri öncelikle Hatay'da başlamış, ardından 2013/08 sayılı "Suriyeli Misafirlerin Sağlık ve Diğer Hizmetleri Hakkında Genelge" ile yasal bir çerçeveye ve daha geniş bir kapsama oturtulmuştur.

Finansman ve İş Birliği: Sağlık hizmetlerinin sunumunda uluslararası yük paylaşımı ve projeler rol oynamaktadır. Bu kapsamda 1 Aralık 2016 itibarıyla Türkiye'de Avrupa Birliği (AB) tarafından finanse edilen ve T.C. Sağlık Bakanlığı ile ortaklaşa yürütülen göçmen sağlığı projeleri hayata geçirilmiştir.

Kamp İçi ve Kamp Dışı Farklar: Geçici barınma merkezlerinde (kamplarda) Suriyeli mültecilere sunulan sağlık hizmetleri çok daha sistemli ve düzenli yürütülmektedir. Ancak Suriyeli nüfusun yalnızca yaklaşık %10'u kamplarda yaşamakta, büyük bir kısmı kamp dışında hayatını sürdürmektedir.

Sunulan Temel Sağlık Hizmetleri ve Öncelikli Alanlar Halk sağlığı perspektifinden göçmen sağlığının iyileştirilmesi için ücretsiz ve ulaşılabilir olarak sunulan/sunulması önerilen temel hizmet alanları şunlardır:

Bağışıklama (Aşılama): Özellikle göç dalgaları ve hareketlilik nedeniyle ortaya çıkan salgın risklerine (örneğin Türkiye'de hareket halindeki nüfusta görülen kızamık vakaları) karşı koruyucu aşılamalar hayati önem taşır. Savaş ortamı nedeniyle aşıları eksik kalan çocuklara suçiçeği, difteri, boğmaca, kabakulak, tetanoz gibi aşılama hizmetleri sunulmaktadır.

Bulaşıcı Hastalık Kontrolü: Suriye bölgesinde sık rastlanan kütanoz layşmaniyazis (şark çıbanı), tifo, hepatit A gibi bulaşıcı hastalıkların takibi ve tedavisi halk sağlığı açısından önceliklidir.

Üreme Sağlığı Hizmetleri: Göçmen kadınlara yönelik üreme sağlığı hizmetlerinin ücretsiz ve ulaşılabilir olması sağlanmaktadır.

Beslenme ve Kronik Hastalık Yönetimi: Malnütrisyon (beslenme bozukluğu), anemi ve kronik hastalıkların taranması ile tedavisinin yapılması hedeflenmektedir.

Ruh Sağlığı Hizmetleri: Savaş ve zorunlu göçün getirdiği derin psikolojik travmaların yönetimi amacıyla ruh sağlığı hizmetleri sunulmaktadır.

**

Evet, Suriye’den ülkemize zorunlu göç edenlerden büyük bir çoğunluğu ülkemiz neden kabul etti? Neden geri dönmediler? Yürütülen tüm ulusal programlarımızda aksamalar yaşandığı gerçek. Zorunlu göç edenler içerisinde vatandaşlığa kabul edilenler de var. Önemli ve stratejik bir konu. Konunun siyasi, ekonomik, demografik vb. tüm boyutları konuşulabilir. Doğrular ve yanlışlar masaya yatırılabilir.

Ancak insan vicdanı var, Türk Milleti’nin mazlumun yanında duran, misafirperver karakteri var. Biz sağlık emekçileri, kendi adımıza sağlık ve toplum sağlığı açısından konuyu ele alıyoruz ve kapımıza gelen herkese başta acil sağlık hizmetleri olmak üzere tüm sağlık hizmetlerini olduğunca iyi düzeyde vermek mesleki görevimiz olduğunu biliyoruz. Türkiye’miz Suriyeli zorunlu göçünde önemli bir sınav verdi ve başarılı oldu. Dünyaya örnek oldu. Alnımız ak, yüzümüz paktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.