Kıbrıs Barış Harekatı'nda Sanayi İşçileri Tezgahlarını Vatan İçin Mehmetçiğe Adadı
Türkiye'nin 52 yıl önce garantör devlet olarak müdahale hakkını kullanarak başlattığı Kıbrıs Barış Harekatı'nın yaşandığı dönemde Ankara'da bulunan Ata Sanayisi'ndeki işçiler, üretim tezgahlarını Mehmetçiğin emrine devretti.
Kıbrıs'ta Türklerin uğradığı baskı ve zulmü ortadan kaldırmak ve Ada'ya barışı getirmek amacıyla 20 Temmuz 1974'te Kıbrıs Barış Harekatı'nı gerçekleştiren Türk Silahlı Kuvvetleri, o dönem yoğun silah ambargosuna maruz kaldı.
Tüm bu zorluklar içerisinde Mehmetçiğe destek vermek isteyen işçiler, sanayi tezgahlarını Türk ordusunun kullanımına devretti.
O dönem Ankara'da Ata Sanayisi adıyla faaliyet gösteren sanayi sitesindeki tezgahlarda, Kıbrıs Barış Harekatı'nda Mehmetçiğin kullanacağı kritik yedek parça ve materyallerin üretimine başlandı.
İşçilerin anlamlı fedakarlığını gözler önüne seren belgelere ve harekatın düzenlendiği yıllarda sanayi sitesinde çalışan dönemin tanığı 75 yaşındaki Ziya Yalçın'a ulaşıldı.
Halen OSTİM'de faaliyet gösteren Yalçın, harekatın yaşandığı dönemde 23 yaşında olduğunu, askerden yeni döndüğü için harekata katılamadığını ve Mehmetçiğe zanaatıyla destek sağlamak istediğini söyledi.

Genelkurmay'a Mehmetçiğin acil ihtiyaçlarına destek sağlamak için başvurdular
Sanayiye torna tesviye çırağı olarak başladığını dile getiren Yalçın, Kıbrıs Barış Harekatı'nda ustası Mehmet Gönen'in sanayi eşrafını Türk Silahlı Kuvvetlerine ambargo uygulandığı konusunda bilgilendirdiğini ve seferberlik çağrısında bulunduğunu anlattı.
Bunun üzerine Mehmetçiğe destek vermek için seferber olduklarını, bu konuda ustası Gönen'in Genelkurmay Başkanlığına bir dilekçe yazdığını anlatan Yalçın, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu arada dilekçe yazmadan önce de herkes, 'Ben şunu yaparım, benim tornam var, öbürü benim boyahanem var, benim döşemehanem var.' dedi. Toplantıda bir liste yapıldı, herkes imzasını koydu. Ona istinaden Mehmet Gönen bir dilekçe yazdı ve dilekçeye de cevap geldi. Dediler ki, 'Biz 1011'de (Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 1011 Ana Tamir Fabrikası) bir sergi açacağız. Ne yapabiliyorsanız gelin, parçalar bize acil lazım.' dediler."

"45 gün üretim gerçekleştirdik"
Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından kurulan sergiyi ziyaret esnasında sanayi çalışanlarının yapabilecekleri parçaların numunelerini aldığını belirten Yalçın, şöyle devam etti:
"Bir komisyon kuruldu. Komisyonda bir asteğmen, iki de başçavuşumuz vardı. Bunlar üç günde bir gelip malzeme getiriyor, bitenleri de toplayıp götürüyordu. O şekilde 45 gün üretim gerçekleştirdik. Hakikaten iyi bir çalışma oldu, çok parça üretildi. En fazla askeri araçların parçalarını ürettik. 45 gün sonra, 'Teşekkür ederiz, üretimi durduruyoruz, ihtiyacımızı fazlasıyla gördük.' dediler."
Yalçın, bu faaliyetten kısa bir süre sonra dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Eşref Akıncı tarafından Kara Kuvvetleri Komutanlığına bağlı 1011 Ana Tamir Fabrikası'na yeniden davet edildiklerini belirterek, "Teşekkür etmek için toplantı yaptı, bizlere '6 ayda üretemediğimiz parçaları, 45 günde ürettiniz çok teşekkür ederim.' dedi. Ayrıca atölyelere de birer tane Teşekkür Belgesi verdiler." ifadelerini kullandı.

"Yurt dışından bilim adamları geldi"
TSK'nın ihtiyacı olan ama ambargo uygulanan ürünlerin büyük çoğunluğunu Ata Sanayisi'nde üreterek Mehmetçiğe teslim ettiklerini belirten Yalçın, bu yardımlaşma kültürünün şu an OSTİM'de de devam ettiğini söyledi.
Yalçın, OSTİM Teknik Üniversitesinin kurulma sürecinde de çok emek verdiklerine dikkati çekerek, "Yurt dışından bilim adamları geldi. Bize brifingler verdiler. Nanoteknolojiyi anlattılar, daha önce ne olduğunu bilmiyorduk. Hiç unutmuyorum orada hocam, 'Bir avuç ürün satıp bir gemi alabiliyorsan nanoteknoloji budur.' dedi. Çünkü bizim hepimiz ilkokul, ortaokul, lise mezunumuz bile az olan sanayicilerdik o zaman. O günkü şartlarda öyle yetiştik. Nanoteknolojinin katma değeri yüksek olan ürün olduğunu o zaman anladık." diye konuştu.
OSTİM'in savunma sanayisinde başat aktörleri yetiştiren bir ekosistem olduğuna da dikkati çeken Yalçın, şu anda o dönemde elini taşın altına koyanların çocukları ve torunlarının sektöre katkı sunduğunu kaydetti.

"1974'teki dayanışma ruhu aynı şekilde devam ediyor"
OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın da sanayi sitesinde yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. OSTİM'in 1967'de kooperatif olarak kurulduğunu anımsatan Aydın, 1974'teki dayanışma ruhunun aynı şekilde devam ettiğini vurguladı.
Aydın, "Biz de bugün itibarıyla hem Milli Savunma Bakanlığımıza hem Savunma Sanayii Başkanlığımıza hemen hemen Türkiye'de yapılan bütün projelerde OSTİM'in katkılarını sunmaya çalışıyoruz. Şu anda Türkiye'deki savunma sanayi olarak yürüyen projelerin hemen hemen yüzde 100'ünde OSTİM'li firmalarımızın katkılarıyla övünüyoruz. Şimdi bu iki olayı yan yana getirince, o günkü imkanlarımız kıt ve dardı. Bugün yapamayacağımız, OSTİM'de üretemeyeceğimiz bir şey yok." ifadelerini kullandı.
OSTİM'in yine aynı ruhla ama daha gelişmiş bir teknolojik altyapıyla yoluna devam ettiğinin altını çizen Aydın, OSTİM'in üretim, AR-GE, istihdam, ihracat, eğitim gibi birçok başlığı içerisinde barındıran bir ekosistem olduğunu, üretim yapan firmaların yanı sıra OSTİM Teknik Üniversitesi ve OSTİM Teknopark'ın da bu ekosistemin en önemli paydaşları arasında yer aldığını söyledi.
Aydın, OSTİM'deki üretim, eğitim ve istihdam ekosisteminin yurt dışında da ilgi gördüğünü belirterek, "Şu anda ekibimiz Özbekistan'da. Özbekistan'da da OSTİM bölgesinin bir modelini, OSTİM-Özbekistan modelini şu anda gerçekleştiriyoruz. Bu aynı zamanda Özbekistan devletinin bizden bir talebiydi. Bunları yaygınlaştırarak uluslararası bir network haline getirmeye çalışıyoruz." bilgisini paylaştı.

Kıbrıs Barış Harekatı
Türkiye, Kıbrıs Adası'ndaki Türklere Rum çeteler tarafından yapılan katliamlar sonucunda 20 Temmuz 1974'te garantör devlet olarak müdahale hakkını kullandı ve Türk Silahlı Kuvvetleri, Kıbrıs Barış Harekatı'na başladı.
Birleşmiş Milletlerin çağrısı üzerine 22 Temmuz 1974'te ateşkes sağlandı ve çatışmalar durdu.
Kıbrıs Adası'ndaki taraflar arasında 25 Temmuz 1974'te "Cenevre Görüşmeleri" başladı. Yunanistan ve Rum tarafının, istekleri kabul etmemesi ve adadaki Türk halkına karşı katliam yapma ihtimalleri ikinci harekatı zorunlu hale getirdi.
Bu kapsamda, "Ayşe tatile çıksın" parolasıyla 14 Ağustos 1974'teki "İkinci Kıbrıs Barış Harekatı" ile adaya barış ve huzur getirildi.
Türk Silahlı Kuvvetleri harekat süresince, 498 Mehmetçik ve Kıbrıslı 786 mücahidi şehit verdi.
Harekat süresince Türkiye'ye özellikle "savunma sanayisi" alanında yaptırım ve ambargolar uygulandı.
Uygulanan ambargolara karşılık olarak 1973'te Türk Uçak Sanayi Anonim Ortaklığı (TUSAŞ) ve sonrasında 1975'te ASELSAN ve 1982'de HAVELSAN gibi şirketlerin kurulması ile savunma sanayine önemli yatırımlar yapıldı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.