Muhafazakar Camiada Muaviye Tartışması: Cübbeli Ahmet'ten Ali Rıza Demircan'a Reddiye

Muhafazakar Camiada Muaviye Tartışması: Cübbeli Ahmet'ten Ali Rıza Demircan'a Reddiye

Kaleme aldığı yazı ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tavsiyelerde bulunan ilahiyatçı Ali Rıza Demircan'a yönelik bir reddiye kaleme alan Cübbeli Ahmet Hoca, Erdoğan'ın Muâviye'ye olumsuz anlamda benzetildiğine işaret etti.

Şu sıralar muhafazakar fikir dünyasında, hararetli bir tartışma yaşanıyor.

İlahiyatçı yazar Ali Rıza Demircan, Mirat Haber'de "Cumhurbaşkanımıza, devlet başkanı Muaviye üzerinden hatırlatmalar" başlıklı bir yazı kaleme alarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a tavsiyelerde bulundu.

Demircan, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın hayatını merkeze oturttuğu yazısında, Muaviye'nin, yönetimi sırasında yaptığı uygulamalardan yaşlılığında duyduğu pişmanlığa dikkat çekti.

69d7638b72ebd159-w1200xh628.webp

ALİ RIZA DEMİRCAN'IN TEPKİ ÇEKEN YAZISI

Demircan, "Hz. Ali ile aralarında cereyan eden ve binlerce sahâbinin ölümü ile sonuçlanan Sıffın savaşı başta olmak üzere 40 yıllık valilik ve devlet başkanlığı döneminde Muaviye dehasını, dilini ve kılıcını kullandığı ve sonunda derinden pişmanlığını duyduğu pek çok olayın doğrudan veya dolaylı faili oldu." ifadelerini kullandı.

Demircan'ın yazısında Muaviye'nin pişmanlık anları da şu ifadelerle anlatıldı:

Muâviye b. Ebî Süfyan öleceği sırada ‘beni oturtunuz’ dedi ve tespih ederek Allah’ı andı. Sonra ağlayarak kendi kendine şöyle dedi:

‘Ey Muâviye! İhtiyarlık ve düşkünlükten sonra mı Rabbini hatırlıyorsun? Neden gençlik dalı yemyeşil ve taze iken onu anmıyor ve yasalarını uygulamıyordun?’

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'I MUAVİYE'YE BENZETİP NASİHAT VERDİ

Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen Demircan, şu ifadeleri kullandı:

Cumhurbaşkanı kardeşim;

Ali Rıza Demircan yetmiş sekizinde, sen de yetmişine dayandın.

Etrafını, seni yarı putlaştıran yalaka ve kibirli olup beklentileri bitmez muhteris modern dilencilerin çevirdiğini biliyorum. Kasımpaşalı ve kulluğunu bilen bir gemici çocuğu olduğunu unutma.

69d7638fb3b2e413-w1200xh675.webp

CÜBBELİ AHMET'TEN DEMİRCAN'A REDDİYE

Demircan'ın, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı Muaviye'ye benzettiği bu yazıya tepkiler yükseldi.

Yazıya tepki gösterenlerden biri de Cübbeli Ahmet Hoca oldu.

X hesabından bir reddiye yayımlayan Cübbeli Ahmet Hoca, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kötü niyetle Muaviye'ye benzetildiğine dikkat çekti.

"BU BENZETMEYİ ANCAK ŞİİLER VE SOLCULAR YAPAR"

Demircan'ın benzetmesinin yalnızca Şiilerin ve solcuların yapabileceği bir benzetme olduğuna dikkat çeken Cübbeli Ahmet, hadisleri art arda sıralayarak şu ifadeleri kullandı:

"Ali Rıza Demircan, Kıymetli Cumhurbaşkanımıza nasîhat edeyim derken kötüleme mânâsında Hazreti Mu‘âviye Radıyallâhu Anh benzetmesi yapmış, bu teşbîh ancak Şiilerin ve solcuların yapabileceği bir teşbîhtir. Hiçbir Ehl-i Sünnet Müslüman Hazreti Mu‘âviye Radıyallâhu Anh gibi, Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in kayınbirâderi, dolayısıyla Müminlerin Dayısı ve Vahiy Kâtibi olan bir zâtı kötü bir teşbîhte kullanamaz.

