Nuray Başaran'ın Yeni Yazısı: Pekin Yolcuları Ve Libya…(1)
Putin'in ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin'e yaptığı devlet ziyaretini tamamlamasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşecek.
NURAY BAŞARAN
Önce Trump , şimdi de Putin Pekin yolcusu.
Kremlin, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in 19-20 Mayıs tarihlerinde Çinli mevkidaşına bir ziyaret gerçekleştireceğini duyurdu.
Putin'in ziyareti, ABD Başkanı Donald Trump'ın Pekin'e yaptığı devlet ziyaretini tamamlamasından sadece birkaç gün sonra gerçekleşecek.
Resmi açıklamaya göre; Putin ile Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 'kapsamlı ortaklık ve stratejik iş birliğini' derinleştirmenin yollarını görüşecekler.
Yani?
Tüm dünyanın gözü önünde önce Trump, şimdi de Putin, - yeni dünya düzeni kurulurken ve çok kutuplu dünya özlemi çekenlerin en önemli aktörü Çin ile- dünyayı tüm dünyanın gözü önünde paylaşıyorlar.
Bu ziyaretler ilk aşamada, ‘ İran savaşının akıbetinin ne olacağını’ aklımıza getirse de, Pekin ziyaretlerinin sebebi İran savaşından çok daha ileride ve çok daha kapsamlı ziyaretler…
Aslında son zamanlarda bilinenin aksine ; ABD ve Çin’in çok uzun yıllardır derin ilişkisi var.…
Küreselcilerin (demokratların Çin’de kurdukları )çok uluslu şirketler uzun yıllar Çin ekonomisine yön verdi. Bu teknoloji şirketleri Çin ekonomisini büyütürken Çin’i de kontrol ediyordu. Trump’ın ilk dönem başkanlığındaki ‘Yeniden Büyük Amerika’ sloganı ve uygulamaları ile ,küreselcilere karşı ulusalcı politikaları çerçevesinde bu şirketleri ABD’ye çağırması ile bu durum sona erdi.
Bugün ise durum tekrar değişti. Sınırların yeniden çizilmesinin gündemde olduğu, yeni enerji kaynağının füzyon enerjisi olarak hazırlandığı, yeni ticaret ve tedarik yollarının özellikle büyük dünya güçlerini de yeni ittifaklar kurmaya ve pazarlıklar yapmaya mecbur bırakıyor.
Bu yeni durum , dünyayı önce uzun bir belirsizlik , ardından kaos ve 3. Dünya Savaşı olasılıkları ile karşı karşıya bırakırken; şimdi yeni jeopolitik anlaşmalar kaçınılmaz hale geldi. Ki dünya liderlerinin sırayla Pekin ziyaretlerinin en önemli sebeplerinin başında da bu geliyor.
Trump Çin’i reel bir partner olarak gördüğündendir ki; İran Savaşı sırasında soğukkanlılığını koruyan Çin’in desteğini almayı başarmış görünüyor. Çin Lideri de çatışma yerine anlaşma ve dünyayı birlikte yönetmeyi tüm dünyanın şahitliğinde Trump’a çekinmeden söyledi. Ziyaret sırasında Trump’a eşlik eden ABD’li iş adamlarıyla ciddi ticari anlaşmalar da yapıldı.
Çin’in bankacılık işlemlerinin yüzde 50’si gibi bir oranının İngiltere bankacılık sistemi üzerinden görülüyor olmasını da burada bilgi olarak paylaşmak doğru olacaktır.
Ki, İsrail- Hindistan yakınlaşması ve Narendra Modi’yi Netenyahu’nun büyük desteğiyle iktidara taşıması yanında, Hindistan’ın arkasındaki en büyük gücün Birleşik Krallık olduğunu da göz ardı etmemek gerekir.
Resim böyle olunca; Trump’ın Pekin seyahati ile bu üçlüye de Netanyahu özelinde ,’üstünü başını topla’ dediğini söylemek yanlış olmaz. Zira yeni düzen kurulurken , ABD ve Birleşik Krallık arasındaki çatışmalar da yine tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşmektedir.
Bugüne dönersek; Putin’in ziyaretinin hemen ardından ikinci aşamada sıra Rusya ve Belarus’a gelecek..
Trump şu anda önce Kafkaslardaki barışı bekliyor. 7 Haziran’da yapılacak olan Ermenistan seçimleri sonrası, beklenti Paşinyan’ın yeniden seçilmesiyle barışın sağlanacağı yönünde.
Paşinyan, Erdoğan, Aliyev ve Trump dörtlüsü bu barışı sağlayacak önemli aktörler olacak.
Bu konuda Putin ile Trump arasındaki pazarlık ise henüz bitmiş değil. Putin ve Zelensky görüşmeleri bu paralelde devam ederken, Trump’ın İran’ı Çin ve Rusya ile Afganistan’ı ise çoktan Putin ile pozisyonladığı biliniyor. Önümüzdeki günlerin en önemli dış politik konuları da kuşkusuz bunlar olacak…
Tabii yakın zamanda- yaz ortalarında -bizi de en çok ilgilendiren Libya’ya sıra gelecek….
Libya’yı bir sonraki yazıda daha detaylandıracağım. Ancak Hafter’in Nisan sonunda 23-24-25 Nisan’da sessizce yaptığı ABD ve Beyaz saray ziyaretinden eli boş döndüğünü de şimdiden söylemekte fayda var. Peki ama neden? Trump neden reddetti?
Peki Türkiye Libya’da nasıl konumlanacak?
Doğu Akdeniz ve Afrika açılımı için Libya’da hangi adımlara ihtiyaç olacak? Elbette bunları Ege’deki adalardan ve Türkiye’nin Mavi Vatan doktirininden ayrı düşünmemek gerekiyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan sonrasında Kıbrıs Cumhurbaşkanı ile Türk Devletleri Teşkilatı toplantısının da bu çerçevede tesadüf olmadığı da bir gerçek. Erdoğan Türk devletlerinden KKTC’yi tanımalarını istedi. Önemli bir hamleydi.
Ama bana göre ; yakın zamanda Birleşik Krallık KKTC’yi tanıyabilir. Zira Londra Putin, Trump ve Erdoğan arasındaki sıkı ilişkiyi çok iyi değerlendiriyor.
Türkiye’nin Erdoğan ile mahcup dış politikadan, jeopolitik oyuncu koltuğuna oturması, Hakan Fidan ile birlikte dünyadaki jeopolitik kırılmanın merkezinde Ankara’nın durduğunu dünyaya kabul ettirmesinin büyük önemi var.
Ve iç politik siyasetteki ‘iç cehennem‘i aşabilen , Ankara merkezli dış politik hamleler, bugün her zamankinden daha değerli.
Dış politikadaki büyük devletlerin satranç oyunundaki her taş , herkes için mayın niteliğindeyken, tüm liderlerin bölgeyi ve Türkiye’ye etkilerini takip edip siyaset üretmeleri onları ayakta tutabilir diye düşünüyorum.
Yarın Libya ve diğer dış politik değerlendirmelere devam edeceğim.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.