Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Sorumluluk Umutla Değil, İhtimalle Başlar

Prof. Dr. Seyithan Deliduman Yazdı: Sorumluluk Umutla Değil, İhtimalle Başlar

“Ben böyle olacağını ummuyordum.” Bu cümleyi trafikte, iş hayatında, aile ilişkilerinde, ticarette ve hatta mahkeme salonlarında bile duymak mümkündür.

Prof. Dr. Seyithan Deliduman

Hayatta birçok insan yaptığı bir yanlışın ardından aynı cümleyi kurar:

“Ben böyle olacağını ummuyordum.”

Bu cümleyi trafikte, iş hayatında, aile ilişkilerinde, ticarette ve hatta mahkeme salonlarında bile duymak mümkündür. Oysa çoğu zaman sorun, insanların kötü niyetli olması değildir. Sorun, umut ile ihtimali birbirine karıştırmalarıdır.

Çünkü umut ile ihtimal aynı şey değildir.

Umut, gerçekleşmesini istediğimiz şeydir. İhtimal ise gerçekleşmesi mümkün olan şeydir.

İnsan hasta olduğunda iyileşmeyi umut eder. Öğrenci sınavı kazanmayı umut eder. Anne ve baba çocuklarının mutlu bir geleceğe sahip olmasını umut eder. Umut, insanı ayakta tutan, mücadele etmeye teşvik eden ve geleceğe bağlayan en güçlü duygulardan biridir.

Ancak hayatın önemli bir kuralı vardır:

Güzel sonuçlar için umut edilir; sorumluluk doğurabilecek davranışlarda ise ihtimaller hesaplanır.

Ne var ki insanlar çoğu zaman bu iki alanı birbirine karıştırmaktadır.

Olması gereken yerde ihtimalleri düşünüp gereksiz kaygılanırken, ihtimallerin mutlaka hesaba katılması gereken yerlerde ise sadece umut etmektedirler.

İşte birçok hata da tam burada başlamaktadır.

Evden çıkarken ocağın açık kalmış olabileceğini düşünmemek…

Emniyet kemeri takmadan “Bir şey olmaz.” demek…

İş güvenliği tedbirlerini ihmal etmek…

Bir evrakı okumadan imzalamak…

Bir ilacı doktor tavsiyesi olmadan kullanmak…

Bütün bunların ortak noktası aynıdır.

İnsanlar, ihtimalleri değerlendirmek yerine umut etmeyi tercih etmektedir.

Oysa umut, riski ortadan kaldırmaz.

İhtimalleri dikkate almamak ise riski büyütür.

İşte hukuk da tam bu noktada devreye girer.

Hukuk, insanların neyi umut ettiğine değil, hangi sonucu öngörebilecek durumda olduğuna bakar. Hukukun “öngörülebilirlik” dediği ilke tam da bunu ifade eder.

Eğer makul bir insan meydana gelebilecek bir sonucu önceden öngörebilecek durumdaysa, artık o ihtimali dikkate alma yükümlülüğü de vardır.

Bu nedenle hukukta ihmal, bilinçli taksir ve olası kast gibi kavramlar aslında insanın ihtimallere karşı aldığı tavrın farklı dereceleridir.

Bazen insan ihtimali hiç düşünmez ya da gerekli dikkati göstermez.

Bazen ihtimali görür; fakat “Nasıl olsa bir şey olmaz.” diyerek önemsemez.

Bazen de sonucu göze alarak davranışına devam eder.

Hukuk, bu üç davranış biçimini aynı görmez; çünkü sorumluluğun derecesi, ihtimale karşı gösterilen tutuma göre değişir.

Aslında günlük hayatta sık kullandığımız iki cümle bile bunu anlatmaya yeterlidir:

“Nasıl olsa bir şey olmaz.”

“Umarım bir şey çıkmaz.”

İlk bakışta masum görünen bu sözler, çoğu zaman tedbirin değil, temenninin ifadesidir.

Çünkü gerekli ihtimaller hesaba katılmadan söylenen “Umarım bir şey çıkmaz.” sözü, ihtimali ortadan kaldırmaz. Aksine, gerekli tedbirler alınmamışsa, bir gün gerçekten bir şey çıkar.

İnsanlar da o gün geldiğinde çoğu zaman şu cümleyi kurar:

“Ben böyle olacağını ummuyordum.”

Oysa ummamış olmak, ihtimalin hiç var olmadığı anlamına gelmez.

Burada çok önemli bir gerçeği gözden kaçırıyoruz:

İhtimalleri hesaba katmak umudu azaltmaz.

Tam tersine, umut edilen sonucun gerçekleşme ihtimalini artırır.

Çünkü ihtimaller doğru analiz edilirse tedbir alınır.

Tedbir riskleri azaltır.

Riskler azaldıkça da arzu edilen sonuca ulaşma ihtimali yükselir.

Başarılı doktorlar bunun için başarılıdır.

Başarılı mühendisler bunun için güven verir.

Başarılı yöneticiler bunun için krizleri önceden görebilir.

Başarılı anne ve babalar bunun için çocuklarının geleceğini şansa bırakmaz.

Aslında başarı, biraz da ihtimalleri doğru yönetebilme sanatıdır.

Bu nedenle umut ile tedbir birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısıdır.

Tedbir olmadan umut, çoğu zaman sadece iyi niyetli bir temennidir.

Umut olmadan tedbir ise insanı karamsarlığa sürükleyebilir.

Doğru olan, ikisini birlikte yaşatmaktır.

Belki de bu yüzden kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Ben neyi umut ediyorum?” değil; “Hangi ihtimalleri hesaba kattım?”

Çünkü insanın umut ettiği sonuca ulaşma ihtimali, çoğu zaman hesaba kattığı ihtimaller ve aldığı tedbirler kadar yüksektir.

Hayat bize umut etmeyi öğretir.

Hukuk ise ihtimalleri hesaba katmayı…

İkisini doğru yerde kullanabildiğimiz ölçüde hem daha başarılı oluruz hem de daha az hata yaparız.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler