Silahların Eşitlendiği Yerde Zorbalığın Sonu: Yeni Bir Dünya Düzeni Şart

Mehmet DEMİR

​İnsanlık tarihinin en karanlık dönemlerinden birinden geçiyoruz. Gazze’den Kiev’e, Karakas’tan Tahran’a kadar uzanan geniş coğrafyada tanık olduğumuz tablolar; bombalamalar, soykırım girişimleri ve işgal tehditleri, aslında can çekişen bir sistemin son çırpınışlarıdır. Ancak bugün gelinen noktada çıplak bir gerçek var: Artık dünyayı "sıcak savaş" ve "kaba kuvvet" ile şekillendirmek, ulusları bombalarla dize getirmek mümkün değil.
​Savaş Teknolojisinde "Denge" Devri
​Geçtiğimiz yüzyılın aksine, bugün askeri teknoloji ve savunma sanayii belirli güçlerin tekelinden çıkmış durumda. Devletlerin birbirine karşı geliştirdiği savaş makineleri, savunma sistemleri ve asimetrik harp teknikleri artık üç aşağı beş yukarı bir dengeye ulaştı. Bu teknolojik yakınlaşma, "vur-kaç" veya "çökert-işgal et" stratejilerini işlemez hale getiriyor. Bir ülkeyi ila nihaye işgal altında tutmanın veya bir halkı tamamen pes ettirmenin maliyeti, artık saldırgan devletler için bile katlanılamaz bir boyuta ulaştı.
​Trump döneminde sıkça gördüğümüz "herkesi işgal ve kaba kuvvetle tehdit etme" retoriği, bu yeni gerçeklik duvarına çarpmaya mahkumdur. Çünkü kaba kuvvetin hükmü, karşı tarafın çaresiz kaldığı noktada biter. Oysa bugün dünya, çaresizliğin değil, direncin ve teknolojik karşılıklılığın hüküm sürdüğü bir evrededir.
​Paktlar Değil, "Küresel Adalet Ordusu"
​Mevcut statükoda NATO ve benzeri askeri paktlar, dünyayı korumaktan ziyade bloklara ayırarak gerilimi besleyen yapılara dönüşmüştür. Yeni dünya düzeninde, belirli bir grubun çıkarını koruyan bu paktların yerine; doğrudan Birleşmiş Milletler bünyesinde yapılandırılmış, evrensel bir askeri güç oluşturulmalıdır.
​Bu yapı, siyasi manevralara veya veto engellerine takılmadan, dünyanın neresinde olursa olsun her türlü haksız saldırıya, işgal girişimine ve insanlık suçuna karşı anında müdahale edebilecek caydırıcı bir donanıma sahip olmalıdır. Güvenlik, bir grubun imtiyazı olmaktan çıkarılmalı; uluslararası hukukun emrinde, tüm ulusların eşitliğini gözeten profesyonel bir koruma kalkanına dönüştürülmelidir.
​Ahlak, Teknoloji ve Ortak Akıl
​Kurulacak bu yeni düzenin harcı; ahlak, teknoloji ve ulusların eşitliği olmalıdır. Mevcut Birleşmiş Milletler yapısı miadını doldurmuştur; dünya, bu hantal yapıyı temelinden sarsmalı ve yeniden inşa etmelidir. Karşılıklı güvenin tesis edilmediği bir atmosferde, harcanan her kuruş silahlanmaya gidecek ve insanlık kendi sonunu hazırlamaya devam edecektir.
​Sonuç olarak; kanla, gözyaşıyla ve işgalle sınır çizme dönemi kapanmıştır. Eğer insanlık bir sonraki yüzyılı görmek istiyorsa; adil, eşitlikçi ve teknolojik iş birliğine dayalı yeni bir küresel mimariyi el birliğiyle kurmak zorundadır. Aksi takdirde, kazananın olmadığı bu yıkım tiyatrosunda perde, tüm insanlığın üzerine inecektir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.