69d7639378127367-w1200xh1500.webp

"BU BENZETME BİZİM İÇİN TAYYİP BEY'İN FAZİLETLERİNE DELALET EDER"

Gerçi bizim için Tayyib Bey'in Hazreti Mu‘âviye Radıyallâhu Anh’a benzetilmesi, onun faziletlerine delâlet eder.

Şimdi size Hazreti Mu‘âviye Radıyallâhu Anh hakkında vârid olan sahîh hadîs-i şerîflerden bâzısını nakledeyim de görün: (DEVAM EDEN GÖRSELLERDE HADÎS-İ ŞERÎFLER NAKLEDİLMİŞTİR)

Bundan dolayı (İmâm-ı Şâfi‘î’nin üstâdının şeyhi) Mu‘âfâ ibnü 'Imrân Radıyallâhu Anh’a: 'Ömer ibnü Abdilazîz, Mu‘âviye’ye göre nasıldır?' diye sorulduğunda şiddetle ğazab ederek: 'Nebî Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in ashâbına hiç kimse kıyâs edilemez. Mu‘âviye onun sahâbîsidir, kayın birâderidir, kâtibidir ve Allâh’ın vahyi hakkında emînidir.' demiştir. (el-Beğavî, Mu‘cemü’s-sahâbe, rakam:2192; el-Âcurrî, eş-Şerî‘a, rakam:1956; el-Hatîb, et-Târîh, 1/209; İbnü ‘Asâkir, Târîhu Medîneti Dimeşk, 59/208; el-Kāzî ‘Iyâz, eş-Şifâ, sh:538; İbnü Hacer el-Heytemî, Tathîrü’l-cenân, sh:69)

"MÜSLÜMAN OLDUKTAN SONRAKİ FAALİYETLERİ ORTADADIR"

Bunca sahîh kaynaklarda zikredilen hadîs-i şerîfler muvâcehesinde Mu‘âviye Radıyallâhu Anh’ın ne kadar önemli fazîletlere sahib bir sahâbî olduğu ve Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in duâlarına mazhâr olduğu âşikâr olmuştur.

Kendisi zaten Mekke fethinden evvel Müslüman olmuştur ama Mekke fethinden sonra bunu izhâr etmiştir ve Müslüman olmadan evvelki hâli herkes hakkında sıfırlandığına göre İslâm Müslüman olduktan sonraki durumuna bakar. Müslüman olduktan sonraki faaliyetleri ise ortadadır.

Yirmi sene Hazreti Ömer ve Osmân Efendilerimizin Şâm Vâliliğini yapmıştır. Hazreti Hasen Efendimizin hilâfeti kendisine tevdî etmesinden sonra da “Emîru’l-Müminîn” olmuş, yirmi sene de orada hizmet görmüştür. Afrika ve Kıbrıs başta olmak üzere birçok ülkeleri fethedip halkı İslâm’a kavuşturmuştur. Bundan dolayı Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem onun hakkında bu müjdeleri beyân etmiştir.

69d763971b773855-w1200xh1500.webp

"ÖLÜM ANINDAN ÖNCE SÖYLEDİKLERİNİ BU ŞEKİLDE YORUMLAMAK İNSAFLA BAĞDAŞMAZ"

Mu‘âviye Radıyallâhu Anh’ın vefâtından evvel söylediğini naklettiği söze gelince; bu onun tevâzû ve Allâh’a karşı tezellül için yaptığı bir beyândır. Yoksa o saate kadar Allâh’ın kanunlarını tatbîk etmeyen biri olsaydı hiç Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem geride zikredilen sahîh hadîs-i şerîflerde onun hakkında bu kadar medhiyelerde bulunur muydu?! Ya da bulunduğuna göre; Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in Allâh’tan aldığı vahiyle söylediği bu sahîh hadîs-i şerîflerinde hatâlı beyânlarda bulunduğunu ve onun söylediklerinin boşa çıktığını Ehl-i Sünnet bir Müslüman düşünebilir mi?

