Karanlık Tasarım: Kullanıcılar Nasıl Tuzağa Düşürülüyor?

Karanlık Tasarım: Kullanıcılar Nasıl Tuzağa Düşürülüyor?

Facebook, TikTok ya da Instagram gibi sosyal medya platformlarında önümüze hangi içeriklerin çıkacağı biz kullanıcıların ne kadar elinde?

İrlanda medya denetleme kurumunun Facebook ve Instagram'ın çatı şirketi Meta hakkında başlattığı son soruşturmanın merkezinde bu iki soru yer alıyor.

Kurum, Facebook ve Instagram'ın öneri ve yönlendirme sistemlerinin Avrupa Birliği (AB) Dijital Hizmetler Yasası'nı ihlal edip etmediğini inceliyor. Söz konusu yasa, AB vatandaşlarını internetteki haksız uygulamalara karşı korumayı amaçlıyor.

Buna göre kullanıcıların sosyal medya algoritmalarını istedikleri zaman anlayabilmeleri ve değiştirebilmeleri gerekiyor. Ancak Meta'nın bu yasal kısıtlamayı aşmak ve kullanıcıların bu seçeneklere ulaşmasını zorlaştırmak için "Dark Pattern" olarak adlandırılan "karanlık tasarımlar" kullanıp kullanmadığını araştırılıyor.

Yasa ihlalinin doğrulanması halinde Meta'ya küresel yıllık cirosunun yüzde altısına kadar para cezası verilebilecek. Bu da Meta için yaklaşık 20 milyar euro anlamına geliyor.

Sosyal medya kullanıcıları, kendilerine hangi haber akışının gösterileceği konusunda ne kadar belirleyici olabiliyor? Fotoğraf: Tim Wegner/epd-bild/picture alliance

Karanlık tasarımlar nasıl çalışıyor?

Karanlık tasarımlar, kullanıcıları aslında istemedikleri ya da çıkarlarına olmayan bir şeyi yapmaya yönlendirmek için kullanılan özel internet tasarım hileleri olarak tanımlanıyor.

Bu yöntemler, kullanıcıların rahatına düşkünlüğünden, zaman baskısından ya da "Fomo" olarak adlandırılan "bir şeyi kaçırma korkusundan" yararlanıyor. Amaç, kullanıcıları alışveriş yapmaya, abonelik satın almaya ya da kişisel verilerini paylaşmaya yönlendirmek.

İrlanda medya denetleme kurumu, şu anda Meta’nın kişiselleştirilmiş akış ile yalnızca kronolojik akış arasında geçiş yapma seçeneğini kasıtlı olarak karmaşık alt menülere gizleyip gizlemediğini inceliyor.

Ayrıca şirketin, uygulama kapatıldıktan sonra yapılan ayarları otomatik olarak sıfırlayıp sıfırlamadığı da araştırılıyor. Böylece kullanıcıların, sırf uğraşmamak için kişiselleştirilmiş akışı kabul etmeye zorlandığı şüphesi bulunuyor.

Meta'nın kurucusu Mark Zuckerberg, başarılarıyla olduğu kadar Instagram, Facebook ve WhatsApp uygulamalarına dair şikayet ve tartışmalarla da sık sık gündeme geliyor Fotoğraf: Arda Kucukkaya/Anadolu/picture alliance

Başka hangi örnekler var?

Meta, bu tür yöntemleri kullandığından şüphe edilen tek internet şirketi değil. Bu tür kullanıcıyı aldatan arayüz tasarımları sosyal medya platformlarında, internet mağazalarında, mobil oyunlarda ve başka uygulamalarda da bulunuyor.

Hemen hemen herkes bu yöntemlerden en az biriyle karşılaşmış durumda.

- Confirmshaming (utandırarak yönlendirme): Örneğin kişiselleştirilmiş reklamlar için veri takibine izin verilmesi istenirken iki seçenek sunuluyor. Onay butonu büyük ve renkli hazırlanırken reddetme butonu küçük ve gri oluyor. Üstelik çoğu zaman manipülatif ifadeler kullanılıyor. "Hayır, alakasız reklamlar görmeye devam etmek istiyorum" gibi. Böylece kullanıcı, reddetme seçeneğini tercih ettiği için kendini kötü hissetmeye yönlendiriliyor.

- Gizli "hayır" butonları: Çoğu zaman doğrudan bir "Evet" butonu bulunurken diğer seçenek "Daha fazla seçenek" bağlantısına yönlendiriyor. Kullanıcı "Hayır" seçeneğine ulaşmak için çok sayıda alt menü arasında dolaşmak zorunda kalıyor. Bazı durumlarda kutucuklar önceden işaretlenmiş oluyor ve kullanıcıların bunları ayrıca kaldırması gerekiyor.

