Yazar Anıl Akın'ın Yeni Yazısı: 19 Mayısın Ardından...
Mustafa Kemal Atatürk neden hâlâ bu kadar önemlidir? Çünkü Atatürk, makamdan önce memleketi düşünen bir insandı.
Mustafa Kemal Atatürk neden hâlâ bu kadar önemlidir? Çünkü Atatürk, makamdan önce memleketi düşünen bir insandı. Daha Cumhuriyet kurulmadan önce, Osmanlı subayı olarak emperyalist güçlerin karşısında canını ortaya koymuş, vatanına ve milletine aidiyet bağıyla bağlanmış bir askerdi. O dönem mesele sadece savaşmak değildi; mesele dağılmak üzere olan bir milletin yeniden ayağa kalkabilmesiydi.
Bugün bazı çevreler bilinçli şekilde “Atatürk tek başına mı yaptı?” diyerek bir itibar tartışması açmaya çalışıyor. Elbette tek başına yapmadı. Silah arkadaşları vardı, cepheye mermi taşıyan analar vardı, kazmasıyla küreğiyle, yüreğiyle çalışan halk vardı. Zaten hiçbir milli mücadele tek bir insanla kazanılmaz. Ama tarihte her büyük dönüşümün bir simgesi, bir lideri, birleştirici bir adı vardır. Fransa’da Napolyon, Hindistan’da Gandhi, Güney Afrika’da Mandela nasıl bir dönemin sembolü olmuşsa, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş iradesinin sembolü de Mustafa Kemal Atatürk’tür.
Çünkü toplumlar sadece sınırlarla ayakta kalmaz. Ortak hafıza, ortak duygu ve ortak hedeflerle ayakta kalır. Bir bayrak, bir marş, bir lider figürü; insanların aynı çatı altında birleşmesini sağlar. Bu yüzden bizim bayrağımız sadece bir kumaş parçası değildir. Bu yüzden adına “Türk bayrağı” denir. Çünkü bu isim, etnik köken tartışmasının ötesinde, kendisini bu vatana ait hisseden herkesi ortak bir kimlik altında toplama amacı taşır.
İstiklal Marşı da sadece bir şiir değildir. Cumhuriyet kurulurken verilen fedakârlıkların sonraki nesillere aktarılması için yazılmış bir hafıza metnidir. Bir milletin “bir daha aynı karanlığı yaşamamalıyız” diye kendi çocuklarına bıraktığı destandır. Dünyanın birçok ülkesinde benzer semboller vardır. Amerikalılar bağımsızlık bildirgesine, Fransızlar devrim marşlarına, Japonlar ise milli disiplin kültürüne büyük önem verir. Çünkü devlet dediğimiz yapı yalnızca ekonomiyle değil, ortak bilinçle yaşar.
Atatürk’ün farkı ise sadece savaşı kazanmak değildir. Asıl mesele, savaştan çıkmış, okuma yazma oranı yüzde 5’in altında olan bir toplumu devrimlerle ayağa kaldırabilmesidir. Eğitimden hukuka, kadın haklarından sanayiye kadar attığı adımlar, Türkiye’nin yönünü çağdaşlaşmaya çevirmiştir. “Muasır medeniyetler seviyesi” sözü boş bir slogan değil, geri kalmışlıktan çıkış hedefidir.
Bugün hâlâ Atatürk üzerinden tartışma yapılmasının sebebi de budur. Çünkü Atatürk yalnızca bir insan adı değildir; bağımsızlık fikridir, milli hafızadır, ortak paydadır. İnsanlar fanidir ama bazı fikirler toplumların karakterine dönüşür. İşte bu yüzden Atatürk, bu milletin hafızasında ebedi lider olarak kalacaktır.
ANIL AKIN
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.