Nitekim Ömer Radıyallâhu Anh da dünyâyı adâletle doldurup hiçbir yanlış yapmadığı halde vefâtından evvel kendisini medhedenlere: “Ben bu yönetim işinden başa baş çıksam da azâba düşmesem sevinirim” (el-Buhârî, es-Sâhîh, rakam: 7218, 6/275) diyerek cennetle müjdelendiği hâlde ve hakkında bunca nebevî övgüler bulunduğu hâlde tevâzû tarîki üzere bu sözü sarf etmiştir.

Hakkında hadîs-i şerîflerle faziletler sabit olan bu büyüklerin sözlerini tevâzu manasından alıp ölene kadar yanlış yaptıkları anlamına çevirmek, Sahâbe düşmanı Şî'a’nın ve dîn düşmanı solcuların yönteminden başka bir şey değildir.

Ayrıca Ömer Radıyallâhu Anh’ın bu kadar faziletleri olmasına rağmen ölene kadar kendisinin münâfıklardan olup olmadığı hakkında şüphelenmesi ve Rasûlüllâh Sallellâhu Aleyhi ve Sellem’in, münâfıkların listesini kendisine bildirdiği Huzeyfe Radıyallâhu Anh’a dâima: “Korkma! O listede ben de varsam bildir” (Nûruddîn el-Heysemî, Mecma'u'z-zevâid, rakam: 4225, 3/42) diye sorması da onun Allâh korkusundan kaynaklanmaktadır. Şimdi bu sözü kötüye kullanarak “Ömer Radıyallâhu Anh kendisinin münâfık olduğundan şüphe ediyordu” mânâsına çevirmek insâfla bağdaşır mı?!

"DEMİRCAN BU BENZETMEYİ KÖTÜLEMEK İÇİN KULLANMIŞTIR"

Dolayısıyla kıymetli Cumhurbaşkanımızın Mu‘âviye Radıyallâhu Anh’a benzetilmesi, bu noktada bizler için Tayyip Beyefendi’nin fazîletlerine delâlet ederse de yazıyı yazan Ali Rıza Demircan, bunu zem ve kötülemek için kullanmıştır. Burada aslında Mu‘âviye Radıyallâhu Anh Efendimizi kötüleyerek Ehl-i Sünnet dâiresinden çıkmıştır. Zaten evvelce câriyelerle ilgili âyetler gibi birçok şeyi inkâr ettiği için Ehl-i Sünnet hatta Ehl-i Dîn dairesinde olduğu da sabit değildir.

Ayrıca Tayyip Beyimizin gençliğinden beri bu yolda olduğu, İslâm’a hizmet ettiği, Kur‘ân’a, Sünnet’e ve Ehl-i Sünnet’e bağlı olduğu bütün delilleriyle ortadadır.

Biz dahî kendisini 45 sene evvelden tanıyoruz. Oturmuşluğumuz, kalkmışlığımız ve görüşmüşlüğümüz var, dolayısıyla kimse ona: “70 yaşına geldin, bu yaştan sonra mı aklın başına geldi de İslâm’a döndün” deme selâhıyetine sâhip değildir. Bu bir hizlândır, rüsvâylıktır ve Müslümanlara bu kadar hizmet etmiş bir insana büyük bir haksızlıktır, vefasızlıktır.

"KINIYOR VE SÖZLERİNİ ŞİDDETLE REDDEDİYORUZ"

Bundan dolayı Ali Rıza Demircan’ı, başta Mu‘âviye Radıyallâhu Anh Efendimize yaptığı hakaretten dolayı, daha sonra kıymetli Cumhurbaşkanımıza yaptığı vefasızlıktan dolayı kınıyoruz ve sözlerini şiddetle reddediyoruz.

A. Rıza Demircan kendisi 78 yaşına geldiğini söylemektedir, Rabbimizden niyâzımız odur ki; bu yaştan sonra Allâh-u Teâlâ kendisine akıl fikir ihsân eyleyip, Ehl-i Sünnet çizgisine dönmesini nasip eylesin. Âmîn!"

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler