Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Miras Sadece Mal Değildir
Hisseli taşınmazlarda açılan ortaklığın giderilmesi davaları sonucunda yapılan satışlarda, aileye ait taşınmazlar çoğu zaman ilk ihalede üçüncü kişilerin eline geçebiliyordu.
Prof. Dr. Seyithan Deliduman
Bir ev bazen yalnızca dört duvar değildir.
Bir tarla sadece üzerinde ürün yetiştirilen bir toprak parçası değildir.
Dededen kalan bir bağ, baba ocağı olan eski bir ev ya da çocukluğun geçtiği avlu… Bunların her biri, bir ailenin ortak hafızasını, geçmişini ve geleceğini içinde barındırır. Bu nedenle miras hukukunun konusu yalnızca malvarlığı değildir; aynı zamanda aidiyet, kültür ve kuşaklar arasında kurulan görünmez bağlardır.
Ancak yıllardır uygulamada önemli bir sorun yaşanıyordu.
Hisseli taşınmazlarda açılan ortaklığın giderilmesi davaları sonucunda yapılan satışlarda, aileye ait taşınmazlar çoğu zaman ilk ihalede üçüncü kişilerin eline geçebiliyordu. Kimi zaman ekonomik imkânsızlık, kimi zaman mirasçılar arasındaki anlaşmazlık, kimi zaman da sürecin yeterince takip edilememesi nedeniyle yılların emeği ve aile hatıraları birkaç saatlik bir ihale sonunda yabancı ellere geçebiliyordu.
Hukuken mümkün olan bu sonuç, vicdanlarda her zaman adalet duygusunu karşılamıyordu.
Çünkü miras sadece ekonomik bir değer değildir. O, aynı zamanda bir ailenin kimliği, geçmişi ve gelecek kuşaklara bırakacağı ortak emanettir.
İşte 12. Yargı Paketi ile hisseli taşınmazlara ilişkin getirilen yeni düzenleme, bu eksikliği gidermeye yönelik son derece önemli bir adımdır. Tamamı mirasçılardan oluşan hisseli taşınmazlarda ortaklığın giderilmesi amacıyla yapılacak satışlarda ilk ihalenin öncelikle mirasçılar arasında gerçekleştirilmesi, aile mallarının öncelikle aile içinde korunmasını amaçlayan isabetli bir hukuk politikasıdır.
Bu yaklaşım, mülkiyet hakkını zayıflatan değil; aksine onu sosyal devlet ve aile kurumunun korunması ilkeleriyle birlikte değerlendiren dengeli bir anlayışı yansıtmaktadır. Çünkü ilk aşamada mirasçılara tanınan bu öncelik, sonuç alınamadığı takdirde satışın genel usule göre herkese açık yapılmasına engel değildir. Böylece hem mülkiyet hakkı korunmakta hem de aile bağlarının tamamen kopmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır.
Toplumların hafızası yalnızca arşivlerde yaşamaz.
Köy meydanındaki çeşmede, dededen kalan evde, yıllarca emek verilmiş tarlada, çocukların oynadığı avluda ve aile büyüklerinin gölgesinde yetişen ağaçlarda da yaşar. Bazen bir taşınmazın gerçek değeri tapudaki metrekareden değil, taşıdığı hatıralardan kaynaklanır.
Bu yönüyle bakıldığında, 12. Yargı Paketi ile yapılan bu değişiklik sadece teknik bir usul düzenlemesi değildir. Aynı zamanda aile kurumuna, toplumsal hafızaya ve mülkiyet hakkının sosyal boyutuna verilen önemin güçlü bir ifadesidir.
Toplumun uzun yıllardır dile getirdiği bu beklentiye karşılık veren düzenlemenin hayata geçirilmesinde ortaya konulan irade de ayrıca önem taşımaktadır. Adalet hizmetlerinin toplumun ihtiyaçlarına daha duyarlı hâle getirilmesi amacıyla yürütülen reform çalışmaları kapsamında, Adalet Bakanı Sayın Akın Gürlek’in bu konudaki kararlı yaklaşımı ile Sayın Cumhurbaşkanımızın aile kurumunun ve toplumsal değerlerin korunmasına yönelik hassasiyetinin bu düzenlemede önemli bir karşılık bulduğu görülmektedir. Aile mirasının korunmasını önceleyen bu anlayışın, hukuk reformlarının sadece mevzuatı değil, toplumsal vicdanı da gözetmesi gerektiğini ortaya koyması bakımından takdire değer olduğu kanaatindeyim.
Elbette hiçbir kanun, tek başına bütün uyuşmazlıkları sona erdiremez.
Asıl çözüm; mirasçıların uzlaşmayı tercih etmesi, aile bağlarını koruması ve hukuku bir çatışma aracı değil, adaleti sağlayan ortak bir zemin olarak görebilmesidir. Kanun kardeşlik oluşturamaz; ancak kardeşliğin korunmasına hizmet edecek adil kuralları inşa edebilir.
Sonuç olarak 12. Yargı Paketi ile hisseli taşınmazlara ilişkin getirilen bu düzenleme, yalnızca satış usulünü değiştiren teknik bir yenilik değildir. Bu düzenleme, hukukun sadece mülkiyeti değil, aynı zamanda aileyi, hatıraları ve kuşaklar arasında kurulan manevi bağı da koruyabileceğini göstermektedir.
Çünkü bazı taşınmazlar yalnızca para eder.
Bazıları ise bir ömrü…
Ve gerçek adalet, sadece malları değil; o malların taşıdığı hatıraları da koruyabildiği ölçüde anlam kazanır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.