- Yapay zaman baskısı: Bu yöntem özellikle internet mağazalarında kullanılıyor. Örneğin yanıp sönen geri sayım sayaçları ya da "Stokta son 1 ürün!" veya "Şu anda X kişi bunu inceliyor" gibi uyarılar gösteriliyor. Böylece kullanıcılar strese sokularak hızlı ve düşünmeden alışveriş yapmaları hedefleniyor.

- Nagging (sürekli rahatsız etme): Kullanıcılar belirli bir işlemi yapmaya sürekli teşvik ediliyor. Buna "dırdır etme, başının etini yeme, sürekli ratsız etme" gibi anlamları olan "nagging" deniyor. Amaç, kişinin sırf rahatsız edici uyarılardan kurtulmak için sonunda kabul etmesi. Örneğin çok aşamalı seyahat rezervasyonlarında her sayfada ek ücret karşılığında seyahat sigortası ya da koltuk seçimi önerileri tekrar tekrar sunulabiliyor.

Pay or Okay (öde ya da onayla) modeli: Bu modelde kullanıcılar ya reklamsız kullanım için ödeme yapmak ya da kişiselleştirilmiş reklam amacıyla verilerinin işlenmesine izin vermek zorunda bırakılıyor. Tüketici örgütleri, bunun kullanıcıya gerçek anlamda eşit bir seçim hakkı tanımadığını ve insanları fiilen veri paylaşımına zorladığını savunuyor.

Düşüncesizce ya da bir anlık dalgınlıkla basılan tek bir tuş ya da yapılan bir "tıklama" çoğu kullanıcıyı hayli masraflı yükümlülüklerin altına sokabiliyor Fotoğraf: Tim Goode/PA Wire/picture alliance

- Hamamböceği moteli: Bir hizmete kaydolmak ya da abonelik başlatmak tek tuşla kolayca yapılabiliyor. Ancak iptal işlemi son derece karmaşık hale getiriliyor. Çıkış seçenekleri derin alt menülere gizlenebiliyor ya da yazılı dilekçe ya da telefon görüşmesi şart koşulabiliyor. Kavram, hamamböceklerinin girebildiği ama çıkamadığı bir ABD tipi bir tuzaktan geliyor.

- Ücretsiz deneme abonelikleri: Süre bitmeden iptal edilmediğinde otomatik olarak ücretli aboneliğe dönüşen ücretsiz deneme üyelikleri de bu yöntemler arasında sayılıyor. Devam edildiğinde ne kadar ücret alınacağı ise çoğu zaman çok belirsiz biçimde gösteriliyor.

Kullanıcılar kendilerini nasıl koruyabilir?

Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası ile platform işletmecilerine bu tür uygulamaları aslında yasakladı.

Kullanıcıların bir internet sitesinin tasarımı aracılığıyla aldatılmasına, manipüle edilmesine ya da özgür karar vermesinin engellenmesine izin verilmiyor.

Avrupa Birliği, Dijital Hizmetler Yasası ile sosyal medya platformlarına ve internet hizmtlerine çeki düzen vermeyi amaçlıyor Fotoğraf: DW

Ancak bu karanlık tasarımlar çoğu zaman hukuki gri bölgede yer alıyor. Hangi tasarımın tam olarak “manipülatif” sayılacağına ilişkin net ve ortak bir hukuki tanım bulunmuyor. Birçok internet sitesi psikolojik mekanizmalar kullanıyor. Bunlar etik açıdan tartışmalı olsa da doğrudan yasa dışı sayılmıyor. Bu nedenle uzmanlara göre kullanıcıların bilinçlendirilmesi hâlâ en etkili korunma yöntemi.

İnternette sayısız karanlık tasarım örneği bulunuyor. Tüketici koruma kuruluşlarından akademik araştırma projelerine kadar pek çok platform, bu yöntemleri ve arkasındaki mekanizmaları kamuoyuna açıklıyor.

Almanya Tüketici Merkezleri Federasyonu da internet kullanıcılarına dikkatli davranmalarını, hazır sunulan butonlara hızlıca tıklamamalarını ve kutucuklarla alışveriş sepetlerini dikkatlice kontrol etmelerini tavsiye ediyor.

Ayrıca kullanıcıların acele alışveriş kararlarına sürüklenmemesi ve internet sitelerinin kendilerinde suçluluk duygusu yaratmasına izin vermemesi gerektiği belirtiliyor.dw.com

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler