İklim Kriziyle Güçlenen El Nino Sıcaklığa Bağlı Can Kayıplarını Artırıyor
Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz:- "Aşırı sıcaklık geçtiğimiz sene Türkiye'de 50 derece ölçülmüştü. El Nino olan bir senede bunun 51 derece olması beklenir.
Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte daha şiddetli hale gelen El Nino hava olayının sıcaklıklara bağlı can kayıplarını artıracağı, gerekli önlemler alınmazsa sıcaklığa bağlı hastalıklar ve ölümlerin "yeni normal" olarak değerlendirileceği uyarısında bulunuyor.
Pasifik Okyanusu'nda meydana gelen El Nino hava olayı, öncelikle okyanuslara kıyısı olan bölgelerde, ardından dünya genelinde sıcaklık artışına neden olurken yağış düzenlerinde de istikrarsızlığa yol açıyor.
Singapur'daki Nanyang Teknoloji Üniversitesi ile Hong Kong Şehir Üniversitesi araştırmacıları tarafından yürütülen ve sonuçları bilim dergisi Nature'da yayımlanan çalışmada, El Nino'nun ölüm oranları ve yaşam beklentisi üzerindeki etkileri ile buna bağlı ekonomik kayıplar ele alındı.
Pasifik kıyısındaki 10 ülke ve bölgede 1960-2022 dönemini kapsayan çalışma sonucunda El Nino etkisinin tamamen ortadan kalktığı zamanlarda, ortalama ölüm oranlarında yüzde 2,1'lik bir azalma görüldü.
Araştırmacılar, El Nino'nun ölüm oranlarındaki azalma hızını sürekli olarak yavaşlattığını, ölüm oranlarında artışa ve yaşam beklentisinde de azalmaya yol açtığını tespit etti.
Çalışmada, El Nino'nun ölüm oranları üzerindeki etkisinin yaşa göre değiştiği, en belirgin etkinin 30 yaş altı nüfusta görüldüğü saptandı. Bir standart sapma düzeyindeki El Nino, bu yaş grubunda ölüm oranlarındaki düşüşü 5 yıl sonra 3 puan yavaşlatırken, bunun gençlerin aşırı sıcaklık ve hava kirliliğine daha fazla maruz kalmasından kaynaklandığı değerlendirildi.
- El Nino'nun geçmişteki etkisi
Araştırmada son 60 yılın en güçlü iki El Nino olayı olan 1982-1983 ve 1997-1998 dönemlerinin yaşam beklentisi üzerindeki etkileri incelendi. ABD örneğinden yapılan değerlendirmede, 1997-1998 El Nino olayının ölüm oranlarındaki düşüşü yavaşlatarak yaşam beklentisindeki artışı azalttığı görüldü. Bu etkinin, doğumda yaşam beklentisinde 0,44 yıl kayba yol açtığı, ardışık La Nina etkileri hesaba katılmadığında ise bu kaybın 0,86 yıla ulaşacağı hesaplandı.
Pasifik'e kıyısı olan ülkelerde, 1982-1983 ve 1997-1998 El Nino olayları sırasında, normal koşullarda beklenen yaşam süresi artışının sırasıyla 0,54 yıl ve 0,37 yıl daha düşük gerçekleştiği tahmin ediliyor.
Tarihsel El Nino olaylarının karşılaştırılması, yaşam beklentisi kaybının parasal karşılığının zaman içinde belirgin biçimde arttığını gösterdi. 1982-1983 El Nino olayının yol açtığı toplam yaşam beklentisinin mali olarak değer kaybı 2,6 trilyon dolar, 1997-1998 olayının ise 4,7 trilyon dolar olduğu tahmin edildi.
- Geleceğe yönelik senaryolar
Çalışmada kullanılan geleceğe yönelik iklim senaryoları El Nino genliğinde yüzde 14 ile 23 arasında bir artışa ve tüm senaryolarda daha güçlü El Nino etkilerine işaret ediyor.
Sera gazı emisyonlarının orta düzeyde arttığı senaryoya göre, 2020-2099 döneminde, doğumda ortalama kümülatif yaşam beklentisi kaybının 2,8 yıl olacağı öngörülürken, bu kaybın en olumlu senaryoda 1 yıl, en olumsuz senaryoda 3,1 yıl olması bekleniyor.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Levent Kurnaz, Pasifik Okyanusu'ndaki sıcaklık değişimlerinin dünyanın ortalama sıcaklığını doğrudan etkilediğini ve bunun tarım ile sağlık başta olmak üzere birçok sektörde ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.
- "Rekor sıcaklıklar yaşanabilir"
Kurnaz, iklim değişikliğinin olmadığı bir senaryoda El Nino'nun küresel ortalama sıcaklıkları ortalamanın 0,1 ila 0,2 derece üzerine taşıyabileceğini, ancak mevcut ısınma eğilimine El Nino'nun eklenmesiyle ağustos ve eylül aylarında rekor sıcaklıkların görülebileceğini kaydetti.
El Nino'nun insan sağlığını da ciddi oranda tehdit ettiğini belirten Kurnaz, "0,2 derece, aşırı sıcaklıklara en az 1 derece olarak yansır. Mesela aşırı sıcaklık geçtiğimiz sene Türkiye'de 50 derece ölçülmüştü. El Nino olan bir senede bunun 51 derece olması beklenir. Yani bu 5-10 derece değil ama sıcaklığın 1 derece bile yukarı çıkması insanlarda yaşamla ölüm arasında fark yaratabilir. Bu nedenle ölümlerin ciddi oranda artabileceği bir durum söz konusu. Sıcaklık artışı ve deniz suyu sıcaklıklarında artış nedeniyle birkaç sene önce Libya'da gördük ki 13 bin kişi öldü." diye konuştu.
- Yüksek sıcaklıklar sağlık sorunlarını artırıyor
Yüksek hava sıcaklıklarının insan sağlığı üzerindeki etkisinin merkezinde vücudun ısı dengesinin korunmasının bulunduğunu kaydeden Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Bölümü Fizyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Tarık Mecit, sıcaklık arttıkça deri damarlarının genişlediğini ve terlemenin arttığını, bunun kalp-damar sistemine ek yük bindirerek sıvı ve elektrolit kaybını hızlandırdığını anlattı.
Mecit, "kent ısı adası" etkisiyle ısı dalgalarının yalnızca meteorolojik bir olay olarak değil, sağlık sistemi yükü, iş gücü ve üretkenlik kaybı anlamına gelen bir "halk sağlığı alarmı" olarak ele alınması gerektiğini bildirdi.
Yüksek sıcaklıklara karşı risk grupları sıralanırken iki temel ölçütün esas alınması gerektiğine dikkati çeken Mecit, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bunlar fizyolojik rezerv ve maruziyet süresi. Isı stresine dayanıklılığı yalnızca yaşla ilişkilendiremeyiz. Dayanıklılık kalp ve damar kapasitesi, sıvı-elektrolit dengesi, metabolik kontrol, kullanılan ilaçlar ve çevresel koşullar gibi tüm etmenlerle birlikte değerlendirilmelidir. İlk sırada 65 yaş üzeri bireyler, özellikle düşkün, yalnız yaşayan ve kronik hastalığı olan yaşlılar yer alır. Bebekler ve küçük çocuklar da yüksek risk altındadır. Gebeler, kalp üzerindeki çalışma yükünün değişkenliği ve sıvı gereksinimi nedeniyle ayrı bir risk grubudur."
Maruziyet süresi açısından tarım, inşaat, güvenlik ve kuryelik gibi açık alanda çalışanların en riskli gruplar arasında yer aldığına değinen Mecit, genç ve sağlıklı bireylerde dahi ısı bitkinliği, ısı çarpması, aritmi ve akut böbrek hasarı görülebileceğini hatırlattı.
Sıcaklığa bağlı hastalıkların gelecek yıllarda artabileceği uyarısında bulunan Mecit, "Gerekli önlemler alınmazsa sıcaklığa bağlı hastalıklar ve ölümler yeni normal olarak değerlendirilecektir. Çünkü ısı dalgaları hem daha sık hem daha şiddetli hale geliyor, gece sıcaklığının düşmediği dönemler artıyor ve vücut toparlanma fırsatı bulamıyor. Eğer serinleme altyapısı, iş güvenliği uygulamaları ve birinci basamak izlemi aynı hızda güçlendirilmezse, mortalite artışı geçici bir dalgalanma değil, kalıcı bir eğilim haline gelebilir. Isı kaynaklı ölümlerin önemli bir kısmı önlenebilir ölümdür." değerlendirmesini yaptı.
Mecit, sıcaklığa maruziyeti azaltmak için sıvı alımının susamayı beklemeden yapılması, yoğun terlemede elektrolit dengesinin gözetilmesi ve özellikle yaşlılar, diüretik kullananlar ile açık alanda çalışanların yakından izlenmesi tavsiyesinde bulundu.
Kaynak:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.